<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599</id><updated>2011-11-27T15:16:19.700-08:00</updated><category term='IET Power Electronics'/><category term='Salisbury Cathedral'/><category term='SPECİAL APARTMENS'/><category term='kozaklı'/><category term='tekgöz içmesi'/><category term='evim evim güzel evim'/><category term='titanic'/><category term='DENİZLER'/><category term='bayramhacı kaplıcası'/><category term='GÖLLERİMİZ'/><category term='yöresel yemekler'/><category term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><category term='mide ve bagırsak hastalıkları'/><category term='sınav kaygısı ve stresi'/><category term='KARAİPLER'/><category term='İKİZ BEBEKLER VE İKİZ GEBELİK'/><category term='kıssadan hisseler'/><category term='egitim'/><category term='karakaya'/><category term='CİLT BAKIMI'/><category term='Luxury Villa'/><category term='BERLİN'/><category term='çocuk egitimi ve çoçuklarımız'/><category term='bayramhacılı'/><category term='Evansville Plaza Hotel  Suites - Evansville Hotel Indoor Pool Area'/><category term='Shadyside ınn suites'/><category term='ŞELALALER VE AKARSULARIMIZ'/><category term='beslenme yemekler'/><category term='KAHVE TADINDA SOHBET VE YAZILAR'/><category term='romatizma'/><category term='dini bilgiler'/><category term='Gebelik ve dogum'/><category term='saglık turizmi kaplıcalar'/><category term='yat'/><category term='MADEN SUYUNUN FAYDALARI'/><category term='Rüya Nedir?'/><category term='oteller'/><category term='Beijing Marriott City Wall and  doubletree.hilton'/><category term='DİNİ HİKAYELER'/><category term='KAPADOKYA VE PERİ BACALARI'/><category term='romatizmal hastalıklar'/><category term='hazmı kolaylaştırıcı ve böbrek temizleyici'/><category term='VEHBİ VAKKASOGLU VE YAZILARI'/><category term='güncel filmler ve olaylar iz bırakanlar'/><category term='deri hastalıgı'/><category term='kış hazırlıkları'/><category term='zile içmesi'/><category term='ÇİÇEK VE BAKIMI'/><category term='Huntron Scanners'/><category term='aşure ayı ve aşure yapımı'/><category term='piramit'/><category term='çocuk egitimi'/><category term='BURJ EL ARAB'/><category term='pastalar'/><category term='KAYSERİ LİSESİ TARİHÇESİ'/><category term='İPEK BÖCEGİ VE KOZASI'/><category term='sınava hazırlanma'/><category term='üzengi içmesi'/><category term='KİŞİSEL BAKIM'/><category term='KURDELE NAKIŞI MODELLERİ VE YAPIMI'/><category term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>gönül kahvesi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>111</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-7994027869928039816</id><published>2009-01-14T14:06:00.000-08:00</published><updated>2009-01-14T14:07:17.702-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP HAKKINDA BİLGİLER VE TEDBİRLER</title><content type='html'>1. Nedir?...&lt;br /&gt;Soğuk Algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan ‘hafif’ seyirli bir hastalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. En çok kimlerde görülür?&lt;br /&gt;Dünyada yetişkinlerde ve çocuklarda en sık görülen hastalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Tedavide antibiyotik kullanılır mı?&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri olmamasına rağmen bu konuda sıklıkla yanlış yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yaygın bir infeksiyon olarak nitelendirilebilir mi?&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı o kadar yaygın bir infeksiyondur ki, çok az insan bir yılı yakınmasız geçirebilir. Gelişen ulaşım olanakları sayesinde etken virüsler dünyanın her yerinde ve ikliminde infeksiyonun ortaya çıkmasına yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Neden havaların soğuması mıdır?&lt;br /&gt;Soğuğun direkt olarak hastalığa yol açtığı söylenemez. Soğuk algınlığı genellikle okulların açılması ile eş zamanlı olarak sonbahar mevsiminde görülmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Hangi mevsimde daha sık görülür?&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı en sık kış mevsiminde görülür. Bunun başlıca nedenleri arasında kötü havalandırılan ortamlarda daha çok zaman geçirilmesi, güneş ışınlarının daha az oluşu, daha çok toplu halde yaşanması, bu mevsimde stresin daha fazla olması ve burundaki koruyucu mukozanın soğuması ile virüslerin hızla çoğalması sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Yakalanma riskini arttıran faktörler nelerdir?&lt;br /&gt;Riski arttıran bazı özel faktörler söz konusudur: Uzun mesafeli uçak yolculukları; 200 - 400 kişinin aynı hava kaynağı ile birbirlerine infeksiyon bulaştırmalarını kolaylaştırır. Yabancı bölgelere yapılan seyahatler de o bölgedeki virüslerin alınmasına sebep olabilir. Klimalar da önemli risk faktörleri arasındadır; havadaki nemi aldıkları için burundaki koruyucu mukoza ortamını kuruturlar ve infeksiyona yatkın hale getirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Stres bir risk faktörü müdür?&lt;br /&gt;Stres, tek başına immün (bağışıklık) sistemini baskılayarak infeksiyon etkenlerinin üremesini kolaylaştıran bir diğer önemli risk faktörüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Soğuk algınlığı virüsleri nasıl bulaşır?&lt;br /&gt;Etken virüslerin bulaşması; hastaların mikrop içeren burun veya ağız salgılarıyla bulaşmış elleri ve eşyalarıyla olabileceği gibi, havadaki küçük veya büyük parçacıklar içindeki virüslerin solunması ile de olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Ölümcül olabilir mi?&lt;br /&gt;Bebekler, çok yaşlılar ve bağışıklık sistemi problemli olan kişilerde hastalık çok ciddi, hatta ölümcül olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KLİNİK BELİRTİ VE BULGULAR NELERDİR?&lt;br /&gt;Hastalığın bünyeye yerleşme süresi 24 - 72 saat arasında değişir. İlk belirti kuru kaşıntılı boğaz ağrısıdır. Ateş normaldir veya hafif yükselebilir. Bebek ve küçük çocuklarda ateş daha yüksektir. En sık görülen belirtiler, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma ve öksürüktür. Koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler gibi durumlara da sıkça rastlanır. Belirtiler ortalama 7 gün sürer. Vakaların dörtte birinde bu süreç 2 haftaya kadar uzayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ&lt;br /&gt;Kapalı ve kalabalık yerlerde hastalık hızla yayılır. Dolayısıyla açık havada ve havalandırması iyi olan yerlerde bulunmak infeksiyon riskini azaltır.&lt;br /&gt;Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOĞUK ALGINLIĞINDA NASIL BİR TEDAVİ UYGULANIR?&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Burun tıkanıklığını giderici spreyler veya burun damlaları, öksürük giderici ilaçlar, baş ağrısını azaltmak için ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.&lt;br /&gt;Bu tedavilere ek olarak, ABD’de hastaların üçte biri, Avrupa’da % 40 - 70’i alternatif tedavi kullanmaktadır. Alternatif tedavi olarak sıklıkla esansiyel yağlardan oluşan mentol, içinde bir sülfür bileşiği olan ‘Ajoenc’in etkisinden yararlanmak için sarımsak, çinko ve yüksek dozlarda (günde 1 - 2 gram) C Vitamini alınarak antioksidan etkilerden yarar sağlayabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 SORUDA GRİP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Nedir?&lt;br /&gt;Grip; ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ile seyreden akut bir virüs hastalığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farkı var mıdır?&lt;br /&gt;Kesinlikle farklıdır. Grip; ülkeler ve kıtalar arası yaygınlaşma özelliğine sahip olan bir hastalık olarak ciddi akciğer hastalıklarına yol açabilmesinden dolayı soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Soğuk algınlığı ile benzer özellikleri var mıdır?&lt;br /&gt;Grip ve soğuk algınlığı bulaşma şekilleri ve belirtiler yönünden benzerlik gösterirler. Ancak gripte baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş daha ön plandadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Medikal tedavide ne tür ilaçlar kullanılır?&lt;br /&gt;Grip tedavisinde bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Gripten korunma yöntemi nedir?&lt;br /&gt;Günümüzde grip (influenza) aşıları gripten korunmanın en güvenli yoludur. Bu aşılar ülkemizde de başarı ile uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Aşı ne zaman ve nasıl uygulanmalıdır?&lt;br /&gt;İnfluenza aşıları Eylül - Aralık ayları arasında tek doz olarak üst kolun dış yüzeyine uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Bebekler ve küçük çocuklar için de aşı uygulama şekli ve doz aynı mıdır?&lt;br /&gt;Bebekler ve küçük çocuklarda uyluğun ön yüzünden kas içine yapılabilir. Daha önce aşılanmış 9 yaş altı çocuklara birer ay ara ile 2 doz önerilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Gebelikte aşı yapılması doğru mudur?&lt;br /&gt;Kesinlikle doğrudur. Gebeler de aşılanması gereken grup içinde yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Grip olduğunda hastalık riskinin arttığı gruplara da aşı uygulanabilir mi?&lt;br /&gt;Elbette. Astım, kronik akciğer veya kalp hastalığı, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, kan hastalığı gibi bir hastalığı olanlar bu gruba dahildir. Bu kişiler de kesinlikle aşılanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Grip aşısı olması gereken grup içinde başka kimler vardır?&lt;br /&gt;Sağlık Personeli (doktor, hemşire ve diğer personel),&lt;br /&gt;Huzurevi ve kronik bakım ünitelerinde çalışanlar,&lt;br /&gt;Ev hemşireleri,&lt;br /&gt;65 yaş ve üzerindekiler,&lt;br /&gt;Dış ülkelere seyahat edecek olanlar,&lt;br /&gt;Önemli etkinliklerin kesintiye uğramasını en aza indirmek için önemli toplum hizmeti verenler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-7994027869928039816?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/7994027869928039816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=7994027869928039816' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7994027869928039816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7994027869928039816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/souk-alginlii-ve-grip-hakkinda-bilgiler.html' title='SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP HAKKINDA BİLGİLER VE TEDBİRLER'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5742045122036843463</id><published>2009-01-14T14:02:00.000-08:00</published><updated>2009-01-14T14:05:22.810-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>NEDEN SİGARA İÇİYORUZ?(ben içmiyorum ::)))</title><content type='html'>Dünya Sağlık Örgütü, her gün en az bir kere bir tütün ürününü içenleri ‘düzenli içici’ her gün içmeyenleri ise ‘düzensiz içici’ olarak tanımlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://img159.imageshack.us/img159/6382/sigara1csjd2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 450px; CURSOR: hand; HEIGHT: 598px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img159.imageshack.us/img159/6382/sigara1csjd2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;2004 yılı verilerine göre çoğu gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 1 milyar 300 milyon kişi sigara içmektedir. Erkeklerin %47’ si, kadınların ise %12’ si sigara tiryakisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’ de ise erkeklerin %63’ ü kadınların %24’ ü olmak üzere 28 milyon kişi sigara içmekte olup bu rakamlar genel dünya ortalamasının çok üzerindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar arasında sigara tiryakiliği özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde hızla artmaktadır. Bizde de durum farklı değildir. Bunun sonucunda da eskiden erkeklere özgü hastalıklar olarak bilinen akciğer kanseri, kronik bronşit, amfizem, KOAH… gibi hastalıklar kadınlarda da çok görülür olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’ de doktor ve hemşireler arasındaki sigara içme oranları da gelişmiş ülkelere göre çok daha fazladır. Özellikle doktorların sigara içmeleri hastaları olumsuz yönde etkiler, sigarayı bırakmalarını güçleştirir. Her ne halk arasında çok kabûl gören ‘Doktorun dediğini yap, yaptığını yapma’ diye bir söz varsa da, ‘Zararlı olsa doktorlar içer miydi?’ diye düşünenlere verecek mantıklı bir cevap da bulamıyorum maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sigara içiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiryakilerin büyük çoğunluğu sigaraya gençlik, hatta bazen çocukluk döneminde başlarlar. İlk sigarasını ileri yaşlarda içip de sigaraya bağımlı hâle gelenlerin sayısı çok daha azdır. Bunun için de sigara endüstrisi neredeyse tüm enerjisini gençleri sigaraya başlatmak için harcar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin sigaraya başlamada kendine göre farklı sebepleri vardır. Bu, bazen büyüdüğünü ve artık özgür olduğunu çevresine gösterme arzusudur… Bazen özentidir… Bazen arkadaşlarının çoğu içtikleri için onların arasında yer edinmek veya dışlanmamak içindir… Bazen bu nasıl bir şeymiş ben de deneyeyim merakıdır… Bazen sigara içen ünlü kişilere benzeme veya kendini onlarla özdeşleştirme hevesidir… Bazen de sigara reklâmlarından etkilenme sonucudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigaraya başlamada anne, baba veya okulda öğretmenin sigara içiyor olması çok önemlidir. Çeşitli araştırmalarda sigara içen çocukların dörtte üçünün anne veya babasından en az birinin sigara içtiği, buna karşılık sigara kullanmayan ebeveynlerin çocuklarında sigara alışkanlığının çok seyrek olduğu belirlenmiştir. Lise çağındaki erkek öğrenciler için de erkek öğretmenlerin sigara içiyor olmasının çok belirleyici olduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalarımdan biliyorum, Anadolu’ da babaları, amcaları veya dedeleri tarafından çok küçük yaşlarda sigaraya başlatılan erkek çocukların sayısı hiç de az değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara bağımlılığı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirli bir süre sigara içenler sigara bağımlısı olurlar. Genel olarak madde bağımlılığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘ Bir insanın psiko-aktif bir maddeye karşı daha önce değer verdiği diğer işlerden ve nesnelerden daha fazla öncelik tanıma davranışı’ olarak tanımlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tanıma göre ‘sigara bağımlısı’ olan birinin davranışları büyük ölçüde sigaranın etkisi altındadır, kendine ve çevresine zarar verdiğini bilerek sigara içmeyi sürdürür, içilen sigara miktarı giderek artar, sigarayı bıraktığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigaranın sinir sistemi üzerine olan uyarıcı, rahatlatıcı, keyif verici… etkileri de sigara bağımlılığının gelişmesinde önemli rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara bağımlılığının türleri var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel ve psikolojik olmak üzere iki türlü sigara bağımlılığı vardır.Sigara içinde bulunan binlerce kimyasal içinde fiziksel bağımlılığa yol açan madde nikotin’dir. Nikotin, merkezi sinir sistemi uyarıcısıdır ve bir ilaç olarak sınıflandırılır. Nikotin tıpkı alkol, eroin ve kokain gibi hatta bazı bilim adamlarına göre onlardan bile daha fazla bağımlılık yaratan bir maddedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sigarada yaklaşık 0.8 gr tütün ve 10-20 miligram nikotin bulunur. Sigara içilirken nikotin saniyeler içinde beyne ulaşır ve burada dopamin adı verilen bir kimyasalın artmasına sebep olur. Dopamin, bizi rahatlatan ve haz veren bilgi akışını beyin hücreleri arasında sağlayan kimyasaldır. Her sigara içildiğinde nikotin beynimizde aynı yolu tetiklediği için haz hissedilir ve diğer tüm madde bağımlılıklarında olduğu gibi her seferinde aynı hazzı hissedebilmek için daha çok sigara içmemiz gerekir ve böylece sigara bağımlısı oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika’ da en sık konulan psikiyatrik tanının nikotin bağımlılığı olduğunu hatırlatmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolojik bağımlılık nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişiler sigaraya psikolojik olarak bağımlıdırlar. Bu bir tür öğrenilmiş hatalı davranıştır. Sigaraya psikolojik olarak bağımlı olanlar özellikle bir takım uğraşları veya davranışları sırasında sigara içerler. Meselâ, bazıları sinirlendiklerinde… bazıları sabah kahvaltısından sonra kahve içerken.. bazıları televizyon seyrederken… bazıları kitap okurken, yazı yazarken veya çalışırken… bazıları içki masasında… bazıları kağıt veya tavla oynarken… bazıları araba kullanırken… bazıları telefonla konuşurken… bazıları yazı yazarken veya düşünürken… bir sigara yakmayı alışkanlık hâline getirmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna bir de sigaradan çekilen her nefeste kuvvetlenen el ve ağız alışkanlığı’ nı da eklemek gerekir. Meselâ, günde bir paket sigara içen ve her sigaradan en az 10 kere nefes çeken biri, günde 200 kere yılda 70 bin kere aynı hareketleri tekrarlıyor demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5742045122036843463?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5742045122036843463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5742045122036843463' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5742045122036843463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5742045122036843463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/neden-sigara-iiyoruzben-imiyorum.html' title='NEDEN SİGARA İÇİYORUZ?(ben içmiyorum ::)))'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4948992135621075885</id><published>2009-01-14T14:01:00.000-08:00</published><updated>2009-01-14T14:02:49.280-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>MEVSİMİNE GÖRE SAĞLIK</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.elitkadin.com/images/saglik08.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 155px" alt="" src="http://www.elitkadin.com/images/saglik08.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızı takvimlere göre düzenliyoruz. Tatillerin ne zaman başlayıp, ne zaman sona ereceği, önemli günler, kısacası günlük hayatımızla ilgili her şeyi takvimlerde bulabiliyoruz. Ancak bir de sağlık takvimine ihtiyacımız var. İşte size, yılın 12 ayında sağlığınızı korumak için neler yapmanız gerektiğini anlatan bir başucu takvimi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OCAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın ilk ayı. Başka bir deyişle yeni başlangıçlar yapmanın, önemli kararları uygulamaya başlamanın tam zamanı. Hadi, siz de kesin kararınızı verin ve sigara içmekten vazgeçin. Son zamanlarda tüm dünyada sigaraya karşı etkili bir kampanyanın sürdürüldüğünü biliyoruz. Gelin bu kampanyaya kulaklarınızı tıkamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak ayı, sigarayı bırakmak için yılın en uygun, en anlamlı dönemi. Yapılan araştırmalar, ocak ayında sigaradan vazgeçmeye karar verenlerin bu girişimlerinde çok başarılı olduklarını gösterdi. İster ocak ayının kerameti deyin, ister yeni bir başlangıç yapmanın kararlılığı deyin, ama ortada bir gerçek var: Ocak ayında sigaraya veda edenler, bir daha ellerine sigara almıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada sigara dumanıyla gözgözü görmez hale gelmiş kapalı salonlardan, barlardan da uzak durun. Tabii bu ay, soğukalgınlıklarına karşı da tedbirli olmanız gerekiyor. C vitamini takviyesini sakın unutmayın. Her sabah bir bardak portakal suyu içmeyi alışkanlık haline getirin. Ocak ayının sağlık takviminde, sağlığınızı korumaya daha fazla özen göstermeniz vurgulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞUBAT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Cüce Şubat’ın ne gibi sürprizler yapacağı belli olmaz. Ülkemizde genellikle soğuklar, şubat ayında şiddetlenir. Biraz da ilkbahara duyulan özlemin verdiği sabırsızlıkla, şubatı biran önce atlatmak isteriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka farketmişsinizdir, kış aylarında daha çok acıkırız ve karnımızı doyurmamız daha zor olur. Vücut, daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğu için, bu dönemde sindirimi zor olsa da tok tutan yiyeceklere ağırlık verilir. Özellikle karbohidrat içeren besinler sofraları süsler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubatta, şu karbohidratlı besinler meselesini ele alın. Ağır karbohidratlı yiyeceklerden vazgeçin. Tahıl ürünleri, kuru fasulye, mercimek, börülce, nohut gibi yiyecekler, sebve ve meyve ağırlıklı bir beslenme programını uygulayın. Şubat ayında, beslenme alışkanlıklarınızdaki hataları düzeltmeye çalışın. Zararlı karbohidratlardan uzak durmanız, kışı daha sağlıklı atlatmanızı sağlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MART&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık ve kasvetli kış günlerinden sonra Mart ayında güneşi görmeye başlayacaksınız. ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır’ derler ve Mart güneşine aldanmanın yanlış olduğunu iddia ederler. Mart ayında soğuklar devam etse de, hem günler uzayacak, hem de güneş sık sık gökyüzünden size kendini gösterecek. Bu günleri iyi değerlendirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırsat buldukça açık havada yürüyüşler yapın. Bahara dinç ve güçlü girmek için mart ayında vücut egzersizlerine ağırlık verin. Kış aylarında istemeden de olsa, belki kilo aldınız. Fazla kilolardan kurtulmak için yılın en uygun dönemindesiniz. Bu ay, bahar yorgunluğuna karşı da hazırlıklı olmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NİSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan ayı, genellikle yağışlı geçer ama yağmur bulutlarının arasından güneş yüzünü gösterince de yüreğinizi yaşama sevinci sarar. Karamsarlıktan kurtulmanın tam zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Mart ayında fazla kilolardan kurtulmayı başarmış olabilirsiniz. Ancak şimdi vücudunuzu dikkatle inceleyin ve bel bölgesinde bir fazlalık olup olmadığını araştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnce vücutlu olsanız bile belde kalınlaşma, hafif bir göbek vücudunuzda zararlı yağların biriktiğine işarettir. Zararlı yağların bel bölgesinde toplandığı belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser ve kalp hastalıklarına yakalanma tehlikesinin bir habercisi de bu yağ birikimi. Nisan ayında özellikle bel ve karın jimnastiği yapmanız, beslenme düzeninizi yeniden gözden geçirmeniz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAYIS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel hayatınıza çeki düzen vermek için Mayıs ayını tercih edin. Baharın bu en güzel ayında, yeni aşklara kendinizi hazır hissedebilirsiniz. Cinsel dürtülerin hızlandığı bu dönemde, cinsel hastalıkların da arttığını unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ay, kendinizi yenilemek için elinize geçen fırsatları değerlendirin. Bu ayın en önemli sorunları, sindirim sisteminde ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekirse bir doktora görünüp sindirim sisteminizi rahatlatacak önlemler alabilirsiniz. Eğer geçmişti sindirim sisteminizde sorunlar yaşadınızsa, mayıs ayında bu sorunların tekrar ortaya çıkması ihtimali fazladır. Bu nedenle, daha önce uyguladığınız perhize baş vurmanızda fayda var. Bu ay, sindirim sisteminizi korumaya özellikle çok önem vermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAZİRAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç oyalanmadan, vakit kaybetmeden bir sağlık kontrolünden geçin. Tatile çıkmadan önce, bir check-up yaptırmanız gerekiyor. Sağlığına önem veren herkesin, hiç değilse bir doktora görünüp genel bir muayeneden geçmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatilinizin zehir olmaması ve de kendinizi göz göre göre hasta etmemeniz için biraz fedakarlık yapmayı göze almak zorundasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle orta yaşlı kadın ve erkeklerin, yazın nimetlerinden yararlanmaya başlamadoan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeleri gerekiyor. Hemen yüzünüzü buruşturup, kaşlarınızı çatmayın. Sıradan bir check-up için fazla zaman harcamanıza gerek yok. Kan ve idrar tahlili, bir kaç araştırma ile bu mesele halledilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMMUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatil döneminin bu en güzel ayında yapmanız gereken ilk iş, cildinizin durumunu kontrol ettirmek olmalı. Deri kanserlerinin özellikle temmuz ayında ortaya çıkması bir rastlantı değil. Yaz sıcaklarının çekiciliğine kapılıp, güneş banyolarını artırınca, bilmeden kendinizi tehlikeye atabilirsiniz. Derinizdeki benler önceleri iyi huylu olabilir, ama birdenbire güneşle temas edince özellikleri değişebilir. Bu ay, lütfen cildinizin bakımına, sağlığına özen gösterin. Aşırı sıcaklarda, kan basıncınızı ölçtürmeyi de ihmal etmeyin. Vücudunuzun susuz kalması ihtimaline karşı önlem alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞUSTOS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağustos sıcaklarında kent içinde kalmak, kalp hastalıkları açısından tehlike yaratabilir. Yaz ortasında, öncelikle ruhsal sağlığınızı korumak için önlemler almalısınız. Yılın bu en sıcak ayında, stresten uzak kalmaya çalışmalısınız. Yaşadığınız çevreden uzakta geçireceğiniz bir kaç gün, sizi rahatlatır. Depresyon, panik atak gibi sorunlar, ağustos ayında ortaya çıkabiliyor. Önceleri ruhsal sorunlar yaşamış olanların da, bu ay çok dikkatli davranmaları öneriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EYLÜL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli aynı tempo içinde yaşamanın zararlı etkileri, vücudunuzda da kendini göstermeye başlar. Sonbaharın bu ilk ayında, tıpkı ilkbaharın başlangıcında olduğu gibi açık hava sporlarına ağırlık vermelisiniz. Ama bu ay, daha önce denemediğiniz sporları denemenizde yarar var. Vücudunuzun kasları sürekli aynı hareketleri yapmaktan yorulur. Bu nedenle eylül ayında farklı egzersizler yapmayı deneyin. Joging yapıyorsanız, yürüyüşü deneyin. Tenis oynuyorsanız, bu kez de voleybolu tercih edin. Değişik sporlarla vücudunuzun dinginliğini koruyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EKİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim ayı, sağlık açısından sonbaharın en tehlikeli dönemidir. Hava serinlemeye hatta soğumaya başladığı için grip, soğuk algınlıkları, bronşit, boğaz ağrıları ve enfeksiyon hastalıkları sırada bekler. Bu hastalıklara yakalanmamak için öncelikle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerekiyor. C vitamini içeren meyve ve sebzeler sofranızdan hiç eksik olmamalı. Bağışıklık sistemini güçlendirici besinlerle kendinizi koruyabilirsiniz. Yeşil ve siyah çayın bağışıklık faydalı olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KASIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığınızla ilgili planlar yapmanın tam zamanı. Sağlık sigortanızı yenileyeceksiniz. Bu arada genel bir sağlık kontrolundan geçmeyi ihmal etmeyin. Hava koşullarındaki değişiklikler, özellikle kalp ve akciğer hastalıklarına davetiye çıkarır. Kışa girmeden önce, sağlık durumunuzun incelenmesi, kış aylarında büyük sorunlarla karşılaşmanızı önleyebilir. Bu arada depresyon riskini de gözardı etmeyin. Vücudunuz değişen hava koşullarına uyum sağlayıncaya kadar, bazı sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARALIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyden önce strese karşı önlem almalısınız. Kış mevsiminin başında kendinizi aşırı derecede yorgun hissedebilirsiniz. Bu ay, bünyenizi kuvvetlendirmek için vitamin takviyesine ağırlık vermelisiniz. Kış koşullarının pek çok kişinin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Güneşin yüzünü çok seyrek göstermesi, özellikle kadınlarda karamsarlığa neden olur. Bu yüzden soğuk kış günlerinde, güneşi görür görmez kısa süre de olsa açık havada dolaşmalısınız. Sinir sisteminizi kontrolden geçirtmeyi de unutmayın. Kış başında ruh ve beden sağlığınızda önemli değişiklikler yaşayabilirsiniz. Bu nedenle bir sorununuz olunca, zaman kaybetmeden doktorunuza başvurun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4948992135621075885?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4948992135621075885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4948992135621075885' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4948992135621075885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4948992135621075885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/mevsimine-gre-salik.html' title='MEVSİMİNE GÖRE SAĞLIK'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-809142741179459668</id><published>2009-01-14T13:58:00.000-08:00</published><updated>2009-01-14T14:01:02.350-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>GENÇ KALMANIN PÜF NOKTALARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.elitkadin.com/images/saglik09.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 155px; CURSOR: hand; HEIGHT: 155px" alt="" src="http://www.elitkadin.com/images/saglik09.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı ve uzun yaşamın sırlarını veren Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na göre, stresi hayatından kovan, dengeli beslenip spor yapan herkes uzun ömürlü olabilir. 120 yıl yaşamak hayal değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mutlu bir hayat daha uzundur…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mucize besinler, ne sporla geçirilen bir hayat, ne de sihirli formüller… Uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırlarını öğrenmek için başvurduğumuz Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun üzerinde en çok durduğu ve ısrarla vurguladığı kavramlar, sağlığa eşlik eden mutluluk, huzur ve dinginlik oldu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki temel bu ama daha pek çok şey var… Bu yazıda daha uzun ve sağlıklı yaşamın püf noktaları ve çeşitli reçeteleri verilirken, genç kalmayı kolaylaştıran küçük formüller de sıralanacak. Prof. Dr. Müftüoğlu, ‘yaşama sanatı’ndan ‘yaşlanma sanatı’na uzayan bakış açısıyla, nasıl yaşlanmamız gerektiğini anlatacak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Biz yaşamı uzatmıyoruz, zaten yaşam uzuyor’ diyorsunuz. İnsan ömrü neden uzuyor ve biz ne kadarına müdahale edebiliyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim ve teknolojik gelişmeler insan ömrüne ömür katıyor. Sadece antibiyotiklerin keşfi, ortalama insan ömründe 10-15 yıllık uzama yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşılanmanın getirdiği koruyucu güç, bizim daha az hastalanmamızı sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir araştırmada statin grubu kolesterol ilaçlarının ortalama insan ömrüne ilavesinin 12 yıl civarında olduğu hesaplandı. Karaciğere verdiği zarar çözülürse statinler 10 yıl sonrasının Aspirin’leri olacak. Genetik bilimindeki gelişmelerle genetik mirasımızdan dolayı başımıza gelen sağlık olaylarının çoğunun ertelenmesini sağlayacağız. İnsanlar, muhtemelen hak ettiği ömrü zaten yaşayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim bir avantaj&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir hak ettiğimiz ömür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence 120′nin üzerinde. Kayıt altında bilinen en uzun yaşayan kişinin yaşı, 117. Eğer 117 yıl gerçekleşiyorsa insan ömrü bunu zorlayabilir. Bana göre 120 yıl yaşamak efsane değil. Son 100 yılda yaşam süremiz ortalama 30 - 40 yıl uzadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yaşamın kaynağı dediğimizde en önemli belirleyiciler neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok sağlık bilinci içinde olmayı, daha iyi, daha sağlam duruşu sağlamayı becerebildiğimiz için hak ettiğimiz süreyi yaşayacağız. Entelektüel düzey iyiyse, bu daha iyi gerçekleşecek. Çünkü araştırmalara göre uzun ömrün en önemli anahtarlarından biri eğitim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanmayla eğitimin ilişkisi ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitimli kişi sağlık ve dünya konusunda daha bilinçli. Araştırmalar eğitilmiş insanların belleklerinin daha sağlam olduğunu ve yaşam süresinin uzadığını gösteriyor. Eğitimli insan aşısını yaptırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hastalık belirtilerinde doktora daha erken başvuruyor. Hastaların yüzde 80′i çok hastalanmadığı sürece doktora gitmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü Türkiye’de eğitim düzeyimize bakarsanız, potansiyel yaşlanma sürecimiz nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 yıllık eğitimin sadece eğitimle ilgili değil, sağlıkla ilgili sorunlarda da ciddi çözüm üreteceğini umut ediyorum. Eğitim düzeyimize, üniversitelileşme oranlarımıza bakarsanız hâlâ yüzde 35-40′lardayız. Türkiye’de ortalama yaşam süresi kadınlarda 72, erkeklerde 68-69′a dayandı. ABD’de 78-82 yaş civarında. İleride ortalama yaşam süresini hızla uzatan ülkelerden biri haline geleceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Ölçü kaçmamalı’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Sağlıklı yaşlanma’dan ne anlamalıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömrü akıllıca yaşamak. Hiçbir şeyin ölçüsünü kaçırmamak lazım. Formda kalmak, kaliteli bir hayat yaşamak, mutlu olmakla birleştirdiğiniz zaman sağlığın faydası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden, nasıl başlamak lazım? Bunun için belli bir yaş var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 sınır çiziyorum. 30-35′li yaşlar artık dönüp kendinize bende neler oluyor diye sormaya başlamanız gereken yaşlardır. Diğeri 55 yaş ve üstü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun yarısı da 35 değil artık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki. 35 çok gerilerde kaldı. Ama orada Cahit Sıtkı’nın anlatmak istediği hayatın sadece organik yarılanması değil, ruhsal yarılanması. 35′ten sonra yaşamınız uzuyor ama ruhsal kalıbınız orta yaşa geliyor. 50 yaş ve civarını orta yaşlara giriş gibi düşünmek lazım. Bugünkü klasifikasyonda birkaç şeyi gündeme getirmek lazım. Artık bütün dünyada her şey yaşlılar ve orta yaşlı insanlara göre konumlandırılıyor. Çünkü tüm dünyada doğurganlık azalıyor, yaşam süresi uzadığından en fazla yaşlı nüfus artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55′te doktor şart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bir doktora başvurmak için hangi yaşı beklemek lazım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktora başvurmanın mutlaka gerektiği yaş, 55 ve üstü yaştır. Bu yaş grubu çok daha önemli. Çünkü o dönemde kadında da, erkekte de birdenbire hızlanan hormonal, metabolik değişimler yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadında yıkım daha fazla olmasına karşın daha uzun yaşamaları bir paradoks değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ama bence kadınların uzun ömürlü olmalarında bu çok olumlu bir katkı. Bütün dünyada kadınların ömrü daha uzun. Hiçbir ülke yok ki, erkekler kadınlardan daha uzun yaşasın. Erkeklerin sağlıkları konusunda daha fazla duyarlı olmaya ihtiyaçları var. Sağlıklarını daha iyi izlemeleri bazen erkekler tarafından alay konusu edilse bile, çoğu zaman kadınların daha uzun yaşamalarının sebebidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaşlarda hayata bakış nasıl olmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkönce sağlığa, mutluluğa, dinginliğe odaklanmak lazım. Sağlıklı olma kararı, beraberinde başka türlü bir hayat yapılanmasını da gerektiriyor. Biraz egzersiz, biraz beslenme odaklı, uykuya, stres yönetimine dikkat eden, kendini başarıya daha fazla adayan, bunlar için gerekli olan ekonomik gücü elde etmeye çalışma gayreti içinde olan, ki ekonomisi daha iyi olanlar daha az hastalanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin ben sağlığımdan başlamalıyım, sigara içiyorum, onu bırakmalıyım. Egzersiz yapmıyorum, yapmalıyım. Duygusal hayatıma çok iyi dikkat etmeliyim. Ailevi ilişkilerim çok iyi değil, eşimle, çocuklarımla yeterince ilgileniyor muyum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları zaman zaman gözden geçirmek lazım. Hayatı dikkatli bir şekilde dağıtmak lazım. Sağlıklı olma kararı bir meydan okumadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada en az 2 öğün balık yiyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Likopen içeren domatesi, karpuzu, proantosiyanidin içeren üzümü, pekmezi, kırmızı şarabı, beta karoten bakımından zengin portakal, kayısı, şeftali ve havucu, yoğun lif içeren tüm meyve ve sebzeleri bol bol tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde birkaç tane ceviz ya da fındığı, salataya ekleyeceğiniz yarım fincan ketentohumunu beslenme alışkanlıklarınıza yerleştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt ürünlerinde yağsız ya da az yağlı olanlara yönelin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada 2 kez ortalama 100-150 gram düzenli olarak balık tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil yapraklı sebze ve meyvelere daha çok ağırlık verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafeinden olabildiğince uzak durup tuzu azaltın.&lt;br /&gt;Daha bol potasyum, magnezyum, kalsiyum almaya çalışın. Lahana, brokoli, ıspanak, soya fasulyesi, güvenilir bitkisel kalsiyum kaynaklarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaşlarda güçlü antioksidan etkileri sebebiyle flavinoitlerin de bol bol tüketilmesi yararlıdır. Çaydan, koyu yeşil, sarı ve kırmızı renkli sebze ve meyvelerden yeterince sağlanabilir. Soya, elma ve brokoli önemli flavinoit kaynaklarıdır. Lahana, kereviz, bezelye ve şalgamda da bol bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar erkeklerden fazla yaşıyor çünkü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar sağlıklarına daha düşkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stresleri erkeklere göre daha az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş kazalarıyla karşılaşma riskleri daha az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklere göre ruhsal ve hormonal açıdan daha monogam olmaya eğilimli. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklara daha az yakalanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hormonal hiperaktif olmaları yani çok fazla değişken hormonal yaşamları, daha dirençli olmalarını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar daha sevecen, hayata daha bağlı, daha çok huzur içinde olmaya çabalıyor. Erkekler birbirlerine çok açık ve samimi değiller.&lt;br /&gt;Kadınlar daha az sigara, alkol tüketiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte erken yaşlanmanın nedenleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme eksiklikleri.&lt;br /&gt;Hipertansiyon, şeker hastalığı, damar sertliği gibi uzun süreli sağlık sorunları.&lt;br /&gt;Genetik hastalıklar.&lt;br /&gt;Kas ve eklem sorunları.&lt;br /&gt;Egzersiz eksikliği (hareketsiz yaşam tarzı).&lt;br /&gt;Kolesterol-trigliserit yüksekliği.&lt;br /&gt;Yoğun stres, mutsuzluk, kötümserlik, depresyon.&lt;br /&gt;Organ yetmezlikleri (tiroit bezi tembelliği, karaciğer yetersizliği, kalp, böbrek, hipofiz yetmezliği).&lt;br /&gt;Yoğun çevresel kirlilik ve radyasyon etkisi.&lt;br /&gt;Yetersiz ve kalitesiz uyku.&lt;br /&gt;Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı.&lt;br /&gt;alıntı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-809142741179459668?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/809142741179459668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=809142741179459668' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/809142741179459668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/809142741179459668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/gen-kalmanin-pf-noktalari.html' title='GENÇ KALMANIN PÜF NOKTALARI'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5340340327775313283</id><published>2009-01-14T13:57:00.000-08:00</published><updated>2009-01-14T13:58:52.336-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>Akılcı ve basit beslenme planını uygulayın</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.elitkadin.com/images/saglik10.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 155px; CURSOR: hand; HEIGHT: 155px" alt="" src="http://www.elitkadin.com/images/saglik10.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beslenme planınızda yapacağınız basit, kolay ve akılcı değişikliklerle sağlığınızda önemli iyileşmeler yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan basıncınızı ayarlamak, kan şekerinizi dengelemek, kolesterol ve trigliserid seviyelerinizi azaltmak için ciddi avantajlar sağlayabilirsiniz. Unutmayın! ‘Ne yiyorsanız O’sunuz’ kuralı yüzyıllardır hep aynı ve hiç değişmeyecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akılcı bir beslenme planı ile kilonuzu daha kolay yönetir, osteoporozdan (kemik kırılganlığı artışı), menopoz yakınmalarından, yaşlılıkta karşılaşabileceğiniz pek çok sorundan korunabilirsiniz. Kolay, ucuz ve uygulanabilir besin değişimleri ile geç yaşlanan formda biri olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapacaklarınızı öğrenmeniz çok kolay! Bütün sorun karar vermekte. Verdiğiniz kararı sürdürmek ve çevrenizdeki sabotajcılarla bir süre direnmekte… Yapacağınız değişimlerin yaşamınıza sağladığı katkıları birkaç ay içinde alacak, yaşam kalitenizdeki düzelmeye, sağlığınızdaki iyileşmeye siz de şaşıracaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipertansiyona karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipertansiyon sorunu ile daha kolay başetmek istiyorsanız önce kalori tüketiminizi kontrol altına alın. Fazla kilolarınızı atın! Tuz tüketiminizi günde bir çay kaşığı (2,5 gr) ile sınırlayın. Potasyumdan zengin besinlerden (muz, patates, şeftali, kayısı, domates), magnezyum kaynaklarından (kurubaklagiller, ceviz, fındık), posa deposu sebzelerden (havuç, yeşil yapraklı sebzeler) daha çok faydalanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp ve damar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp ve damar hastalığından, damar sertliği ile ilişkili sağlık sorunlarından uzak yaşamak istiyorsanız omega-3 yağ asitlerini artırın: Daha çok balık (haftada 2-3 kez, 100-150 gr), keten tohumu (günde 1-2 tatlı kaşığı), ceviz (günde 1-2 adet) kullanın. Kolesterol deposu besinlerden (sakatat grubu, şarküteri grubu, yumurta sarısı), doymuş yağlardan (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı, kanatlı hayvanların derisi, yağlı kırmızı etler) uzak bir beslenme planı yapın. Kalori ve alkol tüketiminizi sınırlayarak trigliserid düzeyinizi azaltın. Antioksidan etkili doğal ateroskleroz savaşçılarından (Likopen deposu domates, karpuz, Resveratrol deposu üzüm suyu, şarap, Quercetin deposu elma, Proantosiyanidin deposu üzüm çekirdeği) daha sık faydalanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlılıkla ilişkili göz sorunlarından katarakt ve makula dejenerasyonun yavaşlatılmasında E vitamini zengini besinlerin (yağlı tohumlar, tahıllar), Lutein deposu, Zeozantin kaynağı ürünlerin, beta karoten yüklü havucun, kayısının, C vitamini deposu sebze ve meyvelerin yararından istifade edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemiklere güç verin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemik kırılganlığı artışı doğal bir yaşlılık sürecidir. Kalsiyum zengini süt ve süt ürünlerinden (peynir, yoğurt, ayran), D vitamini deposu besinlerden, kalsiyum ile zenginleştirilmiş meyve suları ve diğer içeceklerden daha çok yararlanın. Tükettiğiniz besinlerle kemiklerinize daha fazla kalsiyumu, doğal yoldan sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Periyodik dönemleriniz gergin, şiş ve ağrılı geçiyorsa tuzu azaltın, magnezyumu arttırın. Daha çok posalı ürün kullanın. Menapoz dönemine ilişkin sorunlarınızı baskılamak istiyorsanız soya ürünlerinden daha sık yararlanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleden sonra enerji&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleden sonraki enerjisizlik sorununuzu çözmek için öğlen yemeklerini salata ile geçiştirmeyi bırakın. Her öğlen 100-150 g balık, tavuk veya yağsız kırmızı et ihtiva eden bir beslenme planı yapın. Ya da salatalarınıza protein katın! Uykusuzluk sorununuzu çözmek istiyorsanız akşamları erken yiyin ve daha fazla karbonhidrat (sebze, makarna) kullanın. Akşam yemeğinizi küçültün, azaltın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bellek kaybından korkmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanma sorunlarından bellek azalması ve yaşlılık depresyonu ile mücadele etmekte de Omega-3 yağ asitlerinden faydalanabilirsiniz. ‘Dokozahekza-noikasit’ (DHA) belleğe güç veren, yaşlılıkla ilgili depresif ruh halini önleyen bir Omega-3 yağ asididir. Balıkta ve diğer deniz ürünlerinde bol bol bulunur. Omega-3 yağ asitlerinden EPA (Ekozapantonoikasit) kanı inceltip, damarları koruyarak bellek kaybını geciktirebilir. Depresyon ve ruhsal gerginliği azaltmada Omega-3 yağ asitleri yanında magnezyum zengini besinlerden, B vitamini depolarından da yararlanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep yorgunsanız, daha çok protein (balık), magnezyum (ceviz, badem, avokado), B vitamini ve potasyumu (muz, domates) doğal besinler ile kazanmaya çalışın. Demir (et, yeşil sebzeler, pekmez) ve folik asit tüketiminizi çoğaltın. Demir eksikliği ile ilişkili sağlık sorunlarından korunmak, belleğinize, saçınız, deriniz ve ruhsal dengenize, özellikle de kansızlık sorununuza çözüm bulmak için daha fazla demir tüketmeye bakın! Yorgunlukla savaşta en güçlü silahın iyi bir sabah kahvaltısı olduğunu sakın unutmayın. Öğün atlamayın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5340340327775313283?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5340340327775313283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5340340327775313283' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5340340327775313283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5340340327775313283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/aklc-ve-basit-beslenme-plann-uygulayn.html' title='Akılcı ve basit beslenme planını uygulayın'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8326405350860594379</id><published>2009-01-06T21:32:00.002-08:00</published><updated>2009-01-06T21:55:00.504-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VEHBİ VAKKASOGLU VE YAZILARI'/><title type='text'>GÖNÜL VE GÜL</title><content type='html'>Halil Rıfat Paşa , demiş ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“- Gidemediğin yer senin değildir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözü, sadece Karayolları Teşkilatı benimsemiş ve kullanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ki,bu manadan daha önemlisi,manevi yolları açan şu gerçektir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GİREMEDİĞİN GÖNÜL SENİN DEĞİLDİR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gideceğimiz yerler sadece maddi , şekli olanlar değildir.Asıl manevi olanlardır.Manen gideceği yere varamayanlar , maddeten hiç varamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gideceği yeri , iç dünyasına kodlayamamış olan, hedefine asla ulaşamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta manen gideceği yeri olmayanların , maddeten de gidecekleri yeri olmaz;hiç olmaz. En hızlı vasıtalar , en sağlam araçlar onları hiç bir yere götüremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü manevi hedeflerini kaybedenler , maddi hedeflerini de yitirirler.Gidecekleri yer kalmaz.Onlar gitmezler, götürülürler.Hatta sadece sürüklenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sebeple, en acınacak insanlar , araçsızlık yüzünden yolda kalanlar değil , araçları olup da gidecekleri yeri olmayanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmek, gövdeye değil , gönüledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğiniz yerde gönülsüz bir gövde bulacaksanız , varışınız da boşunadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman ,gittiğiniz yere ulaşamazsınız, sadece varmış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varmış olmak vuslata ermiş olmak değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vuslat , gönüle varmaktır.Sevgi dolu bir gönüle ulaşmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vuslat gönül işi olduğu için , varmak da gövdeyle olmaz , gönülle başarılır.Bu sebeble , gönül varışlarının vasıtaya ve maddeye ihtiyacı olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri kuzeyde , diğeri güneyde iken de, bir ve beraber olabilirler.Mesafeler, birliğe , buluşmaya , kavuşmaya asla engel olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir olan gönüllerin arasına kilometreler giremez;en uzak gurbet bile ayıramaz onları, unutturamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl mesafe , asıl uzaklık, yanı başındakini unutturanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“-Dizimin dibindeki,Yemen’de; Yemen’deki de dizimin dibindedir”,der Mevlana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göremediğin gönülden ırak olursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül görmek diye bir çaba var mı hayatımızda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giremediğin gönüle eremezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç olmazsa, yanı başınızdakilerin gönüllerinde misiniz? Yanı başınızdakiler gönlünüzde mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı dili konuşanlar değil,aynı gönlü paylaşanlar anlaşırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir üzüntüyle ifade edeyim ki,aynı evde yaşadığı halde, ayrı olanlar vardır.Çünkü, yakınlık manevi varlığımızla sağlanır.Gövdelerin yakınlığı ile gerçek yakınlık yakalanamaz.Kafa ve kalp uyuşması,insanı yakından daha yakın eder,hatta tekleştirir.Böylesine bir ve beraber olmuşları,hiçbir şey ayıramaz.Hiç bir mesafe aralarına giremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül ne kahve ister, ne kahvehane&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül sohbet ister , kahve bahane...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Yücel bir şiirinde ,bizi birbirimizden ayıran mesafeyi şöyle açıklıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En uzak mesafe ne Afrika’dır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne Çin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne Hindistan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne seyyareler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de yıldızlar geceleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işıldayan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En uzak mesafe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki kafa arasındaki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesafedir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamayan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…………………………………………………………………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ,hanımların bir hususa çok dikkat etmeleri gerekir.Sevgi ve şefkat kahramanı oluşları, hanımları samimiyette ve saflıkta derinleştiriyor.Bu sebeble de kolay aldatılıyorlar , çabuk atlatılıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, Bey’i sabahleyin onu kırıp gitmiştir.Akşam elinde bir kırmızı gül ile döndüğünde, mesele halloluyor.Bu bir Avrupa kolaycılığıdır. ,işi basitleştirmektir ve biraz da maddeciliktir.Bu yüzden de,Batılı psikologlar,hanımların bu saflığını kullanmayı çok tavsiye ederler.Özetle derler ki, “Karınızı kırdıysanız zararı yok;onların saf ve zayıf taraflarını kullanıp durumu düzeltebilirsiniz.Mesela kırmızı güle dayanamazlar.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanımefendiler,dikkat edin , eğer eşiniz gönlünü bir gül haline getiremediyse , elindeki gülü ciddiye almayınız.Önce gönlünü gülleştirsin , sonra da eline gül alsın.Ancak o zaman, gönlünün temsilcisi olarak gül işe yarar ve anlam kazanır.Yoksa,gönlü gülleşmemiş adamın elinde gül,ne kadar da anlamsız ve iğreti durur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gül,hiç bir zaman , duygusal derinliği ziyade olan hanımları kandırmaya yönelik bir fonksiyon icra etmemelidir.Bu durum güle layık görülmemelidir.Çünkü o Muhabbet-i Resulullah’ın (s.a.) temsilcisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“-Madem çaresi bu kadar kolay,bir dahaki sefere de, rahatlıkla kırabilirim” deme cesaretini vermemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“-Bütün mesele bir gül ise,işim kolay” diye düşünüyor adam , kırmamaya dikkat etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ben bunu nereden biliyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bunu beyler anlatıyorlar, sanki önemli bir marifetmiş gibi , hem de ballandıra ballandıra açıklıyorlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocam , “Bizde kavga uzun sürmez.Her şey bir kırmızı gülün ucundadır.Hemen sorunu çözerim” diyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bir kırmızı gül kadar ucuz ve kolay olmamalı.Her şey , bin bir emekle, sevgisi bereketlendirilmiş bir gönülle halledilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğin,sevginin renkleriyle bin bir çeşit yediveren güle döndüyse , varsın elinde bir gül bulunmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül müsün kardeşim , elin gülsüz de olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönlün gülleşmişse,o yeter bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldiğin yer gülüyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni gören gönül eğer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülistana dönüyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mutlu sana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Sen gül olmuşsan,gülden sana ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak o kalsın dalında …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik,gülleşmiş gönülün dikeni de yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne batar,ne kanatır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep cana can katar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep mutluluk ve huzur sunar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8326405350860594379?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8326405350860594379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8326405350860594379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8326405350860594379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8326405350860594379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/gnl-ve-gl.html' title='GÖNÜL VE GÜL'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-7017410959160336308</id><published>2009-01-06T21:32:00.001-08:00</published><updated>2009-01-06T21:32:49.699-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VEHBİ VAKKASOGLU VE YAZILARI'/><title type='text'>HAC, UMRE ve KABE ÜSTÜNE</title><content type='html'>Her Müslümanın içinde büyük bir hasret konusudur Kabe aşkı… Gören bir daha görmenin iştiyakıyla yanar; görmeyen düşünü görür, ne yapıp edip ulaşmaya çalışır.&lt;br /&gt;Kabe, bütün camilerin merkezi, temsilcisi ve annesidir. Gözlerin ve gönüllerin hedefidir. Allah’ın evi, varlık ve birliğinin simgesidir ki, onun etrafında aşkla dönen mü’minler iman tazelerler ve tazelenirler.&lt;br /&gt;Bazı gönül ehli gitmeden gider, hasretiyle yana yakıla rengine boyanır ve gitmiş gibi olurlar. Bazı gönülsüzler de, gittikleri halde gidememişlerdir. Zira Kabe’ye sırf gövdeyle gitmek mümkün değildir. Bahtsız bir kısım da, gidip hacı olur ama, hacı kalamaz. Bu kalamayışla da hacca, hacılığa ve hatta doğrudan doğruya dine, imana laf ettirirler.&lt;br /&gt;Bu sebeple, “Hacı olmak kolaydır amma, hacı kalmak zordur” denilmiştir.&lt;br /&gt;Bir kısım mü’min, hacla, umreyle arındıktan sonra, “Dünyaya bulaşmayayım” diye toplumun dışında kalmaya çalışır. Bir kısmı da, haccı ,umreyi ranta çevirir. Tabii ki ikisi de çok yanlıştır.&lt;br /&gt;Kabe ziyaretinin ne anlama geldiğini idrak eden, bu sebeple de oradan melekleşerek dönen ve toplumun sevgilisi haline gelen gönül ehli çok şükür ki çoğalmaktadır. Bu güzel insanlar, Yunusça düşünür ve kalp kırmayı, Kabe yıkmaktan daha kötü bilirler. Bir gönül ziyaretini de Kabe ziyareti sayarlar.&lt;br /&gt;Bizim ülkemizde, yıllar yılı Hac yasaklanmıştı. Hacca gidiş resmen engellenmişti ama, gönüllerdeki Kabe aşkı söndürülememişti.&lt;br /&gt;O günlerde, “Kabe Arab’ın olsun&lt;br /&gt;Çankaya bize yeter!” diye çılgınlaşan şairler vardı.&lt;br /&gt;Halbuki Kabe, bu milletin kıblesiydi, mukaddeslerinin timsaliydi. Gözlerden silinse de, gönüllerden asla silinemezdi.&lt;br /&gt;Böyle olduğu içindir ki, resmen yasaklanmış olan Hac ve Umre, fiilen önlenememişti. Bastırılması mümkün olamayan Kabe aşkıyla harekete geçenler, mayınlı sahalarda, canlarını tehlikeye atarak Beytullah’a yürümüşlerdi. Yayan yapıldak, bin bir tehlikeyi göze alarak, bazen sınırlarda kaçakcılık yapanlardan yararlanarak, bazen vicdanının sesini dinleyen jandarmaların insafına sığınarak gitmişler, bazen de mayın kurbanı olarak Kabe yolunda ölmüşlerdi.&lt;br /&gt;Adeta, “Varamasam da, yolunda ölürüm ya!” diyen karınca gibi düşünüyorlardı.&lt;br /&gt;İşte o cefakar insanlardan biri de Alasonyalı Hacı Cemal Öğüt merhumdu. Alimdi, hatipti, hocaydı ve İstiklal Harbi gazisiydi. Mekke ve Medine düşman etkisine girmesin diye,hayatını ortaya koyarak, MM teşkilatını kurmuş ve İstanbul’dan Anadolu’ya silah kaçırılmasının önemli bir ayağı olmuştu.&lt;br /&gt;Haccın yasaklandığı günlerin birinde, bir rüya gördü. Hem de ne rüya… Osmanlı dedelerimizin rüya demediği rüyalardan biriydi bu. Zira içinde Efendimiz (s.a.v) vardı.&lt;br /&gt;Şöyle anlatır:&lt;br /&gt;“-Koskocaman bir meydanda on binlerce insan toplanmıştı. İğne atılsa yere düşmeyecek denilen cinsten bir kalabalıktı bu. Yaklaştım ve bu müthiş kalabalığın sebebini sordum.&lt;br /&gt;“-Efendimiz (s.a.v) teşrif buyuracak” dediler.&lt;br /&gt;Ben de oradaki herkes gibi, büyük bir heyecanla gözümü gökyüzüne dikip Güzeller Güzeli’ni beklemeye başladım. Biraz sonra, gökyüzünden büyük bir el, nurlar saçarak yeryüzüne doğru uzandı ve gel gel der gibi açılıp kapanmaya başladı.&lt;br /&gt;Yanımdaki insanlara, bunun ne demek olduğunu sordum. “Efendimiz (s.a.v) seni çağırıyor” dediler.&lt;br /&gt;Heyecanım son haddine gelmişti.&lt;br /&gt;“-Geleceğim Ya Resulallah, geleceğim inşaallah!” diye seslendim. Sevinç gözyaşlarım sel olmuştu ki uyanıverdim…&lt;br /&gt;O zor günlerde Efendimiz’e (s.a.v) nasıl gidilirdi? Maddi yollar bütünüyle kapalıydı.&lt;br /&gt;İşin içinden çıkamadım. Suriye sınırından kaçakçılarla anlaşıp geçip gitmek de içime sinmedi. Doğruca Ankara’nın yolunu tuttum. Emniyet Genel müdürü Rıfat Bey, benim Milli Mücadele günlerinden mesai arkadaşımdı. Ona başvurdum.&lt;br /&gt;“-Hocam, durumu biliyorsun. Normal yollardan Hacca gitmenin imkanı yok” dedi.&lt;br /&gt;Mecbur kaldım ve Efendimiz’in davetini Rıfat Bey’e de anlattım. Eski arkadaşım rüyamdan çok etkilemişti.&lt;br /&gt;“-Hocam, merak etme, ne pahasına olursa olsun seni Efendimiz’e göndereceğim. Ancak bana biraz zaman ver” dedi.&lt;br /&gt;Ben de teşekkür edip beklemeye başladım. Nihayet, üç gün sonra bulabildiği çözümü, özür beyan ederek bana bildirdi.&lt;br /&gt;İstanbul’dan İskenderiye’ye giden bir yük gemisine binecektim. Ancak bir yolcu olarak görünmem sakıncalı idi. Bu sebeple de, gemide aşçı yamağı olarak görünecektim. Görevim bulaşık yıkamak olacaktı.&lt;br /&gt;Rıfat Bey’in, utana sıkıla açıkladığı bu çözümü tereddütsüz kabul ettim. Güzeller Güzeli’nin davetine icabet edecektim ya aşçı yamaklığının sözü mü olurdu. Daha zor ve ağır bir görev de olsa, o yola çıkmaya hazırdım. Çünkü içimin yangını günden güne dayanılmaz bir hale geliyordu.&lt;br /&gt;Sonunda kararlaştırılan gün geldi. Aşçı yamağı olarak İstanbul’dan bindiğim yük gemisinden, İskenderiye ‘de hacı adayı olarak indim. Oradan da bedenen epey zahmetli ve fakat gönülce çok rahmetli bir seferden sonra, Mekke’ye, Kabe’ye ulaştım. Hac’dan sonra da Efendiler Efendisi’ne kavuştum.”&lt;br /&gt;Şimdilerde, lüks uçaklarla, birkaç saat içinde hacca, umreye giden mü’minlerin o günleri unutmaması ve şükürlerini çoğaltması gerekir diye düşünüyorum. O günlerden bu günlere kolay gelinmedi. Bu gelişte emekler, gayretler, terler ve bol gözyaşı bulunmaktadır.&lt;br /&gt;İnönü döneminin Diyanet İşleri Başkanı olan Ahmed Hamdi Akseki merhum, hacca gitmek için Cumhurbaşkanı’ndan izin istemişti. Ancak İnönü, “Bu sene (1950) seçim var, gidişiniz bizim aleyhimize yorumlanır. Daha sonra gidersiniz” diyerek, Diyanet İşleri Başkanı’nın haccına bile müsaade etmemişti.&lt;br /&gt;Ne var ki, değerli ve faziletli Alim Ahmed Hamdi Akseki,1951 yılında vefat etti ve dolayısiyle de hac yapamadı.&lt;br /&gt;Benim haysiyetli Hacı Annem Münevver Ayaşlı ise, yıllar yılı imkânı müsait olmasına ve yollar açık bulunmasına rağmen hac yapmamıştı.&lt;br /&gt;“-Niçin hacca gitmiyorsunuz?” diyenlere de şu cevabı vermişti:&lt;br /&gt;“-Ben, Devlet-i Aliye devri çocuğuyum. Babamın görevi gereği Selanik’te doğdum. Mekke Medine’de, Lübnan’da okudum. Dolayısiyle de mukaddes topraklara benim çocukluğumda büyükelçi değil idareci gönderilirdi. Oralar sınırlarımızın içindeydi. Şimdi Mekke’ye, Medine’ye pasaportla gitmek zoruma gidiyor, ağır ve acı geliyor bana. Kaldırın pasaportu, vizeyi, hemen düşerim yollara…”&lt;br /&gt;Tabii ki, daha sonra, harika bir tarzda hac farizasını da ifa etti ama, rahmetli bu sözleriyle bize bir mesaj vermek istiyordu. Umarım, bu mesajı hacca ve umreye giden her mü’min alabilir ve daha dün denecek yakın bir zamanda milletimizin yaşadıklarını, gerekli dersleri çıkararak bir daha hatırlar. Buna mecburuz. Çünkü giderek hafızasız bir millet oluyoruz. Ben söze, “Haccın yasaklandığı günlerdeydi” diye başlayınca, az buçuk mürekkep yalamış olanlar bile, hayretler içinde:&lt;br /&gt;“-Allah Allah, bu ülkede hac da mı yasaklanmıştı” diyorlar.&lt;br /&gt;Hac ve umre yapabildiğimiz için daha çok şükredelim ve unutmayalım ki, dünü bilmeyenin geleceği aydınlık olamaz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-7017410959160336308?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/7017410959160336308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=7017410959160336308' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7017410959160336308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7017410959160336308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/hac-umre-ve-kabe-stne.html' title='HAC, UMRE ve KABE ÜSTÜNE'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-7055673828360758659</id><published>2009-01-06T21:30:00.002-08:00</published><updated>2009-01-06T21:31:41.988-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VEHBİ VAKKASOGLU VE YAZILARI'/><title type='text'>ÇOCUK GÖNLÜMDEKİ EFENDİMİZ (SAV)</title><content type='html'>Zaman tüneline girip Efendimiz’le ilgili ilk hatıralarıma dönmeye çalıştım.Hafızamda canlanan ilk şey,anneannemin Mehmet isimli torununa seslenişi oldu.Bütün torunlarını adlarıyla çağıran o muhteşem Osmanlı anası,sadece Mehmed’i bundan istisna tutar;onu daima “Adı Güzel !” diye çağırırdı.&lt;br /&gt;“-Nine,sadece Mehmed’in mi adı güzel ki?” diye çocukca sorardık…&lt;br /&gt;O da, “Hepinizin adı güzel,nineniz hepinize kurban olsun amma,bunun adı GÜZELLER GÜZELİ’nden geliyor;bununki en güzel” diye cevaplardı bizi…&lt;br /&gt;Anneannemin okuması yazması yoktu ama,gönlü bir muhabbet deryası idi.Ben ilk ondan duydum ve çok sevdim,Efendimiz’e (s.a.) Güzeller Güzeli demeyi…&lt;br /&gt;Mehmed’in Muhammed’den gelişini ise,çok sonraları din dersi öğretmenimden öğrendim.&lt;br /&gt;Öğretmenim demişti ki:&lt;br /&gt;“-Bu asil millet,o kadar güzel olunamayacağını bildiği için,Muhammed’i Mehmed yapmış…Böylece, “O’nun kadar güzel olunamaz ama,olunabildiği kadar da onun gibi olmalı” mesajını vermiş…Örnek,önder,rehber,sadece ve yalnız O’dur.Bu gerçeği vurgulamak için Mehmed’i sevmiş,yaymış ve iftiharla taşımış isim olarak…”&lt;br /&gt;Bu açıklamalar çocuk ruhlarımızda bir gıpta damarı uyandırmıştı.Adı Mehmet olmayanlarımız, çok üzülmüşlerdi.&lt;br /&gt;Bunun üzerine öğretmenimiz, “Efendimiz’in tek ismi yok;bütün Ahmed’ler,Mahmut’lar ve Mustafa’lar da O’nun adını taşıyor demiş ve eklemişti:&lt;br /&gt;Milletimiz askerine de Mehmetçik demiş…Cephelerde şahlanan ve meydanları düşmanına dar eden kahramanlarını,küçük Mehmetler diye anmış…&lt;br /&gt;Demek istemişler ki,Muhammed’den ilhamlı Mehmed’in, küçük bir örneği böylesine kahramandır.Varın gerisini hesap edin…Varın, aslını,özünü,hakikisini bir tahmin edin…&lt;br /&gt;Bu sebeple,inşallah hepiniz Mehmetçik adayısınız.”&lt;br /&gt;Öğretmenimiz,dersin sonunda hepimizi bir kez daha mutlu etmiş ve “Asıl önemlisi adını taşımak değil,tadını taşımak,yani onun güzel ahlakıyla ahlaklanmaktır” demişti…&lt;br /&gt;Ahlakıyla ahlaklanmak…&lt;br /&gt;O’nun ahlakını öğrenmek ve dolayısiyle de Muhammedleşmek,hepimizin aşkı sevdası olmuştu.Bu iştiyakımızı gören öğretmenimiz, “Haftaya , Efendimiz’in üstün ahlakını anlatayım” dediği zaman çok sevinmiştik.&lt;br /&gt;Öğretmenimizin haftalar boyu anlattıklarından, aklımda az şey kaldı.O az şey,hayatım boyunca beni en çok etkileyen ve yönlendiren çok şeyim oldu.&lt;br /&gt;Öğretmenime,anneannemin Efendimiz’e hep GÜZELLER GÜZELİ dediğini söylemiştim.O da bu deyişi çok sevdi ve artık anneannem gibi,yüreğinden çıktığını hissettiğimiz bir biçimde,sesi titreyerek,GÜZELLER GÜZELİ demekteydi.&lt;br /&gt;Anneannemle aynı dili ve yüreği paylaşan öğretmenim,sevgimi daha çok kazanmış,gönlümdeki yerini daha da yüceltmişti.&lt;br /&gt;O günlerden içimde yer etmiş güzellikler,nelerdi diye dönüp geçmiş günlere geri gittiğimde,önce Efendimiz’in dürüstlüğü çıkıyor önüme…&lt;br /&gt;Delikanlı olmak hevesindeki bizler,asıl yiğitliğin dürüstlük olduğunu öğrenmiştik.O’nun gibi yalansız dolansız,dürüst ve dolayısiyle de güvenilir olmak…Düşmanlarının bile kabul ettiği El-Emin sıfatı bizi öylesine hayran bırakmıştı ki,birkaç arkadaş,aramızda sözleşmiş, güvenilir Muhammed’in güvenilir sevdalıları olmaya karar vermiştik…&lt;br /&gt;Yalansız ve güvenilir bir hayat…&lt;br /&gt;Çok hoştu ama,bir o kadar da zordu…&lt;br /&gt;O günden sonra her söylediğimiz yalan bizi biraz daha derinden sarsıyor,üzüyor ve kendimize kızdırıyordu.Her defasında binbir pişmanlık içinde yalansız yaşamaya tekrar söz veriyorduk.&lt;br /&gt;Düşmanımız zaten yoktu ama,hiç olmazsa arkadaşlarımız arasında güvenilir kişiler olmak çabasındaydık.İşte tam da o günlerden birinde yolda bulduğum 5 lira beni nasılh da perişan etmişti.Bir ilkokul öğrencisi için çok az bulunacak bir büyük harçlıktı 5 lira…Ve ilk defa elimdeydi;dürüstlüğü bozduğum takdirde de kesin olarak benimdi…&lt;br /&gt;Ama,bir eline ayı,diğer eline güneşi bir kupa gibi koysalar bile,doğruluktan ve haktan ayrılmayacağını söyleyen Efendimiz’e nasıl layık olacaktım?&lt;br /&gt;Kaç gün cebimde gezdirdim o 5 lirayı,ama harcayamadım…&lt;br /&gt;Bir “Erdemliler Sözleşmesi” ne katılıp,haksızlığı önlemek için çalışanlara katılmıştı Efendimiz…Biz de arkadaşlarla,aramızda bir sözleşme imzalayıp,haksızlıklara karşı koymak için aramızda anlaşmıştık.Efendimiz’in delikanlı yaşında böylesine cesur,dürüst ve merhametli oluşu ve kendisinden yaşlı insanların arasına tek genç olarak katılışı hepimizi hayran bırakmıştı.&lt;br /&gt;Daha sonra,ortaokul yıllarında,hemşehrim,baba dostum,şairler sultanı rahmetli Necip Fazıl’ı tanıma bahtiyarlığına erdim.Ben O’ndan öğrendim Efendimiz’in bir aşk konusu olduğunu…Aşkullah ve muhabbet-i Resululullah hususunda tavizsiz ve derin olan Rahmetli, “O ki o yüzden varız “ diyor, varlık sebebimizi ona bağlıyordu.…&lt;br /&gt;Daha sonra,sadece biz insanlar değil,bütün varlık O sebeple yaratıldı gerçeğini vurguladı ve “O ki, varlık o yüzden…” dedi.&lt;br /&gt;“Çöle İnen Nur” dedi O’na…Alemlerin Efendisi,kainatın övüncü,Ufuk Peygamber,son Nebi…Ama asla, has adı yoktu Efendimizin kaleminde ve kelamında…Bir kere bile Hz.Muhammed (s.a.) demedi.Bu liyakatı kendinde görmedi.&lt;br /&gt;Bize de bir şey demek istedi.Ya da bir şeyle çok şey demek istedi.Bizim ilk delikanlılık yaşlarımızın yorumu,bu şey AŞK’tı…&lt;br /&gt;Evet,Efendimiz,aşkın zirvesindeydi,aşkın kendisiydi ve aşktan ibaretti.Onu anlamak için bu aşktan nasıpli olmak gerekti.Yoksa sadece bilgiyle,yani kafayla gelenler varamazdı o zirvenin eteklerine,yaklaşamazdı…&lt;br /&gt;Gönül dolusu muhabbetle ak pak olmuşlara mahsustu güzelliğini paylaşmak,nurundan lem’a kapmak ve aydınlığında hep uyanık kalmak…&lt;br /&gt;Aşktan ibaret bir varlığa aşktan nasipsiz yaklaşmak elbette imkansızdı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-7055673828360758659?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/7055673828360758659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=7055673828360758659' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7055673828360758659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7055673828360758659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/ocuk-gnlmdeki-efendimiz-sav.html' title='ÇOCUK GÖNLÜMDEKİ EFENDİMİZ (SAV)'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-6140749545182294420</id><published>2009-01-06T21:30:00.001-08:00</published><updated>2009-01-06T21:30:38.624-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VEHBİ VAKKASOGLU VE YAZILARI'/><title type='text'>Muhteşem Bir Sevgi İletişimi: Namaz</title><content type='html'>Namaz, Rabbimizle kurduğumuz en güçlü sevgi iletişimidir. Huzurunda huzur bulduğumuz, Yüceler Yücesi’ni ancak namazda bütün varlığımızla hissederiz; varlığında varlık buluruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıç tekbiriyle ellerimizi kaldırıp her şeyi geriye, arkaya, ikinci plana atarız. Birliğinde dirlik ve dirilik buluruz. Güzel isim ve sıfatlarıyla kuşatılırız; üzerinde durduğumuz seccade kanatlanır ve bizi ötelere, ötelerin ötesine götürür. Bir nur ve huzur iklimine taşınırız. İmanımız güçlenir, derinleşir, mânevî lezzetini ruhumuza daha çok tattırır. Miraç hediyesi namaz, böylece bizim de miracımız olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namaz, kulluk davetine icabette sorumluluğumuzu hissetmektir, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Sözümde duruyorum, Sen benim Rabbimsin ve huzurundayım.” diyerek isbât-ı vücut etmektir. Bu sebeple, en derin ve anlamlı kulluktur namaz. Kimin huzurunda durduğumuzu bilerek varılır hakikatine. Hiç kimseye yapılmayanlar yapılır Cenâb-ı Hakk’a. Böylece O’nun eşsizliği, tekliği, birliği, beş vakit namazla fiilen ilan edilmiş olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan zayıf, sonlu ve sınırlı bir varlıktır. Kudreti sonsuz olanın huzurunda, O’ndan başka her şeyi unutarak durur, en derin saygıyla eğilir ve sonra da, koyar varlığının en kıymetli uzvunu yerlere. Böylece, kime secde ettiğini bilerek gerçek namaza ulaşmaya çalışır. Bu, sadece bedenin değil, rûhun da secdesidir. Böyle olduğu içindir ki, nefsâniyet bütünüyle serilir yerlere, benliğin burnu sürtülür, gurur sürgün edilir. Bu hâli yaşayan kul, kendi kişiliğinin farkına varır, sahibine, mâlikine, yaratıcısına teslim olmanın, varlığında ebedî bir varlık bulmanın saadetine erer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namaz bu sebeple rûhun zaferi, nefsin hezîmetidir. Ancak bu zafer, bir seferlik değildir. Çünkü nefs, her hezimetten sonra, yeniden ve bir daha serildiği ve devrildiği yerden kalkmak ve intikamını almak için harekete geçecektir. Bu sebeple, dünya imtihanında mü’mini başarıya götüren en temel güç namazdır. Namazsız insan, nefse ve şeytana karşı çok önemli bir korunma, beslenme ve güçlenme unsurundan mahrum kalmış demektir. Namaz, imanların teyidi ve sınanmasıdır. Mü’min namazda sudaki balık gibidir, namazla hayat bulur. Kanatlanır İlahi huzura ve tabii ki bu âlemden hiç çıkmak istemez. Büyüklüğü önünde yokluğa varan küçüklüğünü, gücü önünde acizliğini, sınırsız zenginliği karşısında fakirliğini iyice anlar. Kendi adına ne kadar yoklaştığını, Rabbi namına ne kadar çoklaştığını hisseder, O’na güvenip dayanmanın ve ancak O’ndan yardım dilemenin doyumsuz zevkini yaşar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl rahmetli, “Namaz kılabildiğiniz için de namaz kılın, secde edebildiğiniz için de şükür secdesi yapın.” derdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahmetli Hacı Annemiz, gençliğinde hocasına, “Bu aralar namaz kılamıyorum.” diye dertlenir. Mürşidinin cevabı sarsıcıdır… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ – Sen, bu vakte kadar hiç namaz kıldın mı ki!” Namazın hakîkati, bir çınar tohumunun ağaçlaşıncaya kadar yaşadığı merhalelerce çokluk ve çeşitlilik arzeder. Yani her namaz aynı değildir. Ancak namazın hakikisi, kılanı en güzel ahlâka yüceltir. Namazı bize öğretenin ahlâkına getirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namaz günaha giden yollarda en etkili frendir. Efendimiz (sav)in ifadesiyle, mümini beş vakit yıkayan ve arıtan bir ırmaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namaz, bittikten sonra da devam eder. Hz. Mevlana, bu manaya işareten der ki: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ – Öyle bir abdest al ki, hiç bozulmasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir namaz kıl ki hiç bitmesin. Âşıka beş vakit yetmez, beş yüz bin vakit arzu eder. Zira namaz, Sevgililer Sevgilisi olan yüce Yaratıcıya vuslattır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek âşık, vuslatın bitmesini ister mi?”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-6140749545182294420?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/6140749545182294420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=6140749545182294420' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6140749545182294420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6140749545182294420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/muhteem-bir-sevgi-iletiimi-namaz.html' title='Muhteşem Bir Sevgi İletişimi: Namaz'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4944770397944754582</id><published>2009-01-06T21:26:00.000-08:00</published><updated>2009-01-06T21:28:19.502-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VEHBİ VAKKASOGLU VE YAZILARI'/><title type='text'>BU DÜNYADA YOLCU GİBİ YAŞAMAK</title><content type='html'>İnsanın temel yanılgılarından biri,bu dünyada temelli kalacağını ve hep yaşayacağını sanmasıdır.Oysa ki insan, bu dünyaya uğrayıp geçecek bir misafir gibidir.&lt;br /&gt;Sahipmiş gibi göründüğü şeyler,elinde hep emanettir.Evet,insan bu dünyada geçici olarak vardır.Emanetçidir.Ve asla mal sahibi değildir.&lt;br /&gt;Büyük şehirlerde emanetçiler vardır.&lt;br /&gt;Genellikle yabancılar,yolcular,yanlarında taşıyamayacakları eşyalarını,belli bir ücret karşılığı,belli bir zaman için,onlara bırakırlar.Sonra da, bıraktıkları sürenin ücretini ödeyip,emanete bıraktıkları mallarını geri alırlar.&lt;br /&gt;Emanetçi, belli bir ücret karşılığı,kendisine bırakılan malı muhafaza eder.Mal sahibi istediği anda da,teslim aldığı gibi,aynen geri verir.&lt;br /&gt;Biz de bu dünyada,Yüce Yaratıcı’nın emanetçileriyiz.Şu anda bize sunulmuş olan dünya nimetlerini, belli bir süre kullanacak;mal sahibi istediğinde ise,hemen bırakıp ebedi aleme göçeceğiz.&lt;br /&gt;Acaba biz, bu dünyada gerçekten emanetçi gibi mi yaşıyoruz,yoksa mal sahibi gibi mi?&lt;br /&gt;……………………………………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dünyada kendisini emanetçi gibi hissedenler,hırsa ve kıskançlığa düşmezler.Çünkü,zaten geçici bir süre için elde edilen ve aslında kendisine ait bulunmayan şeyler için hırs göstermek akıllı insanlara yaraşır mı?&lt;br /&gt;Başkaları kadar dünyalık kazanamayınca da ,kıskançlık duygularında boğulmak,hırstan ve hasetten patlamak insanca mıdır?&lt;br /&gt;……………………………………….&lt;br /&gt;“-İnsan,kıskandığı şeyin akıbetine baksın” der Bediüzzaman.Çünkü sonunda, zenginle fakir de eşitlenecek,ahiret yolculuğuna ikisi de, sadece bir kefenle çıkacaklardır.Bu gerçek gönülde yer etmişse,insanda kıskançlık kalır mı?&lt;br /&gt;“Onda var da, bende niçin yok” krizi yaşanır mı?&lt;br /&gt;Kendisini emanetçi gibi hisseden;mal hırsında boğulup kalır mı?&lt;br /&gt;............................................................&lt;br /&gt;Bu dünyanın misafiri olduğunu bilen;hep toplama ve daha çok şeye sahip olma oburluğundan kendini kurtarır.&lt;br /&gt;İnsan,elindeki her şeyi bir gün bırakıp gideceğini ve bu dünyadan sadece iki metre kefen bezi ile sonsuzluk yolculuğuna çıkacağını bilse…Ah bunu bir bilebilse ve bu bilgiyi şuura dönüştürebilse,pek çok olumsuzluk düzeliverecektir.&lt;br /&gt;İnsan bu gerçeği elbette bilir ama,bilmiyormuş gibi yaşar hep…Unutmuş gibi davranır.Bu sebeble sık sık hatırlamakta fayda vardır.İbadetlerin tekrarı,öğütlerin devamlılığı,işte bu yüzdendir.Sıkça unutan insana,sıkça hatırlatmak gerekir.&lt;br /&gt;Güzeller Güzeli, hatırlatmayı en etkili biçimde yapar;“Hayatın tadını ve lezzetlerini acılaştıran ölümü sıkça anınız” buyurur.Zira,bir gün her şeyi burada bırakıp gitmenin adıdır ölüm...&lt;br /&gt;Madem ki,bir gün her şeyi burada bırakıp gideceğiz,öyleyse biriktirme konusundaki bu hırsımız nedendir?&lt;br /&gt;İnsan bir yolcudur.Ruhlar dünyasından başladı yolculuğa…Anne rahminden dünyaya,buradan kabre,kabirden yeni bir dirilişle kalkıp, ebedi ve asıl aleme doğru yol alıyor.Öyle ise,götürmeye değer olanı ve gittiği yerde işe yarayacak olanı biriktirmeli değil mi?&lt;br /&gt;Bu uzun yolculukta,dünya sadece bir uğrak yeri…Bir mola mekanı,bir durak…&lt;br /&gt;Uzun bir seyahatte,otobüsün yemek ve ihtiyaç molası verdiği yerde sürekli kalacağını sanan adam gibi olmayalım.&lt;br /&gt;Mola yerini hemen sahiplenen ve kendisini,orada geçici bir süre emaneten kullanacağı şeylerin gerçek maliki sanan adam,akıllı sayılabilir mi?&lt;br /&gt;……………………………&lt;br /&gt;Madem misafiriz.Misafir beraberinde getirmediği şeylere gönül bağlamaz,aşık olmaz.Dolayısiyle de onları bırakıp gideceği zaman,ah vah etmez.&lt;br /&gt;Hakiki mü-min,dünya işlerinden kazandığına tam sevinmez;kaybettiğine de tam üzülmez...&lt;br /&gt;.........................................&lt;br /&gt;Yolcunun yükü hafif olmalıdır.&lt;br /&gt;Zira,ağırlığı az olan kişi,seyahat sırasında rahat olur.&lt;br /&gt;Biz de yolcuyuz.Ne kadar nazlansak,bizi burada durdurmazlar.Sevkiyat var.Öyleyse,sürekli sefere hazır durumda bulunmalıyız.&lt;br /&gt;..............................................&lt;br /&gt;Genç ve tecrübesiz bir adam,uğradığı şehirde,ününü duyduğu bilge bir zatı ziyaret eder.Kafası ve kalbiyle insanların saygısını kazanmış olan bu değerli kişinin yaşadığı ortam,delikanlının dikkatini çeker…&lt;br /&gt;Çünkü,bu bilge adam,fakir sayılacak derecede yaşıyormuş ve çok az eşyaya sahipmiş…Evinin fark edilen tek varlığı, fevkalade zengin olan kütüphanesiymiş.&lt;br /&gt;Genç Adam, büyük bir merak ve yadırgama duygusuyla, sormaktan kendini alamamış:&lt;br /&gt;“-Efendim,ortalık bomboş görünüyor,eşyalarınız nerede?&lt;br /&gt;Bilge Adam,soruyu boş bulmuş ve bir soruyla karşılık vermiş:&lt;br /&gt;“-Peki, sizinkiler nerede?”&lt;br /&gt;“-Ben bir yolcuyum” demiş Genç Adam…&lt;br /&gt;“-Ben de…” demiş bilge kişi…&lt;br /&gt;……………………………….&lt;br /&gt;Peki biz?&lt;br /&gt;Biz de yolcu değil miyiz şu dünyada?&lt;br /&gt;Öyleyse neden yolcu gibi davranmıyoruz.&lt;br /&gt;Bediüzzaman bu dünyada kendisini yolcu gibi hisseden bir bilge kişiydi.Bu sebeble,dünyaya metelik vermez ve hep derdi ki:&lt;br /&gt;“Bu dünyadan yüküm,taşıyabileceğim kadar olmalı…”&lt;br /&gt;Bu prensibinden dolayı, elinde zaruri ihtiyaçlarını içinde taşıdığı bir sepet olurdu.Bazen de omzunda bir heybe…&lt;br /&gt;O dünya yükünün de, bütün ısrarlarına rağmen,hiç bir talebesine taşıtmazdı.&lt;br /&gt;Ve bu hususta derdi ki, “İnsanın temel ihtiyaçları dört şey iken,maddeci medeniyet,bunu yirmiye çıkarmıştır.”&lt;br /&gt;Şimdi sağ olsa da görseydi,insanın olmazsa olmazları kaça çıktı?&lt;br /&gt;Günümüzde,kim kendi gücüyle taşıyabilir dünyalığını?&lt;br /&gt;Bir taşınmaya kalksak,acaba kaç kamyona sığabiliriz?&lt;br /&gt;Yükü hafif olanlara ne mutlu!&lt;br /&gt;Çünkü dünya yükü arttıkça , onları taşıma zahmeti de artar.Üstelik terkedip gitmek de ne kadar zorlaşır onları…&lt;br /&gt;Koca Yunus ne güzel der;&lt;br /&gt;Kem durur nicelerin yoksullardan varlığı,&lt;br /&gt;Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı.&lt;br /&gt;.........................................................&lt;br /&gt;Emanetçiyiz bu dünyada,ya da garip bir yolcu…&lt;br /&gt;Öyleyse,hiç ölmeyecekmiş gibi,büyük bir hırsla dünyalık yarışına girmek niye,neden?&lt;br /&gt;Güzeller Güzeli )s.a.), ne etkili uyarır bizi:&lt;br /&gt;“-İnsan bu dünyada bir yolcudur.Dünya hayatı,bu yolcunun ihtiyaç gidermek için mola verdiği bir ağaç altıdır.Orada biraz durup,dinlenecek; sonra da yoluna devam edecektir.”&lt;br /&gt;Ve yine buyurur ki, “Bugün koşu meydanı,yarınsa kazanma günüdür.Varılacak yer Cennet veya Cehennem dir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4944770397944754582?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4944770397944754582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4944770397944754582' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4944770397944754582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4944770397944754582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/bu-dnyada-yolcu-gibi-yaamak.html' title='BU DÜNYADA YOLCU GİBİ YAŞAMAK'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-6071205384892375063</id><published>2009-01-06T21:25:00.000-08:00</published><updated>2009-01-06T21:26:33.519-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VEHBİ VAKKASOGLU VE YAZILARI'/><title type='text'>HAYR HUZUR DOLU NİCE BAYRAMLARA</title><content type='html'>Sevgi ailemin güzel gönüllüleri! Rabbim o güzel gönüllerinize bayram nurları yağdırsın.Bayramınız mübarek olsun.Mübarek bayram,sizleri de mübarekleştirsin.&lt;br /&gt;İnşallah, bayramı,Rabbinizle ve kendinizle barışık olarak yaşarsınız.Dolayısıyla da,inşallah küskün olduğunuz hiç kimse kalmaz!&lt;br /&gt;Kurban Bayramı,sadece et paylaşımı değildir.Asıl,muhabbetin,merhametin,şefkatin dolu dolu paylaşıldığı günlerdir.Bu sebeple,sevgi çeklerinizi ödemeyi asla ihmal etmeyiniz.Yüreğinizin açılmadığı hiç kimse kalmasın.Sizi gören sevinsin.Hele de çocuklar...Çocuksuz bayram eksiktir,bayramsız çocuk noksandır.Bayramın en güzel süsü,çocuk cıvıltısıdır.&lt;br /&gt;Ne mutlu bayram sevincini öksüzle,yetimle paylaşanlara!&lt;br /&gt;Ne mutlu,bayramda fakiri,engelliyi,hastayı,yaşlıyı,kimsesizi unutmayana!&lt;br /&gt;Sevgi ailemin güzel gönüllüleri! Hayr,huzur dolu nice bayrama çıkasınız,sağlıkla ve mutlulukla...&lt;br /&gt;Bayram sevinci içinizde daim ola...&lt;br /&gt;Dua bekleyerek ve dua ile...&lt;br /&gt;Selam,sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-6071205384892375063?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/6071205384892375063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=6071205384892375063' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6071205384892375063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6071205384892375063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/hayr-huzur-dolu-nice-bayramlara.html' title='HAYR HUZUR DOLU NİCE BAYRAMLARA'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5432019039973941203</id><published>2009-01-06T21:21:00.000-08:00</published><updated>2009-01-06T21:25:13.087-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='VEHBİ VAKKASOGLU VE YAZILARI'/><title type='text'>MUTLU MUSUNUZ? Bayram Sohbeti</title><content type='html'>“– Mutsuzum” diyenlere rastladıkça, babası bisiklet almadığı için çok üzülen Murat’ı hatırlarım. Murat, ilkokulu bitirmişti ve en samimi arkadaşına alınan bisiklet ona alınamamıştı. Memur olan babası, “Bisiklet seneye” dediği andan itibaren, Murat kendisini dünyanın en mutsuz insanı gibi hissetmeye başlamıştı. Zira bisiklet, Murat’ın mutluluk için olmazsa olmaz bir şartı idi. Bu şartı kendisi koymuş ve vazgeçilmez kılmıştı. Yani bir bakıma, mutsuzluğunun sebebini kendisi icat etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin, mutluluk için böyle olmazsa olmaz şartları yok mudur?&lt;br /&gt;Mutluluk için şart koştuğumuz her şey, aslında onun bize ulaşmasını zorlaştıran bir engel değil midir?&lt;br /&gt;Mutlu olmak için şartlarımızı ne kadar azaltırsak, hedefe o kadar kolay ve çabuk ulaşmış olmaz mıyız?&lt;br /&gt;Peki bizim mutlu olmak için şartımız nedir?&lt;br /&gt;Mutlu olmak için eğer zihnimizde kocaman bir liste varsa, ilk işimiz, bu listede yazılı maddeleri hemen eksiltmemiz, azaltabildiğimiz kadar azaltmamızdır…&lt;br /&gt;Batı Medeniyeti, mutluluğun vazgeçilemez şartlarını çoğaltmak suretiyle, mutsuz insan sayısını artırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatılır ki, kralın biri çok mutsuzmuş… Ne yapılsa, nasıl yaşasa, bir türlü mutlu olamıyormuş… Kralın bu derdini bilen bilge bir kişi, ona şu tavsiyede bulunmuş:&lt;br /&gt;“– Bütün ömründe hep mutlu olmuş, hiç üzülmemiş bir adamı bulup, onun gömleğini giyiniz… Ancak bu şekilde mutlu olabilirsiniz…”&lt;br /&gt;Mutsuz kral, böyle birini bulmaları için adamalarına emir vermiş…Ülke didik didik edilmiş, her yer taranmış ama, “Ben hep mutluyum” diyen bir adama rastlanmamış…&lt;br /&gt;Tam ümitsiz olacaklarken, bir dağ başında buldukları garip bir çoban, “Evet” demiş, “Ben hep mutluyum. Mutsuz olduğum hiçbir zamanı hatırlamıyorum!”&lt;br /&gt;Kralın adamları çok sevinmiş…Tekrar, tekrar sormuşlar:&lt;br /&gt;“– Gerçekten hep mutlu musun?”&lt;br /&gt;“– Mutsuzluk diye bir şey tanımadım” cevabı üzerine de, onu tanıyanlara sormuşlar. Yakınlarının şahitliği de, çobanın doğru söylediğini isbatlamış. Bunun üzerine çobana durumu anlatmışlar ve tabii ki hemen gömleğini istemişler.&lt;br /&gt;Garip çoban, işte o an, kendinden isteneni yerine getiremediğinden çok mutsuz olmuş ve büyük bir üzüntüyle, “Benim hiç gömleğim olmadı ki” demiş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu Düşün, Mutlu Ol!&lt;br /&gt;Olumlu düşünmek, hem vücut sağlığının, hem de mutluluğun temelidir. Bu cümle Prof. Faruk Yorulmaz’a ait… Bu sebeple, konunun uzmanı olan Prof. şu tavsiyede bulunuyor:&lt;br /&gt;“Nefret ve kin duygusu yerine, sevgi ve bağışlama duygusunu geliştirmeliyiz.”&lt;br /&gt;Aynı uzmana göre, mutluluk, “İnsanın iç dünyası ile dış dünyasının uyumlu hale gelmesiyle” sağlanabilir.&lt;br /&gt;Zihin sağlığı olmadan, beden sağlığı da olmaz.&lt;br /&gt;Bu sebeple, insanın mutluluğu içinde başlar. Mutluluk için, iç donanımı hazır olmayan insanı, dış şartların çok uygun olması dahi mutlu edemez.&lt;br /&gt;Gönlü mutluluk için müsait olmayan kişi, bedence de sağlıklı kalamaz. Zira zihindeki olumsuzluk, bedeni de yaralar, güçsüz düşürür.&lt;br /&gt;İşte bu yüzden, mutluluğu beden sağlığında ve dışarıdaki maddi şartlarda arayanlar, hep yanılmışlardır. Zira bedeni yaşatan ruhtur. Ruh, deruni ve asıl varlığımızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, gördüğümüz ve algıladığımız gibidir. Olumlu düşündüğümüzde, o da bize olumlu davranır. Adeta zannımıza ve düşüncemize göre tavır alır.&lt;br /&gt;Hayat rüya gibidir. Yorumumuza göre gerçekleşir. Bu yüzden uyanıkken gördüklerimizi hep olumluya ve hayra yormamız gerekir. Olumlu düşünmek, insanın gerginliğini, telaşını ve endişelerini giderir. Olumlu düşünmek, insanın ruh sağlığını korur ve kendisini iyi hissetmesini sağlar.&lt;br /&gt;Aynı hastahane odasında, aynı hastalıktan yatan iki hastadan biri, ziyaretçilerine, hep “İyiyim, daha da iyileşeceğimi umuyorum” diyor. Diğeri ise, daima, “Çok kötüyüm” cevabını veriyor. Aynı tedaviyi gören bu iki hastanın durumu, aynen dedikleri gibi çıkıyor.&lt;br /&gt;Zira, olumlu düşünmek, insanın kendisini iyi hissetmesini sağladığı için, hastalığa karşı da direncini artırıyor.&lt;br /&gt;Olumlu düşünmek, kalp hastalıklarına yakalanma tehlikesini de azaltıyor, solunumu düzene sokuyor. Bu suretle, müsbet düşünmek, daha iyi oksijen alan beynin ve vücudun daha iyi çalışmasını sağlıyor. Bunun sonucunda da, insan dikkatini daha iyi topluyor, konulara daha çok odaklanabiliyor, çok daha canlı ve uyanık halde bulunuyor. Böyle bir insan, insani ilişkilerinde çok daha dikkatli, etkili, olumlu ve yapıcı hale geliyor.&lt;br /&gt;Hayatın zorluklarını halletmekte, problemlerini çözmekte daha başarılı oluyor; kaza ya da hata yapma riskini azaltıyor. Olumlu bakış açısını yakalayan öğrenci, derslerindeki başarısını artırıyor.&lt;br /&gt;Olumlu düşünmeyi prensip haline getirenler, daha sağlıklı, daha mutlu ve kaliteli yaşarlar.&lt;br /&gt;Olumlu düşünebilmenin şartı, hayata hissilikten uzak, gerçekçi ve doğru bakmaktır.&lt;br /&gt;Olumsuz görünen şeyleri irdeleyip incelemek ve görünüşe aldanmamak gerekir.&lt;br /&gt;Eğer olumsuzluk acı ve ağır geldiyse, sabır silahıyla karşı koymalıdır. Musibetin ilk vurduğu andaki sabır, çok kıymetlidir. Çünkü, beklenmeyen bir acının, en etkili ilacı, o andaki sabırdır.&lt;br /&gt;Heyecanı, panik havasını, gerginliği azaltan ve etkisizleştiren sabır hali, beyni kötü ve korkutucu yanlardan, öğretici ve çözüm sunucu taraflara çeker, dertlerle baş etme konusunda faaliyete geçirir. Bu şekilde davranan insan, en ağır ızdıraplar karşısında bile sağlam durur, yıkılmaz… Hayatını ümitsizleşerek karartmaz. Tam tersine, azim ve iradesini, hayata bağlanmakta ve yaşama sevincini artırmakta kullanır. Bu sebeple, olumlu düşünmek, aynı zamanda, olumsuzluktan olumluluk çıkarma sanatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel Huy Mutluluk Kaynağıdır&lt;br /&gt;Olumsuzluklar karşısında, dışarıdan suçlu aramak, sonra da onlara karşı nefret ve kin duygusu oluşturmak, insanı mutsuz eder. Çünkü, kin ve nefret gibi olumsuz duyguların ilk ve en ağır zararı, o duyguları taşıyana gelir. Kalbinde kin, kıskançlık ve nefret taşıyanlar, üzerlerinde patlamaya hazır bomba taşıyanlara benzerler. Patlamaların öncelikli ve ilk zararı taşıyıcılaradır. Diğer insanları cezalandırmak için, kendisini yok eden bir insan ne derece doğru davranmış olur.&lt;br /&gt;Kin ve nefret, taşıyıcısına ne kadar zarar verirse, sevgi ve bağışlama duygusu da o kadar fayda verir.&lt;br /&gt;Dolayısiyle, anne-baba ve eğitimciler, genç gönülleri sevgi ve şefkat duygusuyla donatmalıdırlar. Çünkü, sevgi ve şefkate doymuş bir gönülde kin ve nefrete yer kalmaz.&lt;br /&gt;Aslında bütün kötü huylar, mutluluğun düşmanıdır. Mesela, haset (çekememezlik), Efendimiz’in (s.a.v) tabiriyle, “Önce hasidi (haset edeni) yer bitirir, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi…”&lt;br /&gt;Bu sebeple, mutluluğun mecburi istikameti, güzel huylarla donanmış olmaktır.&lt;br /&gt;Ve kötü ahlaktan mutluluk çıktığı hiç görülmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden başka hiçbir şeyi olmayan ben, Sen’den başka her şeyi olanlara acırım.&lt;br /&gt;O’nu bulan neyi kaybeder, onu kaybeden neyi bulmuş olur.&lt;br /&gt;Bunca varlık var iken, gitmez gönül darlığı&lt;br /&gt;Rıza ve teslimiyet: Ah teslimiyet…&lt;br /&gt;Kadere iman eden, kederden emin olur.&lt;br /&gt;(Nasibine razı ol ki, rahat edesin…)&lt;br /&gt;El hayrü fi mahtarehullah / Hayır, Allah’ın bizim için seçtiği şeydedir.&lt;br /&gt;Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5432019039973941203?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5432019039973941203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5432019039973941203' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5432019039973941203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5432019039973941203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/mutlu-musunuz-bayram-sohbeti.html' title='MUTLU MUSUNUZ? Bayram Sohbeti'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5370941039835306915</id><published>2009-01-05T22:10:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T22:13:36.683-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zile içmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romatizmal hastalıklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide ve bagırsak hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayramhacı kaplıcası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tekgöz içmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saglık turizmi kaplıcalar'/><title type='text'>kayseri kaplıca ve içmeleri</title><content type='html'>Kayseri 'de termalizm ve klimatizm bakımından önemli bazı yerler bulunrnaktadır. Halk özellikle yaz aylarında çeşitli hastalıklar için buralardan faydalanır. Bunlarda sırasıyla şunlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEŞILHISAR İÇMECESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri'nin 70 kilometre güneydoğusunda bulunan bu içmece, Yeşilhisar ilçesi yakınındadır. Tabi sıcak suyu yanında, mide, safra kesesi, böbrek taşlarının düşürülmesi gibi hastalıklara oldukça faydalı olan içme suyu vardır. Buradaki suyun bağırsaklardaki iç yaraları tedavi ettiği bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAYRAMHACI KAPLICASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaplıcanın uzaklığı Kayseri'ye 60 km, Yuvalı üzeri 55 km dir. Şehrin batı kesiminde Bayramhacı köyündedir. 42 derecelik tabi sıcak suyu ile özellikle romatizmal hastalıklar için oldukça faydalıdır. Yeterli konaklama tesisleri vardır. Buralarda çadır termalciliği de önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEKGÖZ KAPLICASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri'ye yaklaşık 40 kilometre mesafede ve şehrin batısındadır. Romatizmal hastalıklara, mafsal ağrılarına ve kadın hastalıklarına iyi gelen kaplıcada kabin şeklinde otel odaları vardır. Sosyal tesisleri yeniden düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZİLE İÇMESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Develi'nin Zile Bucağı'ndadır. Mide ve barsak hastalıkları için faydalı suyu vardır. Özellikle burasının yüksek ve açık havalı oluşu, suyun etkisini daha da arttırmaktadır. Çadırla konaklama imkanı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HACI VELİ KAPLICASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri'ye 16 km de Adana yolu üzerindeki bu kaplıca 1994 yılında hizmete girdi. İçerisinde zengin minaralleri bulunan 36,5 C'deki suyuyla özellikle romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Kaplıca Erciyes'in yeraltı sularının bu bölgede ortaya çıkmasından oluşmaktadır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5370941039835306915?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5370941039835306915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5370941039835306915' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5370941039835306915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5370941039835306915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/kayseri-kaplca-ve-imeleri.html' title='kayseri kaplıca ve içmeleri'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1587607699759036523</id><published>2009-01-05T22:06:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T22:09:58.246-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayramhacılı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kozaklı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hazmı kolaylaştırıcı ve böbrek temizleyici'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saglık turizmi kaplıcalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üzengi içmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karakaya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deri hastalıgı'/><title type='text'>Nevşehir Kaplıca ve İçmeleri</title><content type='html'>Nevşehir Erciyes Dağı ve Hasan Dağı gibi iki büyük volkanik dağ kütlesinin arasında yer almıştır. Bu yüzden de yörede sıcak su kaynakları çok fazla bulunmaktadır. Arazideki volkanik faaliyetler, kırılma hareketleri ve fay oluşumları da kaplıca ve içmelerin sayıca artmasına neden olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramhacılı Kaplıcası (Avanos)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir ili Avanos ilçesinde, Kızılırmak’ın bir yay çizdiği yörede bulunan Bayramhacılı Kaplıcası’nda fay etkinlikleri görülmektedir. Kuzey-güney doğrultulu Selçen Deresi vadisinde oldukça belirgin kayma yüzeyleri bulunmaktadır. Buradaki kaplıcanın suları da faylarla ilgilidir. Ayrıca bazalt lav akıntıları da oldukça belirgindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramhacılı Köyü’nün 1,5 km. güneydoğusunda bulunan kaplıcanın sıcak suyu neojen volkanik fasiyesli andezitler arasından çıkmaktadır. Kaplıcanın asıl kaynaklarının dışında kalkertüf ve travertenlerin içinde çok sayıda sıcak ve soğuk su sızıntıları bulunmaktadır. Buradaki kireçli sular içerisine konulan her şeyi iki, üç gün içerisinde bir kalker kabuğu ile kaplamaktadır. Bu yüzden de havuzlar, borular, kanallar ve su yolları kemik görünümlü bir örtü ile kaplanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramhacılı Kaplıcasının suları karbondioksit taşıyan klora bikarbonatlı alkali ve toprak alkali sular grubundandır. Sıcaklığı 41 C, CO2 gazlı ve tuzludur. Akımı saniyede 3 lt., radyoaktivitesi 11.4 eman, kalevi karbonatlı halojenlerce zengin, arsenik tuz da içermektedir. Bu kaplıcanın suları romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir. Ayrıca banyo ve içme kürleri için de elverişlidir. Kaplıcanın çevresinde turistik tesisler bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozaklı Kaplıcaları (Kozaklı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir Kozaklı ilçesinin güneyindeki dere yatağı boyunca çok sayıda sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Bu suların debileri 30 lt/sn'ye ulaşmakta olup, bu suların bir bölümü dereye, bir bölümü ise, bir süre açıkta aktıktan sonra yeniden yeraltına çekilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozaklı kaplıcaları, Batı Alman kaplıcaları Birliği sınıflamasına göre sodyumlu, kalsiyumlu, klorlu olup A ve C grubu şifalı sular grubuna girmektedir. Kozaklı kaplıcalarından iltihabı olmayan romatizmal hastalıkların, kireçlenmelerin, cilt hastalıklarının, kronik iltihaplı kadın hastalıklarının, damar sertliklerinin, mantar hastalıklarının ağrılı hastalıklar ve iç salgı bezleri rahatsızlıklarının tedavisinde yararlanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gümüşkent (Salanda) Kaplıcası (Gülşehir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir ili Gülşehir ilçesi Gümüşkent bucağının kuzeyinde bulunan Gümüşkent Kaplıcası aynı zamanda da içme niteliğindedir. Kaplıcanın suyu bir havuz içerisinden kaynamakta ve ikinci bir havuzda toplanmaktadır. Saniyede 1 lt. kaynayan kaplıcanın suyu deri hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gümüşkent içmesinin suyu toprak alkali bikarbonatlı ve bol karbondioksit içermektedir. Karaciğer, safra kesesi ve metabolizma rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzengi İçmesi (Ürgüp)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir, Ürgüp ilçesinin 3 km. güneyinde, Ortahisar Kasabası yakınından başlayan Damsa Çayı Vadisine açılan küçük vadinin kaya tabanından ve yamaçlarından kaynamaktadır. Bu içmeye aynı zamanda Üzengi Suları ismi de verilmiştir. İçmenin bulunduğu vadi aynı zamanda bir fay aynası olduğundan kükürtlü ve hidrojen kokulu bu suların toplam debileri 2 lt/sn’yi geçmemektedir. Suyun karbondioksit fazlalığı içimini kolaylaştırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu içmenin suları karaciğer, safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. İçmenin çevresi ağaçlık olup, aynı zamanda mesire yeri olarak da kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çökek İçmesi (Ürgüp)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir ili Ürgüp ilçesinde, Damsa Çayı vadisinin doğu yamaçlarındaki travertenler arasında bulunan bu içmenin suları 15 derecede kaynamaktadır. Sular demir bileşimli tortular bırakmaktadır. Suyun debisi dakikada 1 lt.dir. Karbondioksit bakımından zengin olup, lt.de 15 gr. tuz içermektedir. İkinci derecede sodyum içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu içmenin suyu, reaksiyonu hafif asitli olduğundan sindirim düzenleyici, hemoroid, parazit düşürücü, deri hastalıklarının tedavisine iyi gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çorak İçmesi (Avanos)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir-Avanos karayolu üzerinde bulunan bu içme kırık faylardan kaynaklanmaktadır. Suyun debisi çok az olup, 0.5 lt/sn.dir. Suyun tuz oranı çok fazla olup, toprak, alkalik, tuzlu, bikarbonatlı sular grubuna girmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sular, içme olarak değerlendirildiğinde sindirimi kolaylaştırıcı, salgıyı artırıcı etki yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakaya İçmesi (Avanos)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir-Avanos karayolu üzerinde, il merkezine 13 km. uzaklıktadır. İçmenin suları sodyum bikarbonatlı ve alkali içermekte olup, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında yararlı olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürgüp İçme ve Kaplıcası (Ürgüp)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir ili, Ürgüp ilçe merkezinin 5 km doğusunda bulunan kaynak suyunun sıcaklığı 140 ºC'dir. Tuzlu, kokusuz, gazsız sular grubundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deri hastalıklarında su banyosunda ve kaynağın az ilerisindeki kükürtlü çamurdan yarar sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeli İçmesi (Ürgüp)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevşehir, Ürgüp ilçesi Bahçeli Köyü’nün kuzeybatısında bulunan kaynak suyunun sıcaklığı 18 ºC’dir. İçmenin suyu fazla gazlı, kokusuz, bikarbonatlı safra içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazmı kolaylaştıran ve böbrekleri temizleyen bu su aynı zamanda safra suyu olarak da kullanılmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1587607699759036523?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1587607699759036523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1587607699759036523' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1587607699759036523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1587607699759036523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/nevehir-kaplca-ve-imeleri.html' title='Nevşehir Kaplıca ve İçmeleri'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8051772141545069889</id><published>2009-01-05T22:01:00.001-08:00</published><updated>2009-01-05T22:04:58.044-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide ve bagırsak hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romatizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saglık turizmi kaplıcalar'/><title type='text'>uşak kaplıcaları</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_Pw-ehmH3uDg/SEA79Dd1oGI/AAAAAAAAASw/aoMpwUigxHA/s400/u%C5%9Fak"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_Pw-ehmH3uDg/SEA79Dd1oGI/AAAAAAAAASw/aoMpwUigxHA/s400/u%C5%9Fak" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hamamboğazı Kaplıcası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banaz İlçesi Hamamboğazı kaplıcaları Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 22.06.2004 tarih ve 262 sayılı olurları ile Kültür ve Turizm Bakanlığı adına 49 yıl süreyle tahsis edilerek, Bakanlar Kurulunun 22.10.2004 tarih ve 2004/8328 sayılı kararları ile Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. 40 lt/sn. debiye sahiptir. 60 derece sıcaklıktadır. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt.olarak kabul edilen kaplıca, günde 12.000 kişiye hizmet verebilecek kapasitedir. Bunların % 75’i tesislerde konaklayacağı varsayımla, en az 300 nitelikli yatağa ihtiyaç duyulacaktır. Geri kalan, günübirlik kullanıma ayrılmıştır. Fiziko-kimyasal ile bakteriyolojik analizleri yapılmış, sağlık yönünden çok yararlı olduğu görülmüştür. Mide, bağırsak, karaciğer, özellikle kronik dejeneratif romatizmal hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlığımızca “ Termal Turizm Merkezi” olarak değerlendirilmesine yönelik talep edilen 1.298.542 m2.orman alanının Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 22.06.2004 tarih ve 262 sayılı olurları Kültür ve Turizm Bakanlığı adına 49 yıl süre ile tahsis edilmesi uygun görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamamboğazı termal alanında çift yataklı 26 adet bungalov tipi ev, 1 adet yüzme havuzu , 3 adet kaplıca, 1 adet idare birimi, 1 restoran, 1 sağlık odası ve 2 katlı 1 adet yüzme havuzu bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ormanlık alan 1.298.542 m2, ziraat şahısları, iskan yol, ve boş alan 988.652 m2. olup, tamamı 2.287.194 m2.dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örencik kaplıcası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 lt.sn. debiye sahiptir. 38 derece sıcaklıktadır. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt.olarak kabul edilirse, kaplıca, kaplıca günde 750 kişiye hizmet verebilecek kapasiteye sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İl özel İdare Müdürlüğünce 52 vila tipi konaklama yerleri yaptırılmıştır. Ayrıca iki tane bay-bayan Türk hamamları bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emirfakılı kaplıcası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İl bazında önemli bir kaplıca olup, özel kişi mülkiyetindedir. 1976’dan bu yana halka hizmet vermektedir. 6 lt/sn. debiye sahiptir. 36 derece sıcaklıktadır. 1985’de analizi yapılmıştır. Sağlık açısından yararlı bir kaplıca olduğu belirlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksaz kaplıcası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaplıca gerek kapasitesi, gerekse doğal çevresi ile olan kaynak bütünlüğünü göz önünde bulundurulduğunda il bazında önemli bir kaynaktır. 4 lt/sn. debiye sahiptir. 1994 yılında Ulubey Belediyesi ve dönemin turizm Bakanlığınca sondaj çalışmaları yapılmış, finansman yetersizliği ve suyun kaçması endişesiyle çalışmalara ara verilmiştir.Roma dönemine ait hamam kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8051772141545069889?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8051772141545069889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8051772141545069889' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8051772141545069889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8051772141545069889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/uak-kaplcalar.html' title='uşak kaplıcaları'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_Pw-ehmH3uDg/SEA79Dd1oGI/AAAAAAAAASw/aoMpwUigxHA/s72-c/u%C5%9Fak' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-266002258070224267</id><published>2009-01-05T21:57:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T21:59:21.393-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk egitimi ve çoçuklarımız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sınav kaygısı ve stresi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sınava hazırlanma'/><title type='text'>sınavlar ve stresleri</title><content type='html'>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Başaran Sezer, yaklaşan OKS, ÖSS ve SBS öncesinde öğrencilerin sınav stresinin arttığını belirterek, öğrencilere stresle başa çıkabilmeleri için ip uçları verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezer, yaptığı yazılı açıklamada, sınav stresinin, üstesinden gelinmemesi halinde depresyona ve "genelleşmiş anksiyete bozuklukları"na neden olabileceğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlerde görülen sınav stresinin birçok nedeni olduğuna dikkati çeken Sezer, sınava hazırlanma sürecinde ve sınav sırasında yapılacakların yanı sıra ailenin sınavdan beklentilerinin de ergen üzerinde sınav stresinin oluşmasına neden olduğunu kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile ve Öğretmenin İşbirliği Önemli&lt;br /&gt;Sezer, aile ve öğretmenlerin iyi iletişim kurmaları ve işbirliği yapmalarının stresle başa çıkma süreçlerini kolaylaştırdığını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav stresini yaşamamak için genel olarak alınabilecek tedbirler arasında uygun bir program hazırlayarak düzenli çalışmanın ilk sırada yer aldığını vurgulayan Sezer, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zamanın düzenlenmesi kaygıyı azaltır. Gerçekçi çalışma hedefleri konularak öğrencinin kendi kapasitesi oranında saat ayarlamalarına gidilmelidir. Öte yandan çalışmaları sosyal faaliyetlere ara vermeden düzenli bir şekilde sürdürmek de çok önemli. Yoğun çalışma temposu zamanla bıkkınlık ve tükenmişliğe sebep olur. Başkalarının yorum ve telkinlerine kapılmak da sınav stresine kapı açar."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-266002258070224267?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/266002258070224267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=266002258070224267' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/266002258070224267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/266002258070224267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/snavlar-ve-stresleri.html' title='sınavlar ve stresleri'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8741349540794867480</id><published>2009-01-05T13:33:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T13:35:09.409-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşure ayı ve aşure yapımı'/><title type='text'>aşure</title><content type='html'>&lt;a href="http://img227.imageshack.us/img227/8844/tarifler054bd0tt4.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 563px; CURSOR: hand; HEIGHT: 480px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img227.imageshack.us/img227/8844/tarifler054bd0tt4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;AŞURENİN YAPILIŞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MALZEMELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 su bardagı aşurelik bugday&lt;br /&gt;1 su bardagı nohut&lt;br /&gt;1 su bardagı fasulye&lt;br /&gt;1 su bardagı pirinç&lt;br /&gt;1 su bardagı çekirdeksiz üzüm&lt;br /&gt;1 su bardagı kuru kayısı&lt;br /&gt;10 adet karanfil&lt;br /&gt;4 su bardagı toz şeker&lt;br /&gt;1/2 su bardagı fındık(cevizde olur ama önce kabuklarının soyulması lazım aşuremizi karartmasın diye)&lt;br /&gt;1 çay kaşıgı tuz&lt;br /&gt;1 yemek kaşıgı nişasta&lt;br /&gt;3 adet portakal kabugu (kare kesilip acı suyu gidene kadar 3-4 defa kaynatılır)&lt;br /&gt;süslemek için arzuya göre ceviz içi badem ,toz tarçın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPILIŞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru olan malzemeleri akşamdan güzelce ıslatalım&lt;br /&gt;Hepsini ayrı ayrı düdüklü tencerde pişirelim pirinç ve kayısı üzümleri tencerde kaynatalım çok ezilmesinler diye ,ben pirinçide iyice özleşmiş seviyorum fazla pişiririm&lt;br /&gt;Gelelim en zevkli aşamamıza&lt;br /&gt;Bütün malzemeleri büyük bir tencere içine alıp hafif sulu kıvamda kısık ateşte kaynatıyoruz&lt;br /&gt;Bir çay kaşıgı nişastamızı bir bardak soguk suda ezip tencereye katıyoruz bu arada şekeri ve portakal kabuklarını üzüm kayısı ve bir çay kaşıgı tuzumuzu ekliyoruz&lt;br /&gt;Bir müddet daha kaynatıp aşuremizi servis tabaklarına alıyoruz&lt;br /&gt;Servis tabagına aldıgınız aşureyi iri kıyılmış badem içi ,ceviz ve tarçınla süsleyip afiyetle yiyoruz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8741349540794867480?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8741349540794867480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8741349540794867480' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8741349540794867480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8741349540794867480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/aure.html' title='aşure'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4480453901932871267</id><published>2009-01-05T13:31:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T13:32:25.432-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Huntron Scanners'/><title type='text'>Huntron Scanners</title><content type='html'>Add Scanning Capabilites to Your Huntron Tracker Model 30 System&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adding a Huntron® Scanner to your Tracker Model 30 system lets you access components using standard DIP clips and cables, custom cables to PCB connectors or interface to a bed-of-nails.&lt;br /&gt;You can compare one component with another in real-time (64 pins max.) or use your PC to automate testing and scan up to 128 pins.&lt;br /&gt;Huntron Scanners can be used with a Huntron Access Prober to provide Common line connections while the Prober is probing a PCB. This method gives you up to 128 selectable Commons to use. For example, you can connect the Scanner to a connector on a PCB mounted in the Prober using a common ribbon style cable. While the Prober is probing, any one of the lines on the connected ribbon cable can be selected as the Common reference. This would provide you true point-to-point testing capabilities.&lt;br /&gt;Note: The ProTrack Scanner will be replaced by the Scanner II and/or the Scanner 31S effective 1/1/2008. This applies to commercial sales only.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Scanner II and Scaner 31S users may want to consider these Optional Accessories to enhance their test capabilities.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Highlights:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* The Scanner II and Scanner 31S accessories add scanning capability to the Tracker Model 30&lt;br /&gt;* All Scanners have a minimum 64 pin capability&lt;br /&gt;* The Scanner II can scan up to 128 pins when the A and B channels are combined&lt;br /&gt;* The Scanner 31S use standard IDC style connectors&lt;br /&gt;* The Scanner II uses the common SCSI-2 (68 pin) style connectors&lt;br /&gt;* Up to 8 Scanner IIs can be “daisy-chained” to increase the available number of test pins&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selecting Accessories for your Scanner II&lt;br /&gt;The Scanner II accessories for interfacing to your printed circuit board come "ala carte". This means that you select the accessories you want included with your Scanner. Choose from SMT or through-hole style DIP clip and cable kits (Scanner Adapter required with Scanner II) or a mutli-pin breakout cable. Details on these accessories are provided on this page.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4480453901932871267?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4480453901932871267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4480453901932871267' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4480453901932871267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4480453901932871267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/huntron-scanners.html' title='Huntron Scanners'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5878738272643175350</id><published>2009-01-05T13:30:00.001-08:00</published><updated>2009-01-05T13:31:27.272-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='IET Power Electronics'/><title type='text'>IET Power Electronics</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t6lKVeCB14Q/SWCp9XjWUHI/AAAAAAAAAI4/Ud3vCZrV4NI/s320/url.htm"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 100px; CURSOR: hand; HEIGHT: 141px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6lKVeCB14Q/SWCp9XjWUHI/AAAAAAAAAI4/Ud3vCZrV4NI/s320/url.htm" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;IET Power Electronics, a new journal from the IET brings together five principal power electronics themes. The submission of high quality research that focuses on one or more of these themes is strongly encouraged;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Applications of power semiconductor technology for the control and conversion of electric power in: electric machine drives; all forms of transport; manufacturing; heating; lighting; building services and industrial scale power conditioning.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Circuits commonly used including: all types of converters; inverters; active filters; switched mode power and uninterruptible power supplies.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Devices used in power electronic applications including: power semiconductor devices; photovoltaic devices; passive components; wound components; batteries and fuses.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Techniques for controlling, analysing, modelling and/or simulation of power electronics circuits and complete power electronic systems.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Performance management of power electronic systems including: power factor correction and harmonic spectrum management; thermal management; EMC and noise mitigation; fusing and protection.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5878738272643175350?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5878738272643175350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5878738272643175350' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5878738272643175350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5878738272643175350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/iet-power-electronics.html' title='IET Power Electronics'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t6lKVeCB14Q/SWCp9XjWUHI/AAAAAAAAAI4/Ud3vCZrV4NI/s72-c/url.htm' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4562683752979982154</id><published>2009-01-05T06:29:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T06:34:06.667-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KURDELE NAKIŞI MODELLERİ VE YAPIMI'/><title type='text'>KURDELE NAKIŞI MODELLERİ VE YAPIMI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sJ5Pz2hLI/AAAAAAAAAXs/j9YtyqOPntE/s400/teknik.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 357px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sJ5Pz2hLI/AAAAAAAAAXs/j9YtyqOPntE/s400/teknik.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sJyfz2hKI/AAAAAAAAAXk/50oSMx6mbYY/s400/model3.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sJyfz2hKI/AAAAAAAAAXk/50oSMx6mbYY/s400/model3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sJKvz2hFI/AAAAAAAAAW8/X3jvObBireQ/s400/m4.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 344px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sJKvz2hFI/AAAAAAAAAW8/X3jvObBireQ/s400/m4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sI7Pz2hDI/AAAAAAAAAWs/GZmCFlChp-E/s400/2+yaprak.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 288px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sI7Pz2hDI/AAAAAAAAAWs/GZmCFlChp-E/s400/2+yaprak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sIzvz2hCI/AAAAAAAAAWk/JPN-gKqC-9o/s400/2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 244px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sIzvz2hCI/AAAAAAAAAWk/JPN-gKqC-9o/s400/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4562683752979982154?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4562683752979982154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4562683752979982154' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4562683752979982154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4562683752979982154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/kurdele-nakii-modelleri-ve-yapimi.html' title='KURDELE NAKIŞI MODELLERİ VE YAPIMI'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OxPnIr9-4Hc/R7sJ5Pz2hLI/AAAAAAAAAXs/j9YtyqOPntE/s72-c/teknik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-3619884011627038049</id><published>2009-01-04T11:21:00.000-08:00</published><updated>2009-01-04T11:25:33.855-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SPECİAL APARTMENS'/><title type='text'>SPECİAL APARTMENS</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.specialapartments.com/apt%20pages%20thumb%20rollover/189-st.honore_thumb.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 208px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.specialapartments.com/apt%20pages%20thumb%20rollover/189-st.honore_thumb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;CHOICE&lt;br /&gt;At specialapartments.com we offer a selection of Parisian rental apartments from studios to 2/3 bedroom apartments, with accommodation for up to six people. All of our short-term Parisian rental apartments are centrally located in the best areas of Paris.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;COMFORT&lt;br /&gt;We regularly, visit, re-equip and look after all of our centrally located Parisian apartments that we rent out, to make sure that each apartment is to the standard that you would expect of a well-kept home. Each of our rental apartments has been decorated in a different style to correspond to all tastes, from romantic to design, from budget to luxury. We hope you will be seduced.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PRICE&lt;br /&gt;The prices for our Paris rental apartments are all-inclusive, no hidden charges or taxes, normal cleaning charges or minimum stays! The price is the price, with no hidden surprises. We'll even offer a reduction if you rent one of our Paris flats for more than four nights! Of course, if you wish to be a little more pampered, we do offer some extra services for your stay in Paris, that you may like to consider; check them out in our extra service page.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SERVICE&lt;br /&gt;Because being in a foreign country can sometimes be a little daunting when you don't know the language and local customs, we propose a whole range of services to make your stay in Paris a breeze! We can organize minibus, taxi or chauffeur transfers from the airport or train station to your rental apartment in central Paris, basic groceries delivered before your arrival, reservations for tours, restaurants and shows. If you would like a cleaning person during your stay in your paris apartment, rent a cell-phone, a bicycle or a car, just feel free to ask our friendly English-speaking staff and they will make it a pleasure to help you the best they can.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.specialapartments.com/paris-map.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 425px; CURSOR: hand; HEIGHT: 356px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.specialapartments.com/paris-map.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;The most visited city in the world, the city of lights..... Paris. Wherever you go, you will be amazed by the beauty of this city; created and immortalized by Kings, emperors, architects, painters, writers and poets. Paris is a living museum, the capital of style, the superlatives go on and on.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Special apartments is a French company, based in Paris, specialised in the short term rental of furnished Parisian apartments, flats and homes. We have been managing furnished luxury and budget apartments in Paris since January 2005. Our team has over ten years of experience in the hotel, residence and furnished flat rentals business in central Paris. The director, Regis Maurin was the director of several hotels and residences in Central Paris before setting up Special apartments and his principal associate, John Armstrong is an Anglo-American, who has lived and worked in Paris for over twenty years, and understands very well the needs of a foreigner in Paris. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-3619884011627038049?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/3619884011627038049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=3619884011627038049' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/3619884011627038049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/3619884011627038049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/special-apartmens.html' title='SPECİAL APARTMENS'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-7547248939845277278</id><published>2009-01-01T13:28:00.001-08:00</published><updated>2009-01-01T13:30:15.852-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel filmler ve olaylar iz bırakanlar'/><title type='text'>Hadise Eurovision şarkısını tanıttı</title><content type='html'>Türkiye'nin Eurovision şarkısı ilk kez dün gece ekranlara geldi. Yarışmada türkiye'yi temsil edecek Hadise'nin şarkısı 2009'un ilk dakikalarında TRT'de gösterildi. Şarkının ismi "Crazy about you..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, yeni yıla Hadise ile "merhaba" dedi. Hadise, 2009 Eurovision şarkısını ilk kez yılbaşında seslendirdi.&lt;br /&gt;Yılbaşı gecesi için yine iddialı bir program hazırlayan TRT, yeni yıl coşkusunu, 2009 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil edecek olan Hadise ile yaşattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel gecede Hadise'nin coşkusuna, özel dans ekibi de renk kattı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-7547248939845277278?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/7547248939845277278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=7547248939845277278' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7547248939845277278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7547248939845277278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/hadise-eurovision-arksn-tantt.html' title='Hadise Eurovision şarkısını tanıttı'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-6539269851313320814</id><published>2009-01-01T13:24:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T13:27:19.462-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel filmler ve olaylar iz bırakanlar'/><title type='text'>Ayla Dikmen'i canlı yayına istemişler</title><content type='html'>&lt;a href="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/927320081208080703916.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/927320081208080703916.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Televizyon yapımcılarının, 18 yıl önce vefat eden ama ‘Issız Adam’ filmiyle tekrar yıldızı parlayan Ayla Dikmen’i canlı yayına çıkarmak için yarıştıkları ortayla çıktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990’da ölen Ayla Dikmen’i canlı yayına çıkarma yarışı medyanın hali pür melalini gözler önüne seriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 milyon izleyici sayısına ulaşan ‘Issız Adam’ filmi, şarkıcı Ayla Dikmen’i tekrar gündeme getirdi. Filmin sonundaki ‘Anlamazdın’ isimli şarkı, son dönemde yeniden en fazla dinlenen eserlerden oldu. Dikmen’e olan bu alakayı keşfeden pek çok televizyoncu ise programlarında ünlü sanatçıyı konuk etmek için yarışa girdi. Şarkıcının vefat ettiğini bilmeyen televizyoncular, filmin yapımcısını telefon yağmuruna tuttu. Taleplere şaşıran yapımcı firma, “İyi de kardeşim, Ayla Dikmen 1990 yılında öldü” yanıtını verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayla Dikmen’i canlı yayına çıkarmak isteyenlerden birinin de Okan Bayülgen olduğu ortaya çıktı. Aynı hatayı kendi ekibinin de yaptığını itiraf eden şovmen, bu trajikomik olaydan herkesin ders alması gerektiğini söyledi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-6539269851313320814?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/6539269851313320814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=6539269851313320814' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6539269851313320814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6539269851313320814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/ayla-dikmeni-canl-yayna-istemiler.html' title='Ayla Dikmen&apos;i canlı yayına istemişler'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2884911327187747048</id><published>2009-01-01T11:26:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T11:35:21.832-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İPEK BÖCEGİ VE KOZASI'/><title type='text'>İPEK BÖCEGİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.lifeinbursa.com/chc/4/a/4a78dd9ffa2cf3e7220795f5b7c1d3d9.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 600px; CURSOR: hand; HEIGHT: 450px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.lifeinbursa.com/chc/4/a/4a78dd9ffa2cf3e7220795f5b7c1d3d9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oruç NEFER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpek böceğinin tarihi M.Ü. 2650 yıllarına kadar dayanır. Uzun yıllar Çin’de yetiştirilmiştir. Bir sır olarak saklanmasına rağmen ipek böceği yumurtaları ve dut tohumları gizli olarak kaçırılmış ve 560 yılında İstanbul’a getirilmiştir. Daha sonra bütün dünyaya yayılmıştır. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 30 kadar ülkede ipek böceği yetiştirilmektedir. İpek lifleri sağlamlık, esneklik parlaklık ve güzelliği bakımından diğer bütün liflerden üstündür. İhtiyaç miktarı yetiştirilme miktarının yaklaşık iki katı kadardır. Türk ipek lifleri kalite bakımından Japonlardan sonra dünyada ikinci gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böcek yumurtaları oval şekilde 1 mm. çapındadır l gr’da 1000- 2000 yumurta bulunur. Bunlar kışın 2-4 C de % 85 rutubet altında hususi dolaplarda saklanır. Nisan, Mayıs aylarında hususi odaları itina ile temizlenir. Yumurtalar hususi yayvan kutularda sıcaklığı yavaş yavaş arttırılır. Ve 19. günü kurt çıkar. (Şekil 1) Çıkan kurt 0,3 cm uzunluğunda ve 0,00056 gr. ağırlığındadır. Bunlar 20- 25 C de körpe dut yaprağı kıyılarak, beslenir. 30-35 günde kemâle erer ve kozayı örmeye başlarlar, o sırada uzunluğu 7-8 cm’ye ağırlığı da 4-5 gr‘a varır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz şimdi böceği inceleyelim. İpek böceği silindir şeklinde olup 12 halkadan şekillenmiştir. Krizalit (böcek) baş, gövde ve karından meydana gelmiştir. (Şekil 2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baş kısmı ikisi yan biri alın olmak üzere 3 kafatası olan sivri bir parçadır. Alnın alt kısmında alt ve üst dudak bulunur. (Şekil 3) Üst dudağındaki çengeller yaprağı tutmaya yarar. Aynı dudakta bulunan duyma uzvuyla yaprağın kokusunu alır. Başın yan taraflarında altışardan 12 tane birleşik göz vardır, ancak bunlar görmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böceğin 12 halkasından üçü göğsü teşkil eder. 2. ve 3. halkalarda kelebek olunca çıkacak olan kanatlarının yeri vardır. Ayrıca her halkada da ikişer ayak bulunur. Bunlar yaprağı ağzına götürmesine yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böceğin karın kısmında ise sindirim sistemi (1., 2. ve 3. mideleri, tükrük bezleri, malpiki boruları) kan ve kalp dolaşımları, solunum, sinir sistemleri, ipek bezleri, ve yalancı ayakları bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krizalite kare şeklinde kıyılmış dut yaprakları verilir, daha sonra yapraklarla birlikte kervetlere asılır. 1-havadar bir yerde bulunması icap eden beslenme odasında 4 uyku ve 5 yaş devresi geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UYKU HADİSESİ:&lt;br /&gt;Krizalitin vücudunu örten kitin tabakası (derisi)esnektir. Ancak böcek dut yaprağını yedikçe derisinin esnekliğinden daha fazla genişler. Derisi böceğin büyümesine mani olur. İşte bu derinin vakit vakit değişip yerine yenisinin çıkması uykuyu teşkil eder. Uykuya giren böcek önce yeme işini bırakır, çıkardığı ipek ile yalancı ayaklarıyla yere tutunur, başını ve göğsünü yukarı kaldırır kımıldanmadan durur. (Şekil 4) Uykuya girdiğinin 610. saatlerinde böceğin tam alnında bir üçgen belirir. Bu üçgen uyku müddetince büyür, uykunun bitmesine yakın burası çatlar, buradaki eski deri geri çekilir ve böcek yarılan bu kısımdan eski deriyi bırakarak çıkar. 5 -6 saat sonra yeni deri meydana gelir. Böceklerin yeni ağız parçaları hemen sertleşmediğinden dut yaprakları ancak 6 saat sonra verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böcekler geçirdikleri böyle 4 uykudan sonra 5. yaşlarında iştahtan kesilirler, bedenlerinin rengi değişir. Başını yukarı kaldırarak birşey arıyormuş gibi sallar. Artık askıya çıkma zamanı gelmiştir. Uygun yeri bulduktan sonra söz bizim böceğimizindir. Alt dudağında bulunan ipek hortumundan hususi guddelerle meydana gelen sıvıyı akıtınca dışarıda sertleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başını 8 şeklinde sallayarak kozayı 3 günde örer. İpek elde edecek isek 6- 8 gün sonra kozalar toplanır, eğer damızlık koza ise 18-20 gün sonra böceğimiz kelebek halinde kozayı delerek çıkar. Kelebeklerin ömrü çok kısadır. Erkek kelebek dişiyi döller ve hemen ölür. Dişi kelebek 3-4 saat sonra yumurtlamaya başlar. Yumurtlama işi bitince o da ölür. İpek elde edilecek kozalar sıcak havayla veya buharla öldürülürler. Ancak faydalı bu hayvancağızın vazifesi bitmemiştir. Proteince zengin olduğu için yem endüstrisinde de kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba bu hayvan kendi iradesiyle mi bu işleri yapmaktadır. Eğer kendi iradesi ile olsa ve hiçbir şeyle gözü doymayan insanların kendi kozasında da gözü olduğunu bilse idi, tabii ki o kozayı kendine mezar etmektense hiç yapmayacaktı. Demek ki her şey Hakîm olan bir Zat tarafından yaptırılıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2884911327187747048?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2884911327187747048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2884911327187747048' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2884911327187747048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2884911327187747048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/ipek-bcegi.html' title='İPEK BÖCEGİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8424778608339358866</id><published>2009-01-01T11:22:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T11:26:20.221-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk egitimi ve çoçuklarımız'/><title type='text'>BAŞARIYA GİDEN YOL</title><content type='html'>Başarıya Giden Yol:&lt;br /&gt;Başarıya ulaşabilmek için kendinizi aşmayı , kendinizi değiştirmeyi ve tekdüzelikten kurtulmayı istemelisiniz. Bunun sonucunda elde edeceğiniz başarının, size ne gibi maddi ve manevi katkılar yapabileceğini yazarak görmeniz gerekebilir. Bu hem o hedefe yönelik isteğinizi, hem de performansınızı olumlu yönde etkileyecektir.Bazı işleri yaparken, özellikle de normal günlük hayatın dışında bir aktivite gerçekleştirmemiz gerekiyorsa, bir miktar kaygı ve gerilim hissedebiliriz. Bir eyleme motivasyon için çok fazla olmamak kaydı ile kaygı gerekli bir durumdur.Karşılaştığımız bazı vücutsal ve duygusal sorunlar, belirtiler bir buzdağının suyun yüzünde kalan, gözle görülebilir belirtileridir. Oysa ki, o küçük gibi görünen sorun günlük yaklaşımlarla ne kadar giderilmeye çalışılırsa çalışılsın, derindeki asıl büyük sorunlar kitlesi etkisini hissettirmeye devam edecektir. Bu nedenle bugün yaşadığınız sorunların kökleri geçmişte yaşayıp ,unutmaya çalıştığınız, yüzleşmeyip üzerini örttüğünüz olaylarla ilgilidir. O yüzden eğer tek başınıza sizi derinden etkileyen bu sorunlarla yüzleşemiyorsanız, psikiyatrik yardım almalısınız. Bunlarla yüzleşmek ve çözüme yönelmek cesaret ister. Ancak düşünülmesi gereken şey bu sorunla yaşamak sizde ne kadar kapasite kaybına yol açmaktadır. Şu anki durumunuz sizi ne ölçüde mutlu ediyor.Altta yatan sorunları çözerek kendinizi değiştirmeye zorlarsanız kapasitenizin daha fazlasını kullanarak neler elde edebilirsiniz.Küçük sorunlar sizi yıldırmamalıdır. Bir tanrı olmadığınıza göre, sizin de yanlış yapmaya hakkınız var. Hedefleriniz ve planlarınız da zaman zaman duruma göre değişiklikler yaparak, esnek hareket etmeye gayret etmelisiniz. Bazen çevreden farklı tepkiler aldığınızda ve en ufak aksaklıkta , eğer bakış açınızı değiştirmezseniz moral bozukluğusıkıntı ve ümitsizlik içine girebilirsiniz. Hedefleriniz ne kadar gerçekçidir, ne kadar size uygundur bunu da düşünmelisiniz. Hiç üzülmeden, bir şeylerden fedakarlık etmeden ve yorulmadan hedeflerinize ulaşmak gerçek ötesi bir beklentidir. Gerek akademik ,gerekse mesleki, sosyal başarı zaman içinde kazanılır. Psikiyatrik tedaviler de böyledir. Tedavi süreci ilerleyince. tedavide ne kadar yol alabildiğinizi görebilirsiniz. Bunların hepsi maraton koşmak gibidir. Hayatın her aşaması ve anını yüz metre koşusu temposu ile koşamazsınız. Hayatın tüm bu alanları belirli bir tempo ile koşulur. Koşarken ne kadar koştuğunuzu anlayamazsınız, maratonda rakibiniz kendinizdir. Önemli olan başkalarını geçmek değil, kendinizin en iyi derecesini yaparak, maratonu tamamlayabilmektir.Temponuzda ve konsantrasyonunuzda azalmaların olması , vücudunuzun artık yorulduğu ve bakım gerektirdiği şeklinde bir ikazıdır size. Bu sese direnerek, vücudunuzu zorlarsanız, sizi ummadık bir yerde yolda bırakabilir.Adımlarınızı uygun hızda atmalısınız. Normalde 10-15 adımda ulaşabileceğiniz bir hedefe sıçrayarak 3 harekette ulaşabilirsiniz, ancak bu hareket tarzına alışık değilseniz risklidir ve sakatlanma olasılığı vardır. Burada olduğu gibi bir çırpıda yeni bir başarıya ulaşmak her zaman mümkün olmaz, hedeflerinizi yavaş yavaş büyüterek gerçekleştirmeye çalışın. Bu şekilde bir anda hedefinize ulaşamadığınızda da yıkılmamış olursunuz.Umutsuzluğa ve sıkıntıya düştüğünüzde daha önceleri karşılaştığınız ve içine düştüğünüz daha zor durumları düşünün. Sürekli olarak “ şu anki yaşadıklarınızdan çok daha zor olayları aştığınızı, artık o günlere göre daha kuvvetli, tecrübeli ve daha uygun koşullar içinde olduğunuzu, bu günleri aşmanın sizin için o günlere göre çok daha kolay ” olduğunu düşünün.Kendinizi bıkkın hissettiğinizde amaçlarınızı daha çok aklınıza getirmeye ve o konuda çalışın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8424778608339358866?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8424778608339358866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8424778608339358866' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8424778608339358866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8424778608339358866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/baariya-giden-yol.html' title='BAŞARIYA GİDEN YOL'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8818158900388846525</id><published>2009-01-01T11:17:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T11:22:13.127-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DİNİ HİKAYELER'/><title type='text'>DÜNYANIN HALİ</title><content type='html'>dünyanın Hali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cerir'in rivayet ettiğine göre Leys der ki:&lt;br /&gt;" Adamın bir Hz. İsa'ya arkadaş olur, ona "Senin yanında sana yoldaş olabilirmiyim" diye teklif eder. Teklifinin kabul edilmesi üzerine yola koyulurlar, bir nehrin kenarına varınca yemek molası için otururlar, yanlarında üç çörek vardır. İkisini yerler, birisi kalır, bu arada Hz. İsa nehre varıp su içmek üzere kalkar, su içip dönünce üçüncü çöreği bulamaz. Adama "Çöreği kim aldı" diye sorar, adam bilmiyorum diye cevap veri r.&lt;br /&gt;Yemekten sonra arkadaşı ile birlikte yola koyulur. Yolda iki yavrulu bir geyik görürler. Hz. İsa yavrulardan birini çağırır, yavru Hz.İsa'nın daveti üzerine yanına gelince onu keser, etinin bir kısmını kızartarak yerler.&lt;br /&gt;Yemekten sonra Hz. İsâ geyik yavrusunun kalıntılarına " Allah'ın izni ile canlanıp kalk" der, yavru da derhal canlanıp kalkarak oradan uzaklaşıverir.&lt;br /&gt;Bu olay üzerine Hz. İsâ yoldaşına "Sana az önceki mucizeyi gösteren Allah için soruyorum, çöreği kim aldı?" der. Adam yine "Bilmiyorum" diye cevap verir.&lt;br /&gt;Bir müddet sonra bir nehrin yanına varırlar, Hz. İsâ adamın elinden tutarak su üstünde yürürler, karşıya geçerler. Nehri aşınca Hz. İsâ "Az önceki mucizeyi sana gösteren Allah hakkı için sana soruyorum, üçüncü çöreği kim aldı?" diye sorar, adam yine "bilmiyorum" diye cevap verir.&lt;br /&gt;Bir müddet sonra bir çöle varırlar ve otururlar. Hz. İsâ bir yere kum ve yoprak yığar, meydana gelen yığına Allah'ın izni ile "altın ol" der,yığın da altın olur. Hz. İsâ yığını üçe bölerek adama " üçte biri benim, üçte biri senin, öbür üçte biri de çöreği alanın " deyince adam "çöreği alan bendim" diye gerçeği itiraf eder.&lt;br /&gt;Bunun üzerine Hz. İsâ "Altının hepsi senin olsun" diyerek ondan ayrılır.&lt;br /&gt;Adam altının başında dururken çölde yanına iki yolcu gelir. Gelenler kendisini öldürüp altını almak isterler, adam "Onu aramızda üçe bölüşürüz, şimdi önce biriniz şehre varıp yiyecek bir şey alsın" diye teklif eder. Adamın teklifi kabul edilerek gelenlerden biri şehre gönderilir.&lt;br /&gt;Şehre giden adam yolda giderken "Niye altını onlar ile bölüşeyim, alacağım yiyeceğe zehir katar, onları öldürürüm, böylece altının hepsi bana kalır" diye düşünür ve dediği gibi yapmak üzere şehirden aldığı yiyeceğe zehir katarak döner.&lt;br /&gt;Altının Yanında kalanlar da "Niye ona altının üçte birini verelim, dönünce onu öldürür ve altını ikimiz paylaşırız" diye konuşurlar. Adam dönünce onu öldürürler, fakat yiyeceği yeyince de kendileri ölür, böylece altın çöl ortasında ve her üçünün ölüsünün yanıbaşında sahipsiz kalır.&lt;br /&gt;Daha sonra Hz. İsâ'nın yolu olay yerine yeniden uğrar, durumu görünce yanındakilere "İşte dünya budur,ondan sakının" der.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8818158900388846525?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8818158900388846525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8818158900388846525' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8818158900388846525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8818158900388846525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/dnyanin-hali.html' title='DÜNYANIN HALİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1654512782968772747</id><published>2009-01-01T11:08:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T11:17:47.030-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DİNİ HİKAYELER'/><title type='text'>ARTAN PİLAV</title><content type='html'>Artan Pilav&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahya baba , II. Bâyezîd Hân zamanında , Edirne Bâyezid Külliyesi'nin aşçılarından biridir.. Arkadaşları hoşaf, kebap sebze, bakliyat pişirir. Ama onun ihtisası pilavdır. Mübârek işe giriştimi, ibadet ettiğini sanırsınız. Pirinçleri salavat getire getire ayıklar, yağını tekbirlerle eritir. Tuzunu Besmele ile , suyunu Fatihalarla salar. Zaman zaman gözünü yumar, enbiyayı, evliyayı aracı yapar, Allah'tan bereket arzular. Onun pilavı herkese yeter, hatta artar. Ancak o tek p irinç tanesine bile kıyamaz; artanı Tuna nehrine atar. Balıklar onun geleceği saati bilir, köprü başında toplanırlar. Kilerci, bakar pilav artıyor; pirinci aşçıya az vermeye başlar. Ama Yahya Baba bir kere bile "Bu prinç yetermi?" demez. Kilerci şaşkındır. Her gün pirinç miktarını biraz daha kısar ama pilav azalmaz, aksine çoğalır. Yine herkes doyar, Tuna'nın balıkları bile nasibini alırlar. Kilerci, bunu izah edecek tek kelime bilir: "Bu bir keramet!" Çok dener ve emin olunca Pâdişaha çıkar. "Bu Yahya Baba boş değil sultanım der, halbuki biz ona amele muamelesi yapıyoruz." Bâyeziîd-i Velî gönül ehlidir ve aşçı ile tanışmak ister. Kilerci ile bir plan yaparlar. O gün Yahya Baba'ya çok az, hatta gülünç denilecek kadar az pirinç verilir. O her zamanki gibi okur, âlemlerin Rabbi'nden Halil İbrahim bereketi diler. Pilavı çok lezzetli olur, üstelik kazanlara sığmaz. Yahya Baba artanları yine yüklenir, Tuna'nın yolunu tutar. Tam kepçeyi daldırıp balıklara atarken Padişah ortaya çıkar. "Ne oluyor bre der. Yoksa devlet malını israfmı edersin?" Yahya Baba tutulur kalır. Ancak balıklar kafalarını sudan çıkarıp; "Ayıp olmuyormu sultanım derler. Koca devletin artığını bize çok mu görüyorsun?" Yahya Baba öylesine mahçup olur ki, anlatılamaz. Utancından secdeye kapanır, Allah'a sığınır. Bâyezîd-i Velî onun kalkmasını bekler, ama geçmiş ola.... Mübarek çoktan rûhunu teslim edip kavuşmuştur rahmet-i Rahmana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1654512782968772747?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1654512782968772747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1654512782968772747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1654512782968772747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1654512782968772747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/artan-pilav.html' title='ARTAN PİLAV'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2013158812539999042</id><published>2009-01-01T04:14:00.001-08:00</published><updated>2009-01-01T04:15:43.752-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KİŞİSEL BAKIM'/><title type='text'>KIŞ AYLARI İÇİN SAÇ BAKIM ÖNERİLERİ..</title><content type='html'>Kış ayları sadece cildin değil, saçların da zor dönemi. Soğuk, nem oranlarındaki&lt;br /&gt;farklılıklar, merkezi ısıtma sistemlerinin olumsuz etkisi, hava kirliliği gibi faktörler biraraya gelince saçı gözle görünür şekilde yoruyor ve yıpratıyor. Ayrıca şapka, bere gibi aksesuvarlar saçları matlaştırıyor. Sağlıklı görünmesini zorlaştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka etken de kadınların kışın saçlarıyla daha çok uğraşması. Araştırmalara göre yaz aylarında kadınların yüzde 47’si saçlarını yaptırırken, kışın bu oran yüzde 86’lara çıkıyor. Uzmanlar saçların kış koşullarında yaşadığı sorunları 3 sendromla tanımlıyor: Sahara, Depresif ve Şapka Sendromu. Sizinki hangisi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.canan.com/turkce/images/tuketici/kuru_saclar.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 167px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.canan.com/turkce/images/tuketici/kuru_saclar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Siz üşürken saçlarınız çöl iklimiyle kuruyorsa&lt;br /&gt;Sahara Saç Sendromu’ndadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarınız kışın kuruyorsa:&lt;br /&gt;Evinizin nem oranını ayarlayın. Radyatörün üstüne, kap içinde bir miktar su koyarak bile nem seviyesini artırabilirsiniz.&lt;br /&gt;Ekstra besleyici, vitaminli, nemi koruyan şampuanlar ve saç kremi kullanın.&lt;br /&gt;Haftada en az bir kere besleyici bakım kompleksi kullanın. Bu, saçın derinlerine nüfuz ederek kaybedilen nemin yeniden kazanılmasını, saç yüzeyinin yumuşamasını sağlar. Saçlardaki sürtünmeyi azaltır.&lt;br /&gt;Silikon içeren parlaklık artırıcı şekillendiriciler kullanın. Silikon saç üzerinde koruyucu bir tabaka yaratır. Nemin yıkamalar arasında saçta tutulmasını sağlar.&lt;br /&gt;Sıcaklık veren şekillendirici aletler kullanmadan önce her zaman şekillendirici bir ürün kullanın. Böylece aletin verdiği sıcaklıktan saçınız daha az etkilenir. Kırılmayı azaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçınız sönükse&lt;br /&gt;Depresif Saç Sendromu’ndadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış saçınızın da neşesini kaçırıyorsa:&lt;br /&gt;Saç kurutma makinesini düşük devirlerde kullanarak veya elektrikli bigudi ve düzleştirici aletlerin kullanımını azaltarak saçınızın kurumasını ve güçsüzleşmesini bir ölçüde önleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;Saçınızı, ısı veren aletlerle şekillendirirken, şekillendirici ürünler uygularsanız zarar görme riski azalır.&lt;br /&gt;Yetersiz beslenme de saçların sönük ve mat görünmesine neden olur. B ve C vitaminleri, Omega 3 yağları, selenyum ve çinko bakımından zengin yiyecekleri tüketmeniz saçınızın da beslenmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şapka taktığınızda ışıltısı kayboluyorsa&lt;br /&gt;Şapka Sendromu’ndadır&lt;br /&gt;Soğuktan korunmak için taktığınız şapka ve bereler, saçınızın gücünden ve ışıltısından çalabilir. Baş etmek için:&lt;br /&gt;Şapka takmadan önce saçınızın kuruduğundan emin olun. Saçlarınız ıslak veya nemliyken şapka takmayın.&lt;br /&gt;Saçlarınızı ezmeyecek yuvarlak ve rahat şapkaları tercih edin.&lt;br /&gt;Saçlarınız orta uzunlukta ya da daha uzunluktaysa şapka takmadan önce gevşek bir at kuyruğu yapın. Böylece saç uçlarınızın şapkayla temasını azaltırsınız.&lt;br /&gt;Şapka takmadan önce ipek bir eşarpla saçınızı sarıp sonra şapkayı takabilirsiniz. Bu saçınızı şapkanın dokusundan koruyacaktır.&lt;br /&gt;Yün saç derisini tahriş edebilir. Yünlü şapkalar kullanmaktan kaçının.&lt;br /&gt;Şapkanızın başınızı sıkmadığından emin olun. Sıkı bir şapka, saç derinizdeki kan dolaşımını engeller.&lt;br /&gt;Yünlü şapka kullanıyorsanız düzenli olarak kuru temizleme yaptırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 soruna, 3 öneri&lt;br /&gt;Hekimlere gelen saç dökülmesi şikayetleri, çoğunlukla mevsimsel ve strese bağlı dökülmeler oluyor. Yaz günlerinin ardından, deniz, havuz ve bol güneşle mücadeleden yorulmuş, yıpranmış, dökülmeye eğilimli, matlaşmış, kırılgan ve hassas saçlarla ve sorunlarıyla başbaşa kalıyoruz. Dermatoloji uzmanı Melissa Eczacıbaşı’nın, saçlarda sık görülen sorunlara yönelik çözüm önerileri şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağlı saç: Aslında yağlı olan kısım saç derisi. Bu saçı da yağlandırıyor. Hacimsiz, yapışkan, düz, kolay şekil almayan ve şampuanladıktan sonra çabuk yağlanan saçlar. Baş etmek için, kullanılacak şampuanı çok dikkatli seçin. Yağı arıtmada etkili madde içermemeli. Saçlarınızı çok sık yıkamayın (günde en fazla bir kez). Saçları parmak ucuyla değil, avuç içiyle yıkayın. Çünkü parmak ucuyla masaj daha çok yağ üretilmesini tetikler. Saç kremi kullanılacaksa sadece saç uçlarına sürün. Yağlı saçların çok sık taranması doğru değil. Sık tarama bezleri harekete geçirerek yağlanmayı artırır. Mümkün olduğunca az toplayın. Kolay şekil alabilir şekilde kestirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kepekli saçlar: Başetmek için kepeğe karşı etkili şampuanları kullanın. Saçı sık yıkayın ancak iyi durulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıpranmış saçlar: Saçın gücünü, parlaklığını sağlayan protein yapı taşlarının eksik olması, saçların yıpranmış görünmesine neden oluyor. Yıpranmış saçlar, mattır. Daha az su çeker. Yüzeyi pütürlüdür. Yıpranma sonucunda saç incelir. Zor şekil alır. Elastikiyetini kaybeder. İklim kadar, kalitesiz saç boyası, röfle işlemleri, sık çekilen fön, sağlıksız fırçalar, hormonal dengesizlik, yanlış beslenme, stres de saçları yıpratan faktörler. Başetmek için, saçın tipine uygun ürünleri tercih edin. Matlaşan saçlar için mutlaka iyi bakım şart. Özellikle yaz aylarından yıpranmış çıkan saçlara, şampuandan önce besleyici bir ürün sürün. Sonra saç tipine uygun besleyici bir şampuanla devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kepek yapan mantar&lt;br /&gt;Her yüz kişiden 50’si kepek sorunundan şikayetçi. Kepek, üç etkenin birleşmesiyle ortaya çıkıyor: Saç derisindeki sebum (yağ), malassezia globosa adlı mantar ve tahriş. Malassezia globosa, saç derisindeki sebumdan beslenir. Atıklarıyla saç derisinin tahrişine yol açarak kepeğin belirtisi olan pullanmaya yol açar. Saçlar her gün yıkansa bile saç derisinde bu mantarın beslenebileceği kadar sebum kalır. Çünkü günde 1-2 gram (yılda 0,7 litreye yakın) sebum salgılarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kepekle başetmede geçmişte akıl ve mantığı zorlayan yöntemler denenmiş. Sarmısak, kedi sidiği sürmek gibi... Ancak artık çok daha etkili şampuanlar var. Üstelik kolayca uygulanıyor. Kepekle mücadele eden maddeler ya mantarın kendisini yok eder ya cilt hücrelerinin daha kolay dökülmesine yardımcı olur. Bir kısmı da saç derisindeki sebum miktarını azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kepek yapan mantarın gen haritası çıkarıldı&lt;br /&gt;P&amp;amp;G Beauty’nin araştırmacıları ile birlikte çalıştıkları akademik uzmanlar, kepek ve diğer cilt rahatsızlıklarına yol açan mantar malassezia globosa’nın gen haritasını çıkardı. Beş yıllık araştırmanın sonucunda çıkarılan gen haritası, geleceğe yönelik tedavilerin yeniden şekillendirilmesinde rol oynayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gen haritasının çıkarılması, organizmanın nasıl çalıştığının en ayrıntılı biçimde ortaya dökülmesi anlamına geliyor.&lt;br /&gt;P&amp;amp;G Beauty araştırmacısı Thomas Dawson, "Malassezia’nın tam gen haritasının çıkarılması, araştırmacılara mantarlarla insanların etkileşimini daha iyi anlamaları için olağanüstü fırsatlar doğuracak. Bunun yanı sıra kepeğe özel bilgilerin derlenmesini de kolaylaştıracaktır" diyor. Araştırmacılar söz konusu mantarın gen haritasını çıkarmak için yaklaşık 10 milyon insanın saç derisinde bulunabilecek miktara denk gelen 10 litre mantar yetiştirdiler. Malassezia’nın DNA’sını tamamen çözüp, ardından karmaşık bir yapboz gibi tekrar birleştirdiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2013158812539999042?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2013158812539999042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2013158812539999042' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2013158812539999042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2013158812539999042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/ki-aylari-iin-sa-bakim-nerileri.html' title='KIŞ AYLARI İÇİN SAÇ BAKIM ÖNERİLERİ..'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-6135964035323930033</id><published>2009-01-01T04:11:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T04:12:06.585-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>KIŞIN CİLT BAKIMI NASIL OLMALI?</title><content type='html'>Soğuk kış ayları boyunca cilt bir çok olumsuz etkene maruz kalır.Bunlar cildin yıpranmasına,yaşlanmasına sebeb olur.&lt;br /&gt;Cilt sağlığı kış aylarında daha bir önem kazanmalı,cildimiz için biraz daha fazla zaman ayırmalıyız.Neler yapmamız lazım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle ,kış aylarında cilt bakımı nasıl olmalı,&lt;br /&gt;Kış aylarında cildinize daha fazla özen göstermeniz gerekir.kışın sert rüzgarları cildi tahriş etme ve kurutmasına sebep olurcildinizi haftada bir uygulayacağınız besleyici killi maskelerle koruyun.&lt;br /&gt;Besleyici maske&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kil zengin içeriği ile cildi besliyor. Kil maskesi için 1 avuç kili 2 çorba kaşığı ılık su ve birkaç damla zeytinyağı ile sulandırıp, göz çevresi hariç tüm yüzünüze ve boynunuza sürün. Eğer cildiniz yağlı ise karışıma birkaç damla limon suyu ilave edin. Eğer kuru ise bir tatlı kaşığı bal ekleyip karıştırın. 5 dakika bekleyip ılık su ile durulayın.&lt;br /&gt;nemlendirici krem kullanırken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cildin suyla yıkanması sırasında bu yağsı madde ciltten yıkanarak uzaklaştırıldığı için cildinin nemini korumak güçleşir. Bu nedenle banyodan sonra cilt nemlendirici krem ve losyonların kullanılmasına ağırlık verilmelidir. Nemlendirici losyonlardan maksimum verim alabilmek için, bu ürünler banyodan hemen sonra henüz cilt ıslak iken ve kurulanmadan önceki ilk 3 dakika içinde uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayede cilt üzerinde bulunan su damlacıkları krem tarafından tutulacaktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sivilcelerden kurtulmak için maske tarifleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciltte sivilce oluşumunda kozmetik ürünlerin kullanımına dikkat edilmesi gerekir. Kullanılan ürünler sivilceyi besleyici özellikte olmamalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilceleri sıkmak riskli bir uğraştır, iz kalabilir, iltihaplanma yayılarak artabilir.&lt;br /&gt;Yine de sıkılmadan durulacak gibi değilse bunu çok dikkatli yapmakta fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İlk önce deri buhara tutulmalıdır. Uygun bir kabın içine kaynar su dökün ve üzerine kuru ot ekleyin (papatya, aynı safa, nane veya civanperçemi bitkilerinden birini seçin), yüzünüzü kabın üzerine yaklaştırın ve kafanızın üzerine havlu kapatın. 7-10 dakika böylece bekleyin. Unutmadan, bu işlem öncesi el ve tırnaklar iyice temizlenmelidir, varsa alkolle durulanmalıdır. Bunları yapmazsanız sıktığınız sivilcenin yerinde çıban oluşabilir. Kaş yaparken göz çıkarmamak lazım.&lt;br /&gt;* Deriyi buhara tutma işlemi tamamlandıktan sonra sivilceyi çok dikkatli bir şekilde sıkın.&lt;br /&gt;Sivilceyi sıktığınız kısmı alkolle silin. Bir süre sonra gözenek sıkılaştırıcı maskeyi kullanabilirsiniz:&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-6135964035323930033?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/6135964035323930033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=6135964035323930033' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6135964035323930033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6135964035323930033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/kiin-cilt-bakimi-nasil-olmali.html' title='KIŞIN CİLT BAKIMI NASIL OLMALI?'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8903519970848774257</id><published>2009-01-01T04:10:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T04:11:19.784-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>Cilt Maskesi tarifi (netten alıntı)</title><content type='html'>yumurta akı, 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz; hepsini çırpın, yüzünüze maske olarak uygulayıp 25 dakika bekletin, sonra yıkayın.&lt;br /&gt;Veya bir başka maske tarifi: 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı maya, limon suyu, 1 tatlı kaşığı ılık su; hepsini karıştırın, yüzünüze sürün, 20-25 dakika bekletip yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yağlı ciltler alkol içeren losyonla veya karışımla günde birkaç kez silinmelidir. Bunu özellikle dışarıdan eve geldiğiniz zaman yapmaya gayret gösterin.&lt;br /&gt;* Haftada bir kez “tuzla tedavi” yapmayı deneyin. Banyodan sonra, pamuğu tuza batırın sonra yüzünüzü dairesel hareketlerle silin. Yüzünüzü yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilce tedavisi komplike bir şekilde gerçekleştirilmelidir, haricen kullanılan ürünler olduğu gibi, bazı ürünleri de dahilen kullanmalısınız. Sivilceden kurtulmak için öneriler:- Beyaz lilyumun taze çiçeklerini şişeye koyun, üzerine alkol eleyin, her akşam bu karışımla yüzünüzü silin.- Aloe yapraklarının suyunu kullanabilirsiniz. Aloe yapraklarını toplayın, yıkayıp 10 gün serin bir yerde saklayın. Sonra suyunu sıkın. Bu suyla yüzünüzü silin.- Huş ağacı tomurcuğundan yapılan kompres sivilcelerden kurtulmaya yardımcı olur. 1 yemek kaşığı huş ağacı tomurcuğunun üzerine bir su bardağı sıcak su ekleyip 10-20 dakika kaynatın. Soğuttuktan sonra yüzünüze uygulayın. Tomurcukları çay gibi demleyerek içebilirsiniz de. Huş ağacı yaprakları da kullanılabilir. Yıl boyunca çayını için ve sağlıklı olun. Bu çayla ayrıca saçlar da durulanabilir.- Sinirliotun taze sıkılmış suyuyla yüzünüzü silin, maske olarak kullanın.- 2 çorba kaşığı yabani çuha çiçeği köklerine 1 bardak kaynar su ekleyin. 1 saat bekleyin. Süzüp cildinizi bu çayla silin.-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8903519970848774257?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8903519970848774257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8903519970848774257' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8903519970848774257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8903519970848774257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/cilt-maskesi-tarifi-netten-alnt.html' title='Cilt Maskesi tarifi (netten alıntı)'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5521137893600253109</id><published>2009-01-01T04:06:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T04:07:49.083-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>CİLT TİPİNİZE GÖRE KORUNUN</title><content type='html'>Bazı insanlar kısa bir süre güneşlendikten sonra bronz bir tene kavuşurken, bazıları da birkaç dakika güneşin altında kaldıktan sonra kıpkırmızı bir tene sahip olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle güneşin cildiniz üzerindeki etkisini tespit edip buna göre bir korunma yöntemi seçmenizde yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Aşırı hassas ciltler&lt;br /&gt;Beyaz bir ten, beyaz-sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar genelde bronzlaşamaz, güneşte kızarırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 5-10 dakikadan fazla kalmamalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşlenirken yüzlerine koruma faktörü 35, vücutlarına da koruma faktörü 30 olan ürünleri sürmeli, güneşin en yoğun olduğu saatlerde (11.00 - 16.00) asla şapkasız ve güneş gözlüksüz dışarı çıkmamalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Hassas ciltler&lt;br /&gt;Açık renk ten, sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar, çabuk yanmalarına karşın çok zor bronzlaşırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 10 - 20 dakikadan fazla kalmamalılar. Güneşlenirken yüzlerine ve vücutlarına koruma faktörü 20 - 30 olan ürünleri sürmeli, mutlaka suya dayanıklı ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 15 olan ürünleri kullanabilirler. Saat 11.00 - 15.00 arasında güneşe çıkmaktan kaçınmalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Az hassas ciltler&lt;br /&gt;Açık, pembemsi cilt, mavi veya yeşil gözler. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı başaramazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 15 - 25 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 10 olan ürünleri tercih etmeli ve saat 11.00 - 15.00 arasında gölgede veya şemsiye altında oturmalılar. Bronzlaşanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8 olan ürünleri de tercih edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Normal ciltler&lt;br /&gt;Buğday tenli, koyu sarı veya kumral saçlar, mavi, yeşil veya kahverengi gözler. Genelde çabuk bronzlaşır ve güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 20 - 30 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8, su sporları yaparken koruma faktörü 10 ve suya dayanıklı olan ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 6 olan ürünleri kullanabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Sorunsuz ciltler&lt;br /&gt;Esmer ten, koyu kumral veya esmer saçlar, kahverengi gözler. Çabuk bronzlaşır ve güneş yanığı nedir bilmezler. Ama yine de güneşe ilk çıktıklarında 30 - 40 dakikadan fazla kalmamalılar. Sorunsuz bir cilde sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 6 olan ürünleri tercih edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Alerjik ciltler&lt;br /&gt;Cildin güneşe karşı alerjik olmasının nedeni; UVA ışınları ve serbest radikallerdir. Bu nedenle uzmanlar, güneşe karşı alerjik bir cilde sahip olanların, tatile çıkmadan üç hafta önce, haftada 2 - 3 kez solaryuma girmelerinde fayda olduğunu söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjik olan ciltler, güneşlenirken koruma faktörü 20 - 25 olan ürünleri tercih etmeliler. Özellikle omuz, burun ve ayak tabanlarına bol miktarda koruyucu krem sürmeli ve her saat başı bunu tekrarlamalılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5521137893600253109?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5521137893600253109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5521137893600253109' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5521137893600253109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5521137893600253109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2009/01/cilt-tipinize-gre-korunun.html' title='CİLT TİPİNİZE GÖRE KORUNUN'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-9073257046320003828</id><published>2008-12-28T14:13:00.000-08:00</published><updated>2008-12-28T14:17:36.000-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAYSERİ LİSESİ TARİHÇESİ'/><title type='text'>KAYSERİ LİSESİ TARİHÇESİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kayserilisesi.com/data/page/1/havuzba__.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 345px; CURSOR: hand; HEIGHT: 244px" alt="" src="http://www.kayserilisesi.com/data/page/1/havuzba__.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;KAYSERİ LİSESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri Lisesi 13 Eylül 1893 tarihinde bugünkü Kurşunlu Camii civarında Seyfullah Efendi konağında DERECE-İ ULA MEKTEB-İ MÜLKİYE İDADİSİ adıyla üçü Rüştiye, ikisi İdadi olmak üzere beş sınıflı olarak öğretime başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1895-1896 ders yılında öğrenci sayısı 60 a yükselmiş olup, ilk mezunu 5 kişidir. Konağın ihtiyacı karşılayamaması üzerine bugünkü binanın yapımına başlanmış olup 1903'te tamamlanmıştır.&lt;br /&gt;1915-1916 öğretim yılında Sultani oldu. Sakarya savaşı sırasında Ankara nın boşaltılması söz konusu olunca binanın Büyük Millet Meclisine bırakılması için hazırlıklar yapılmıştır. Aynı yıl Ankara Sultanisi ile birleştirilerek üç dönemli 12 yıl süreli yatılı Sultani durumuna getirilmiştir. 1923 yılında Ziya Gökalp in kanun teklifi ile Sultani adı Liseye çevrildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1935-1936 ders yılında kız ortaokulu ile birleştirilerek karışık lise olarak öğretime 1962-1963 ders yılına kadar devam edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1959-1960 öğretim yılında Kayseri Lisesi ne bağlı olarak açılan Akşam Lisesi 1980-1981 öğretim yılında ayrı müdürlük haline gelmiştir. Akşam Lisesi bölümü 1982-1983 öğretim yılında kapatılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Yüzyılın başlarında yapılan tarihi okula zaman zaman ek binalar yapılmıştır. Bunlardan laboratuarların bulunduğu kısım 1956-1957 öğretim yılında, pansiyon binası 1965-1966 öğretim yılında, spor ve konferans salonlarının bulunduğu bina 1976-1977 öğretim yılında hizmete girerek okul bugünkü kültür kompleksi haline gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri Lisesi kuruluşundan bugüne kadar 25.000 civarında mezun vermiştir. Mezunları arasında şehitler, gaziler olduğu gibi Türkiye hatta dünyaca ünlü Başbakan, Cumhurbaşkanı, Bürokrat, Bilim Adamı, İş Adamı, Sanatçı vb. kişiler mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri Lisesi kurulduğu günden beri Türk Milli Eğitiminin amaçlarına uygun Atatürk ilkeleri doğrultusunda öğrenciler yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir. 1987 den sonra ikili öğretime geçiş ve eğitim sistemindeki değişiklikler (sınıfta lokomotif görevi yapan çalışkan öğrencilerin Anadolu Lisesi, Fen Lisesi vb. okullara seçilmeleri) nedeni ile başarı oranı düşmüşse de 1994-1995 öğretim yılında bünyesinde açılan Yabancı Dil Ağırlıklı Lise bölümü ile eski başarı oranını yakalama yolundadır. 1997-1998 öğretim yılında bu bölüm ilk mezunlarını vermiş olup üniversite giriş sınavında ( Ö.S.S de) başarı oranı % 100 dür. 2005-2006 Öğretim yılında okulumuz Anadolu Lisesi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulumuz 114 yıllık bir geçmişi ve aynı zamanda geleneği bünyesinde barındıran Kayseri Lisesi, kuruluşundan bu yana asli vazifesi olan insan yetiştirme ve vatan hizmetine sunma gayretini devam ettirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulumuz 13 Eylül 1893 tarihinde DERECE-İ ULA MEKTEB-İ MÜLKİYE İDADİ'si adıyla kurulmuştur. İdadinin meydana gelmesinde bir merhale olan rüşdiye kısmı 1870 yılında Kayserili Ahmet paşa tarafından açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yıllarda öğrenci sayısı azdı. Zamanla artarak 1895 - 1896 öğretim yılında 60'a çıktı ve aynı yıl sekiz mezun verdi. Okumaya olan ilginin artması üzerine konak ihtiyaca yetmez oldu. Bunun üzerine şimdiki lise binasının temeli atıldı. Birinci katı 1903'te tamamlandı. Aynı yıl içinde okul yeni binaya taşındı. 1908 - 1909 öğretim yılında öğrenci sayısı 141'e ulaştı. 1915 - 1916 öğretim yılında ise İdadi, Sultani ye çevrilerek 8. 9. sınıflar meydana getirildi. Aynı yıl okulun ikinci katı da tamamlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiklal Savaşı'nda Kayseri Lisesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1921 Ağustos'undaki Sakarya Savaşı esnasında her türlü ihtimali düşünen Ankara Hükümeti bir yenilgi meydana geldiği takdirde Kayseri'ye çekilme kararı verdi. Büyük Millet Meclisi'nin toplantıları için şimdiki Kayseri Lisesi'nin binası uygun görülerek gerekli tedbirler alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri Lisesi'nin son sınıf öğrencileri de Sakarya Savaşı sebebiyle cepheye gitmiş, vatan için şehit düşmüş ve Kayseri Lisesi 1920 - 1921 öğretim yılı mezuniyet defterine son sınıfların karşısına: Lise son sınıf talebeleri Sakarya Savaşı için cepheye gidip hepsi cephede şehit düştüğünden bu öğretim yılında okulumuz mezun verememiştir. ibaresi yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulumuz emekli Müdür Yardımcılarından ve 100. Yıl Şeref Belgeselinin hazırlayıcısı Sayın Yusuf Özmerdivenlinin genelkurmay arşivinden yararlanarak tesbit edebildiği Şehit öğrencilerimizin listesi şöyledir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUSTAFA OĞLU İSMAİL&lt;br /&gt;OSMAN OĞLU AHMET&lt;br /&gt;ŞÜKRÜ OĞLU SEYİT AHMET&lt;br /&gt;AHMET OĞLU MUSTAFA&lt;br /&gt;NUMAN OĞLU MEHMET&lt;br /&gt;HACIAHMET OĞLU MUSTAFA&lt;br /&gt;HACIMEHMET OĞLU HALİL&lt;br /&gt;NUH OĞLU CEMAL&lt;br /&gt;EMİN OĞLU HACIMEHMET&lt;br /&gt;DERVİŞ OĞLU AHMET&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-9073257046320003828?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/9073257046320003828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=9073257046320003828' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/9073257046320003828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/9073257046320003828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kayseri-lisesi-tarihesi.html' title='KAYSERİ LİSESİ TARİHÇESİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1145752658506846750</id><published>2008-12-28T14:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-28T14:12:33.456-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>**ŞİŞMANLIĞA NEDEN OLAN RİSK FAKTÖRLERİ</title><content type='html'>*Fiziksel aktivite&lt;br /&gt;*Beslenme alışkanlıkları&lt;br /&gt;*Yaş&lt;br /&gt;*Cinsiyet (Kadın)&lt;br /&gt;*Irksal faktörler&lt;br /&gt;*Eğitim düzeyi&lt;br /&gt;*Evlilik&lt;br /&gt;*oğum sayısı&lt;br /&gt;*Sigarayı bırakma&lt;br /&gt;*Alkol&lt;br /&gt;*Psikolojik bozukluklar&lt;br /&gt;*Metabolik ve hormonal bozukluklar&lt;br /&gt;Şişmanlığın Belirlenmesi&lt;br /&gt;Bir kişinin şişman olup olmadığının belirlenmesinin en iyi yolu, Beden Kitle İndeksi (BKİ) veya Body Mass Index (BMI) olarak bilinen ve kolaylıkla hesaplanan bir yöntemin kullanılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden Kitle İndeksi Nasıl Hesaplanır ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut ağırlığının (kg olarak), boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin : Vücut ağırlığı 70 kg, boyu 1.60 m olan bir kişinin beden kitle indeksi ;&lt;br /&gt;70/1.602 = 70/1.60x1.60 = 70/2.56 = 27.34 kg/m2’dir.&lt;br /&gt;Beden Kitle İndeksi Nasıl Değerlendirilir?&lt;br /&gt;BMI DEĞERİ DURUM&lt;br /&gt;(18.5 kg/m2’nin altında ise zayıf&lt;br /&gt;(18.5-24.9 kg/m2 arasında ise normal kilolu)&lt;br /&gt;(25-29.9 kg/m2 arasında ise hafif şişman (fazla kilolu)&lt;br /&gt;(30-34.9 kg/m2 arasında ise orta derecede şişman) (I.Derece)&lt;br /&gt;(35-39.9 kg/m2 arasında ise ağır derecede şişman) (II.Derece)&lt;br /&gt;(40 kg/m2 üzerinde ise çok ağır derecede şişman) (III.Derece)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1145752658506846750?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1145752658506846750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1145752658506846750' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1145752658506846750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1145752658506846750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/imanlia-neden-olan-risk-faktrleri.html' title='**ŞİŞMANLIĞA NEDEN OLAN RİSK FAKTÖRLERİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-3502058787483264431</id><published>2008-12-28T06:45:00.001-08:00</published><updated>2008-12-28T06:45:53.713-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>KURU CILT</title><content type='html'>Kuru cilt, özellikle yaşlıca kişilerde görülen yaygın bir sorundur. Özellikle kışın rahatsız edicidir. Kışın içerideki ısıtılmış havanın ve dışarıdaki soğuk havanın nemi azdır.&lt;br /&gt;Belirtiler : Kaşınan, pul pul cilt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtiler cilten doğal nemin ve yağın kaybedilmesinin sonucudur. Cilt çatlayabilir. Tahriş olmuş yuvarlak cilt bölümleri oluşabilir. En çok etkilenen yerler bacaklar alt ve kolların üst kısımları, gövdenin yanları ve uyluk bölgesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna yol açan kuruluğu azaltmak için kışın banyo alışkanlığınızı değiştirin. Ilık suda kısa süreli banyolar alın, sabunu yalnız koltuk altlarına, yüzünüze, genital ve anal bölgelere kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de el ve ayakları sabunlayın. Yavaşça kurulanın. Banyodan sonra nemli cilde koruyucu bir kaplama sağlamak için hemen banyo yağı sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banyolarınızı seyrekleştirin ve her gün cildinizi nemlendirin. Banyoda sabun kullanımını sınırlandırır ve belirtildiği gibi yağ kullanırsanız banyo yapmanın bir mahsuru yoktur. Ayrıca, kışın nemlendirici kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer belirtiler geçmiyorsa cildinize bir reçetesiz hidrokortizonlu krem sürün (kortikesteroid). Ağır ve kaşıntılı döküntü için doktorunuz cildinizi yağlayıp kaşıntıyı azaltmak üzere daha güçlü bir kortikorsoid verebilir. Geçmeyen genel bir kaşıntınız varsa doktora danışın. Bu başka bir hastalığın belirtisi olabilir.&lt;br /&gt;ALINTI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-3502058787483264431?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/3502058787483264431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=3502058787483264431' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/3502058787483264431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/3502058787483264431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kuru-cilt.html' title='KURU CILT'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2563116207761240483</id><published>2008-12-28T06:43:00.001-08:00</published><updated>2008-12-28T06:43:57.901-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>GÜNEŞ LEKELERİ</title><content type='html'>Güneşlenirken aşırıya kaçıldığında küçük kahverengi lekeler başımıza bela olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın kaynağı olan güneş, ondan doğru oranda faydalandığımız sürece vücudumuza birçok yarar sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama aşırıya kaçıldığında cildimiz için tehlike oluşturduğu gibi, zararlı olmayan, ama görüntüsü rahatsız eden küçük kahverengi lekelerin oluşmasına da yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz geldiğinde çoğumuz saatlerce güneşin altından ayrılamıyoruz. Fakat güneşin yararlarının yanında bir takım zararlarının olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Çünkü ondan bilinçsiz bir şekilde faydalandığımız takdirde vücudumuzda bazı lekelenmeler meydana geliyor. Güneş lekeleri olarak adlandırılan bu görünüm, derinin güneş gören yerlerinde kahverengi izler şeklinde beliriyor. Genç yaşlarda kanser öncüsü olarak nitelendirilmeyen bu lekeler, özellikle kadınlarda kozmetik bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.Genellikle 5 ile 10 mm çapında olan bu sorun, derisi açık renkli, sarışın kişilerde ve yaşlılarda daha sık görülüyor. Keskin ve düzenli bir sınırı olmayan lekelerin görüntüleri çillerden daha büyük boyutta oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk adım önlem almak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette güneş lekelerini nasıl yok edeceğimizi öğrenmeden önce, nasıl korunacağımızı bilmeliyiz. Örneğin; 3 yaşın altındaki çocukların plajda ve havuz kenarında mutlaka gölgede oturmaları gerekiyor. Ayrıca açık tenli ve güneşe hassas ciltlerin de önlem almaları özellikle sağlık açısından çok önemli. Vücudunda deriden kabarık, kenarı düzensiz görünümde koyu renkli beni olanların da bu bölgeyi güneşten korumaya özen göstermeleri gerekiyor. Güneşten korumak için seçeceğiniz ürünün hem UVA hem de UVB ye karşı koruyucu olmasına dikkat edin ve özellikle ilk günlerde daha yüksek koruma faktörü olanları tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lekelerden kurtulmak mümkün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş lekelerini tedavi eden birçok yöntem bulunuyor. Bunların ortak noktaları; derinin yüzeysel tabakasını yenileyerek izleri yok etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte en sık kullanılan yöntemler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriyoterapi (dondurarak tedavi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriyoterapi bir dondurma işlemidir. Bu işlemde cihaz, derinin altına çok ince buz kristelleri gönderir. Daha sonra da bu kristaller cihaz tarafından geri emilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama alanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş lekelerinin giderilmesinin dışında çatlak ve ameliyat izleri, gebelik, siğil ve derinin damarsal oluşumlarının tedavisinde kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl uygulanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar kriyoterapi cihazını çatlakların ya da izlerin üzerinde gezdirerek uygulama yapıyor. Tedavi esnasında herhangi bir acı hissedilmiyor. Ama işlem sonrasında hafif bir kızarıklık oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç seans sürüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlerin derinliği veya meydana gelen lekelerin çokluğuna bağlı olarak seans süresi ve sayısı belirleniyor. Genellikle 15 seans, yeterli olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lazer tedavisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel lazer ışınlarıyla cildin üst tabakasını soyan ve izlerin hafiflemesini mümkün kılan bir yöntemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki bölümden oluşuyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Kimyasal peeling: Bazı soyucu kimyasallarla derinin yüzeysel tabakasının yenilenmesidir. Piyasada satılan leke yok edici kozmetik ürünleri de bu temele dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Işın tedavisi: Özellikle derinin yüzeysel tabakalarında oluşmuş lekeler için soyma ve yenileme tedavileri ile yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama alanları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lazer uygulaması daha ciddi bir girişim ve diğerlerinden farklı olarak mevsimsel bir uygulamadır. Vücudumuzda meydana gelen güneş lekeleri ve çatlaklar bağ dokusu hastalığıdır. Ancak cildin soyulması için tek başına yeterli değildir. Bu bağları onarıcı ürün ve kremlerin emilmesini artırmak için ultrason yöntemi de mutlaka uygulamaya eklenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl uygulanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzman tarafından izlerin ve lekelerin üzerine uygulama yapılır. Kulağımızın duyamayacağı şiddetteki ses dalgaları karın içine doğru gönderilip bilgisayar ekranına yansıtılır. Seanslar sırasında acı hissedilmez, ancak sonrasında izlerin üzerinde hafif bir kızarıklık ve kabuklanma görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç seans sürüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 gün ve 3 hafta aralıklarla 6 - 8 seans arasında yapılır. Bu işlemlerin süresi ve sıklığı, problemin sebebi, bu problemin ne kadardır sürdüğü ile bağlantılı olarak değişir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2563116207761240483?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2563116207761240483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2563116207761240483' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2563116207761240483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2563116207761240483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/gne-lekeleri.html' title='GÜNEŞ LEKELERİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4111952211761189934</id><published>2008-12-28T06:40:00.000-08:00</published><updated>2008-12-28T06:42:02.461-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KİŞİSEL BAKIM'/><title type='text'>AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEMENİN 11 YOLU</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.hekimce.com/resimler/dis.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 263px; CURSOR: hand; HEIGHT: 355px" alt="" src="http://www.hekimce.com/resimler/dis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ağız kokusu toplumda çok büyük bir sorundur. Tahmin edilenden daha yaygındır ve sosyal ortamlarda sizi ve diğer insanları çok rahatsız eder. Bazı önlemlerle kötü ağız kokunuzu önleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilinizin pis bir halıya dönmesine izin vermeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağız bakımı doğru ve tam yapılmadığı sürece kötü ağız kokusu kaçınılmazdır. Ağız kokusunun nedeni genellikle ağız içindeki çürümüş yemek parçaları ve mikroplar (bakteriler)’dır. Bu nedenle dişlerin fırçalanması sırasında nazikçe dilimizi de fırçalamalıyız. Yemek parçaları ve bakteriler dişlerimiz ve diş etlerimizden çok dilimizin üzerindeki tat tomurcuklarının etrafında bulunur. Bu tomurcuklar sayesinde dilimiz gerçekte tam bir kalın tüylü halı gibidir. İşte bu tüylerin arası tıpkı halının ilmiklerinin arası gibi yemek parçacıklarının ve bakterilerin yerleşmesi için çok uygundur. Bu nedenle ağız sağlığı mutlaka dil temizliğini de içermelidir. Bu temizlik için özel aparatlar gerekmez. Diş fırçanızın kendisi, bir kaşığın kenarı bu iş için yeterlidir. Ağız sıvıları ile yapılan gargara geçici bir önlemdir ve aslında kötü bir alışkanlıktır. Sorunu çözmez sadece ağzınızın bir süre iyi kokmasına yardımcı olur; kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakız çiğneyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükrük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antiboyitikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pekçok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükrük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükrük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarçın kullanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla su için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle yaşla artan vücut kuruması pekçok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükrük salgısını artırarak da yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla burnunuz tıkalı uyumayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağızı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükrük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit şeker tüketiminizi azaltın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lokmaları iyi çiğneyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayede yiyeceklerle tükrük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş ipi kullanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerledeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara içmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara onlarca nedenle kötü ağız kokusuna neden olur. Saymaya gerek yoktur, içmeyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayanlara bir ipucu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet mevsiminin başladığı bu günlerde eğer düşük karbonhidratlı diyet yapıyorsanız bir başka kötü nefes sorunu ile karşılaşabilirsiniz. Düşük karbonhidratlı diyetlerde vücut enerji kaynağı olarak keton cismi denen maddeleri üretir ve kullanır. Ancak bunlardan bir tanesi nefes ile dışarı atılır ve bu madde nefeste kötü kokuya neden olabilir. Hatta siz bu kokuyu ojeleri çıkarmak için kullandığınız asetona benzetebilirsiniz. Böyle bir sorununuz varsa bir parça ekmek size yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;ALINTI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4111952211761189934?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4111952211761189934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4111952211761189934' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4111952211761189934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4111952211761189934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/aiz-kokusunu-nlemenin-11-yolu.html' title='AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEMENİN 11 YOLU'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-7785660677828073260</id><published>2008-12-28T06:38:00.001-08:00</published><updated>2008-12-28T06:40:07.318-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KİŞİSEL BAKIM'/><title type='text'>AYAK BAKIMI</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.hekimce.com/resimler/ayak_bakimi.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 148px; CURSOR: hand; HEIGHT: 224px" alt="" src="http://www.hekimce.com/resimler/ayak_bakimi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarınızın güzel görünmesi için bazı temel noktalara dikkat etmelisiniz. Ayak bakımının birinci ve en temel şartı ise pedikür yapmak. Pedikür, hem ölü hücre tabakasının atılımını sağlar hem de daha bakımlı ayaklara kavuşmanızı. Pedikür ile ayaklarda oluşan nasır, çatlak, tırnak batması gibi sorunlardan kısa sürede kurtulabilirsiniz. Pedikürü bir salonda yaptırabileceğiniz gibi kendiniz de yapabilirsiniz. Ama doğru sırayı izlemek şart.&lt;br /&gt;PEDİKÜR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak ayaklarınızı sabunlu ılık suda yarım saat kadar bekletin. Nemini aldıktan sonra, ayak törpüsüyle ölü derilerinizi alın. Bu işlemi birkaç kez tekrarlayın. Daha sonra tırnak etlerinizi törpünün ucuyla geriye itin. Bir pens ya da tırnak makası yardımıyla etlerinizi dikkatlice kesedebilirsiniz. Tırnaklarınızı törpüyle şekillendirdikten sonra, parlak ve pembe bir görünüm alması için tırnak yüzeyi için özel olarak geliştirilmiş törpüyle törpüleyin. Daha sonra, ayaklarınızın üst derisinin de pürüzsüz olması amacıyla ayaklar için özel olarak formüle edilmiş peeling kremi sürün. İyice ovaladıktan sonra yıkayın. Tırnak güçlenedirici bir jel ya da cilanın ardından ojenizi sürerek pedikürünüzü tamamlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CANLANDIRICI VE BESLEYİCİ ÖNERİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuruyan, çatlayan ve şişen ayaklarınız için arada bir özel bakımlar yapmak da yerinde olur. İşte size birkaç öneri: Ayaklarınızın sürekli şişmesinden rahatsız oluyorsanız, bitki banyolarından yararlanabilirsiniz. Bunun için, bir litre suda iki avuç papatya ve bir adet limon kabuğunu kaynatıp soğumaya bırakın. Ayaklarınızı bu suyun içinde yarım saat kadar bekletin. Şişlerin indiğini, ayak derinizin canlandığını göreceksiniz. Kuruyan, pul pul ayrılan tırnaklarınız içinse, gliserinden faydalanabilirsiniz. Birkaç damla saf gliserinle eşit miktardaki limon suyunu karıştırın. Bu karışımı her gün tırnaklarınıza sürün. Canlı, parlak ve sağlıklı tırnaklar için bundan daha iyi bir yol olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk parafin: İşte sağlıklı ve pürüzsüz ayaklara kavuşmanın başka bir yolu! Yumuşak ve bakımlı ayaklar için uygulanan özel yöntemin adı, soğuk parafin. Öncelikle ayaklara peeling uygulanarak ölü hücre tabakası atılımı sağlanıyor. Daha sonra parafin sürülerek ayak paketleniyor ve 20 dakika bekletiliyor. Açıldıktan sonra krem sürülüyor. Sonrasında pamuk gibi ayaklara sahip oluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlak: Daha çok kuru ciltlerin problemi olan çatlaklar, topuk ve ayak tabanında görülür. Ayakları yıkadıktan sonra kurulamamak, yalınayak gezmek, küçük terlik giymek gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her banyodan sonra ponzo taşıyla yumuşak hareketlerle ölü deriyi temizleyin. Çatlak bölgeleri, içeriğinde E vitamini ve jojoba yağı bulunan ayak kremleriyle gün boyu sık sık kremleyin. Çatlaklarınız kaybolana dek, sürekli çorap ve kapalı ayakkabı giyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasır: Bütün kış ayaklarımız botların, çizmelerin içinde kaldı. Üstelik küçük ve yanlış ayakkabı seçiminden dolayı ayakların bazı yerlerinde sertleşmeler oluşur. Açık ayakkabı ve terlikleri nasırlı ayaklarla giymek de hoş olmaz. Nasır size çok ağrı vermiyorsa pedikür yaptırarak bu sorundan kurtulmanız mümkün. Ancak problem yaratıyorsa siz en iyisi özel nasır bakımları yaptırın. Yazı rahat karşılayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluşmasını önlemek için: Her banyodan sonra bolca krem sürün. Yumuşak derili ve geniş tabanlı ayakkabılar seçin. Eczanelerde satılan, küçük flaster ve solüsyonlardan yararlanın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-7785660677828073260?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/7785660677828073260/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=7785660677828073260' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7785660677828073260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7785660677828073260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ayak-bakimi.html' title='AYAK BAKIMI'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-6646130151806340894</id><published>2008-12-28T06:35:00.001-08:00</published><updated>2008-12-28T06:36:46.290-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>MİDE VE BAĞIRSAK TEMBELLİĞİ</title><content type='html'>Mide tembelliği : Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır.&lt;br /&gt;Bağırsak tembelliği ya da kabızlık özellikle kadınlarda oldukça yaygın bir sağlık sorunu. Peki bağırsak neden tembelleşiyor? Nedeni günümüzün yoğun ve stresli yaşamından tutun da, genetik, psikolojik, fiziki ve beslenme hatalarına kadar geniş bir yelpazeye açılıyor. Eğer sizin sorununuz beslenme hataları ile oluşuyorsa siz dengesiz ve lif açısından fakir bir beslenme, az su içmek, hızlı yemek yemek, hareketsizlik gibi hatalar zincirini oluşturdunuz demektir. Bitkisel lifler sindirimi kolaylaştıran mide sularının işlevini düzenliyor. Bu lifler çözünür ve çözünmez olarak ikiye ayrılıyor. Kabızlıkla mücadelede en yararlı olanlar lahanagillerde bulunan "çözünmez" liflerdir. Meyve, soğan, sarmısak ve enginarda bulunan "çözünür" lifler ise şeker, yağ ve kolesterol emilimini yavaşlatsa da bağırsaklar için "çözünmez" lifler daha faydalıdır. Enginar, soğan, yer elması ve hindibağda bulunan bir madde, bağırsaktaki florabakterilerinin işlevini düzenleyip kalsiyum alımını kolaylaştırır ve kabızlığı engeller. Kabızlık konusunda en yararlı vitamin F vitaminidir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-6646130151806340894?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/6646130151806340894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=6646130151806340894' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6646130151806340894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6646130151806340894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/mide-ve-bairsak-tembellii.html' title='MİDE VE BAĞIRSAK TEMBELLİĞİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-315026731585633246</id><published>2008-12-28T06:32:00.001-08:00</published><updated>2008-12-28T06:34:30.651-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>CİLT BAKIMI VE GÜZELLİK</title><content type='html'>İşte size bebek gibi bir yüze sahip olmanın yolları. Evde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle hazırlayabileceğiniz bu karışımları deneyerek farkı görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek gibi bir yüz için Yüz için nemlendirici maske&lt;br /&gt;Malzemeler: Yumurta sarısı + süt Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın. Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak. Ne zaman kullanmalı: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah noktaların sonu geliyor Malzemeler: Limon suyu + yoğurt Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın. Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler. Ne zaman kullanmalı: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilceler için karnıbahar Malzemeler: Karnıbahar + Zeytinyağı Hazırlanışı: Sekiz adet karnıbahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.&lt;br /&gt;Ne işe yarıyor: Karnıbahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır. Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir ya da iki kez.&lt;br /&gt;Kırışıklara karşı maske Malzemeler: Kaymak + Elma Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.&lt;br /&gt;Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli etken. Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağlı ciltler için Malzemeler: Bal + süt + limon suyu Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne işe yarıyor: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler. Ne zaman kullanılmalı: İhtiyaca göre 10 - 15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-315026731585633246?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/315026731585633246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=315026731585633246' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/315026731585633246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/315026731585633246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/cilt-bakimi-ve-gzellik.html' title='CİLT BAKIMI VE GÜZELLİK'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1744627159927044687</id><published>2008-12-28T06:28:00.000-08:00</published><updated>2008-12-28T06:31:11.671-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DENİZLER'/><title type='text'>DENİZLER</title><content type='html'>Hazar Denizi&lt;br /&gt;&lt;a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/98/Caspian_Sea_from_orbit.jpg/240px-Caspian_Sea_from_orbit.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 305px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/98/Caspian_Sea_from_orbit.jpg/240px-Caspian_Sea_from_orbit.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hazar Denizi'nin uydudan görüntüsü&lt;br /&gt;Koordinatlar 40°0′K 51°0′D&lt;br /&gt;Göl türü Doğal, tuzlu&lt;br /&gt;Kaynakları İdil Nehri&lt;br /&gt;Havza ülkeleri Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya ve Türkmenistan&lt;br /&gt;Yüzölçümü 371.000 km²&lt;br /&gt;Ortalama derinlik 184 m&lt;br /&gt;En büyük derinlik 1025 m&lt;br /&gt;Su hacmi 78.200 km³&lt;br /&gt;Yüzey rakımı -28 m&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2e/TurkmenbashiSea.jpg/250px-TurkmenbashiSea.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 169px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2e/TurkmenbashiSea.jpg/250px-TurkmenbashiSea.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hazar denizi, Türkmenbaşı şehri, Türkmenistan&lt;br /&gt;Hazar Denizi (eski adı Caspium Mare ve ya Hyrcanium Mare) güneydoğu Avrupa ve güneybatı Asya'dadır ve dünyanın en büyük tuzlu su gölüdür. Tuzluluk oranı %1,2'dir. Hem deniz, hem de göl özelliklerini taşımaktadır. Petrol yataklarınca zengindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazar Denizi batıda Azerbaycan ve Rusya, kuzeydoğu ve doğuda Kazakistan, doğuda Türkmenistan, güneyde İran toprakları ile çevrelenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunluğu 1210, genişliği 210-436 kilometredir. Açık denizlerle irtibatı yoktur. Bu yüzden de su seviyesi devamlı değişir. 1930 ile 1957 seneleri arasında denizin seviyesi normalden 26 m alçaldı. Bunun sonucu kapladığı alan 53.300 km2 azalarak 371.000 km2ye düştü. Su seviyesinin deniz seviyesinden aşağıya düşme sebebi, buharlaşma artarken yağışların da azalmasıdır. Bir de, denize dökülen suların % 80’ini sağlayan İdil Nehrinin sulama ve endüstride kullanılma maksatlarıyla başka yöne kanalize edilmesi mühim bir sebeptir. Su seviyesini normal hale getirmek için yapılan gayretler neticesiz kalmıştır. Kuzey kesimi sığdır. Burada mersinbalığı çok çıkar. Bundan bol miktarda havyar elde edilir. En derin yeri 978 m olup, güneydedir. Suyu tuzludur. Ortalama tuz oranı % 0,13’tür. Sülfat oranı da yüksektir. Doğu kıyılarındaki geniş sığ bir bölgede sodyum sülfat yatakları bulunmaktadır. Hazar Denizi kış ayları hariç ana ulaşım güzergahıdır. Kuzeydeki sığ kesim kış ayları boyunca donar. Buradaki önemli limanlar Bakü, Krasnovodsk ve İdil Nehri deltasında Astrakhan’dır. Bunlar arasında demiryolu bağlantısı vardır. İran’a ait kısımda en önemli liman Bender Şah’tır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İklimi bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Kuzey bölümünde kara iklimi, orta ve güney bölümünde ise ılıman iklim hakimdir. Yaz aylarında ortalama sıcaklık 24°C-26°C arasında değişir.Kış aylarında ise -10°C ile +10°C arasındadır. Ortalama senelik yağış miktarı 200-1700 mm arasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazar Denizinde, Türkmenistan kıyısında Kuları, Kalpin, Çeleken, Aşur Ada, Koğurçı; Azerbaycan kıyısında Pir Allani, Nogaras, Bakü Adası, Kum Zire, Taş Zire, Sarı; Dağıstan kıyısında Çeçen Adaları vardır. Bunlardan Çeleken ve Pir Allani’de petrol üretilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazar Denizine dökülen belli başlı ırmaklar ise; kuzeyde İdil, Ural ve Emba; doğuda Etrek; batıda Kuma, Terek, Sulak, Samur, Kur, Astara Çayı, güneyde ise Kızıl Ören Irmağının Gılan ve Sefidrüd kollarıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1744627159927044687?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1744627159927044687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1744627159927044687' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1744627159927044687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1744627159927044687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/denizler.html' title='DENİZLER'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2860791726545366371</id><published>2008-12-28T06:26:00.000-08:00</published><updated>2008-12-28T06:27:24.746-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÖLLERİMİZ'/><title type='text'>GÖLLER</title><content type='html'>Göl, karalar üzerinde çeşitli nedenlerle çanaklaşmış alanlarda biriken su kütleleridir.&lt;br /&gt;&lt;a id="Yery.C3.BCz.C3.BCndeki_en_b.C3.BCy.C3.BCk_g.C3.B6ller" name="Yery.C3.BCz.C3.BCndeki_en_b.C3.BCy.C3.BCk_g.C3.B6ller"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzündeki en büyük göller&lt;br /&gt;Göl&lt;br /&gt;Yüz&lt;br /&gt;Derinlik&lt;br /&gt;Yer&lt;br /&gt;Su cins&lt;br /&gt;&lt;a title="Hazar Denizi" href="http://www.blogcu.com/wiki/Hazar_Denizi"&gt;Hazar Denizi&lt;/a&gt; veya &lt;a class="mw-redirect" title="Hazar Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Hazar_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Hazar Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;393.897 km²&lt;br /&gt;995 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Rusya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Rusya"&gt;Rusya&lt;/a&gt;, &lt;a title="Kazakistan" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kazakistan"&gt;Kazakistan&lt;/a&gt;' &lt;a title="Azerbaycan" href="http://www.blogcu.com/wiki/Azerbaycan"&gt;Azerbaycan&lt;/a&gt; , &lt;a class="mw-redirect" title="Iran" href="http://www.blogcu.com/wiki/Iran"&gt;Iran&lt;/a&gt; , &lt;a class="mw-redirect" title="Turkmenistan" href="http://www.blogcu.com/wiki/Turkmenistan"&gt;Turkmenistan&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tuz suyu&lt;br /&gt;&lt;a title="Superior Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Superior_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Superior Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;82.414 km²&lt;br /&gt;405 m&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="ABD" href="http://www.blogcu.com/wiki/ABD"&gt;ABD&lt;/a&gt; , &lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Viktoria Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Viktoria_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Viktoria Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;68.870 km²&lt;br /&gt;81 / 85 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Tanzanya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Tanzanya"&gt;Tanzanya&lt;/a&gt; , &lt;a title="Kenya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kenya"&gt;Kenya&lt;/a&gt; , &lt;a title="Uganda" href="http://www.blogcu.com/wiki/Uganda"&gt;Uganda&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Huron Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Huron_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Huron Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;59.596 km²&lt;br /&gt;229 m&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="ABD" href="http://www.blogcu.com/wiki/ABD"&gt;ABD&lt;/a&gt; , &lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Michigan Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Michigan_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Michigan Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;58.016 km²&lt;br /&gt;281 m&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="ABD" href="http://www.blogcu.com/wiki/ABD"&gt;ABD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Tanganika Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Tanganika_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Tanganika Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;32.893 km²&lt;br /&gt;1.470 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Demokratik Kongo Cumhuriyeti" href="http://www.blogcu.com/wiki/Demokratik_Kongo_Cumhuriyeti"&gt;Demokratik Kongo Cumhuriyeti&lt;/a&gt; , &lt;a title="Tanzanya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Tanzanya"&gt;Tanzanya&lt;/a&gt; , &lt;a title="Zambiya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Zambiya"&gt;Zambiya&lt;/a&gt; , &lt;a title="Burundi" href="http://www.blogcu.com/wiki/Burundi"&gt;Burundi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Büyük Ayı Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Ay%C4%B1_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Büyük Ayı Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;31.792 km²&lt;br /&gt;88 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Baykal Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Baykal_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Baykal Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;31.492 km²&lt;br /&gt;1.637 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Rusya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Rusya"&gt;Rusya&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Aral Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Aral_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Aral Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;28.687 km²&lt;br /&gt;32 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Kazakistan" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kazakistan"&gt;Kazakistan&lt;/a&gt; , &lt;a title="Özbekistan" href="http://www.blogcu.com/wiki/%C3%96zbekistan"&gt;Özbekistan&lt;/a&gt;(1998'de, geçmiş 68.000 km²)&lt;br /&gt;Tuz suyu&lt;br /&gt;&lt;a title="Büyük Esir Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Esir_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Büyük Esir Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;28.438 km²&lt;br /&gt;614 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Erie Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Erie_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Erie Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;25.745 km²&lt;br /&gt;64 m&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="ABD" href="http://www.blogcu.com/wiki/ABD"&gt;ABD&lt;/a&gt; , &lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Winnipeg Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Winnipeg_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Winnipeg Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;24.341 km²&lt;br /&gt;18 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Malavi Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Malavi_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Malavi Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;23.310 km²&lt;br /&gt;706 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Malavi" href="http://www.blogcu.com/wiki/Malavi"&gt;Malavi&lt;/a&gt; , &lt;a title="Tanzanya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Tanzanya"&gt;Tanzanya&lt;/a&gt; , &lt;a title="Mozambik" href="http://www.blogcu.com/wiki/Mozambik"&gt;Mozambik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Ontario Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Ontario_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Ontario Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;19.259 km²&lt;br /&gt;244 m&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="ABD" href="http://www.blogcu.com/wiki/ABD"&gt;ABD&lt;/a&gt; , &lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Balkaş Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Balka%C5%9F_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Balkaş Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;18.428 km²&lt;br /&gt;26 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Kazakistan" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kazakistan"&gt;Kazakistan&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Ladoga Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Ladoga_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Ladoga Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;17.703 km²&lt;br /&gt;255 m&lt;br /&gt;&lt;a title="Rusya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Rusya"&gt;Rusya&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a id="Yery.C3.BCz.C3.BCndeki_en_derin_g.C3.B6ller" name="Yery.C3.BCz.C3.BCndeki_en_derin_g.C3.B6ller"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzündeki en derin göller&lt;br /&gt;Göl&lt;br /&gt;Derinlik&lt;br /&gt;Yüz&lt;br /&gt;Yer&lt;br /&gt;Su cins&lt;br /&gt;&lt;a title="Baykal Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Baykal_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Baykal Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1.637 m&lt;br /&gt;31.492 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Rusya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Rusya"&gt;Rusya&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Tanganika Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Tanganika_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Tanganika Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1.470 m&lt;br /&gt;32.893 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Demokratik Kongo Cumhuriyeti" href="http://www.blogcu.com/wiki/Demokratik_Kongo_Cumhuriyeti"&gt;Demokratik Kongo Cumhuriyeti&lt;/a&gt; , &lt;a title="Tanzanya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Tanzanya"&gt;Tanzanya&lt;/a&gt; , &lt;a title="Zambiya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Zambiya"&gt;Zambiya&lt;/a&gt; , &lt;a title="Burundi" href="http://www.blogcu.com/wiki/Burundi"&gt;Burundi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Vostok Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Vostok_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Vostok Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1.000 m&lt;br /&gt;11.500 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Antarktika" href="http://www.blogcu.com/wiki/Antarktika"&gt;Antarktika&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Hazar Denizi" href="http://www.blogcu.com/wiki/Hazar_Denizi"&gt;Hazar Denizi&lt;/a&gt; veya &lt;a class="mw-redirect" title="Hazar Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Hazar_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Hazar Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;995 m&lt;br /&gt;393.898 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Rusya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Rusya"&gt;Rusya&lt;/a&gt;, &lt;a title="Kazakistan" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kazakistan"&gt;Kazakistan&lt;/a&gt;' &lt;a title="Azerbaycan" href="http://www.blogcu.com/wiki/Azerbaycan"&gt;Azerbaycan&lt;/a&gt; , &lt;a class="mw-redirect" title="Iran" href="http://www.blogcu.com/wiki/Iran"&gt;Iran&lt;/a&gt; , &lt;a class="mw-redirect" title="Turkmenistan" href="http://www.blogcu.com/wiki/Turkmenistan"&gt;Turkmenistan&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tuz suyu&lt;br /&gt;&lt;a class="new" title="Lago General Carrera (henüz yazılmamış)" href="http://www.blogcu.com/w/index.php?title=Lago_General_Carrera&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Lago General Carrera&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;836 m&lt;br /&gt;2.200 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Şili" href="http://www.blogcu.com/wiki/%C5%9Eili"&gt;Şili&lt;/a&gt; , &lt;a title="Arjantin" href="http://www.blogcu.com/wiki/Arjantin"&gt;Arjantin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Lago Argentino" href="http://www.blogcu.com/wiki/Lago_Argentino"&gt;Lago Argentino&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;719 m&lt;br /&gt;1.466 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Arjantin" href="http://www.blogcu.com/wiki/Arjantin"&gt;Arjantin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Malavi Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Malavi_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Malavi Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;706 m&lt;br /&gt;23.310 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Malavi" href="http://www.blogcu.com/wiki/Malavi"&gt;Malavi&lt;/a&gt; , &lt;a title="Tanzanya" href="http://www.blogcu.com/wiki/Tanzanya"&gt;Tanzanya&lt;/a&gt; , &lt;a title="Mozambik" href="http://www.blogcu.com/wiki/Mozambik"&gt;Mozambik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Issık Göl" href="http://www.blogcu.com/wiki/Iss%C4%B1k_G%C3%B6l"&gt;Issık Göl&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;668 m&lt;br /&gt;6.236 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Kırgızistan" href="http://www.blogcu.com/wiki/K%C4%B1rg%C4%B1zistan"&gt;Kırgızistan&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Büyük Esir Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Esir_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Büyük Esir Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;614 m&lt;br /&gt;28.438 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a class="new" title="Crater Lake (henüz yazılmamış)" href="http://www.blogcu.com/w/index.php?title=Crater_Lake&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Crater Lake&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;592 m&lt;br /&gt;53 km²&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="ABD" href="http://www.blogcu.com/wiki/ABD"&gt;ABD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a class="new" title="Lake Tahoe (henüz yazılmamış)" href="http://www.blogcu.com/w/index.php?title=Lake_Tahoe&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Lake Tahoe&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;501 m&lt;br /&gt;497 km²&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="ABD" href="http://www.blogcu.com/wiki/ABD"&gt;ABD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Van Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Van_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Van Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;457 m&lt;br /&gt;3740 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="Türkiye" href="http://www.blogcu.com/wiki/T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Soda&lt;br /&gt;&lt;a class="new" title="Lago di Como (henüz yazılmamış)" href="http://www.blogcu.com/w/index.php?title=Lago_di_Como&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Lago di Como&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;410 m&lt;br /&gt;146 km²&lt;br /&gt;&lt;a title="İtalya" href="http://www.blogcu.com/wiki/%C4%B0talya"&gt;İtalya&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;&lt;a title="Superior Gölü" href="http://www.blogcu.com/wiki/Superior_G%C3%B6l%C3%BC"&gt;Superior Gölü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;405 m&lt;br /&gt;82.414 km²&lt;br /&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="ABD" href="http://www.blogcu.com/wiki/ABD"&gt;ABD&lt;/a&gt; , &lt;a title="Kanada" href="http://www.blogcu.com/wiki/Kanada"&gt;Kanada&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatlı su&lt;br /&gt;Göller ve nehirler tatlı su ekositemine girer.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2860791726545366371?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2860791726545366371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2860791726545366371' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2860791726545366371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2860791726545366371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/gller.html' title='GÖLLER'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-3851182969111915605</id><published>2008-12-24T22:02:00.000-08:00</published><updated>2008-12-24T22:12:47.427-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAHVE TADINDA SOHBET VE YAZILAR'/><title type='text'>HER KAHVE AYNI TADI TAŞIMAZ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://img2.blogcu.com/images/s/i/l/silentt/kahve4.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 164px" alt="" src="http://img2.blogcu.com/images/s/i/l/silentt/kahve4.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Her kahve aynı tadı taşımaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtiğin kahvenin tadı kederlidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve telvesine yüreğinin acısı karışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir pazar öğle sonrası annenin 'hadi bir kahve yap da içelim' dediği kahve huzurludur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpükler annenin göz bebeklerine yansır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma çabasıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... Çıktığın an uyuyakalırsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferahlıktır!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarla içilen kahve neşedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baban için yaptığın kahve sevgi doludur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çay bardağında, az şekerli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır, dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isıtır insanın içini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve aynı kahvedir belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpüğüyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rengiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dumanıyla aynı kahvedir ama,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tadları değişir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kahve aynı değildir buyüzden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de seni sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle öncesi, sonrası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da gece kahvesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman isterseniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin kahven nasıl olsun ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-3851182969111915605?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/3851182969111915605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=3851182969111915605' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/3851182969111915605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/3851182969111915605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/her-kahve-ayni-tadi-taimaz.html' title='HER KAHVE AYNI TADI TAŞIMAZ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5632189758342676165</id><published>2008-12-22T11:55:00.001-08:00</published><updated>2008-12-22T12:16:21.275-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Doğal Antibiyotik</title><content type='html'>Toplumumuzda herşey ilaca bağlanır. İlaçlara bağımlılığımız var.&lt;br /&gt;Boğazlarımız biraz kızarınca veya biraz öksürünce gelişigüzel bir antibiyotik alırız.Bu antibiyotikler de balgamı söktürmez, mikrobu vücuttan çıkaramaz. Zamanla vücutta bağışıklık sağlarlar ve etkileri kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yerine doğal antibiyotikler kullanmamız lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal antibiyotikler nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak, soğan doğal antibiyotiktir. Bunları çok fazla tüketmek lazımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu için özel reçete olarak tavsite ettiğimiz tarif :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;500 CC (yarım litre) kaynamış soğumuş suya,&lt;br /&gt;kabukları soyulmuş bir baş sarımsak, yarım limonu kabuğuyla dilim dilim doğrayıp içine atın. Kapağını kapatıp (alimünyum folyoyla sararak ışık almasını engelleyebilirsiniz) karanlık bir ortamda 4 gün bekletin. Dört gün beklettikten sonra içinden posasını alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kışa girerken bir kaç defa bu doğal antibiyotiği tekrarlarsanız savunma mekanizmanız güçlü olur. Her yemekten 15 dakika önce&lt;br /&gt;aç karnına bir yemek kaşığı içebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıdan gelen mikrop ve virüslere karşı etkilidir.Hiç bir yan etkisi de yoktur. limonu hayatımızdan çıkartmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarifimiz bir kişiliktir. Daha fazla su ve ölçüyle de yapabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.maranki.com/"&gt;http://www.maranki.com/&lt;/a&gt; dan alıntıdır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5632189758342676165?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5632189758342676165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5632189758342676165' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5632189758342676165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5632189758342676165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/doal-antibiyotik.html' title='Doğal Antibiyotik'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1029485419501852356</id><published>2008-12-22T11:54:00.001-08:00</published><updated>2008-12-22T11:54:46.557-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Sağlıklı Beslenmede 12 Adım</title><content type='html'>Besin öğelerinin yeterli miktarda alınıp vücutta kullanılması gerekiyor. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında veya gereğinden az yada çok alındığında, büyüme ve gelişme engelleniyor, sağlıkta bozulmalar yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudun büyüme ve gelişmesi, verimli çalışması, dış etkenlere ve hastalıklara karşı dirençli olabilmesi için dengeli ve yeterli beslenmeye dikkat edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte dikkat edilecek 12 adımla sağlıklı beslenme mümkün. Vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin herbirinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması, yeterli ve dengeli beslenme anlamına geliyor. Besin öğeleri vücudun gereksinimleri düzeyinde alınmazsa, yeterli enerji oluşmadığı ve vücut dokuları yapılamadığından, yetersiz beslenme durumu oluşuyor. Sağlık Bakanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, sağlıklı beslenmede dikkat edilmesi gereken 12 adım bulunuyor. Buna göre, -Günlük tüketilen besinlerin çok çeşitli olması gerekli. Besinlerin çoğunluğu hayvansal gıdalar yerine bitkisel gıdalardan seçilmeli. Günde; sabah-öğle ve akşam olmak üzere 3 öğün beslenilmeli. Öğün atlamamaya özen gösterilmeli. Daha çok doğal ve taze besinler tercih edilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Günlük beslenmede bulgur, mısır, pirinç, makarna gibi ekmek ve tahıl grubu besinlerin bulunmasına özen gösterilmeli. Günlük enerji gereksiniminin en az yüzde 55'i karbonhidratlardan sağlanmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Günde 5-7 porsiyon taze sebze ve meyve yenilmeli. Sebze ve meyveler vitamin, mineral ve posa gereksinimlerini karşılıyor. Posa özellikle barsak hareketlerini düzenliyor, kan şekeri ve kolestrol düzeylerinin düşmesine yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Her gün orta düzeyde fiziksel aktivite yapılarak, vücut ağırlığı tavsiye edilen sınırda tutulmalı. Düzenli olarak yürüyüşler yapılmalı. Besinlerle alınan enerji miktarı ile harcanılan enerji miktarı dengelenerek vücut ağırlığı korunabilir. Yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte düzenli yapılan fiziksel aktivite, kalp ve solunum fonksiyonlarını düzenliyor, osteoporozu önlüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Günlük tüketilen yağ miktarı kontrol edilmeli. Yağdan gelecek enerji miktarı toplam enerjinin yüzde 30'unu geçmemeli. Yemeklerde hayvansal kaynaklı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü gibi sıvı yağlar tercih edilmeli. Yemekler pişirilirken haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri kullanılmalı. Kızartma ve kavurmalardan uzak durulmalı. Etli pişirilen yemeklere ayrıca yağ ilave edilmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sucuk, salam, sosis gibi yağlı et ve et ürünleri yerine; balık, tavuk, hindi eti veya kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller tercih edilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünleri tercih edilmeli. -Az şekerli besinler tercih edilmeli. Tatlılar ve şekerli içeceklerin tü ketimi sınırlanmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Günlük tuz alımı, ortalama 1 çay kaşığı olacak şekilde azaltılmalı. Salamura, konserve, zeytin ve turşu gibi tuz içeren besinlerin tüketimi azalmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Mümkünse alkol kullanılmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Besinlerin hazırlanması, pişirilmesi sırasında hijyen kurallarına dikkat edilmeli. Yiyecekler pişirilirken haşlama, fırında ve buharda pişirme yöntemleri tercih edilmeli. Kızartmalardan kaçınılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmeli ve 6 aydan sonra uygun besinlere başlayarak yeterli ve dengeli beslenmeleri sağlanmalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1029485419501852356?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1029485419501852356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1029485419501852356' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1029485419501852356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1029485419501852356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/salkl-beslenmede-12-adm.html' title='Sağlıklı Beslenmede 12 Adım'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1036415771132968957</id><published>2008-12-22T11:52:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T11:53:42.194-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Aç Kalarak (Oruç) Temizlenme-Arınma</title><content type='html'>Amerikalı Dr. Paul Breakt’in yöntemine göre insan her hafta 1 defa 24 ile 36 saat aç kalmalı. O zaman insan organizması sindirim için enerji harcamaz. Metabolizma bu enerjiyi organizmanın tüm sistemlerini kontrol etmek ve sistemlerde oluşan zehirli maddeleri dışarı atmak için kullanır. Bunun sonucunda kalın bağırsak taşları yumuşar ve kalın bağırsak duvarından ayrılır. Eğer insan bu yöntemi kullanırsa kendi kendine koruma yapabilir. Aç kalma sürecinden sonra ilk yemek olarak çiğ havuç ve lahana salatası az yağlı olarak alınabilir. Bu maddeler kalın bağırsaktaki çamurları dışarı atar. Diğer yemekleri de sebze yemeği ağırlıklı olarak alabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yöntem yılda iki kez tekrarlanmalıdır. Lavman uygulaması yılın her zamanı yapılabileceği gibi, en uygun zamanı ilkbaharın mart, nisan ve mayıs ayları, sonbaharda ise eylül, ekim, kasım aylarıdır. Uygulama zamanı ay takviminde ayın hareketine göre ayarlanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1036415771132968957?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1036415771132968957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1036415771132968957' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1036415771132968957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1036415771132968957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kalarak-oru-temizlenme-arnma.html' title='Aç Kalarak (Oruç) Temizlenme-Arınma'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4167141238893397304</id><published>2008-12-22T11:51:00.001-08:00</published><updated>2008-12-22T11:51:31.416-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet Maranki zayıflama için bitki çayı</title><content type='html'>Prof. Dr. Ahmet Maranki 'den zayıflamaya yardımcı bitki çayı tarifi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 gr ayrık kökü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 gr arpa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 gr mısır püskülü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı: Malzemeleri 1 kilo suya koyarak 10 dakika kaynatın, soğutulduktan sonra süzün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balla tatlandırılabilir veya limon sıkılır. 1 günde tüketilmesi gerekir. Bu karışıma 20 gr da kiraz sapı ilave edilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4167141238893397304?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4167141238893397304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4167141238893397304' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4167141238893397304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4167141238893397304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-maranki-zayflama-iin-bitki-ay.html' title='Ahmet Maranki zayıflama için bitki çayı'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4434024157102951831</id><published>2008-12-22T11:50:00.001-08:00</published><updated>2008-12-22T11:50:30.714-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet Maranki Menopoz için civanperçemi kürü</title><content type='html'>Menopoz öncesinde başlayan terleme, iç sıkıntısı, depresif halleri, menapoz döneminde daha da şiddetlenen sıkıntı verici durumları tölare etmek için kullanılacak en etkili bitkilerden birisi de Civanperçemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanımı:&lt;br /&gt;Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış civanperçemi bir bardak kaynar suya atılır. On dakika üstü kapalı olarak demlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süzüldükten sonra tatlandırmadan aç karnına veya öğün aralarında günde 2-5 bardak içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullandığımız bitkinin çayına destek olarak da banyo suyunda kullanabiliriz. 2-3 avuç kuru bitkiyi 3 saat bir litre soğuk suda bekletin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banyo küvetini 37 dereceyi geçmeyecek şekilde su ile doldurun. Soğuk suda beklettiğiniz bitkiyi bir taşım kaynatıp süzün. Hazırladığınız banyo suyuna ekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu su ile 15 dakika banyo alın. Banyodan sonra 15-20 dakika dinlenin. Haftada 2-3 kez bu banyoyu tekrarlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük çay içiminizi de aksatmadan 4 haftalık bir kür düzenlediğinizde Civanperçeminin menapoz sıkıntıları üzerindeki olumlu etkisinin fark edileceğini belirten uzmanlar Civanperçemini gebelik sürecinde kullanılmamasını öneriyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4434024157102951831?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4434024157102951831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4434024157102951831' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4434024157102951831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4434024157102951831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-maranki-menopoz-iin-civanperemi.html' title='Ahmet Maranki Menopoz için civanperçemi kürü'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-9117141661439019297</id><published>2008-12-22T11:49:00.001-08:00</published><updated>2008-12-22T11:49:37.331-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet Maranki Yağlı Cilt temizleyici yulaflı cilt maskesi</title><content type='html'>Malzemeler :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı yulaf unu&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı rendelenmiş limon kabuğu&lt;br /&gt;6yemek kaşığı dolusu buğday kepeği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulanışı: Malzemeleri iyice karıştırdıktan sonra biraz su ile lapa haline getirin. Bu karışımla yağlı cildinizi 2-3 dakika boyunca temizleyin.Ardından ılık su ile yıkayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-9117141661439019297?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/9117141661439019297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=9117141661439019297' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/9117141661439019297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/9117141661439019297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-maranki-yal-cilt-temizleyici.html' title='Ahmet Maranki Yağlı Cilt temizleyici yulaflı cilt maskesi'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8823284803200657974</id><published>2008-12-22T11:47:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T11:48:46.137-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet Marankiden Saç Dökülmeleri için Bitkisel Kürler</title><content type='html'>Ahmet Marankiden Saç Dökülmeleri için Bitkisel Kürler&lt;br /&gt;Saçların dökülmesi, hem sinir bozucudur, hem de kellik korkusu yaratır. Saç dökülmesi ve kellik sadece erkeklere has bir durum değil tabiki. Sayıları erkekler kadar olmasa bile, pek kadın da saç dökülmesi ve kellik problemleriyle karşı karşıyadır. Saç dökülmelerini engellemek için, önce saçlarımızı canlandırmak ve güçlendirmek gerekir. Tam bu noktada, Dr. Ahmet Maranki’nin, saç dökülmeleri için uygulanabilecek kürleri devreye giriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEVİZ KABUĞU KÜRÜ : 20 adet cevizin dış kabuğunu, 1 lt suda kaynatın. Saçlarınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyu olarak, ceviz kabuğu suyunu kullanın. en az 3 hafta boyunca, sabah akşam saçlarınızı ceviz kabuğu suyu ile yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİFALI YAĞLARDAN HAZIRLANAN KÜR: Ceviz yağı,badem yağı,sarımsak yağı ve çam terebentin yağını bir kapta karıştırın. Saç diplerinize bir kaç damla yağ ile friksiyon yapın. 20 gün uygulanan bu kür sonunda saçlarınız harika olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8823284803200657974?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8823284803200657974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8823284803200657974' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8823284803200657974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8823284803200657974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-marankiden-sa-dklmeleri-iin.html' title='Ahmet Marankiden Saç Dökülmeleri için Bitkisel Kürler'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5993889849226300441</id><published>2008-12-22T11:45:00.002-08:00</published><updated>2008-12-22T11:47:37.738-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet Maranki Hakkında</title><content type='html'>Ahmet Maranki Hakkında&lt;br /&gt;Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitiren yazar ilk önce Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirip 1976 yılında stajını tamamlayarak devlet görevine başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırasıyla 1981 yılında İstanbul Üniversitesi T. Endüstri Mühendisliği’ni, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset Bölümünde ‘master’ını, 1990 yılında aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5993889849226300441?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5993889849226300441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5993889849226300441' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5993889849226300441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5993889849226300441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-maranki-hakknda.html' title='Ahmet Maranki Hakkında'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2126363967644954863</id><published>2008-12-22T11:45:00.001-08:00</published><updated>2008-12-22T11:45:54.696-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Kaynamış Su ile Lavman detoks Uygulaması</title><content type='html'>Lavman 8 gün boyunca her sabah 6 ile 8 saatleri arası bu saatlerde yapamayanlar akşam gün batımında yapmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki buçuk litre su kaynayana kadar ısıtılır. Kaynayan su vücut ısısına gelene kadar soğutulur. İki kaşık limon suyu ve elma sirkesi ilave edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu karışımın yarım litresi, sulu lavman setinin torbasına doldurulur. Lavman setinin hortumunun ağzı hafifçe yağlandıktan sonra anüse sokulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lavman setindeki suyun kalın bağırsağa dolması beklenir. Dolduktan sonra minimum 5 dakika su kalın bağırsakta bekletilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken boşaltım hareket refleksi oluşursa boşaltım yapılır. Daha sonra hazırlanan karışımın iki litresi lavman setine doldurulur ve lavman işlemi için hazırlanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulanışı: Bu aşamada diz üstü durulur ve öne yere doğru eğilinir. Hortum ve anüs yağlanarak veya kremlenerek hazırlanır. Lavman seti, içindeki suyun rahatça kalın bağırsağa akması için 1-1,5 m. yükseğe asılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diz üstü durumda lavman setinin hortumu anüse yerleştirildikten sonra dirseklerin üzerine eğilerek alın yere değecek şekilde baş ve beden öne doğru yatırılır. Lavman setindeki bütün suyun kalın bağırsağa dolması beklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra duruş pozisyonu hiç bozulmadan, lavman seti anüsten çıkarılır. Bu işlemden 1 dakika sonra vücut önce sağ tarafa 5 dakika yatırılır. Sonra sırt üstü yatarak bacaklar yukarı doğru kaldırılır ve suyun kalın bağırsağın dibine doğru gitmesi sağlanır. Bu konumda mümkün olduğu kadar durulduktan sonra boşaltım yapılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2126363967644954863?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2126363967644954863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2126363967644954863' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2126363967644954863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2126363967644954863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kaynam-su-ile-lavman-detoks-uygulamas.html' title='Kaynamış Su ile Lavman detoks Uygulaması'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-6766504085229881967</id><published>2008-12-22T11:43:00.002-08:00</published><updated>2008-12-22T11:44:49.007-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Beden temizliği hangi hastalıklara karşı etkili</title><content type='html'>Ölümcül hastalıklardan kanser, hepatit B.hepatit C,mide reflü, ülser, kalın bağırsak rahatsızlıklarında, hemoroiti, safra kesesi taş ve kumlarında çok etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulayacağınız bu kürle bağırsaklarınızı, sindirim sisteminizi arındırarak rahatlatacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim, Kasım ve Aralık aylarında her ayın dolunay olduğu zaman ;gökteki ayın 9. da başlıyor, gökteki ayın 15.günü tam dolunay olduğu günde bitiyor. Kasım ayındaki program 9 KASIM günü sabahı başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah: Lahana, havuç, yeşil elma ve kırmızı pancar bunun yanında mevsimine göre ıspanak, maydanoz, çiğ olarak katı meyve sıkacağı ile suları sıkılarak her sabah kahvaltı yerine 2 bardak vücut sıcaklığında içine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı koyularak yudum yudum içilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Bu sebzelerin içindeki vitaminler yağda çözündükleri için zeytinyağı mutlaka konulmalı,aksi halde vitaminlerden yararlanmak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlen :mevsiminde olan sebzeler 5 dakika kadar hafif haşlanarak yenilecek suları da içilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam: salata , ve sebze çorbası tüketilecek başka bir şey yenilmeyecektir…&lt;br /&gt;son gece akşam yemeği yerine 1 su bardağı limon suyu ve 1 su bardağı zeytin yağını yudum yudum içilecek ve burundan nefes almaya özen gösterilecek ki yağ vücutta gezinsin ve bedeni temizlesin.sabah kalkınca da lavman yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kür boyunca yemememiz gereken yiyecekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek , hayvansal gıdalar et süt yumurta, peynir ,konsantre gıdalar,şeker yenmeyecek siyah çay içilmeyecek, .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-6766504085229881967?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/6766504085229881967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=6766504085229881967' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6766504085229881967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6766504085229881967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/beden-temizlii-hangi-hastalklara-kar.html' title='Beden temizliği hangi hastalıklara karşı etkili'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1282805101207226501</id><published>2008-12-22T11:43:00.001-08:00</published><updated>2008-12-22T11:43:50.318-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet Maranki Karaciğer için Şifalı Bitkiler</title><content type='html'>Ahmet Maranki Karaciğer için Şifalı Bitkiler&lt;br /&gt;Karaciğer, vücudumuzun aynasıdır. Karaciğerde olan herhangi bir değişiklik, ya cildimizde ya da herhangi bir organımızda sağlık açısından sorun yaratabiliyor. Bu durumu önlemek için, yıl içinde karaciğer ve kan temizleme kürlerini uygulamak gerekir. Dr Ahmet Marankiden, karaciğer için şifalı bitkiler ve Karaciğer temizliği için Maydonoz kürünü okumanızı tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Enginar : Karaciğer temizleyen nadir bitkilerden bir tanesidir.&lt;br /&gt;* Kereviz : Kerevizde tıpkı enginar gbi karaciğer ve kanı temzileyen bir sebze.&lt;br /&gt;* Kırmızı pancar : Kırmızı pancarın suyunun sıkılıp içilmesi çok faydalıdır. Kırmızı pancarla birlikte lahana, havuç, ıspanak, tere, maydonoz gibi sebzelerinde suyunu sıkıp karıştırısanız ve bu kürü sabah akşam 1 er bardak olmak üzere 21 gün uygularsanız, vücudunuz tertemiz olacaktır. Vücut organlarınız 10 yaş gençleşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARACİĞER İÇİN MAYDONOZ KÜRÜ : 1/2 Lt suyun içine 1 avuç maydonozu atıp 3 taşım kaynatın. İçine 1 adet limon ve bir tatlı kaşığı bal karıştırıp sabah akşam 1 er bardak için. Bu formül hem karaciğer temizler, hem böbrekleri temizler.&lt;br /&gt;* Bu formülü içine bal ve limon koymadan uygularsanız Hepatit B ve Hepatit C hastalarına çok şifalıdır. 21 Günlük bir jkür halinde uygulayacağınız kür bitince 7 gün araverin yeniden kürü uygulayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1282805101207226501?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1282805101207226501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1282805101207226501' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1282805101207226501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1282805101207226501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-maranki-karacier-iin-ifal.html' title='Ahmet Maranki Karaciğer için Şifalı Bitkiler'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4259208897794467085</id><published>2008-12-22T11:41:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T11:42:59.089-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet Maranki Troid için Ceviz Kürü</title><content type='html'>Bir kaç adet cevizi bir su bardağında bir kaç gün bekletin ve cevizi yedikten sonra suyunu için. Bu uygulamayı hergün yaparsanız bir kaç hafta içinde kendinizdeki değişikliği farkedeceksiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca ceviz arasındaki perdeden 25,30 adetini bir litre suda bekletin ve onu da aynı şekilde hergün tüketirseniz troide faydasını farkedeceksiniz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4259208897794467085?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4259208897794467085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4259208897794467085' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4259208897794467085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4259208897794467085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-maranki-troid-iin-ceviz-kr.html' title='Ahmet Maranki Troid için Ceviz Kürü'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-5648731199657935503</id><published>2008-12-22T11:39:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T11:41:02.711-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet maranki Unutkanlık için doğal destek  (KÜRLER)</title><content type='html'>Unutkanlığı önlemek için her sabah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 adet badem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 adet fındık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 adet ceviz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün kurusu kayısı (gölgede kurutulmuş)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 avuç Kuru üzüm (çekirdekleri ile) yiyin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-5648731199657935503?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/5648731199657935503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=5648731199657935503' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5648731199657935503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/5648731199657935503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-maranki-unutkanlk-iin-doal-destek.html' title='Ahmet maranki Unutkanlık için doğal destek  (KÜRLER)'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-472551150949997796</id><published>2008-12-22T11:35:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T11:39:13.106-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİDEN DOGAL REÇETELER'/><title type='text'>Ahmet Maranki Eklem Ağrıları</title><content type='html'>Prof.Dr. Ahmet Maranki ;Eklem yerleriniz ağrıyorsa,boynunuz, beliniz ağrıyorsa kesinlikle aşağıdaki yağ karışımını kullanın göreceksinizki ağrılarınız zamanla geçecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;malzemeler :&lt;br /&gt;-Hardal yağı&lt;br /&gt;-Ceviz yağı&lt;br /&gt;-Biberiye yağı&lt;br /&gt;-Kekik yağı&lt;br /&gt;-Zeytin yağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı:bütün yağlardan eşit miktarda bir kaba koyun ve ağrıyan yerinize akşam yatmadan önce masaj yaparak sürün üzerini strecfilmle sarıç yatın sabah kalktığınızda ağrılarınızdan kurtulacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-472551150949997796?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/472551150949997796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=472551150949997796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/472551150949997796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/472551150949997796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ahmet-maranki-eklem-arlar.html' title='Ahmet Maranki Eklem Ağrıları'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8554318906190117550</id><published>2008-12-22T04:22:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T04:23:49.732-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KİŞİSEL BAKIM'/><title type='text'>BAKIMLI SAÇLAR İÇİN PÜF NOKTALARI</title><content type='html'>Saç bakımı günümüzde başlı başına bir uzmanlık alanı ve iş alanı haline gelmiş olsa da kendi çabanızla yapabileceğiniz bazı şeyler var. İşte bunlardan bazıları...&lt;br /&gt;Kuru saçlar&lt;br /&gt;Kuru saçların neme ihtiyacı vardır, bu nedenle etkili bir saç kremi her şampuanın kesinlikle olmazsa olmazı. Saçınızın kökleri dışında her yanına boydan boya uygulayın. Yaklaşık üç dakika bekleyin, ardından kayganlığı gidinceye dek durulayın.&lt;br /&gt;Saç maskeleri ışıltıyı artırmak için muhteşem bir çözüm, ancak saçta beş dakikadan uzun süre bekletildiği takdirde işe yarar.&lt;br /&gt;Kimyasal maddeler ve saç kurutma makinesiyle aşırı derecede kurutma en aza indirilmeli. Öte yandan gölge ve renk, gereğince yapılırsa ışıltıyı ve saçın kalitesini artırabilir. Kullanılan ürünlerdeki peroksit düzeyinin de az olmasına dikkat edilmeli.&lt;br /&gt;Boyamadan sonra saç renginin korunması için, daima boyalı saçlar için geliştirilen ürünler kullanılmalı. Bu ürünler alkol içermez ve pH dengesini korur, böylece saçın fazla kurumasının önüne geçilir.&lt;br /&gt;İnce ve cansız saçlar&lt;br /&gt;Saç serumları kırılan uçları düzleştirmede son derece işe yarar. Parmaklarınızın arasına bir damla alarak yıpranmış saç uçlarına uygulayın.&lt;br /&gt;Hacimsiz saçlar çoğu zaman fazla ürünün, özellikle de saç kremlerinin kullanması sonucu ortaya çıkar. Daha hafif bir ürüne geçin ya da birkaç gün boyunca hiç kullanmayın.&lt;br /&gt;Saçlara hacim ve hareket kazandırmak amacıyla, saç diplerine (geri kalan yerlere değil) köpük sıkın. Saç kurutma makinesiyle şöyle bir kurutun.&lt;br /&gt;Yağlı saçlar&lt;br /&gt;Saç derisinde biriken sebum adlı yağ hücrelerinin fazlalığı düzensiz şampuanlama, terleme ya da hormonal dengesizlikten kaynaklanıyor olabilir. Saç derisindeki bezlerden gelen salgılar saç tellerinin üzerini kaplar, toz ve kirler saçta toplanır, böylece saçınız yağlı, cansız ve donuk bir görünüme bürünür. Çaresi: saçınızı her gün arındırıcı bir şampuanla yıkayın. Krem içermeyen şampuanlardan kullanın.&lt;br /&gt;Dalgalı saç&lt;br /&gt;Saç türleri arasında en yaygın olanı budur. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60 ı değişen oranlarda dalgalı saça sahiptir. Dalgalı saç genellikle kuru olur, bu nedenle nemlendirici içeren şampuan ve kremlere gerek vardır.&lt;br /&gt;Islak saça uygulanan serumlar saç tellerini yumuşatır.&lt;br /&gt;Serum ve köpükler saçtaki kıvrımları vurgular.&lt;br /&gt;Saçın ıslakken düz taranması, jöle sürülmesi ve kendi kendine kurumaya bırakılması da izlenebilecek başka bir yöntemdir.&lt;br /&gt;Saçla ilgili önemli ipuçları&lt;br /&gt;Saçınızın sağlığını yitirecek kadar kötüleşmesine izin vermeyin. Güneşten kaçının, özellikle de saçınız boyalıysa...&lt;br /&gt;Her zaman nazik şampuanlar ya da kremler kullanın. Saç tipinize ya da saçınızın durumuna uygun ürünler seçin.&lt;br /&gt;Saçınızı sert havlularla kurulamak dalgaları kıvırcık hale getirebilir.&lt;br /&gt;Saç tipinizden emin değilseniz kuaförünüze ya da uzman tehşhisine başvurun.&lt;br /&gt;Saç kesiminin önemi&lt;br /&gt;İnce telli ve düz saçlar cesaret ister&lt;br /&gt;Saçınızı omuzlarınızdan aşağıya uzatmayın; zekice kesilmiş katlar saçınızı daha kalın göstererek hareket kazandırır. Yüz şeklinize uygun bir perçem de iyi fikirdir.&lt;br /&gt;Kalın ve sert saçlar&lt;br /&gt;En kolay saç tiipi, ama sürekli bakım ve kontrol gerektirir. Fazla kısa kesmeyin, yoksa çim adama benzersiniz.&lt;br /&gt;Dalgalı saçlar&lt;br /&gt;İnceden kalına doğru uzanır, bu yüzden kesim ve uzunluk tamamen yüz şekline bağlıdır. Ne kadar uzatırsanız, dalgaları o kadar azalır.&lt;br /&gt;Kıvırcık saçlar&lt;br /&gt;Bu saçların yapısı büyük çeşitlilik gösterir, ancak önünüzdeki seçenekler sınırlıdır. Doğal haliyle bırakın, iyi bakın ve örme, topuz gibi stil tekniklerini öğrenin ya da düz hale getirin. Bu sonuncusu kimyasal işlem gerektirdiğinden, saçınızı sağlıklı tutmak için sürekli bakım uygulamanız gerekecek. Düzleştirme işlemini profesyonellere bırakmanız en iyisi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8554318906190117550?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8554318906190117550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8554318906190117550' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8554318906190117550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8554318906190117550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/bakimli-salar-iin-pf-noktalari.html' title='BAKIMLI SAÇLAR İÇİN PÜF NOKTALARI'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-892042520370473647</id><published>2008-12-22T04:20:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T04:22:17.823-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAGLIK VE TIP'/><title type='text'>YORGUNLUĞUN 7 NEDENİ</title><content type='html'>Bazı dönemler vardır ki, sabah uyandıgımızda bile yorgunluk hissederiz. Nedenini anlamakta güçlük çekeriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kansızlık&lt;br /&gt;Adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipotiroid&lt;br /&gt;Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş ve hattâ biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdrar yolu enfeksiyonu&lt;br /&gt;Kadınların çoğunda idrar yolu enfeksiyonu yanma veya sık idrara gitme ihtiyacı gibi belirtilerle birlikte ise de bazı hastalarda hiçbir belirti olmayabilir ya da belirtiler hafif olduğundan fark edilmeyebilir. Sürekli yorgunluk da bu gibi idrar yolu enfeksiyonlarının tek belirtisi olabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla kafein alımı&lt;br /&gt;Bir uyarıcı olan kafein, fazla miktarda alındığında yorgunluğa neden oluyor. Bu nedenle kafein alımının daha da artırılması sorunun kötüleşmesine sebep oluyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besin intoleransı&lt;br /&gt;Hafif bir besin intoleransı bile uykunuzun gelmesine yol açabilir. Tolere edemediğiniz yani yendiğinde size, sizin bu besine bağlamadığınız ve ondan olduğunu düşünmediğiniz rahatsızlıklar verebilen bazı besinler olabilir. Bu besinlerin farkında olmadan sürekli yenilmesi kendinizi, sürekli yorgun ve tükenmiş hissetmenize neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyku apnesi&lt;br /&gt;Uyku apnesi, hastalığına yakalanmışsanız yani her gece birçok kez nefes almanız durmuşsa, gece kaç saat uyursanız uyuyun bütün gün yorgun olursunuz. Uyku apnesi konusunda uzmanlaşmış bir doktordan yardım almalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp hastalığı&lt;br /&gt;Evi temizlemek gibi sıradan işler sizi yoruyorsa, kalp hastalığına yakalanma ihtimaliniz olabilir. Basit hareketlerle gelen yorgunluk hissi sebepsiz yere ortaya çıktıysa, vakit geçirmeden bir kardiyoloji uzmanına başvurmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, yorgunluğun hangi nedenden olduğunun ortaya konulması için bir hekime başvurulması gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-892042520370473647?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/892042520370473647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=892042520370473647' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/892042520370473647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/892042520370473647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/yorgunluun-7-nedeni.html' title='YORGUNLUĞUN 7 NEDENİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-338990184079454999</id><published>2008-12-22T04:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T04:20:39.422-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MADEN SUYUNUN FAYDALARI'/><title type='text'>MADEN SUYUNUN FAYDALARI</title><content type='html'>Maden Suyu, içerdiği tüm mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıkar ve tamamen “doğaldır”. Soda ise su ve sudan yapılan içeceklere üretim esnasında karbondioksit gazı basılmasıyla elde edilen ve tamamen “yapay” olan bir içecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Maden suyu “asitli” midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk arasında “asitli” denilen içeceklerde aslında kastedilen, içeceğin içindeki “karbondioksit” gazıdır. Karbondioksit gazı dilimiz ile temas ettiğinde geçici olarak tat algılayıcılarını uyuşturduğu için içimi kolaylaştırmaktadır. Gazlı içecek üretiminde çok özel proseslerle üretilen ve % 99,99 saflıkta gıda üretimi için özel karbondioksit gazı kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Günde ne kadar maden suyu tüketebiliriz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal suların içerdiği zengin mineraller vücudumuzda vitaminlerin fonksiyonlarına yardımcı olurlar. İçerdiği zengin kalsiyum ve florür gibi mineraller nedeniyle özellikle çocuklar, bayanlar ve yaşlıların daha fazla maden suyu içmeleri gerekir. Uzmanlar günde en az 2 litre civarında su ve maden suyu gibi “yararlı sıvı” tüketilmesini öneriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çocukların maden suyu içmesi zararlı mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden suyunun bilinen hiçbir zararı olmayıp, aksine vücudumuza sayısız yararları vardır. Büyüme çağındaki çocuklar kalsiyum, demir, çinko, florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyacı karşılamanın en iyi yolu bolca süt ve doğal suları tüketmeleridir. Maden suyunun içerdiği kalsiyum kemik yapısının, florür ise ağız ve diş sağlığının gelişmesi için son derece yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hamilelikte maden suyu içilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik, beslenmeye özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. İnsan vücudu bebeği besleyebilmek ve gelişmesini sağlamak için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Bu katkıyı doğal yoldan sağlayabilmek için, hamilelikte düzenli olarak maden suyu tüketimi tavsiye edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Maden suyu cilde yararlı mıdır ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden suyu içerdiği zengin mineraller vücudumuzun birçok bölgesine olduğu gibi cilt için de yararlıdır. Hatta piyasada sprey şişelerine doldurulmuş ve yüze püskürtülerek kullanılan maden suları satılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Maden suyu böbrek taşı yapar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbrek taşlarının oluşumunda ana neden, yetersiz miktarda sıvı tüketimidir. Başka bir deyişle, yaşamı boyunca yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda böbrek taşı oluşumu hızla meydana gelir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Avrupa’da ve Türkiye’de kişi başına yıllık maden suyu tüketimi ne kadar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’da kişi başına yılda 150 litre maden suyu tüketirken bu oran Türkiye’de 3 litrenin altında. Ülkemiz aslında Avrupa’nın doğal mineralli sular açısından en zengin coğrafyasına sahip ancak, yıllık 65 milyon litre olan bu kaynağın sadece yüzde biri şişeleniyor, yüzde doksandokuzu boşa akıyor. Süt ve süt ürünleri tüketiminde de Avrupa ile aramızda benzer oranlar olduğu için, neticede ulusal beslenme kültürü ile bağlantılı ilginç tablolar ortaya çıkıyor. Örneğin bu beslenme kültürü sayesinde Avrupalı kemik erimesi gibi hastalıkları nadiren duyarken Türkiye’de belirli yaş ve cinsiyet gruplarında kemik erimesi oranları % 30’larda yaşanıyor. Bunun en önemli nedeni, yaşam boyunca düzenli olarak tüketilen süt ve doğal suların miktarlarındaki, bu yol ile alınan doğal kalsiyum takviyesindeki büyük farklılık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Maden suyu son kullanma tarihinden sonra bozulur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden suyu kapağı açılmaz ise kesinlikle bozulmaz. Ürünlere son kullanma tarihi konulmasının tek nedeni, dolumdan sonra belirli bir süre geçtiği zaman sadece kapak ve ambalajdan dışarıya karbondioksit gazı kaçması ve azalmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Düzenli maden suyu tüketimi ile bazı hastalıklar arasında bağlantı var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden suyunda zengin olarak bulunan minerallerden magnezyum, hücre içerisinde potasyumdan sonra en yoğun olarak bulunan katyondur. Hücre zarı, hücre içi ve hücre çekirdeğindeki birçok biyolojik olaylarda etkilidir ve kas ile sinirlerdeki elektrik uyarılarının iletilmesini sağlar. Kalp ve damar hastalıkları ile çok ilgisi vardır. Enfarktüs geçiren insanlarda magnezyum düşüklüğü saptanmıştır. Damar sertliğine yol açan damarlardaki yağ ve kalsiyum birikmesi de magnezyum eksikliğinden oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sodyum vücut sıvılarında en fazla bulunan elementtir ve sıvı dağılımı ile sıvı&lt;br /&gt;dengesinin düzenlenmesini sağlar. Ayrıca asit-baz dengesi ve sinir uyarılarının taşınması en önemli görevlerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kalsiyum vücudumuzda en fazla bulunan elementtir. Kemik yapısının yanı sıra kas kasılmalarının düzenlenmesine, sinir uyarılarının taşınmasına, hücre zarlarında iyon değişimine, hormonların, sindirim enzimlerinin ve nörotransmitterlerin salgılanmasına yardımcı olur. Yaşla ilgili kemik kayıplarını ve kırılmalarını önler. Kalsiyum sadece süt ve doğal sularda bulunur. İçerisinde kalori ve kolesterol olmadığı için maden suyu, kalsiyum açısından süte en iyi alternatif olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bikarbonatlar, magnezyum, sitratlar, sodyum, flor ve kalsiyum maden suyunda bulunan doğal dengeleri ile, ürolojik hastalıkların seyri ve özellikle ameliyat sonrasında çok etkendir. Böbrek taşlarının tekrarlamasını önlemenin en kolay, en pratik ve doğal yolu bu sıvıları bolca tüketmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bikarbonatlı sular alkali yapıları sayesinde mide asiditesini nötralize eder ve bu özelliği nedeni ile peptik ülser hastalığının tedavisinde önemli rol oynarlar. Yine fonksiyonel mide ve bağırsak hastalıklarında semptomları azaltıcı etkileri vardır.&lt;br /&gt;Kalsiyum ve magnezyum içeren sular bağırsak molaritesini azaltarak stress sonucu gelişen ishal gibi şikayetleri önlemede etkili olurlar. Sülfatlı sular safra salgılarını ve akımlarını arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kalsiyum zengini doğal mineralli sular, menapoz döneminde kadınlarda ve ileri yaşlarda erkeklerde kemik erimesinin önlenmesi ve tedavisinde yeterli kalsiyum desteği sağlanmasında önemli bir seçenektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-338990184079454999?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/338990184079454999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=338990184079454999' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/338990184079454999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/338990184079454999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/maden-suyunun-faydalari.html' title='MADEN SUYUNUN FAYDALARI'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-414896127639921219</id><published>2008-12-21T11:23:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T11:25:41.875-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÖLLERİMİZ'/><title type='text'>GİDEROS KOYU</title><content type='html'>Zümrüt yeşili bir göl: Gideros Koyu!&lt;br /&gt;Karadeniz'de maviyle yeşilin arasında yaptılan yolculukta, Kastamonu sınırları içindeki 170 km'lik kıyı bandında mola veriyor. Kastamonu'nun en güzel koylarından biri olan Gideros koyu; kestane, meşe, kayın, şimşir ve çam ağaçlarından oluşan yemyeşil bir örtüyle çevrilerek, zümrüt yeşili bir gölü andırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sihirlitur.com/gezi/gideros_koyu/images/b.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 460px; CURSOR: hand; HEIGHT: 171px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.sihirlitur.com/gezi/gideros_koyu/images/b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Batı Karadeniz'e yaptığımız yolculuk, Sinop'a doğru daha 328 km devam edecek. Kastamonu il sınırları içindeki 170 km'lik kıyı bandını film şeridi gibi gözler önüne seriliyor.&lt;br /&gt;Tekne yapımcılığında ünü sınırları aşan Tekkeönü ve Kurucaşile, ilk karşılaştığımız koylar. Yol tarafı ve deniz kenarında heybetli ahşap omurgalar, Karadeniz'in usta ellerinde şekillenerek tekne oluyor ve denize iniyor. Kurucaşile, şirin bir sahil kasabası. Sokak aralarında bile park etmiş araçlar arasında tekne yapanları görmek mümkün. Çekiç, matkap sesleri, atölyelerin boş durmadığının habercisi. Küçük çapta teknelerin yer aldığı balıkçı barınağının içi, renkli yansımaları ile sempati topluyor. Önümüzde Kuşçu köyü, Aydosdere, Sakallı, Cide, Akbayır, Güzelkent, Doğanyurt, İnebolu, Abana, Çatalzeytin gibi birbirinden güzel koylarla süslü yerleşim merkezleri, tatil ve kamp alanlarıyla, plajlar bulunuyor. İmrendirici sakin kumsalların çekiciliği, yol alıp ilerlemenizi engelliyor. Hepsinde durmak ve dantel koyları fotoğraflamak istiyorsunuz. Tepeden seyredip hayale dalmak bile başlı başına bir zevk. Akdeniz'e tezat beton binalar, parsellenmiş yasak bölgeler, küme küme kooperatif evleri ve her koya yerleşmiş tatil köyleri yok. Gürültü, trafik, is, pis, duman yok... Yöre halkı mütevazı, kendi işinde gücünde, turiste alışık, doğayı korumuş, yöresel özellikler kaybolmamış ve hayrettir, Karadeniz hala temiz.&lt;br /&gt;Kapısu köy tabelası ile Kastamonu il sınırlarına adım atıyoruz. Aslında her koyu tek tek anlatmak gerek. Fakat bir tanesi var ki, Karadeniz'in en güzel koylarının başında yer alıyor: Kurucaşile-Cide arasında, iki noktaya da 12 km uzaklıktaki Gideros Koyu.&lt;br /&gt;Karadeniz'de çıplak toprak görmek neredeyse imkansız, her yer yeşil. Kestane, meşe, kayın, şimşir ve çam ağaçlarından oluşan yemyeşil örtü, Gideros'u da sarıp kucaklamış ve tarifi imkansız güzellikteki yeşille mavinin bütünleştiği, koyu zümrüt yeşili, yüzük taşı benzeri bir göl oluşturmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sihirlitur.com/gezi/gideros_koyu/images/c.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 460px; CURSOR: hand; HEIGHT: 147px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.sihirlitur.com/gezi/gideros_koyu/images/c.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İsmi Cenevizliler'den kalma Gideros Koyu, iki balık lokantası ve birkaç evden oluşuyor. Her açıdan manzarası ve seyri güzel doğa cennetini önceden keşfedenler, Ankara'dan İstanbul'dan balık yemek için gelmeyi adet edinmişler. Virajlar, daralan yollar, rampalar, onların gözünde hiç büyümemiş. Görür görmez hayran kalıp hiç üşenmeden girdim içeri. Yolu beton, 200 metre meyil ve birkaç virajla kıyıya iniliyor. Araçlar için park yeri var. Küçük plajı ise kumsaldan denize girmeye imkan veriyor. İsteyen tekne tutup, koyun dışına da açılabilir. Hamamı, mağarayı görüp denize girebilir, balık da tutabilir, seyir zevki veren koyda, salata ve balık yiyebilirsiniz. "Kazım'ın Yeri" adlı balık lokantasında, Mayıs ayında başlayan barbunya, kalkan, istavrit ve gümüş balığıyla, Eylül ayında çıkan palamutun tadına doyum olmuyor. Tel: 0-366 871 85 21&lt;br /&gt;Gideros'tan ayrılırken, tepede dönüp bir daha baktım. Her türlü havada dalgaya korunaklı liman, uyuyan görüntüsüyle tarih boyunca nice tekneleri ağırlamış. Aklım Gideros'ta kaldı... Birçok koy aşıp, sarı-mor çiçekli bitki örtüsü içinde ilerlerken bir tabela çıkıyor karşınıza: "Kırmızı, mavi, yeşil deniz, işte Cide'miz". Gerçekten de renkli denizi ve geniş kumsalı alabildiğine uzanıyor. Mayıs-Haziran aylarında en durgun denize sahip Karadeniz kıyısından devam eden yolculuk, bazen orman içi yolculuğuna dönüşüyor. Denize dökülen toprak rengi nehirleri atlayıp Kastamonu-Sinop sınırına yakın, Ginolu Çatalzeytin koyuna kadar uzanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihçesi&lt;br /&gt;Kıyılarını karış karış dolaştığımız Kastamonu'nun iç kısımlarına ve tarihine de bakmak gerekiyor. M.Ö. 18. yüzyılda Gaslar'ın yurdu olmuş. Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Pontus Rumları, Romalılar ve Bizanslılar'ın yönetimine geçmiş. Bizans hanedanı Kommenoslar tarafından yapılan ve Kastamonu şehrinin tarihsel çekirdeğini oluşturan Kastamonu Kalesi, görkemli görüntüsü ile ziyaretçileri etkiliyor. Anadolu'ya Türkler'in gelmeye başlamasından sonra, Danişmentliler'e, Anadolu Selçukluları'na, Çobanoğulları'na, Candaroğulları'na ve Osmanlı İmparatorluğu'na kapılarını açan Kastamonu, dönemin kültür merkezlerinden biri olmuş. Yörede Candaroğulları ve Osmanlılar'a ait Atabey Cami, Mahmut Bey Cami, İsmail Bey Külliyesi, Yılanlı Şifahanesi, Aşirefendi Hanı, Karanlık Bedesten, Nasullah ve Yakupağa Külliyeleri bulunuyor. İnebolu, Abana, Küre, Taşköprü sokaklarındaki Osmanlı mimarisi evler ilgi çekerken, İnebolu kıyılarında yapacağınız bir gezide Kurtuluş Savaşı'nda mermi ve cephane taşımada kullanılmış kayıkları da görme şansınız var.&lt;br /&gt;Türkiye'nin çağdaşlaşma sürecinde ayrı bir yeri olan Kastamonu'da 23-31 Ağustos 1925 tarihinde Atatürk Şapka ve Kıyafet devrimini başlatmış. Kastamonu'nun sahip olduğu zengin tarihi ve kültürel mirası kadar ilgi çeken doğası içinde Ilgaz Dağı Milli Parkı, dağcılık ve kış sporlarına meraklıları ağırlarken; zengin orman örtüsü, piknik yerleri, yaylaları, kanyonları ve mağaraları ile de resim ve fotoğraf gibi sanatsal etkinliklere meraklı olanlara olanak tanıyor. Tosya gibi bereketli çentik tarlalarının su yüzeyindeki yansımaları ise ilginç görüntüler oluşturuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-414896127639921219?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/414896127639921219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=414896127639921219' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/414896127639921219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/414896127639921219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/gideros-koyu.html' title='GİDEROS KOYU'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-71563429401446276</id><published>2008-12-21T11:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T11:22:49.657-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÖLLERİMİZ'/><title type='text'>ABANT YEDİGÖLLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.sihirlitur.com/gezi/yedigoller/images/f.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 470px; CURSOR: hand; HEIGHT: 189px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.sihirlitur.com/gezi/yedigoller/images/f.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bolu Yedigöller Hakkında&lt;br /&gt;Yedigöller, Bolu ilinde bulunan, saklı cennetlerden biridir. Özellikle sonbahar resimleri meraklısı fotograf sanatcılarının çok iyi bildigi bir yer olan Yedigöller havzası kayan kütlelerin, vadilerin önünü kapatması sonucu oluşan, yüzeysel ve yer altı akışıyla birbirine bağlı, kuzeyden güneye doğru sıralanmış 7 adet gölden oluşmuştur. Bu göllerin isimleri: Sazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl, Deringöl, Büyükgöl, Kurugöl ve Seringöl’dür. Sonbahar ve kış mevsimlerinde ağaçların turuncu ile kızıl arasında dolaşan rengi, göllerin üzerine yansıdıgında büyüleyici bir manzara göze çarpmaktadır. Bu manzara resimlerini görmek için resimler kısmına bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz ve sakin tabiatı, güzel manzaraları,farklı arazi şekilleri, şelaleleri, yürüyüş yolları, çeşitli cins ve türde bitki ve ağaçlarla süslü çevresiyle mükemmel bir piknik, dinlenme, sakinlik, ferahlık, fotoğraf çekme, spor yapma, kamp çadır kurma yeri olan Yedigöller'e en uygun ziyaret zamanı nisan mayıs ayları denebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedigöller parkı 238 adet farklı bitki türünü içermektedir ve ülkemizdeki en güzel karışık doğal ormanlarına sahiptir. Kamping için çok uygun olan Yedigöller içerisinde Orman Bakanlıgı tesislerinden 40 yatak kapasitesine sahip bungalov evleri bulunmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-71563429401446276?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/71563429401446276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=71563429401446276' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/71563429401446276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/71563429401446276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/abant-yedigller.html' title='ABANT YEDİGÖLLER'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-3244991261612600025</id><published>2008-12-21T06:03:00.001-08:00</published><updated>2008-12-21T06:06:04.328-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞELALALER VE AKARSULARIMIZ'/><title type='text'>KAPUZBAŞI ŞELALESİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/FotoGaleri_kck_img/kapuzbasiselales.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 195px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/FotoGaleri_kck_img/kapuzbasiselales.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kapuzbaşı Şelaleleri :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapuzbaşı şelaleleri 500 m2’lik bir alan içerisinde 7 adet şelaleden ibaret doğa çatlağından, kayalar arasından fışkıran, 30-76 m. yüksekliklerden çok büyük su debisi ile dökülen, ayrıca yaz ve kış aylarında devamlı surette akan kaynak şelaleleridir(17). Yahyalı’ya 76 km. mesafede Kapuzbaşı köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Ensenin tepe adlı blok kayadan çıkan şelalelerin beşi tepenin doğusunda, ikisi güneyinde yer almaktadır. 30-76 m. Arasında değişen şelalelerin suları, Aladağ-Aksu suları ,ile birleşerek Zamantı Irmağına, oradan da Seyhan Nehri’ne karışırlar.Çepeçevre bir orman içinden (V) şeklinde dar bir vadiye akan, debisi son derece büyük olan sular gürültü ve ses ile birlikte dehşetli bir manzara arzederler. Aladağ zirvelerinde bulunan kar ve buzulların erimesiyle beslenen, yaz-kış suları hiç kesilmeyen şelalelerden doğudaki 3 şelale Takım şelale adını alırlar ve yükseklikleriyle tanınırlar.(Bkz.Ftğ.2)Elif şelalesi ile yayvan ve dağınık olup çevresi mesire yeridir(Bkz.Ftğ.3)(18). Çıkış ve birarada bulunma özellikleri itibariyle toplam debisi yaz aylarında saniyede 27500 litreye ulaşan ve deniz seviyesinden 700 m. Yükseklikte olan Kapuzbaşı takım şelaleleri, çağlayan sularının sesi ve sütbeyaz rengi ile vahşi doğanın en görkemli görüntüsünü ve karşı koyulmaz gücünü ortaya koymaktadır. Şelale sularının boşaldığı vadi tabanında, ancak çok temiz sularda yaşayan kırmızı fosfor benekli şelalelere özgü alabalıkları yaşamaktadır.&lt;br /&gt;Yeşilköy Şelalelesi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşilköy köyüne 3 km. mesafedeki ziyaret mevkilerinde bulunan şelaleler, Zamantı ırmağının iki yakasından akmakta olup Antalya-Düden şelalesinin benzeri niteliğindedir.Zamantı ırmağının üstünü kapatan tabi bir köprünün baş kısmında yer alan şelalelerin büyüğü 20 m., küçüğü 10 m. Yüksekliğindedir. Günün belirli saatlerinde dönüşümlü olarak çekilen ve geri gelen sularıyla halk arasında bir takım efsanelerin doğmasına yol açan Yeşilköy şelaleleri, turistlerin olduğu kadar son günlerde bilim adamlarının da uğrak yeri haline gelmiştir(20).(Bkz.Ftğ.4) Yeşilköy Şelalesinin döküldüğü yer ile bu yerin biraz yukarısında doğal olarak meydana gelmiş iki adet doğal yer köprüsü mevcut olup bu yerlerde Zamantı ırmağı kaybolup tekrar ortaya çıkmaktadır. Oldukça ilginç tabi varlıklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derebağ Şelalelesi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahyalı’ya 10 km. mesafede olup Derebağ Kasabası, Çağlayan Mahallesi sınırları içerisindedir. Yayvan akışlı kaynak çağlayanlardan olan Derebağ Şelalesi 15 m. yüksekliğindedir. İki mağara içinden çıkan temiz ve berrak kaynak suları daha sonra dar bir vadiden akarak Yahyalı’ya ulaşır. Çevresi piknik alanı olarak düzenlenmiştir(22).(Bkz.Ftğ.5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapuzbaşı Şelaleleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapuzbaşı şelaleleri 500 m2’lik bir alan içerisinde 7 adet şelaleden ibaret doğa çatlağından, kayalar arasından fışkıran, 30- 76 m. yüksekliklerden çok büyük su debisi ile dökülen, ayrıca yaz ve kış aylarında devamlı surette akan kaynak şelaleleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahyalı’ya 76 km. mesafede Kapuzbaşı köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Ensenin tepe adlı blok kayadan çıkan şelalelerin beşi tepenin doğusunda, ikisi güneyinde yer almaktadır. 30- 76 m. Arasında değişen şelalelerin suları, Aladağ-Aksu sular, ile birleşerek Zamantı Irmağına, oradan da Seyhan Nehri’ne karışırlar. Çepeçevre bir orman içinden (V) şeklinde dar bir vadiye akan, debisi son derece büyük olan sular gürültü ve ses ile birlikte dehşetli bir manzara arzederler. Aladağ zirvelerinde bulunan kar ve buzulların erimesiyle beslenen, yaz-kış suları hiç kesilmeyen şelalelerden doğudaki 3 şelale Takım şelale adını alırlar ve yükseklikleriyle tanınırlar. Elif şelalesi ile yayvan ve dağınık olup çevresi mesire yeridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elif Şelalelesi :&lt;br /&gt;Çıkış ve birarada bulunma özellikleri itibariyle toplam debisi yaz aylarında saniyede 27500 litreye ulaşan ve deniz seviyesinden 700 m. Yükseklikte olan Kapuzbaşı takım şelaleleri, çağlayan sularının sesi ve sütbeyaz rengi ile vahşi doğanın en görkemli görüntüsünü ve karşı koyulmaz gücünü ortaya koymaktadır. Şelale sularının boşaldığı vadi tabanında, ancak çok temiz sularda yaşayan kırmızı fosfor benekli şelalelere özgü alabalıkları yaşamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşilköy Şelaleleri :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşilköy köyüne 3 km. mesafedeki ziyaret mevkilerinde bulunan şelaleler, Zamantı ırmağının iki yakasından akmakta olup Antalya-Düden şelalesinin benzeri niteliğindedir.Zamantı ırmağının üstünü kapatan tabi bir köprünün baş kısmında yer alan şelalelerin büyüğü 20 m., küçüğü 10 m. Yüksekliğindedir. Günün belirli saatlerinde dönüşümlü olarak çekilen ve geri gelen sularıyla halk arasında bir takım efsanelerin doğmasına yol açan Yeşilköy şelaleleri, turistlerin olduğu kadar son günlerde bilim adamlarının da uğrak yeri haline gelmiştir.&lt;br /&gt;Yeşilköy Şelalesinin döküldüğü yer ile bu yerin biraz yukarısında doğal olarak meydana gelmiş iki adet doğal yer köprüsü mevcut olup bu yerlerde Zamantı ırmağı kaybolup tekrar ortaya çıkmaktadır. Oldukça ilginç tabi varlıklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derebağ Şelalelesi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahyalı’ya 10 km. mesafede olup Derebağ Kasabası, Çağlayan Mahallesi sınırları içerisindedir. Yayvan akışlı kaynak çağlayanlardan olan Derebağ Şelalesi 15 m. yüksekliğindedir.&lt;br /&gt;İki mağara içinden çıkan temiz ve berrak kaynak suları daha sonra dar bir vadiden akarak Yahyalı’ya ulaşır. Çevresi piknik alanı olarak düzenlenmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-3244991261612600025?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/3244991261612600025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=3244991261612600025' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/3244991261612600025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/3244991261612600025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kapuzba-elaleleri-kapuzba-elaleleri-500.html' title='KAPUZBAŞI ŞELALESİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8195861114176672375</id><published>2008-12-21T05:55:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T06:02:26.774-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÖLLERİMİZ'/><title type='text'>SULTAN SAZLIGI KUŞ CENNETİ</title><content type='html'>İç Anadolu’nun bu bölümünde Sultansazlığı merkez olmak üzere 200 km yarı çaplı bir daire içerisinde başkada tatlı su eko sistemi bulunmaz. Sultan sazlığı eko sisteminin en yaygın vejetasyonunu sazlar, üç köşeler, kamışlar ve kındıralar oluşturur. Sazlar arasında bulunan küçük göller su tavukları, balıkçıllar, kaşıkçı kuşları ve ördeklerin barınma ve yuva yerleridir&lt;br /&gt;1971 yılında “Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası" olarak ayrılmış olan Sultansazlığı'nın kapladığı alan 17.200 hektardır. Bu alanının 3650 hektarı göl alanı, 5200 hektarı sazlık alan ve 8350 hektarı otluk alandır. Mevsimlere göre sazlığın alanı, 8000 ila 13000 hektar arasında değişmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/sultan_sazligi/Animals%200217.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 468px; CURSOR: hand; HEIGHT: 308px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/sultan_sazligi/Animals%200217.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Büyük kısmı sazlarla kaplıdır. Yer yer kamış, kafa otu ve kındım bulunur. Açık alanlarda nilüfer ve süsen görülür. Sahanın merkezine kadar görülmeyecek kadar çok, yüzen saz adacıkları vardır. Bunlar kuvvetli rüzgârla yer değiştirirler. Suyun azalmasıyla da alçalırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sultansazlığı Koruma Alanı sazlık, bataklık, çayırlık, tatlı ve tuzlu göllerden oluşmaktadır. Sultansazlığını oluşturan gölleri besleyen akarsular ; Çayırözü ve Soysallı yakınlarından geçen dereler, Kocahacılı ve Yerköy civarından kaynaklanan pınarlar, Kurbağa pınarı ve Ovaçiftlik köyü civarından geçen küçük derelerdir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/sultan_sazligi/Animals%204406.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 468px; CURSOR: hand; HEIGHT: 308px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/sultan_sazligi/Animals%204406.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sultansazlığı'nı üç ayrı biotop oluşturur:&lt;br /&gt;Yay gölü ve bu göle bağlı Çöl gölü&lt;br /&gt;Sazlık alanlar. Yay gölünün güneyinde ve akarsuların ovaya indiği mıntıkadadır. Sazlık alanlar içinde küçük adacıklar ve göller bulunur.&lt;br /&gt;Otluk saha. Yay gölü sazlığının çevresinde çorakçıl bitkilerle kaplı alanlardır. Çevre köylerin otlağı durumundadır.&lt;br /&gt;Tatlı su kompleksi güney ve kuzeyde Yay Gölü ile ayrılır. Yay gölü tatlı bir göldür. Derinliği 1,5 metreyi geçmez. Kuzey-Batı köşesinde bu göle bağlı Çöl Gölü bulunur. Bu göl, fazla tuz ihtiva eder. Derinliği birkaç desimetreyi geçmez. Civarında bitki bulunmaz. Yazın kurur ve bir tuz tabakası bırakır. Bu çekirdek bölgelerin etrafında artemisia stepleri yer alır. Bunlar biotopun en önemli elemanlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/sultan_sazligi/3339214.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 468px; CURSOR: hand; HEIGHT: 273px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/sultan_sazligi/3339214.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sultansazlığında yaşayan kuşların %95'i ekolojik olarak sulak sahalara bağlı su kuşlarıdır. Sultansazlığı Koruma Alanı’nda 212 kuş türü tespit edilmiştir. Bunlardan 110 tür kuş kış aylarını geçirmek üzere gelmektedir. 75 tür yaz aylarında kuluçka olduktan sonra göç etmekte, 16 tür yerli olup yaz ve kış rastlanmakta ve 11 tür ise yaz aylarında görülmekte, ancak kuluçkalanıp, kuluçkalanmadığı bilinmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarında takriben 500.000 bireyin barınabildiği Sultansazlığı dünya ölçülerine göre 1. dereceden önem taşıyan bir bölgedir. Bunlar içerisinde, 10 bin adetle Angut, 40 bin adetle Flamingo ve 60 bin adetle Ördek ilk sıraları alır. Bunlardan başka; Pelikan, Karabatak, Dikkuyruk, Kılıç gaga, Turna, Kara Sumru, Balıkçıl ve diğer çok çeşitli kuşlar da parkı zenginleştirmektedir. Bu kuşlardan 80 tür burada kuluçkaya yatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/FotoGaleri_kck_img/Sultan_Sazligi/614.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.kapuzbasiselalesi.com/images/FotoGaleri_kck_img/Sultan_Sazligi/614.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Temmuz ayından itibaren sazların bir kısmı dam örtüsü, hasır ve hayvan yemi olarak kullanılmak üzere yöre halkı tarafından biçilmektedir. Saz kesimi özellikle kuluçka aylarının dışında aralık-mart ayları arasında yapılır. Sazların dik ve sık olanları kesilir ve yatıklar bırakılır. Bu nedenle yatık sazlara balıkçıl, kaşıkçı kuşları çeltikçi saz bülbülleri ile kara bataklar kolayca yuva yaparlar. Saz kesimi yapılan saha tatlı su eko sistemini %7’lik bir sahasını kaplar. Kontrollü saz kesimi sazların yenilenmesi yönünde ekosistem üzerine olumlu etki yapmakta ise de karabatak ve kaşıkçı gibi türler yuvalarını yüksek boylu sazlar üzerine yaptıkları için bazı yerlerde sazların mutlak korunması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sulak alanlarda organik besin madde üretimi ortalama 20 gr/m²'dir. Bu durum tarım alanlarında 6.5 gr/m² ılıman kuşak ormanlarında 12.9 gr/m² ve tropikal ormanlarda ise 20 gr/m²'dir. Sultansazlığı’ndaki organik besin madde oluşumu tropik ormanlardaki oluşuma eşittir. Bu nedenle sağlıklı ve dengeli bir düzen içerisinde organik besin oluşması çok fazla sayıda ve türde kuşların barınabilmesine olanak sağlamaktadır. Bu ekosistem içerisindeki göllerde küçük balık türleri ve omurgasız kuşların başlıca gıdasını teşkil eder. Balık türlerinden gambusia affinis ayrıca büyük oranda sivrisineklerle geçindiği için biyolojik savaştaki önemi nedeniyle bu sularda korunmayı gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, burada çok sayıda ve zengin türde kuşların bulunmasını, bir tropikal ormandan daha fazla organik madde üretimine bağlamaktadırlar. Zengin besin kaynakları yönünden, ülkemizin sayılı parkı durumuna gelen Sultan Sazlığı, koruma altına alındıktan sonra, daha çok yabancı uzmanların ve kuş meraklılarının ilgisini çekmeye başlamıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8195861114176672375?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8195861114176672375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8195861114176672375' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8195861114176672375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8195861114176672375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/sultan-sazligi-ku-cenneti.html' title='SULTAN SAZLIGI KUŞ CENNETİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4150630503190344665</id><published>2008-12-21T05:51:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T05:52:44.962-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAPADOKYA VE PERİ BACALARI'/><title type='text'>AVANOS EVLERİNDE KONAKLAMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/m/salon6-y.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 280px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/m/salon6-y.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;KONAKLAMA BİLGİLERİ&lt;br /&gt;Avanos Evi'nde temizlik, konfor ve kullanım gereçlerinin kalitesi ön plandadır.&lt;br /&gt;Konaklamalar müstakil evler şeklindedir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinizin özgürlüğüne, genişliğine ve rahatlığına otel hizmetleri eklenmiş olarak düşünebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balayı çiftleri, birlikte seyahat eden arkadaş gurupları ve çocuklu aileler çok rahat edeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EVLERİN VE ODALARIN ÖZELLİKLERİ&lt;br /&gt;Yüksek kemerli taş odalarımız Kapadokya bölgesine özgü tamamen el yapımı objeler, eski halı ve kilimler ile dekore edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaloriferli ısıtma sistemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahşap yer döşemesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şömine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerli-Yabancı Uydu - TV&lt;br /&gt;Tam donanımlı mutfak&lt;br /&gt;CD çalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gardrop&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saç kurutucu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lüks havlu seti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortopedik yatak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EV PLANLARI VE KAPASİTE&lt;br /&gt;--- EV 1 ---&lt;br /&gt;Oda 1 - İki ayrı yatak, banyo&lt;br /&gt;Oda 2 - İki kişilik büyük yatak, banyo&lt;br /&gt;Salon - Gerektiğinde tek kişilik yatak olabilen kanepe ve ilave yatak&lt;br /&gt;Mutfak - Tam donanımlı, terasta.&lt;br /&gt;Teras - Barbekü, Oturma grubu, Salıncak mevcut, Kapadokya vadileri, Kızılırmak ve Erciyes dağı manzaralı.&lt;br /&gt;1. evde 6 kişiye kadar kalınabilir. Ev 1 Detayları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- EV 2 ---&lt;br /&gt;Oda 1 - İki kişilik büyük yatak&lt;br /&gt;Salon - Gerektiğinde tek kişilik yatak olabilen kanepe ve ilave yatak&lt;br /&gt;Mutfak - Tam donanımlı, salonda.&lt;br /&gt;Teras - Barbekü, Oturma grubu mevcut, Kapadokya vadileri, Kızılırmak ve Erciyes dağı manzaralı.&lt;br /&gt;2. evde 4 kişiye kadar kalınabilir. Ev 2 Detayları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evler benzer özellik ve manzaraya sahip olup, aynı mahallede yanyanadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAHVALTI&lt;br /&gt;Tandır ekmeği, ev yapımı reçeller, pekmez, tereyağ, zeytin, köy peyniri ve yumurtasından oluşan bol ve çeşitli kahvaltımızı terasta bölgenin güzelliklerini ve uçan balonların bulunduğu vadileri izleyerek yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AVANOS EVLERİ KONUMU&lt;br /&gt;Kapadokya'nın merkezinde, eski Avanos olarak bilinen, Kültür Bakanlığınca koruma altına alınan bölgededir. Çarşı merkezine 150 mt. mesafede; restoranlara, çömlek işliklerine, barlara, kızılırmak kenarına, bankalara araç kullanmadan yürüyerek ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yürümekten hoşlanıyorsanız Avanos İlçesinde bulunan gezi yerleri ni bu şekilde gezebilirsiniz. Avanos - Paşabağı - Zelve - Devrent Vadisi - Çavuşin ve Göreme bölgesi peribacalarının ve vadilerin en yoğun olduğu alandır. Karayolunun kenarında yol boyunca yürüyüş ve bisiklet yolu ayrılmıştır. Bundan dolayı trafik yönündende son derece emniyetlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölge gezilniz içinde tam bir merkezdir, Avanos'tan bütün gezi yerlerine sürekli belediye otobüs seferleri vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4150630503190344665?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4150630503190344665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4150630503190344665' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4150630503190344665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4150630503190344665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/avanos-evlerinde-konaklama.html' title='AVANOS EVLERİNDE KONAKLAMA'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1027771088349097767</id><published>2008-12-21T05:49:00.001-08:00</published><updated>2008-12-21T05:50:30.367-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAPADOKYA VE PERİ BACALARI'/><title type='text'>RAFTING</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/m/zamanti%20rafting3.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/m/zamanti%20rafting3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/m/zamanti%20rafting1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 360px" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/m/zamanti%20rafting1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;ZAMANTI'DA RAFTİNG&lt;br /&gt;Kapdokya geziniz sırasında özellikle deniz kenarından uzak olma fikrine dayanamayanlar için çok güzel bir önerimiz var. Günübirlik sizin için tasarlanmış rafting programımıza katılın, Zamantı kanyonunun mavi sularını, coşkulu şelalelerini eski su değirmenlerini keşfedin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1027771088349097767?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1027771088349097767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1027771088349097767' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1027771088349097767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1027771088349097767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/rafting.html' title='RAFTING'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-611100972112643613</id><published>2008-12-21T05:47:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T05:48:37.233-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAPADOKYA VE PERİ BACALARI'/><title type='text'>Kapadokya At Turları</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/m/at%20turlari.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 312px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/m/at%20turlari.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;KAPADOKYA’YI AT SIRTINDA KEŞFEDİN&lt;br /&gt;Araçların giremediği patika yollarda vadi uzantılarında, yemyeşil köy bağları arasında gezinirken, bu keşfi at sırtında yapmaya ne dersiniz? Çok iyi bir binici olmanıza gerek yok, hatta bu ilk deneyiminiz olabilir. Uzman rehberimiz size hatta çocuklarınıza liderlik ederken siz de, Kapadokya’nın gizli yollarını keşfetmeye devam edeceksiniz. At turlarına saatlik yada günlük katılabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-611100972112643613?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/611100972112643613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=611100972112643613' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/611100972112643613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/611100972112643613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kapadokya-at-turlar.html' title='Kapadokya At Turları'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4745222055849721099</id><published>2008-12-21T05:46:00.001-08:00</published><updated>2008-12-21T05:47:22.361-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAPADOKYA VE PERİ BACALARI'/><title type='text'>SEMA GÖSTERİSİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/s/sema.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 144px; CURSOR: hand; HEIGHT: 98px" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/s/sema.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Avanos'a 2 km mesafede Sarıhan adlı eski bir kervansarayda ilginç gösteri izlenebilir. Akşam saat 21:00 civarı gitmek gerekir 21:30 da başlar ve gösteri 45 dk.sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEMA AYİNİ NEDİR?&lt;br /&gt;Semâ, Türk tarihinin an'anesinin, inançlarının bir parçası olup Hz. Mevlânâ (1207-1273) ilhâmıyla oluşmuş ve gelişmiştir. Kemâle doğru manevî bir yolculuğu (Mirâcı), bir gidiş-gelişi temsil eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semahanelerde neyzen, kudümzen, naathan, ayinhanlar " Mutrıp " adı verilen müzik grubunu oluştururlar. Mevlevihanelerde, sema mukabelesi sırasında bu müzik grubunun çalıp söylediği, Mevlevi bestekarlarca semaya eşlik amacıyla bestelenmiş eserlere Mevlevi ayinleri denir. Bu eserlerin ana bölümleri Mevlânâ'nın Mesnevi veya Divan-ı Kebir'inden alınmış Farsça şiirlerden bestelenir. Bu müzik, Türk Musiki tarihi açısından çok önemli bir fonksiyon üstlendiği gibi dünyada SUFİ müzik tarzının özelliklerini iyi korumuş beste ve icra fonudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semahaneye girişin tam karşısında Şeyh Postu bulunur. Post ile giriş arasında olduğu var sayılan " Hatt-ı İstiva " denilen kutsal çizgi semahaneyi iki yarım daireyi böler ve semazenler bu görünmez çizgiye basmadan ve sırt çevirmeden karşıya geçerler. Kırmızı renkli post en büyük manevi makamdır, rengi ile doğuşu ve var oluşu temsil eder. Mutrıp ve semazenler Şeyp Postunu selamladıktan sonra yerlerini alırlar ve Semâ Töreni başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semâ 7 bölümdür. Her bölümünün ayrı bir ma'nâsı vardır. Semâ'yı ilmî yönden tetkik ettiğimizde, şunu görürüz; Var olmanın temel şartı dönmektir. Varlıklar arasındaki müşterek benzerlik, en ufak zerreden en uzak yıldızlara kadar her birinin bünyesini teşkil eden atomlarındaki elektron ve protonların dönmesidir. Her şeyin döndüğü gibi, insanoğlu da bünyesini teşkil eden atomlardaki mevcut dönmelerle, vücudundaki kanın dönmesiyle, topraktan gelip toprağa dönmesiyle, dünya ile beraber dönmesiyle tabiî ve şuursuz olarak döner. Ancak insanı öbür varlıklardan farklı ve üstün kılan şey aklıdır. İşte, dönen SEMÂZEN varlıkların müşterek hareketine, semâıyla beraber aklı da iştirak ettirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SEMÂ, kulun hakikât'e yok oluşu ve olgunluğa ermiş, kâmil bir insan olarak tekrar kulluğuna dönüşüdür. Bütün varlığa, bütün yaratılanlara yeni bir ruhla, sevgi için hizmet için dönüşüdür. Semâzen hırkasını çıkarmakta, manen, ebedî âleme, hakîkate doğar, orada yol alır. Başındaki sikkesi (nefsinin mezar taşı), üstündeki tennuresi (nefsinin kefenidir). Kollarını çapraz bağlıyarak, görünüşte BİR rakamını temsil eden, böylece Allah'ın birliğini tasdik eden Semâzen, Semâ ederken, kolları açık, sağ eli dua edercesine göklere, Hak gözüyle baktığı sol eli yere dönüktür. Hak'tan aldığı ihsanı, halka saçmasıdır. Sağdan sola kalbin etrafında dönerek, bütün insanları, bütün yaratılmışları, bütün kalbiyle sevgi ve aşkla kucaklayışıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semâ töreni 7 bölümdür. Her bölümün ayrı bir manası vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A- Birinci Bölüm: İlâhî aşkı temsil eden Peygamber Efendimizi metheden Itrî'nin bestelediği bir "ma't" ile başlar. Buna "Na't-ı Şerîf" denilir. Peygamberimizi methetmek, Ondan evvelki bütün Peygamberleri ve hepsini yaratan Allâh'ı methetmek demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B- İkinci Bölüm: Bu methiyeden sonra bir kudüm darbesi duyulur. Bu vuruş Allah'ın (C.C.) kainâtı yaratışındaki "Kün=Ol" emrini temsil eder. (Kur. Ker. S. 36/A:82)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C- Üçüncü Bölüm: Üçüncü bölümde ise Her şeye can veren " Nefesi " nefhayı İlâhiyyeyi temsil eden bir ney taksimi duyulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D- Dördüncü Bölüm: Sultan Veled devridir. Bu, Semâzenlerin birbirine üç kere selâm vererek, bir peşrevle dairevî yürüyüşüdür. Şekilde gizli ruhun ruha selâmıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E- Beşinci Bölüm: Semâ töreni 4 Selâmdır. Semâzen üstündeki siyah hırkayı çıkararak, sembolik olarak, hakikate doğar. kollarını bağlıyarak bir rakamını temsil eder böylece Allah'ın birliğine şahadet eder. Şeyh Efendi'nin elini öperek Semâ'ya girme izni alır. Semâ'ya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Selam: İnsanın, bilgiyle hakikâte doğarak, Yüce Yaradan'ını ve kendi kulluğunu idrâkidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Selam: İnsanın yaratılıştaki nizamı, azameti müşahede ederek, Allah'ın kudreti karşısında hayranlık duymasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Selam: İnsanın hayranlık ve minnet duygusunun Aşk'a dönüşmesiyle, aklın Aşk'a kurban oluşudur. Bu tam teslimiyettir, Allah'a vuslattır, Sevgilide yok oluştur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Selam: İnsanın manevî yolculuğunu tamamlayıp, kaderine razı olarak, yaratılıştaki vazifesine, kulluğuna dönüşüdür. Bu Selâma Şeyh Efendi ve Semâzen başı da iştirak ederler. Bu noktada Semâzen, Âmene'r Resûlü'deki (Kur'an-ı Kerim Bakara 2. âyet 285) Allah'a, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine imân etmiş olmanın neş'esi içindedir. İlâhî emirlerin ve yaratılış sebeplerinin zevki ve idraki içindedir. Benliğini, egosunu mağlup etmiş Peygamber Efendimizin, "ölmeden önce ölünüz" ve Kur'an-ı Kerim'in Fecr S. 27, son âyet'lerindeki, "Ey emin ve mutmain olan nefis, sen O'ndan hoşnut, o da senden hoşnut olarak, Rabbine dön! Has kullarım zümresine gir! Onlarla beraber cennetime gir!" emirlerine uymuş ve neş'esine gark olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dede'ler ve Derviş'ler, Semâ Mukabelesinden sonra, kimseyle konuşmadan, tefekkür (meditasyon) için, sessizce hücrelerine çekilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F- Atıncı Bölüm: Semâ töreninin 6. bölümünde bilhassa "Meşrik de Allâh'ındır, mağrib de Hangi tarafa dönerseniz, Allâh'ın yüzü oradadır. Çünkü, Allâh Vasi'dir, Alîm'dir" Bakara S. 2 115. Âyet'inin okunduğu Kur'an-ı Kerîm tilâvetiyle devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G- Yedinci Bölüm: 7. bölümde Semâ töreni, bütün Peygamberlerin, şehitlerimizin ve bütün inananların ruhları için okunan bir fâtiha ve devletimizin selâmeti için bir dua ile son bulur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4745222055849721099?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4745222055849721099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4745222055849721099' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4745222055849721099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4745222055849721099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/sema-gsterisi.html' title='SEMA GÖSTERİSİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-958109372927161179</id><published>2008-12-21T05:44:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T05:46:09.007-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAPADOKYA VE PERİ BACALARI'/><title type='text'>Kapadokya Balon Turları</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/s/balloon_goreme_1.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 224px" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/s/balloon_goreme_1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kapadokya'nın muhteşem manzarası eşliğinde Balon uçuşlarına katılabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa tur&lt;br /&gt;Yaklaşık 45 dk. uçuş - Sabah 5 civarı başlar, 7 civarı biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun tur&lt;br /&gt;Yaklaşık 1 saat 15 dk. uçuş - Sabah 5 civarı başlar, 8 civarı biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel bilgi&lt;br /&gt;Sıcak hava Balonları, 28ºC'nin üzerinde ve aşırı rüzgarlı koşullarda uçamadığından, uçuşlar meteorolojik koşulların uygun olduğu sabah saatlerinde yapılmaktadır. Sabah saat 5 civarı, araçlarımız yolcularımızı otellerinden alır ve kalkış alanına getirir. Balonlar yerde uçuşa hazırlanırken, yolcularımız açık büfe hafif bir kahvaltı yaparlar. Kısa süren bir hazırlıktan sonra balonlar gündoğumuna yakın uçuşa başlarlar. Sıcak hava balonlarında yönlendirme imkanı yoktur. Rüzgar yönünde hareket ederler. Fakat havanın değişik irtifalarında rüzgar yönleri farklı olabilir. Pilot, yükselip alçalarak gitmek istediği yöne uygun rüzgarı bulmaya çalışır. Uçuş süresince Balonlar yaklaşık 1000 feet lik yüksekliğe çıkarak güneş doğuşunu,vadi içlerine girerek peri bacalarını ve vadi manzaralarını yolcularımıza seyretme imkanı verir. Uçuş sonunda yolcularımız için şampanyalı bir kutlamamız vardır. Ayrıca uçuş hatırası olarak uçuş sertifikası ve balon şapkası verilmektedir. Balon uçuş macerası bitiminde yolcularımız tekrar kendi araçlarımızla konakladıkları otellerine bırakılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-958109372927161179?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/958109372927161179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=958109372927161179' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/958109372927161179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/958109372927161179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kapadokya-balon-turlar.html' title='Kapadokya Balon Turları'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-903503857196369271</id><published>2008-12-21T05:40:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T05:44:25.733-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAPADOKYA VE PERİ BACALARI'/><title type='text'>SOĞANLI VADİSİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/s/soganli.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 143px" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/s/soganli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yörenin az bilinen ve keşfedilmesi gereken gizemli vadisi . Soğanlı Vadisi olarak anılan yerleşim alanındaki peri bacaları şekil ve bulundukları ortam itibariyle farklılıklar gösterirken, doğa güzelliği ile de ziyaretçilerini büyülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roma döneminden itibaren devamlı yerleşme görülen vadide yamaçları Romalılar mezarlık, Bizanslılar kilise olarak kullanmışlar. Soğanlı Köyünün kuzeye uzanan vadisi'nde en etkileyici yerlerin başında Kubbeli Kilise geliyor. Dev bir peri bacasının çok ustalıkla işlenmesi sonucu kubbeler oluşturulmuş. Kilisenin dışı mimari eseri, içi ise kayalar oyularak yapılmış şaşırtıcı tünel, merdivenler, dehliz ve koridorlarla içinden çıkılması güç bir labirenti andırıyor. Kilise, sesin nereden geldiğini belli etmeyen akustik bir yapıya sahip. 14. asırda son şeklini alan iki katlı Kubbeli Kilisenin iç kısımları diğer kiliselerde olduğu gibi fresklerle süslenmiş.&lt;br /&gt;Bölgede 850 yılında 200 civarında bulunan kilise ve manastırdan günümüze 50 kadarı ulaşabilmiş. Ancak bunlardan bir kısmının kapı ve pencereleri örülerek güvercinlik olarak kullanılmış. Yöre toprağının zayıf olması nedeniyle kayalara oyularak yapılmış güvercin yuvalarında güvercin beslenmiş ve elde edilen gübreler ile toprağın zenginleştirerek verimi artırılmaya çalışılmış. Bu yuvaların yerleri ağaçlar, yabani ot ve çiçeklerden, demir oksit içeren topraktan elde edilen kök boyalarla boyanarak belirginleştirilmiş.&lt;br /&gt;Göremenin dışında ikinci büyük Rahip merkezidir. Freskler 9-13.yy.aittir. Vadideki bazı Kiliselerde ne zaman yapıldığına dair tarih vardır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/s/bez%20bebek.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 177px" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/s/bez%20bebek.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bez Bebekler&lt;br /&gt;Bölgenin en ünlü ürünü renk ahenk kumaşlarla yapılan şirin ve sempatik bez bebekler, tüm bölgeye hakim olmuş. Kapadokya'nın geneline yayılan otantik bez bebekler Soğanlının önemli gelir kaynaklarından biri sayılıyor. Geleneksel olarak evlerde köy kadınları tarafından yapılan, tahta bir iskelet üzerine sarılan pamuk ve renkli bezlerle çeşitli büyüklüklerde üretilirken en son olarak basit yüz makyajı ile tamamlanıp tezgahlardaki yerlerini alıyor. Bez bebeklerin yanı sıra renkli yünlerle dokunup motiflerle süslenen eldiven, çorap, halı, heybeler de ilgi görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-903503857196369271?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/903503857196369271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=903503857196369271' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/903503857196369271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/903503857196369271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/soanli-vadisi.html' title='SOĞANLI VADİSİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8117035447278886236</id><published>2008-12-21T05:38:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T05:40:28.770-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAPADOKYA VE PERİ BACALARI'/><title type='text'>Peri bacaları nın Oluşumu</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.avanosevi.com/images/s/bolge1s.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 285px" alt="" src="http://www.avanosevi.com/images/s/bolge1s.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;KAPADOKYA'NIN KONUMU&lt;br /&gt;Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönemyazarlarından Strabon Kapadokya Bölgesi'nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir. Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VOLKANLARIN PATLAMASI VE JEOLOJİK OLUŞUM&lt;br /&gt;Kaya yapısı:&lt;br /&gt;Kapadokya Bölgesi'ndeki Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu volkanla birlikte diğer çok sayıdaki volkanların püskürmeleri Üst Miyosen'de ( 10 milyon yıl önce) başlayıp, holosen'e (Günümüze) kadar sürmüştür. Neojen gölleri altındaki yanardağlardan çıkan lavlar, platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150m. kalınlığında farklı sertlikte tüf tabakasını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır. Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosen'den başlayarak başta Kızılırmak olmak üzere akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peri bacaları nasıl oluştu:&lt;br /&gt;Vadi yamaçlarından inen sel suşarının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla "Peribacası" adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üsy kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır.. Bu durum, peri bacalarının oluşumunda, rüzgar etkisinden çok yagmur sularının yüzeydeki akışının daha önemli oldugunu ortaya koymaktadır. Yağmur sularının bu denli etkili ve güçlü yüzey akıntısı olarak gelismesine ise en önemli etken bitki örtüsünün azlıgı ve tüflerin geçirimsiz olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok Paşabağı civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Ayrıca şapka kaya, zayıf tüfün erozyonunu geciktirerek peri bacalarının yüksekligini kontrol eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peri bacalarının çapları ise 1 m ile 15 m arasında değişmektedir. Çatlak aralığının 1 m'den küçük olması veya 15 m'den büyük olması durumunda ise peri bacası gelişimi gözlenmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Avanos - Uçhisar - Ürgüp üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır. Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8117035447278886236?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8117035447278886236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8117035447278886236' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8117035447278886236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8117035447278886236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/peri-bacalar-nn-oluumu.html' title='Peri bacaları nın Oluşumu'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4115780468629722811</id><published>2008-12-20T13:26:00.000-08:00</published><updated>2008-12-20T13:30:46.185-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İKİZ BEBEKLER VE İKİZ GEBELİK'/><title type='text'>İKİZ BEBEKLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.hekimce.com/resimler/ikiz.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 128px; CURSOR: hand; HEIGHT: 76px" alt="" src="http://www.hekimce.com/resimler/ikiz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkizlik tüm insan benzerlikleri arasında en yakın olan benzerlik türüdür, ikizler yakınlıklarını sürdürmek için çok az bir teşvike gereksinme duyarlar. Ana baba olarak, ikiz çocuklarınıza verebileceğiniz en iyi armağan bir kimlik duygusu aşılamak olacaktır. Onlara sık sık adlarıyla hitap edin. Resimlerini ayrı ayrı çekin. Her çocukla ayrı ayrı ve başbaşa zaman geçirin. Bu durumdaki çocukların bireysellik duygusunu güçlendirmek için yalnızca birkaç yol bulunmaktadır.&lt;br /&gt;İster yeni, ister deneyimli olsunlar, tüm ana babalar için iki ya da daha çok sayıda bebeğe bakmak fiziksel ve ruhsal olarak bunaltıcı bir iştir. Aşağıda, günlük sorumluluklarınızı yerine getirmenizi kolaylaştıracak ve aile yaşamının niteliğini korumanıza yardımcı olacak bazı öğütleri bulacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kendinize iyi bakın"; uygun bir dinlenme ve yeterli bir beslenme planı uygulayın. Hafif yemekler yiyin ve sık sık kestirin. Bu sayede, ikiz çocuklara bakmak için gereken enerjiyi sağlamış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İş yükünü paylaşın"; ana babanın iş bölüşümü yapması her ikisinin de üzerine düşen yükleri hafifletir, çalışan ana babalar bazen ilk haftalarda çalışma saatlerini azaltarak evde diğerine yardım edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Diğer kardeşlere özel dikkat gösterin ve ev görevlerini paylaşın"; şayet bebek bakıcılarına ya da ana babanın yardımcılarına gerek oluyorsa işte en çok şimdi bunun zamanıdır. Büyükanne ve büyükbabalar, komşular, bebek bakıcılığı yapan öğrenciler ve hatta okul yaşındaki çocuklar bu özel uğraşı zevkle paylaşabilecektir, onları yardıma çağırın. Yardımları sayesinde işiniz biraz hafifler ve kendiniz için harcayacak biraz zaman bulabilirsiniz. Aksi takdirde sizin için bakkala ve postaneye gitmek gibi rutin işler dahi çok daha güç görevler haline gelebilecektir, üstelik bu yardımcıların çocuklarına, toplumsal becerilerini erken yaşlarda geliştirme ve aile ilişkilerini besleme gibi yan yararları da dokunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki bebeğin günlük gereksinmeleri ile yardım veya danışmanlık hizmeti verebilecek kişi, kuruluş ya da profesyonelleri denetleyerek ilgilenmek kolay olacaktır. Diğer ikiz anne ve babalan pratik bilgilerin danışılabileceği doğal bir kaynak oluştururlar. Bazı ülkelerdeki ikiz çocuk sahipleri için destek grupları oluşturulmuştur. Pediyatristler, psikologlar, psikiyatristler ve sosyal yardım elemanları, daha çok ikiz çocuk bakımı alanına özgü sorunlara özel bir ilgi ile eğilmekte ve değerli bir danışmanlık hizmeti sunmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hekimce.com dan alıntıdır &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4115780468629722811?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4115780468629722811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4115780468629722811' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4115780468629722811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4115780468629722811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ikiz-bebekler.html' title='İKİZ BEBEKLER'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-344815757766058121</id><published>2008-12-19T13:06:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T13:07:55.372-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇİÇEK VE BAKIMI'/><title type='text'>kaktüs</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_14122007235518.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_14122007235518.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kaktüs, cins adı olmamasına rağmen, kaktüsgiller familyasını oluşturan gövdeleri etli, yassılaşmış ve sulu olan, yaprakları diken şeklini almış bütün çiçekli bitkilere verilen ortak addır.Genellikle çöllerde ve tropiklerde yaygınlardır. Sukkulent gövdeleri aynı zamanda özümleme görevini de yapar.Çölde yetişen Saguaro, en büyük kaktüslerden biridir. Yetişkinleri genellikle 12 metre boya ulaşır, nadiren de 15 metreyi aşanları bulunur.Kaktüsgillerin suya ihtiyaçları çok azdır. bolsulu ve çok yağışlı hava istemezler.Kaktüsler çok yağış ve su istemeyen bitkilerdir. Genellikle çöllerde ve sıcak iklimlerde yetişirler. Kökleri çok uzun ve kalındır. Bu özellikleri ve yapraklarının diken şeklinde olmaları, onları diğer bitkilerden ayırır. Kaktüslerin eni ve boyu iyi beslendiği takdirde oldukça uzun ve kalındır. Bazı kaktüslerin dikenleri zehirli olabileceği gibi, her şekilde deriye battığında ince dikenleri yüzünden çok can acıtırlar ve çıkarılmaları zordur.Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kakt%C3%BCsgiller&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-344815757766058121?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/344815757766058121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=344815757766058121' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/344815757766058121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/344815757766058121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kakts.html' title='kaktüs'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-362791642936705360</id><published>2008-12-19T13:04:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T13:06:48.323-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇİÇEK VE BAKIMI'/><title type='text'>MENEKŞE (AFRİKA MENEKŞESİ)</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_10122007213502.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_10122007213502.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Menekşe, menekşegiller (Violaceae) familyasına bağlı Viola cinsini oluşturan çoğunlukla saksılarda yetiştirilen bitki türlerinin ortak adı. 400 ile 500 arası türü bulunmaktadır. Dünyanın bir çok yerinde yetişebilmekle beraber en çok kuzey yarımkürede yetişir. Ayrıca Hawai ve Güneydoğu Asya'da da yetişebilir. Doğada aydınlık, fakat gölgede ve nemli bölgelerde yetişir.Genellikle uzun ömürlü olabilen menekşe türü, bazen dönemlik de yaşayabilir. Yaprakları kalp şeklini andırır ve düzensiz, asimetrik (çarpık) çiçekleri bulunur. Bu çiçekleri menekşe familyasının içindeki türlerin ayırt edici özelliğidir. Çiçeklerinin rengi genellikle, çiçeğin adını verdiği menekşe rengindedir. Fakat mavi, sarı, beyaz, pembe ya da çok renkli açan türleri de bulunur. Çok bol çiçek açar, tüm bahar ve yaz döneminde çiçek açtığı görülebilir.Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-362791642936705360?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/362791642936705360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=362791642936705360' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/362791642936705360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/362791642936705360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/meneke-afrika-menekesi.html' title='MENEKŞE (AFRİKA MENEKŞESİ)'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-7032515311693092465</id><published>2008-12-19T13:03:00.001-08:00</published><updated>2008-12-19T13:04:02.973-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evim evim güzel evim'/><title type='text'>Mutfaklarımız...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.dexigner.com/forum/uploads/post-1-1115725950_thumb.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 296px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.dexigner.com/forum/uploads/post-1-1115725950_thumb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Küçük mutfakları daha kullanışlı ve şık görünümlü hale getirmek için uzmanların önerilerine kulak verelim ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asma dolaplar nadiren kullanılır malzemelerin en üste yerleştirileceği gibi tavana kadar uzatılabilir.Kaşıklık, küçük ev aletleri, baharatlık gibi asma ve yer dolapları arasında kullanılabilecek özel dolap ve donanımlar kullanılabilir.Baza ayak boşluklarının arası çekmece ve yerden ısıtıcı gibi donanımlarla değerlendirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jilet tipi aspiratörler de kısıtlı mekanlar için ideal çözümdür.Tezgah altı buz dolapları v.b.g. çözümler size avantaj sağlayacaktır.Dört göz yerine iki gözlü ocak, tezgahınızı büyütürken ayna görünümlü cam üst dolap kapakları ile beyaz ve pastel veya açık renkli ahşap dolap kapakları mekanınıza derinlik katacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tezgah renginiz de orta karar bir kontrastlık içinde kapak renklerinden biraz daha koyu olsun yeter.Yer korosu seçimlerinizde ise daha kuvvetli kontrast seçimlere gidebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-7032515311693092465?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/7032515311693092465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=7032515311693092465' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7032515311693092465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7032515311693092465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/mutfaklarmz.html' title='Mutfaklarımız...'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8483373778250735944</id><published>2008-12-19T13:01:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T13:02:41.831-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇİÇEK VE BAKIMI'/><title type='text'>KÜPE ÇİÇEĞİ (Fuchsia)</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1524/kupe_cicegi.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 533px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1524/kupe_cicegi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;KÜPE ÇİÇEĞİ (Fuchsia)&lt;br /&gt;Geleneksel çiçeklerimizden olan küpeler ne yazık ki son zamanlarda pek yetiştirilmiyor. Oysa biraz emek verilse bedelini güzelliğiyle kat kat ödeyen bu çiçek bir zamanlar balkonlarımızın baştacıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küpe çiçeği kuytu ve nisbeten gölge yerlerden hoşlanır. Suyu sever. Fide ekildiği zaman ince çubuklardan destek yapılırsa biçimli büyür. Askılı saksılara da dikilebilir. Bu durumda pek zarif bir şekilde sarkacak ve destek istemiyecektir. Havalar soğumaya başlayınca içeri alınır. Camekanlı bir balkon bitkinin kışı sağlıkla geçirmesine yetecektir. Kış sonuna doğru bitki derince budanır ve saksı değiştirilir. Çelikleri ayrı saksılara dikilerek yeni bitkiler elde edilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8483373778250735944?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8483373778250735944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8483373778250735944' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8483373778250735944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8483373778250735944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kpe-iei-fuchsia.html' title='KÜPE ÇİÇEĞİ (Fuchsia)'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-555626173466552967</id><published>2008-12-19T12:59:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T13:00:55.236-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KİŞİSEL BAKIM'/><title type='text'>SAÇ DÖKÜLMESİ</title><content type='html'>Saç dökülmesi belli bir oranda tıbbi açıdan normaldir. Her gün yaklaşık 50 ile 100 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Saçların bunun üzerinde dökülmesi normal değildir. Dökülen saç tellerinizin sayısını bilemezsiniz elbet fakat tarakta, lavaboda biriken, kıyafetlerinizin üzerinde görülen saç tellerinden saçlarınızın normalin üzerinde döküldüğünü anlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıbbi adı alopesi olan saç dökülmesi bir kaç şekilde görülür. Bunların en yaygın görüleni erkek tip saç dökülmesidir (androgenetik allopesi). Erkek tipi saç dökülmesinde saçlar şakaklardan ve kafanın tepesinden incelmeye başlar. Erkeklerde görülen bu tip dökülme yaş ilerledikçe artar ve tepedeki saçlar tamamen dökülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda saçlar sadece yanlarda ve arkada kalır. Erkeklerde 20li yaşlarda başlayan bu dökülme giderek artar. Erkek tipi saç dökülmesi genetiktir. Babadan veya anneden genetik olarak geçer. Normal dökülmenin dışında bir durumdur ve genetik olduğundan önlenmesi neredeyse mümkün değildir. Bunun haricinde erkel tipi saç dökülmesini tetikleyen başka sebeplerde vardır. Bunların başında yaşlılık ve erkeklik hormonu gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAL İLE EVDE YAPILABİLECEK SAÇ BAKIM KREMİ : 1/2 fincan balı 1/4 fincan saf zeytinyağı ile karıştırın. Saçlarınız normal kuruluktaysa yalnızca 1 yemek kaşığı yağ katın. Karışımı saçlarınıza sürdükten sonra başınıza bir bone takıp yarım saat bekleyin. Saçlarınız şampuanla yıkadıktan sonra durulayın. Kuru saçlarınızın canlanıp parladığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;YASAL UYARI : BU BLOG İÇİNDE YER ALAN YAZILAR SADECE TAVSİYE VE BİLGİ AMAÇLIDIR. KESİNLİK TEDAVİ AMAÇLI DEĞİLDİR. UYGULAMALARIN SORUMLULUĞU BLOG SAHİBİNE AİT DEĞİLDİR. SAĞLIK SORUNLARINIZ VE TEDAVİSİ İÇİN MUTLAKA İLGİLİ UZMANA BAŞVURUNUZ.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-555626173466552967?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/555626173466552967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=555626173466552967' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/555626173466552967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/555626173466552967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/sa-dklmesi.html' title='SAÇ DÖKÜLMESİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2331761793637352641</id><published>2008-12-19T12:56:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T12:59:12.939-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>EVDE YAPABİLECEĞİNİZ BAKIM ÜRÜNLERİ</title><content type='html'>Havuç maskesi&lt;br /&gt;normal cilt için&lt;br /&gt;1 yumurta sarısı,yarım tatlı kaşığı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı dolusu havuç suyu iyice karıştırılır. Yüze uygulanır ve 15 dakika etkilemeye bırakılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limon peelingi&lt;br /&gt;yağlı cilt için&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı ince rendelenmiş limon kabuğu, 2 yemek kaşığı yulaf unu ve 6 yemek kaşığı dolusu buğday kepeği iyice karıştırılır ve biraz su eklenerek esnek bir lapa haline getirilir. Dairesel hareketlerle, 2-3 dakikalık bir süre boyunca cilt temizlenir. Sonra bolca ılık suyla yıkanır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tbn3.google.com/images?q=tbn:1apPzHtORT2lFM:http://1.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SK8o-3GAysI/AAAAAAAAC2s/LPbYuvPFLvE/s320/cuha-cicegi-cilt-maskesi.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 116px; CURSOR: hand; HEIGHT: 116px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://tbn3.google.com/images?q=tbn:1apPzHtORT2lFM:http://1.bp.blogspot.com/_zobBdeNqqfs/SK8o-3GAysI/AAAAAAAAC2s/LPbYuvPFLvE/s320/cuha-cicegi-cilt-maskesi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bal ve yumurta maskesi&lt;br /&gt;Zenginleştirici maddelerle cildi besler ve özellikle kuru ciltleri nemlendirir. Cildi yumuşak ve pürüzsüz yapar. Cilt için soğuk kış günlerinde gerekli olan nemi sağlar. Hazırlaması kolay olan bu karışım aynı zamanda oldukça ucuza mal olur.&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;• 1 çay kaşığı nemlendirici krem&lt;br /&gt;• 1 yumurta&lt;br /&gt;• 1 yemek kaşığı badem yağı&lt;br /&gt;• 1 yemek kaşığı bal&lt;br /&gt;Hazırlanışı: Yumurtanın beyazı ve sarısını ayırın. Yumurtanın sarısına damlalar halinde badem yağını ekleyerek karıştırın. Ardından yavaşça nemlendirici kremi ve balı katın. Yumurta beyazını da ayrı bir kapta hafifçe çırpın ve yumurta sarısını karşıma katıp tümünü sürülebilecek kıvama gelene kadar karıştırın.&lt;br /&gt;Kullanımı: Karışımı, genişçe bir fırça veya pamukla yüz ve boyun bölgesine yayın ve en az yarım saat etkisini göstermesini bekleyin. Ardından ılık suyla yıkayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2331761793637352641?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2331761793637352641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2331761793637352641' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2331761793637352641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2331761793637352641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/evde-yapabileceiniz-bakim-rnleri.html' title='EVDE YAPABİLECEĞİNİZ BAKIM ÜRÜNLERİ'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2673908742575135963</id><published>2008-12-19T12:53:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T12:56:40.487-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KARAİPLER'/><title type='text'>KARAİPLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/STXGo61LNBI/AAAAAAAACfw/_wgjPGqGrGo/s320/bahamas01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/STXGo61LNBI/AAAAAAAACfw/_wgjPGqGrGo/s320/bahamas01.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;BAHAMAS&lt;br /&gt;New Providence, Grand Bahama, Abaco, Out Islands diye dort bolumden olusmaktadir. New Providence, eski ismi Nassau olarak da anilmaktadir. Cable Beach, The Cloister, Lagoon Island onemli yerleridir. Bahama nufusunun ucte ikisi bu bolgede yasamaktadir. Grand Bahama, bircok dogal guzellikleri bulabileceginiz bu bolgede su kayagi, dagcilik ve jip turlari ile el degmemis dogal guzellikleri gorebilirsiniz. Freeport, Gold Rock Beach, Garden of the Groves ve Smiths Point en onemli yerleridir. Abaco, pamuk gibi kumsallari, sakin dogasi ve turkuaz renkli sulari ile taninan bu adalar Florida Palm Beach e sadece 200 mil uzakliktadir. En onemli yerleri, Gamalimi Boats, Clapboard Houses, Elbow Cay, Bicentennial Memorial dir. Out Islands, Bu adaciklarin yaklasin 14 tanesinde yerlesik hayat mevcuttur. Florida sahillerine 50 mil uzakliktan baslayan by adalar cok buyuk bir alana sacilmistir, 2000 e yakin el degmemis adaciklardan olusmaktadir. Onemli yerleri, Eleuthera, Caicos, Grand Turk, ve Providenciales dir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/STXGYQJP86I/AAAAAAAACfo/W7OdCjKIB08/s320/barbuda.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 226px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/STXGYQJP86I/AAAAAAAACfo/W7OdCjKIB08/s320/barbuda.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;BARBUDA&lt;br /&gt;Bircok telepere ve magaralara sahip bu adaciklarda 365 tane de plaj mevcuttur. Bas Kenti St John dur. Adanin tarihi 17. yizyila dayanmaktadir ve bircok tarihi bina ile karsilasmak mumkun. En onemli yerleri, Dickenson Bay, Maiden Island, Pineapple Beach, Long Bay, Indian Town National Park Half Moon Bay, Fort Shirley, Pigeon Point, Turners beach, Darkwood Beach, Mosquito Cove, Hawksbill Beaches, Fort James, Bettys Hope.&lt;br /&gt;ARUBA&lt;br /&gt;Diger karaip adalarina gore daha gunesli ve kuru bir iklime sahiptir. Cok fazla eglence olanagina sahip olan bu ada Hollanda'ya aittir. Adadaki meshur Palm Beach ve Eagle Beach yaklasik 7 mil uzunlugundadir ve dunyaca unlu Fishermans Huts her yil dunyanin her yerinden binlerce sorfcuyu cekmektedir. En onemli yerleri, California Lighthouse, Cuadarikiri Cave, Fontein Cave, Baby Beach, Savaneta, Schooner Harbor, Manchebo Beach, Punta Beach, Eagle Beach, Palm Beach, Hadikurari dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/STXFyu3Up0I/AAAAAAAACfY/rxWozDBff10/s320/karayipler1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 235px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/STXFyu3Up0I/AAAAAAAACfY/rxWozDBff10/s320/karayipler1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Karayipler, Karayip Denizi'ni, adalarını (Batı Hint Adaları dahil) ve çevreleyen sahilleri kapsayan bölge.Bu adalar, Florida'nın güneyinden başlayarak bir kıvrım oluşturarak Güney Amerika'da Venezuela'nın kuzey batısına dek iner. Bölgede en az 7000 dolayında ada, adacık ve kayalık bulunur. Bunlar yirmibeş bağımsız ülke ya da sömürge oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARAİPLER(CARIBBEAN)Yuzlerce adadan olusan Karaipler tam anlami ile bir cennet. Her turlu aktivitenin bulunabilecegi bu adaciklarda her turlu dogal guzellik de mevcut.&lt;br /&gt;Bu adaciklar, Anguilla, Antigua&amp;Barbuda, Aruba, The Bahamas, Barbados, Belize, Bermuda, Bonaire, British Virgin Islands, Cayman Islands, Cuba, Curacao, Dominica, Dominican Republic, Grenada, Guadeloupe, Guyana, Haiti, Jamaica, Martinique, Cancun, Montserrat, Puerto Rico, Saba, St Barts, St Eustatius, St Kitts, St Lucia, St Maarten, St Vincent, Suriname, Trinidad&amp;Tabago, Turks&amp;Caicos, US Virgin Islands. Simdi bu adalari kisaca taniyalim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2673908742575135963?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2673908742575135963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2673908742575135963' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2673908742575135963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2673908742575135963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/karaipler.html' title='KARAİPLER'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/STXGo61LNBI/AAAAAAAACfw/_wgjPGqGrGo/s72-c/bahamas01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-370198246996758973</id><published>2008-12-19T12:49:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T12:53:22.172-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BURJ EL ARAB'/><title type='text'>BURJ EL ARAB</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/SSGbiC0I8tI/AAAAAAAACdM/-3saUmPWdXw/s320/emirates.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 213px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/SSGbiC0I8tI/AAAAAAAACdM/-3saUmPWdXw/s320/emirates.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Emirates Kuleleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait Dubai'de Otel ve İş Merkezi olarak kullanılan çift binaya sahip gökdelendir.Emirates Kuleleri'nin çatıları üçgen şeklinde 45 derece eğik düzleme benzer şekildedir. Bu üçgen yapının üzeri cam kaplama ile örtülmüştür. Bina içerisinde tamamen ışıklandırılmış avlu ve avlu içerisinde estetik cam asansörler yer almaktadır.Emirates Kuleleri'nin binalarından birisi otel olarak kullanılmaktadır. Otelin ismi Emirates Towers Hotel dir. Otel yükseklik olarak dünyanın üçüncü en yüksek otelidir. Otel binası 309 metre uzunluğa sahip ve 51 katlıdır.Emirates Kuleleri yaklaşık 355 metre yükseklikle inşaa halindeki Burj Dubai'den sonra (Temmuz 2008'de 681 metreye ulaşmıştır ), Dubai'nin 2. en yüksek gökdeleni, dünya sırlamasında ise 10. en yüksek gökdelendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/SSGbMph2ktI/AAAAAAAACdE/OtMBNzLJ9ow/s320/burj_el_arap.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/SSGbMph2ktI/AAAAAAAACdE/OtMBNzLJ9ow/s320/burj_el_arap.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Burj el Arab Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri'nde bir lüks oteldir. İsmi Yelken Otel olarak geçmektedir.Yapımına 1994 yılında Basra Körfezi yakınlarında başlanan otel 1 Aralık 1999 yılında kapılarını müşterilerine açmıştır. Otel deniz kıyısında önceden büyük kaya bloklarının denize indirilmesiyle oluşturulan bir adacık üzerine kurulmuştur. Otel dünyanın ilk ve tek 7 yıldızlı oteli olmakla ün yapmıştır. Ve otele konaklama haricinde günübirlik yaklaşık 30$' a kültür gezileri düzenlenmektedir.Burj Al Arab, Arap Kulesi anlamına gelse de, mimari açıdan denizde yüzen bir yelkeni andırdıgı için Yelken Otel de denilmektedir.Otelin dış yüzeyi hem mevcut ağırlığı azaltmak hem de sıcak havanın sirkülasyonunu sağlamak amacıyla büyük bez kumaşlardan yapılmıştır. Bu yönüyle de geceleri projektörlerle aydınlatılan dış yüzeyde değişik renk figürleri oluşmaktadır. Otelde sarı olan her nesne ya som altından ya da varak altın kaplamadan oluşmaktadır.Müşterilere kendilerini Burj Al Arab'ın büyülü atmosferinde hissedebilmeleri için otele ulaşımlar Rolls-Royce marka taksilerle yapılmaktadır.Otelin ucuz suitlerinin fiyatları 1000$ - 6000$ arasındayken daha pahalıları 15000$'a kadar çıkabilmektedir &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-370198246996758973?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/370198246996758973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=370198246996758973' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/370198246996758973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/370198246996758973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/burj-el-arab.html' title='BURJ EL ARAB'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_4C8cAp90Dck/SSGbiC0I8tI/AAAAAAAACdM/-3saUmPWdXw/s72-c/emirates.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1920944604555552186</id><published>2008-12-19T12:48:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T12:49:46.135-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BERLİN'/><title type='text'>BERLİN</title><content type='html'>Berlin, Almanya'nın başkenti ve en büyük şehridir. II.Dünya Savaşı öncesinde 4.3 milyon kişinin yaşadığı şehirde 2005 itibariyla 3.4 milyon kişi yaşamaktadır. Berlin, kuzey Almanya'da, Spree ve Havel nehirlerinin arasındaki kumluk bölgeye kuruludur. 1949'dan 1990'a kadar Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmıştı. Aradaki duvara da sonradan utanç duvarı denmiştir. Kasım 1989'da utanç duvarı yıkıldıktan sonra Berlin tekrar bir bütün olmuştur. Şimdi, Almanya'nın yeni başkenti insanlarının ve şehrin yaralarını sarıyor. 750 yıllık Berlin "geriye doğru ileri" gitmeye çalışıyor.Berlin'in doğu tarafında yoğun bir restorasyon yaşanıyor ve kenti ikiye bölen Spree Nehri, sakin ve berrak akıyor. Berlin bu nehrin iki kıyısında, Cölln ve Berlin adlı iki balıkçı köyü olarak bölünmüş bir haldeydi zaten. İlk kez 1307 yılında birleşti. Brandenburg'un (sonra Prusya'nın) başkentiydi. 18. yüzyıla kadar o kadar mühim bir şehir değildi. Ancak Prusya'nın güçlenmesi sürecinde kuzey Almanya, sonra Avrupa'nn bir siyasi, iktisadi ve kültürel merkezi oldu. 1871 yılında Alman İmaparatorluğu'na bağlandı, Hitler zamanında harabeye döndü, müttefik devletler tarafından işgal edildi.İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Sosyalist bölümü Doğu Berlin oldu. Kentin imparatorluk merkezi Mitte'de doğuda kaldı. Berlin'i inşa eden mimar Karl Friederich Schinkel'in tasarladığı binalar, büyükelçilikler, saraylar, müzeler hep o tarafta kaldı. Türkiye'den çalınan Bergama Sunağı'nın sergilendiği dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Bergama Müzesi, Cölln ile Berlin'i birleştiren anlaşmanın yapıldığı St. Nicholas Kilisesi de Doğu Berlin'de kaldı. Kent tekrar birleştiğinde Berlin her şeyin çiftine sahip oldu. İki parlamento binası, iki büyük üniversite, iki büyük havaalanı, iki kent merkezi ve iki Mısır müzesi... Müzeler Adası, Kültür Forumu ve Dahlem'deki müze ve koleksiyonlar dünya çapında önem taşıyor. Berlin, sanat alanında da dünyanın en önemli şehirleri arasında. Üç opera, Filarmoni, birçok tiyatro, konser salonu ve kütüphanenin yanı sıra; Berlin Film Festivali, festival haftaları ve tiyatro günleri, tüm sanatseverleri Berlin'e çekiyor.Türkler Berlin'deki en kalabalık yabancı nüfusunu oluştururlar. Berlin'de 119.000 Türk vardır. Kreuzberg İlçesi Türklerin en yoğun olarak yerleşik olduğu bölgelerdendir. Kreuzberg'in toplam nüfusu 146.884 kişidir ve bunun 49.010'u yabancıdır. Yabancı sayısı Alman vatandaşı Türkleri kapsamadığından, Kreuzberg'deki Türk sayısı oldukça fazladır.Kültür Berlin Almanya'nın sadece politik başkenti değil, aynı zamanda da kültür başkentidir. Berlin'de birçok müze bulunmaktadır. Özellikle kentin doğusunda yeralan Müzeler Adası (Museumsinsel) içinde Pergamon Müzesi'de dahil, birçok müzeyi barındırmaktadır. Ayrıca kentte çok sayıda sanat galerileri, tiyatrolar vs. vardır. Başlıca müzeleri ve turistik yerleri:Berliner Fernsehturm ;televizyon kulesiPergamon Museum ; Bergama Arkeoloji Müzesi (Ünlü Bergama tapınağı burdadır.)Guggenheim BerlinAlte Nationalgalerie ;Eski Ulusal Müze (sanat müzesi)BodemuseumSchloss Bellevue ;Bellevue SarayıSiegessäule ; Zafer SütunuKaiser Wilhelm's Gedächtniskirche ;savaşta zarar görmüş AnıtkiliseJudisches Museum ;yahudi müzesiFunkturm ;radyo kulesiAquadom &amp;amp; Sea Life Centre ;akvaryum ve deniz müzesiMuseum für Kommunikation ;iletişim müzesiBrandenburger Tor ;Brandenburg KapısıReichstag\Bundestag ;İmparatorluk Binası / Federal MeclisGendermenmarkt ;Jandarmalar MeydanıCheckpoint Charlie Mauer Museum ;Berlin duvarı ile ilgili tarih müzesiBerliner Dom ;Berlin KatedraliEast-Side-Gallery ; Barış AnıtıHolocaust-Mahnmal ; Holocaust AnıtıKaDeWe(Kaufhaus des Westens); alışveriş merkeziDeutsches Technikmuseum ; Alman Teknoloji MüzesiSchloss Charlottenburg ;Charlotenburg SarayıBerliner Rathaus (1991'dan önce Rotes Rathaus) ;belediye sarayıBundeskanzleramt ; BaşbakanlıkMuseum für Naturkunde ; Doğa Bilimleri MüzesiFilmmuseum Berlin ;Film ve sinema tarihi ile ilgili müzeNeue Synagoge Berlin ;Yeni Sinagog (Almanya'nın en büyük sinagoğudur)Tiergarten ;kentin en büyük parkı ve mesire yeri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1920944604555552186?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1920944604555552186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1920944604555552186' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1920944604555552186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1920944604555552186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/berlin.html' title='BERLİN'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-7383639538347205600</id><published>2008-12-19T11:36:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T11:37:49.105-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kış hazırlıkları'/><title type='text'>kış hazırlıkları</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AdBRgAYk9Jc/SSCFJYjyoAI/AAAAAAAAAQg/5FrXVLepW9k/s320/IMG0619A.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 256px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_AdBRgAYk9Jc/SSCFJYjyoAI/AAAAAAAAAQg/5FrXVLepW9k/s320/IMG0619A.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dometesleri güzelce dilimleyip yaz sıcagında kuruttum,bulgur pilavı veya et yemeklerinin içinde çok güzel oluyor sizlerede önerilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kış hazırlıkları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbahara girdik ve herkeste oldugu gibi bizim evde de kış için hazırlıklar başladı.Neler yapıldı neler öncelikli olarak turşumuz hazırlandı ve ekşiyip olgunlaşması için beklemeye alındı.Daha sonra Bozkurt usulu tarhana çorbası ekşilitilip, mayalanması beklendi ve bu gün kuruması için balkonumda bekliyor daha sonra ovalayarak un haline getirip kış sogugunda sıcacık içimizi ısıtmak için mutfaktaki yerini alacak inşallah, benim geçen seneden kalan kızılcık çorbam oldugu için bu sene yapmıyacagım hasta olunca özellikle üşütmüşseniz bu çorba imdadınıza yetişiyor sarımsaklı sarımsaklı süper oluyor.Şimdi gelelim kayserili olarak benim kayseri mutfagından kış için hazırladıklarıma:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çorbayı oldum olası çok severim ben sevincede evdekilerde zorunlu olarak seviyorlar tabii ....Bizim kayserinin kesme (un çorbası) ablam annem ve ben tarafından bol yumurtalı olarak hazırlandı.Bu çorbayı ben en çok mercimekli olarak pişiriyorum bu şekilde daha çok seviyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kayserili olunurda mantı olmadan olurmu: tabi canım imece usülü mantımız da yapılıp derin dondurucuda yerini aldı iyiki derin donducular var bütün hanımlar gibi bende içini kendi damak zevkimize göre doldurup kullanıma hazır hale getirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bakalım kış için hazırlıklar yapmadıysanız tam zamanı, herşeyin taze ve bol oldugu dönemdeyiz sizlere kolay gelsin diyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-7383639538347205600?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/7383639538347205600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=7383639538347205600' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7383639538347205600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7383639538347205600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/k-hazrlklar.html' title='kış hazırlıkları'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AdBRgAYk9Jc/SSCFJYjyoAI/AAAAAAAAAQg/5FrXVLepW9k/s72-c/IMG0619A.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1468449316603120152</id><published>2008-12-19T11:31:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T11:35:48.784-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yöresel yemekler'/><title type='text'>yag mantısı(kayseri)</title><content type='html'>MALZEMELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki kase un&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarım paket yaş maya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir tatlı kaşıgı tuz ve şeker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ılık su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İÇİ İÇİN MALZEMELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200-300 gr. kadar kıyma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;orta boy sogan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tuz ve isterseniz baharat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOS İÇİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-3 kaşık salça&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sarımsaklı yogurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kızartmak için sıvı yag&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPILIŞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce soganı küçüçük dograyın bir kapta kıyma ve tuz atıp iyice karıştırın (elle yogurunca daha birbirine malzemeler karışıyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayayı ve şekeri bir kapta eritin daha sonra un tuz hepsini güzelce karıştırıp kulak memesi yumuşaklıgında bir hamur yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamuru iki veya üç beze çıkaçak şekilde bölün beze alın 10 veya 15 dakika hamurunuz dinlensin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılan hamur çok ince olmasın yufkanın ortasını bulun hafifçe elinizle bastırın iz kalsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra hazırlanan içinizden elinize alıp ara ara açtıgınız hamurun üstüne koyun sonra hamuru üstüne kapatın içimiz arada kalacak şekilde hafifçe elinizle bastırın çay bardagı ile etli kısımları kesip çıkarın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde üç bezeyide hazırlayın birtarafta kızgın ve bol yagda mantılarınızı kızartın tombik tombik oluyor altı üstü pembeleşince alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bardakla kestiginiz içli kısımların dışında kalan hamurlarıda toplayıp tekrar açarak kızartın bazen onları ben öylece boş kızartıyorum güzel oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerine önce yogurt sonra sosunu döküp servis yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;afiyet olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SALÇALI SOSUN HAZIRLANMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir tavaya 1-2 yemek kaşıgı yag koyun biraz kızınca salçaları ilave edip güzelce karıştırın daha sonra su ilave edip bir taşım kaynatın ve sosunuz hazır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1468449316603120152?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1468449316603120152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1468449316603120152' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1468449316603120152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1468449316603120152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/yag-mantskayseri.html' title='yag mantısı(kayseri)'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-6163439676449978765</id><published>2008-12-19T11:29:00.001-08:00</published><updated>2008-12-19T11:31:30.239-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yöresel yemekler'/><title type='text'>yaglama (kayserimizin meşhur yaglaması)</title><content type='html'>&lt;a href="http://img377.imageshack.us/img377/5465/yaglamatabaktatek9dg.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img377.imageshack.us/img377/5465/yaglamatabaktatek9dg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://img367.imageshack.us/img367/461/yaglamakesilmi5hq.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img367.imageshack.us/img367/461/yaglamakesilmi5hq.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;GEREKLİ MALZEMELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAMURU İÇİN MALZEMELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 kase un&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarım paket yaş maya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 tatlı kaşıgı tuz ve şeker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İÇİ İÇİN MALZEMELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;300-400 gram kıyma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 adet orta boy sogan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki yemek kaşıgı sıvı yag&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pul biber ve toz biber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki kase yogurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yemek kaşıgı salça&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-4 diş sarımsak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPILIŞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maya ve şekeri bir kapta eritin unun içine maya ve tuzu katın ılık su ile yumuşak bir hamur yapın Yumurta büyüklügünde bezeler alın dinlenmeye bırakın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçi için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soganları incecik dograyın küçük bir tencereye yag koyup soganlar iyice yumuşayıncaya kadar kavurun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soganlar kavrulduktan sonra kıymayı içine atın ve etide bir güzel kavurun bir kaşık salçayı tuz ve biberi ilave edip bir iki defe karıştırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlamış oldugunuz için içine 1,5 su bardagı su ilave edip biraz kaynatın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada sarımsakları ezip yogurdunuza karıştırın bir kenarda beklesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinlenmiş olan bezelerinizi teflon tavanın büyüklügünce açın ve altı üstü pempeleşinceye kadar pişirin hamur mayalı oldugu için göz göz kabaracak ve yumuşak bir gözleme olacaktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişen hamurları geniş bir kaba alın üstüne hem suyundan hemde etinden olmak üzere hazırlamış oldugunuz içten her tarafına gelecek şekilde yayarak koyun kenar kısımlarına yogurt serpin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gözleme için bu işlemleri tekrar edin ve gözlemeleriniz bittikten sonra bıçakla dörde kesip servis yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: gözlemelere yogurt koymayıp servis esnasında en üstüne yogurt konabilir biraz geç yenecekse böylesi daha iyi olur ,özellikle yogurt hemen yenmedigi zaman hamurlaştırabiliyor&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-6163439676449978765?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/6163439676449978765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=6163439676449978765' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6163439676449978765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/6163439676449978765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/yaglama-kayserimizin-mehur-yaglamas.html' title='yaglama (kayserimizin meşhur yaglaması)'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1872355187339689344</id><published>2008-12-19T11:26:00.001-08:00</published><updated>2008-12-19T11:28:54.062-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yöresel yemekler'/><title type='text'>katmer kayseri yapımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://img231.imageshack.us/img231/2374/katmerbtn0dj.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img231.imageshack.us/img231/2374/katmerbtn0dj.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://img228.imageshack.us/img228/2934/katmeryapl2jx.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img228.imageshack.us/img228/2934/katmeryapl2jx.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;hamuru için malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üç kase un&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 tatlı kaşıgı şeker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 tatlı kaşıgı tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz yaş maya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içi için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir su bardagı tahin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarım paket yag&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayayı ve şekeri ılık suda eritin, unun içine döküp yumuşak bir hamur yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahmini üç beze çıkaçaktır bezeleri alıp bir kenarda dinlendirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavaya yagımızı koyup eritelim yag eridikten sonra 1su bardagı tahini yaga karıştın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldıgınız bezeleri mantı hamuru gibi açın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılan hamurun içine tahin ve yag karışımını gezdirerek dökün hamurun üstüne iyice yayın kaşık yardımı ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamurun ucundan kıvırarak rulo haline getirin ikiye katlayıp ortadan kesin,ucundan başlayıp sararak beze haline getirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diger bezeleride aynı şekilde açın bir bezeden iki tane katmer çıkıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk önce hazırladıgınız bezeyi fazla üzerine bastırmadan tava büyüklügünde açıp kızdırdıgınız teflon tavada altı üstü pempeleşinceye kadar pişirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;afiyet olsun &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1872355187339689344?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1872355187339689344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1872355187339689344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1872355187339689344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1872355187339689344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/katmer-kayseri-yapm.html' title='katmer kayseri yapımı'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2233965929450580367</id><published>2008-12-19T11:24:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T11:25:55.113-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yöresel yemekler'/><title type='text'>kayseri mantısı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AdBRgAYk9Jc/STBqvKmkFXI/AAAAAAAAATI/d99LfAknm6E/s320/IMG0649A.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 256px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_AdBRgAYk9Jc/STBqvKmkFXI/AAAAAAAAATI/d99LfAknm6E/s320/IMG0649A.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;.MALZEMELER:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamuru için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 su bardağı un ,bıraz tuz ve soğuk suyla sert bir hamur yogurun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içi için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıyma,sogan,reyhan, tuz, toz biber istenirse baharat ben baharat koymuyorum etin tadını almasın diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sosu için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yag ,toz biber,arzu edilirse salça,sarımsak ve yogurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beze alıp dinlendirip yufkanızı açın, küçük eşit bir şekilde karelere bölün ve içine çiğ kıymadan hazırladığınız harçdan koyup kayseri tabiriyle yumacaksınız :) kıymanının içinde tuz ,karabiber ,toz kırmızı biber ve soğanı küçük doğrayıp arzuya göre reyhan konulabilir ete çok yakışıyor reyhan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaşıgın içinde kırk tana mantı sıgması lazım ,yani okadar küçük olacak daha sonra sıcak tuzlu suda yaklaşık 10 dk mantılar suyun üstüne çıkana kadar haşlıyorsunuz diğer tarafta yağı ve salçayı kavurup haşladığınız mantıyla buluşturuyorsunuz . yine arzuya göre sarımsaklı yoğurt ile servis yapıyorsunuz kayseriler genelde yoğurtun üzerine sumak atarlar ama ben nanede ekliyorum.&lt;br /&gt;Tamamen damak zevkinize göre sizde ekleyebilirsiniz........ AFİYET OLSUN &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2233965929450580367?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2233965929450580367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2233965929450580367' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2233965929450580367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2233965929450580367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/kayseri-mants.html' title='kayseri mantısı'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AdBRgAYk9Jc/STBqvKmkFXI/AAAAAAAAATI/d99LfAknm6E/s72-c/IMG0649A.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4004141201836354331</id><published>2008-12-19T08:58:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T08:59:56.314-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk egitimi ve çoçuklarımız'/><title type='text'>çocuk isimleri ve anlamları</title><content type='html'>KIZ İSİMLERİ VE ANLAMLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afra: Ayın 13. gecesi, beyaz toprak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahsen: Daha güzel, en güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aişe: Yaşayan, zenginlik ve bolluk gören.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amine: Gönlü emin, kalbinde korku olmayan Peygamberimiz’in annesinin adı (Emine)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asude: Rahatlamış, keder ve sıkıntıdan uzak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asuman: Gök, sema.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşegül: Gül renkli, canlı ve güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşen: Ay gibi parlak, neşeli, sevimli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşenur: Nurlu, ışıltılı hayat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banu: Kadın, hanımefendi, prenses.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedia: Örneksiz yaratan ve örneksiz yaratılmış, güzel, eşsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bengisu: Ebedilik, ölümsüzlük veren su.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Betül: Bakire, namuslu kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyza: Ak, bembeyaz, lekesiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binnur: Nurla özdeşleşmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büşra: Müjde, sevinçli haber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canan: Sevgili, sevilen kadın, yar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Didem: Gözüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilan: Gönül dostu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilara: Gönül alan, gönül kapan, gönlü dinlendiren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilşad: Gönlü hoş, sevilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eda: Naz, cilve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emel: Ümit, hülya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emine: Güvenilir, inanılır kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatma, Fatıma: Sütten kesilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feride: Eşşiz, benzeri olmayan, kibirli gururlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feyza: Bolluk, çokluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Füsun: Büyü, sihir, şaşırtıcı güzelliğe sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülbanu: Gülhanım. Gül gibi güzel kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülcan: Gül gibi güzel canlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülizar: Gül yanaklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülperi: Gizli gül.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülşah: Güllerin şahı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günnur: Güneş ışığının aydınlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Handan: Güleryüzlü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatice: Vakitsiz erken doğan kız çocuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hülya: Hayal, kuruntu, vehim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hümeyra: Pembelik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jale: Sabah çiceklerin üzerinde görülen su damlacığı, kırağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jülide: Karmakarışık, dağınık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kübra: Büyük olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Latife: Yumuşak, hoş, mülayim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leyla: Çok karanlık gece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Macide: Şan ve şeref sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehlika: Ay yüzlü güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehpare: Ay parçası, çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melda: Genç körpe ve nazik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meryem: İbadete düşkün insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihriban: Şefkatli, merhametli, muhabbetli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muazzez: İzzet ve şeref sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mukadder: Takdir olunmuş ve kıymeti bilinmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mukaddes: Kutsal, temiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müberra: Temize çıkmış, arınmış, müstesna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücella: Parlatılmış, parlak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müjgan: Kirpikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münire: Nurlandıran, ışık veren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzeyyen: Süslenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadide: Görülmemiş, çok değerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadiye: Seslenen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nâlân: İnleyen, feryad eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazan: Nazlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazife: Temiz, pak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necla: Çocuk, evlat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nermin: Yumuşak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nigar: Sevgili, resim gibi, put gibi kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihal: Sevgili, düzgün fidan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihan: Gizli, saklı, bulunmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuran: Nurlu, runa ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuray: Işık saçan ay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurbanu: Nur yüzlü hanım, gelin, prenses.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurcan: Canlı, neşeli, hayat dolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurefşan: Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurgül: Gülün en parlak olanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuriye: Işıklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurten: Teni ışık gibi beyaz olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahime: Hafif sesli, latif konuşan kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüveyda: Hoş, ince, nazik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saadet: Mutluluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabâhat: Güzellik, letafet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabiha: Güzel, latif, şirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saime: Oruç tutan kimse, oruçlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saliha: Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semra: Esmer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sena: Övgü ile ilgili, şimşek parıltısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serpil: İyi geliş, büyü, güzellik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seval: Severek al, hep sev.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süeda: Uğurlu insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süheyla: Yumuşak iyi huylu kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süreyya: Ülker yıldızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süveyda: Kalpteki gizli günah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahika: Zirve, doruk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şebnem: Çiğ, kırağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemsinur: Nurun güneşi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şermin: Utangaç, mahçup.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şevval: Arap takviminin 10. ayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyda: Aşk çılgını, aşık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şule: Ateş alevi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şükriye: İyilik bilme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuba: Kökü yukarıda, dalları aşağıda cennet ağacı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkan: Benzerlerinin arasında nitelikleriyle ayrılan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vildan: Yeni doğmuş çocuklar, cennet çocukları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zehra: Çok beyaz ve parlak yüzlü. Peygamberimiz’in kızı Hz. Fatıma’nın lakabı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zerrin: Altından mamul, parlak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynep, Zeyneb: Değerli taşlar, mücevherler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zübeyde: Öz, asıl, cevher.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERKEK İSİMLERİ VE ANLAMLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah: Allah’ın kulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdurrahim: Rahim’in (Allah’ın sıfatlarındandır) kulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdurrahman: Rahmanın kulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdülhamid: Bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdülkadir: Her şeye gücü yeten Allah’ın kulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet: En çok övülmüş, methedilmiş, beğenilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akif: Bir şeyde sebat eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali: Yüce, ulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alparslan: Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alperen: Yiğit, bahadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arif: Meşhur, çok tanınmış, irfan sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asım: Günahtan, haramdan çekinen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avni: Yardımla ilgili, yardıma ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aytekin: Ay şehzadesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz: Muhterem, sayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahadır: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahattin, Bahaddin: Dinin değeri, değerlisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bârân: Yağmur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykal: Yaban kısrağı, deniz, derya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçet: Güleryüzlülük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behzat: Doğuştan iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşir: Müjdeci.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent: Yüksek, yüce, uzun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cafer: Küçük akarsu, çay, sütü bol deve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahit: Çalışan, gayret eden, çabalayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Celal: Ululuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Celil: Çok büyük ve ulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemil: Güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevdet: İyilik, kusursuzluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihan: Alem, kainat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cüneyt: Küçük asker, askercik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emin: Korkusuz kimse, emniyette olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre: Aşık, müptela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdem: Fazilet, maharet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdinç: Duru, güçlü erkek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan: Yiğit doğan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergun: Sert başlı, oynak ve hızlı giden at.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergün: Yumuşak, uysal kimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erhan: İyi adaletli hükümdar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertan: Dericilerin yaprağıyla deri boyadıkları bir nevi ağaç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul: Dürüst, doğru, yiğit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertunga: Yiğit, hakan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esat: Oldukça mutlu, çok hayırlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eyüp, Eyyüp: Sabırlı, günahlarına tevbe eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fahrettin: Dinin övdüğü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fahri: Övünmeye mensup.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faruk: Doğruyu yanlıştan ayıran. Hz. Ömer’in lakabı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih: Fetheden, İslam’a açan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazıl: Fazilet sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferhat: Sevinç, neşe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethi: Fethe mensup.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fevzi: Galip gelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fuad: Kalp, yürek, gönül.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Furkan: Hakkı batıldan ayırma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökhan: Uranüs gezegeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gültekin: Genç delikanlı, nazik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürhan: Hanlar hanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürkan: Genç, taze.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib: Sevgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkı: Doğrulu ve insaf sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halid: Sonsuz, daim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halis: Hilesiz, katkısız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamdi: Şükreden, şükredici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamdullah: Allah’ın övgüsü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamza: Heybetli, azametli anlamında, aslan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan: Güzellik, iyilik sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hilmi: Yumuşak huylu, sakin tabiatlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim: İnananların babası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhsan: İyilik etem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlyas: Yağmurlara hükmeden İsrail peygamberi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsa: Dört büyük peygamberden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmail: Hz. İbrahim’in oğlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâmil: Tam, noksansız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâzım: Öfkesini yenen kimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal: Olgunluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kerem: Asalet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kerim: Kerem sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfi: Hoşluk, güzellik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahmut: Hamd olunmuş, övülmüye değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mansur: Yardım olunmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet: Muhammed isminin Türkçede Peygambere saygı dolayısıyla aldığı biçim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memduh: Övülmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metin: Metanetli, sağlam, özü sözü doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mirkelam: Güzel, nazik konuşan kimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muammer: Yaşayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muaz: Korunan, izzet sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammed: Tekrar tekrar övülmüş. Peygamberimiz’in isimlerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muharrem: Haram kılınmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhsin: İyilikte bağışta bulunan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa: Temizlenmiş, seçilmiş, güzide.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükremin: İkram olunmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naci: Kurtulan, selamete kavuşan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nail: Muradına eren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naim: Bollukta yaşayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necati: Kurtulmaya mensup.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necdet: Korkusuz olmak, yiğitlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip: Soyu sopu temiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necmeddin: Dinin yıldızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihat: Huy, yaratılış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuri: Nurlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurullah: Allah’ın nuru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz: Mübarek, saf, iyi yaratılışlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan: Şehrin yöneticisi, hakimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Recai: Allah’a yalvaran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Recep: Gösterişli, heybetli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rıdvan: Rıza, razı olma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rıfat: Yükseklik, yücelik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rıfkı: Yumuşaklık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rıza: Hoşnutluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruşen: Aydın, parlak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüstem: Yiğit, kahraman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sacid: Secde eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Said: Mübarek, kutlu, uğurlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedat: Doğru ve haklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezâi: Uygun, yaraşan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıtkı: İç yürek temizliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süleyman: Huzur, sükun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şükrü: Şükretme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahsin: Güzel bulma, beğenme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Târık: Sabah yıldızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncer: Tunç gibi güçlü kimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turan: Eski İranlılara göre Türk ülkesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turhan: Soylu seçkin kimse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4004141201836354331?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4004141201836354331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4004141201836354331' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4004141201836354331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4004141201836354331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/ocuk-isimleri-ve-anlamlar.html' title='çocuk isimleri ve anlamları'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1253230410707463937</id><published>2008-12-19T08:54:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T08:55:41.043-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme yemekler'/><title type='text'>bayat ekmekleri nasıl degerlendiririz</title><content type='html'>Bayat ekmek pizzası &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayat ekmekler dilimlenip küp küp kesilir. Margarin ile yağlanmış ve un serpiştirilmiş fırın tepsisine yayılır. 4 yumurta çırpılır; içine 2 su bardağı süt, 1 paket kabartma tozu, yarım çay bardağı sıvı yağ katılır. Karışım tekrar çırpılıp ekmeklerin üzerine dökülür. Bayat ekmek pizzası bu durumda buzdolabında bir gün bekletilebileceği gibi hemen de pişirilebilir. Fırına verilmeden önce, üzerine dilimlenmiş sucuk, salam veya sosis yerleştirilir. Domates, biber dilimleri de yerleştirilebilir. Bunların üzerine de kaşar rendesi serpiştirilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek tatlısı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzeme: 2 adet ekmek, 6 adet yumurta, 1 fincan süt, bir tavalık ayçiçeği yağı, 2 kilo şeker. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı: Ekmeklerin dış kabukları bıçakla sıyrılır, daha sonra düzgün bir şekilde doğranır, dilimlenir. Yumurtalar bir kaba kırılır, süt ile çırpılır, sıvı yağda sütlü yumurtalı karışıma dilimlenen ekmekler bandırılarak tavada kızartılır. Kızartılan ekmekler bir peçete üzerine çıkarılarak çektiği yağdan arındırılır. 2 kilo şekerden yapılan şerbetle kızaran ekmekler bir tepside altüst yapılarak 15 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra kaymak ile servis edilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalacuş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayat ekmek, küpler halinde kesilerek derin bir kaba konulur. Kıyılmış soğan, tavada kızdırılmış margarin ile pembeleşinceye kadar kavrulur. Çalkalanarak ayran kıvamına getirilen yoğurt ve su, yağ ve soğanın bulunduğu tavaya eklenir. Birkaç dakika kaynatıldıktan sonra, oluşan karışım derin kapta bulunan doğranmış bayat ekmeklerin üzerine dökülür. Kabın kapağı kapatılır. Bir süre ateşin üzerinde tutulduktan sonra hemen sofraya getirilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek oğması &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayat ekmeklerin içi -istenirse, kabuğu ile birlikte- ufalanır; bir kapta eritilen tereyağına dökülerek kavrulur. Sonra üzerine bir yumurta kırılıp ekmek ufakları ile alt üst edilir. Ardından 1 bardak süt dökülüp yeniden karıştırılır. Çok hafif ateşte süt çekilinceye kadar bekletilir. Süt çekilince ateşten alınır; üzerine bir bez konularak demlendirilir. Ilıyınca yenilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzeme: 2 adet ekmek, 50 gr ceviz içi, 2 adet iri boy kuru soğan, 2 diş sarımsak, 1 bağ maydanoz, 250 gr beyaz peynir, 50 gr pul biber, 50 gr sıvı yağ, 1 yemek kaşığı tuz, 100 gr domates salçası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı: 2 adet ekmek içi suyla ıslatılır ve suyu sıkılır. Bir karıştırma kabına alınır. 50 gr ceviz içi çekilir. İki adet kuru soğan, sarımsaklar ve maydanoz çok ince şekilde çekilir. İçine rende beyaz peynir, pul biber, tuz, sıvıyağ, salça konulur ve hepsi karıştırılır. Hazırlanan karışım kanepe şeklinde dilimlenmiş ekmekler üzerine sürülerek servis yapılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1253230410707463937?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1253230410707463937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1253230410707463937' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1253230410707463937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1253230410707463937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/bayat-ekmekleri-nasl-degerlendiririz.html' title='bayat ekmekleri nasıl degerlendiririz'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-7321848726985593295</id><published>2008-12-19T08:52:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T08:53:57.957-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dini bilgiler'/><title type='text'>Sofrada hatırla, düşün ve şükret!</title><content type='html'>AHMED ŞAHİN&lt;br /&gt;Gerçekten de bizim temel kültürümüzün içinde özel ve güzel bir sofra kültürümüz vardır. Bu kültür unutulmamalı, hatta yemek yiyip su içtiğimiz müddetçe bu kültür hayatımızda yaşamalı, yokmuş gibi bir ihmal ve ilgisizliğe de maruz kalmamalıdır... Böyle bir anlayış içinde baktığımızda görüyoruz ki, insanın yiyecek kadar iştiha duyması, bu iştihasını karşılayacak kadar da sofrasında nimet bulması her şeyden önce Allah’ın büyük bir lütuf ve ikramıdır. Çünkü yiyeceği var, ama iştihası yok. İştihası var, fakat bu defa da yiyeceği yok nice kimseler vardır bu âlemde. Öyle ise inanmış insanlar sofraya her oturuşta bu lütfu hatırlamalı, bu nimeti düşünmelidir. Yani yemek boyunca “zikir, fikir ve şükür” içinde olmalıdır. Sofrada böylesine bir zikir, fikir ve şükür içinde olunabilir mi? Alimlerimiz olunabileceğini şöyle anlatıyorlar. Diyorlar ki: &lt;br /&gt;-Yemeğe “Bismillah” diyerek başlamak zikirdir. Bu iştihayı verip, bu yiyeceği nasip eden Yaratan’ı düşünmek ‘fikir’dir. Yemek sonunda “Elhamdülillah” diyerek kalkmak ise şükürdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sofraya böyle zikirle başlayan, fikirle devam eden, şükürle de kalkan kimse, sofra kültürünü yaşayan ve de yaşatan kimsedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle kimseler sofrasında bereket, kalbinde de hep mutluluk ve huzur hissederler... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alimlerimiz sofra kültürümüzü anlatırken bazı sünnet ölçülerine de dikkat çekiyor ve diyorlar ki: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sofraya zikirle oturup, fikirle devam ederken şükürle kalkan kimseye layık olan, midesini aşırı yemekle doldurmamak, tıka basa yememek... İhtiyaçtan fazla yemeye alışmak hem sünnete aykırı hem de sıhhate... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem tıp hem de dini ilimlerde ihtisas yapmış bir alime sormuşlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kur’an-ı Kerim’de insan sağlığı ile ilgili bir ayet buldunuz mu? diye. Şöyle cevap vermiş: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kur’an-ı Kerim’de insan sağlığı ile ilgili çok ayet vardır. En başta geleni ise şu ayettir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yiyiniz, içiniz ama çok yiyerek israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alim şöyle devam etmiş sözlerine: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anlaşılıyor ki, helalinden yiyip içmek serbesttir. Ama çok yemek serbest değil, en azından mekruhtur!.. Çünkü çok yemekte israf vardır. Allah ise israf edenleri sevmez!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim bu ayeti tefsir eden en eski tıp adamı meşhur İbn-i Sina da şu açıklamayı yapmıştır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yediğinizde israf yapmayın, az yiyin. Yemekten sonra dört-beş saat bekleyin. Üst üste yiyip de mideyi yormayın!.. Şifa hazımdadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yemek konusunda en nihai ölçüyü Efendimiz (sas) Hazretleri vermiştir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, kalan üçte birini de rahat nefes almaya ayırın!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte size sünnete uygun şekilde sofraya oturma ve sofradan kalkma kültürümüz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani sofraya iştiha ile oturmalı, yine iştiha varken kalkmalı, midede suya, nefes almaya her zaman yer bırakmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahabeden Semüre bin Cündeb’in oğlu yemekten sonra kusmuştu. Çok yedikten sonra kusmayı hayra alamet saymayan baba Semüre şöyle dedi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şayet bu kusmadan dolayı ölmüş olsaydın, cenaze namazını kılmakta tereddüt ederdim!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki, çok yemekten dolayı ölen insanı, namazı kılınamayacak derecede günahkar kimse gibi görüyordu sahabeler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazreti Ömer Efendimiz (ra)’in ikazı da düşündürücüdür. Şöyle diyordu meşhur sözünde: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nefsin arzu ettiği her şeyi yemek israftandır. Allah ise israf edenleri sevmez!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu da ilave ediyordu sözüne: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Unutmayınız ki yediğiniz helal ise hesabı, haramsa azabı vardır!.. Demek ki insan, iradesine sahip olmalı, aklına gelen her şeyi alıp yeme alışkanlığı gibi bir irade zaafına düşmemeli, hem sıhhatini, hem parasını, hem de sofra kültürünü korumasını bilmelidir!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helal kazanç kolay harcanmaz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helal kazanç kolayca harcanamaz, birtakım gereksiz şeyler ihtiyaç olarak görülüp de müsrifçe para kullanma sorumsuzluğuna yönelinemez. Bilhassa böyle günlerde. Çünkü helal kazanç çok zor elde ediliyor. Asla kolayca ele geçirilemiyor. Elbette zor elde edilen şeyler zor harcanacak, elden çıkarılırken defalarca düşünülüp tartılarak sarf edilecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sebeple, hayatlarını helal rızıkla tamamlamak hedefinde olanlar, haram lokma yemekten, yılandan, akrepten korkar gibi korkanlar, israftan da korkacaklar, ihtiyaç olmayan gereksiz şeyleri ihtiyaç gibi görerek lüzumsuz şeylere para sarf etmekten çekineceklerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çok makul ve meşru bir titizliktir. Cimrilik sanılmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta, yemeklerde bile şöyle bir düşünüp taşınma gereği duyarak, görenek belasıyla alışılan yemek çeşitlerinden de bir ölçüde kaçınacak, sünnet olan, en az çeşitte karar kılmaya gayret göstereceklerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeklerinde hep bol çeşide alışan, bu yüzden kazancından da hep şikâyette bulunan bir obur adama, Geylani Hazretleri şöyle ikazda bulunmuştur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi çok yemek öldürdü, bizi de az yemek diriltti! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, israflı sofralarda midesini tıka basa dolduran kimsede manevi konulara karşı bir ölü ilgisizlik ve duyarsızlığı başlar. Onun bütün meselesi bitmek bilmeyen israflı ihtiyaçlarıdır. Bunu da helal kazançla temin edemediğinden felsefe değişir, malum şu tekerleme de gelişir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ver Allah’ım ver, kulun haram helal demez yer! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir sonuç, sünnetten uzaklaşıp israfa dalmakla, ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç sanıp bol harcamakla meydana gelir. Bilmem yanılıyor muyum? İsterseniz bir de siz deneyin israfsız iktisatlı hayatı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Mevlana’dan öğütler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmeğin zevkini, ancak aç kimse bilir; tok olan, o zevki, hiç bilmez! Ekmekçi dükkanındaki ekmeklerden dükkanın ne haberi vardır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmekçi aç olsaydı, ekmeği hiç satmazdı; seher rüzgârı gülün kıymetini bilseydi, onu saçıp dökmezdi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-7321848726985593295?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/7321848726985593295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=7321848726985593295' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7321848726985593295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/7321848726985593295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/sofrada-hatrla-dn-ve-kret.html' title='Sofrada hatırla, düşün ve şükret!'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2920501979723837597</id><published>2008-12-19T08:50:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T08:51:59.864-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evim evim güzel evim'/><title type='text'>Hangi odaya ne renk perde alalım?</title><content type='html'>&lt;a href="http://ailem.zaman.com.tr/images/2006/01/07/perde.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 148px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://ailem.zaman.com.tr/images/2006/01/07/perde.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;REYHAN YAZICI (TASARIMCI)&lt;br /&gt;Evlerimizin belki de en önemli detaylarından biri de perde ve tüllerdir. Danteller, tualler, taftalar, kadifeler, ipekler, ketenler, camlarımızı güzel göstermekten öte mahremiyetimizi korumamızı sağlar.&lt;br /&gt;Temiz ve güzel döşenmiş ev kişinin mutluluğunu ve evde zaman geçirme isteğini artırır. Yaptıracağımız tül ve perdeler odamızdaki diğer dekorasyon ile doğru orantılı olmalıdır. Spor mobilya ile gidebilecek modeller daha sade kesimli olmalıdır. Ya da desenli halı ve koltuklar ile uyumlu perdeler ve tüller düz renk ve abartısız olmalıdır. Aksi halde ne mobilya, ne halı ne de perdelerimiz kalitesini gösterir. Ortam boğucu, karışık ve kalitesiz görünür. Klasik döşenmiş mekanın perdeleri spor kesimli kumaş ve modellerden seçilmemelidir. Desen ağırlıklı döşenmiş odada düz renk kumaşlardan yapılmış duvar rengine uygun tonlarda perde seçmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal kumaşlardan yapılmış perde ve tüller her odada rahatlıkla kullanabileceğimiz dokumalardır. Bunlar ipek, ipek vual, pamuk, keten kumaşlardır. Işığa ve toza karşı duyarlıdır, çabuk yıpranır ve erir, fiyatları sentetik kumaşlara göre oldukça yüksektir, makinede yıkama asla yapılamaz, kuru temizlemeye verilmesi doğru olur; ama elde deterjansız yıkanabilir. Buna rağmen her türlü modelde güzel ve doğru etki verir, doğal malzemeden dokunduğu için hava akımlarını doğrudan alır, daha şık ve gösterişli durur, nefes alan kumaşlardır. Fiyatları 35 milyondan başlayıp 150-200 milyona kadar çıkabiliyor. Fiyatları uygun ve kullanımı kolay perde yaptırmak özellikle çalışan hanımlar için önem taşır. İşlenmiş elyaf, viskon, polyester dokumalar hem uygun fiyatta hem de makinelerde yıkanabilen kumaşlardır. Sentetik olduğu için odayı iyi havalandırmazlar, rutubetli odalarda sentetik oranı düşük kumaşları tercih etmeliyiz. Bu tarz dokumalarda model çok önemlidir; pilesi az, düz modeller doğru seçimdir. Sentetik dokumaları 30 dereceden yüksek ısıda ve sık yıkamamalıyız. Fiyatları 8 milyondan başlayıp 70 milyona kadar olabiliyor. Mekanımızdaki pencerenin genel durumu perdelik modelimizi seçmemizde büyük önem taşır; küçük camlarda sade modeller ve kumaşlar tercih edilmelidir. Karanlık odalarda şeffaf açık renk tül ve perdeler seçilmelidir. Büyük pencereli odalarda yere kadar uzanan, uçuşan, iki üç çeşit perde kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonlar için son senelerin trendi mekanizmalı (stor) perdeler doğru bir seçimdir. Değişik kalitedeki mekanizmaların bazıları çabuk bozulabilir, garantili olanları tercih etmeliyiz. Fiyatları 25 milyon ila 70 milyon arasında değişiklik gösteriyor. Bu tür modellerde 4 metrelik camda 4,20 metre kumaş kullanılırken, pileli klasik model perdelerde 1’e 2,5 metreden 10 metre kumaş kullanılır. Dolayısı ile mekanizma fiyatı ile kumaş fiyatı birbirine denk gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜK PENCERELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük pencerelerde yerlere kadar uzanan düz renk tüller, pano ve balon kadife, tafta, sonil kumaştan yapılmış perdeler mekanı daha ayrıcalıklı gösterecektir. Perdelik kumaştan yaptırılabilecek duvar panosu ve küçük süs yastıkları mekandaki dekorasyonu tamamlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bordo, yeşil, altın sarısı ve tonları, kahverengi, kırmızı, bej tonları salonlar için doğru seçimdir. Kendinden desenli dokumalar klasik bir havayı yansıtırken; sadece tül kullanılmış camlar modern spor ve ferah bir salon etkisini verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUK ODALARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk odalarında perdeler abartıdan uzak olmalıdır. Aydınlık, ferah ama sevimli mekanlar yakalayabilmek için ince dokunuşlu kumaşları tercih etmeliyiz, yarım perde ve tüller ideal seçimlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüller erkek çocukları için çizgi film kahramanlarının olduğu, kızlar için çiçekli desenler tercih edilmelidir. Pile payları 1’e 2 olmalıdır fazla olursa sadeliğini kaybedebilir. Desenli kumaştan yapılacak olan duvar panoları ortamı daha da sevimli gösterecektir. Az metrajlı kumaş kullanılacağı için parça tüllerden alınıp daha da ucuza mal edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTFAKLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfaklar evin en çok hava ve ışık alması gereken yerleridir. Çünkü gün boyu yemek ve ısı dolayısı ile havasız kalıp diğer odalara pis koku yayılmasına neden olur. Mutfaklarda kolay yıkanabilen sentetik dokumalar veya piyasada ahşap, alüminyum mikro jaluzi olarak satılan katlamalı perdelikler tercih etmeliyiz. Kumaş tercih edilecekse kısa düz, açık renk modeller tercih edilmelidir. Jaluzi hem yıkama hem de kullanış açısından daha doğru tercihtir. M2 fiyatı ahşap jaluziler için 70 ila 110 milyon arasında, alüminyum mikro jaluziler için 20 ilâ 25 milyon arasında değişmektedir. Mutfakları modern ve havadar gösteren jaluziler 2-3 dk. banyoda musluğun altında yıkanabilme özelliğine sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YATAK ODALARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fantezi ve renkli olabilir. Yere kadar uzanan ipek vual veya sentetik ipek, desenli dokuma tüller ideal seçim olacaktır. Kadife, ipek santuk, tafta, saten kumaşlardan yapılmış perdeler yatak odalarındaki gizemi daha da ortaya çıkaracaktır. Perdelik kumaşlardan yapılacak yatak örtüleri odayı daha şık hale getirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tüllerimizi mutlaka colormatik deterjanlar ile yıkamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;** Kendinden desenli tek renk kumaşlar bu sene çok moda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yıkama yapılan tüllerimizi sıkma ayarında makinede bırakmamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;** Perdelerde pile payı az verilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pencerelerde mutlaka açık renk güneşlik kullanmalıyız. (Akşamları perde yerine güneşlikleri örtmeliyiz.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;** Perde ve tül ölçüsü alırken, kornişin iki buçuk katı metraj kumaş alınır. (3 metre bir pencereye alınacak tül miktarı 7,5 metredir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İthal üretim dokumalar ile yerli üretim dokumalar arasında kalite olarak fark yok; ama fiyatları çok çok farklı.&lt;br /&gt;Sayı: 161&lt;br /&gt;Bölüm: Dekorasyon &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2920501979723837597?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2920501979723837597/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2920501979723837597' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2920501979723837597'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2920501979723837597'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/hangi-odaya-ne-renk-perde-alalm.html' title='Hangi odaya ne renk perde alalım?'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-100872647817435794</id><published>2008-12-19T08:49:00.001-08:00</published><updated>2008-12-19T08:50:19.256-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gebelik ve dogum'/><title type='text'>Gebelik süresince 'bebeğiniz ve siz'</title><content type='html'>&lt;a href="http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/03/09/gebe.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 148px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/03/09/gebe.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Opr. Dr. Seval Taşdemir&lt;br /&gt;1. Hafta&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Gebelik aşağı yukarı 40 hafta sürer. Gebelik takip edilirken gebelik haftasının hesaplanması son adet tarihinin ilk gününe göre yapılır. Gebeliğin yaşını belirleyen, döllenmiş olan yumurta hücresinin gelişimidir. Döllenecek olan yumurta, son adet tarihinin ilk gününde gelişmeye başlar ve çatlama sonrasında yumurta kanallarına atılır ve burada sperm ile döllenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son adet tarihinin ilk gününden itibaren yeni bir yumurta hücresi gelişmeye başlar ve bu yumurtlama zamanında yumurta kesesi çatlayarak yumurta kanallarına atılır. Bu yumurta hücresinin hafta olarak yaşı gebelik haftası olarak kabul edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;İdeal bir gebelik geçirebilmek ve ideal bir ebevyn olabilmek için gebelik zamanlaması ayarlanabilmelidir. Gebeliğin planlandığı zamana göre önceden tedbirler alınmalıdır. Özellikle alkol ve sigara gibi maddelerin kullanımı kesilmeli ve çalışma ortamında maruz kalınan olası zararlı ortamlardan da kendini korumalıdır. Ayrıca aileden gelen hemofili, kistik fibroz, kan uyuşmazlığı gibi durumların gebelik öncesinde bir uzman yardımıyla tespit edilmesi ve bebeği etkileyebilecek olası koşulların ortadan kaldırılmaya çalışılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bu arada döllenmiş yumurtanın yerleşeceği ve gelişerek büyüyeceği tabaka olan rahim içindeki endometrium bölgesi gebeliğe uygun bir şekilde kalınlaşmaya devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer gebelik gerçekleşmez ve döllenen yumurta rahim içi tabaka tarafından tutulmaz ise adet kanaması ile birlikte atılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sperm yumurtanın içine girdikten sonra, spermin 23’er kromozomluk genetik materyalleri birleşir ve 46 kromozomluk bir hücre oluşur. Eğer yumurtaya girmeyi başaran sperm X kromozomu taşıyorsa oluşacak bebeğin cinsiyeti kız, Y taşıyorsa erkek olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebe kalmanın en ideal yolu, eşlerin düzenli olarak haftada en az iki kez ilişkiye girmeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Kadınlar yumurtlama günlerini sağ ya da sol kasıklarındaki kısa süreli ağrıdan, vücut ısısının yaklaşık 1 derecelik artışından ya da bir doktor yardımı ile tespit etmeleri mümkündür. Gebeliğin gerçekleşmesi için yumurtlamadan sonraki yumurta hücresinin spermle döllenmesi gerekir. Yumurtanın etrafını çok sayıda sperm hücresi sarar; fakat bunlardan yalnızca bir tanesi içine girmeyi başarabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bebeğin rahime tutunmasından sonra gebelik hormonu (beta HCG) salgılanmaya başlanır. Eğer kanda gebelik hormonunun ölçümü yapılacak olursa, gebeliğin varlığı tespit edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Yumurta ve spermin birleşmesi sonucu oluşan hücre bölünerek çoğalmaya başlar ve blastosist aşamasında rahim içi tabakaya (endometrium) yerleşerek burada çoğalmasına devam eder. Bebek adayının rahim içi tabakaya tutunmasına implantasyon (yerleşme) denir. Bu aşamada bazı anne adaylarında lekelenme, tarzında bir kanama görülebilir. Buna implantasyon kanaması denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Henüz siz gebe kaldığınızı fark etmemenize rağmen rahminizdeki bebeğin temel dokuları olan endoderm (bu dokudan akciğerler ve karaciğer, sindirim sistemi ve pankreas) mezoderm (iskelet, kas sistemi, böbrekler, kan damarları ve kalp), ektoderm (cilt, saç, göz bebekleri ve sinir sistemi) gelişmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Adet gecikmesinin olduğu hafta içinde adet görecekmiş gibi belirtilerin hissedilmesi (yorgunluk, göğüslerde dolgunluk, ağrı ve ruh hali değişiklikleri gibi) normaldir. Gebelik belirtileri henüz ortaya çıkmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bu gebelik haftasında ultrason yapıldığında gebelik kesesi görülebilir. Fakat kese içindeki embryo henüz görüntülenecek kadar büyümemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin bu haftalarda arka kısmı ön kısmına göre daha hızlı gelişim gösterir ve ters bir C şeklini almış durumdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nöral tüp adı verilen bebeğin baş kısmından en ucuna kadar kıvrımlı bir yapı oluşmaktadır. Bu yapıdan beyin ve omurilik dokusu gelişecektir. Bu arada oluşan balon şeklindeki yapı ise yolk kesesidir. Bu kese erken dönemde bebeğin gelişiminden sorumludur ve plasentanın (bebeğin eşi) gelişmesiyle ortadan kalkar. Daha önceki haftalarda oluşmuş olan kalp damarlara kanı pompalayarak dokuların kanlanmasını sağlamaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Salgılanan hormonlar nedeniyle gebeliğinizin bu döneminden itibaren göğüslerde dolgunluk, hassasiyet gibi belirtiler hissedilmeye başlar. Bunun nedeni süt bezlerinin yavaş yavaş uyarılmaya başlamasıdır. Sık acıkma ve sabah bulantıları artan hormonlar seviyesine bağlı olarak ortaya çıkar. Rahmin büyümeye başlaması ve idrar kesesine baskı yapması nedeniyle sık idrara çıkma ihtiyacı doğabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bebek bu haftada 8-10 mm boyundadır. Her geçen gün bebeğin dokuları hızla gelişir: Göbek kordonu, gözler, göz kapakları, kulaklar, ağız, burun delikleri, parmaklar belirginleşir. Bebeğin kol ve bacak oluşumları belirgin hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelik süresince bebek amnios kesesi adı verilen bir sıvı içinde gelişmektedir. Bu içi sıvı dolu kese bebeği darbelere, ısı değişiklikleri gibi zararlı olabilecek etkenlerden korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Gebelik süresince hormonların seviyesinin artmasıyla özellikle sabahları olmak üzere gün içerisinde bulantı şikayetleriniz fazlalaşabilir. Bazı gıdalar aklına geldiğinde bulantı hissedebilir, bazı gıdaları da canınız çok çekebilir. Anne adaylarının bazıları parfüm kokularından, bazı yemeklerin kokularından ve hatta ender durumlarda kendi eşlerinin kokularından bile rahatsız olacak duruma gelebilirler. Tüm bu yaşanan durumları normal ve geçici bir süreçtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulantı dışında sık idrara çıkma, yorgunluk, uykuya eğilim, başağrıları gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Baş dönmesi de bu dönemin tipik belirtilerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelik döneminin en başından itibaren meme uçlarında koyulaşma, memelerde büyüme ve ağrı olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebeliğin ilk üç ayını içeren dönemde (birinci trimester) bebeğin organ gelişimi devam ettiği için sadece doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebeliğiniz süresince saçınızı boyamaktan ve manikür yaptırmaktan kaçınmanızda fayda vardır. Alkol, sigara, kahve, bilgisayarın yaydığı ultraviyole ışınlarından ve röntgen filmi çektirmekten uzak durmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UYARI!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftalarda vajinal kanama ve takiben kasıklardaki kramplar düşük habercisi olabilir. Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonlanır. Bu bulguları saptadığınızda derhal doktorunuza başvurmanız gerekir. İstirahat ve doktorunuzun önereceği ilaçlar düşüğü önleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bebeğinizin sindirim sistemi ve akciğerleri gelişimine devam etmektedir. Yüzü ve göz bebeğinin renklenmesi ve ağız açıklığı oluşmaya başlamaktadır. Kol ve bacak taslakları bu haftada hızlı bir gelişim göstermektedir. Dizler, dirsekler, el ve ayak parmakları da gelişimine devam etmektedir. Kulaklar ve burun kökü gelişimini sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Gebeliğin ilk dönemlerinde bulantı ve kusma nedeniyle kilo kaybediyor olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelikle başlamış olan bulantılar 16. haftaya kadar sürebilir. Yükselen Beta HCG hormonuna bağlı oluşan bulantı çoğul gebelikler ile daha fazla olur. Sık sık ve az yemek ile önlenebilen bulantılar, sağlıklı bir gebeliğin göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yataktan kalkmadan önce kraker tarzı gıdalardan atıştırmak bulantınızı hafifletecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Midenizi aşırı sıvı ile doldurmayın ve sıvıları yemekler arasında alın. Tüm önlemlerinize rağmen şikayetleriniz azalmıyorsa doktorunuza başvurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bebeğinizin boyu bu haftada yaklaşık 14-20 mm ve ağırlığı da yaklaşık 3 gr’dır. Bebeğin ilk hareketleri de oluşmaya başladı. Ancak bu hareketleri siz 16. ve 20. haftalar arasında hissedebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin dili, dudakları ve diş taslakları bu haftalarda gelişmeye başlıyor. Akciğerlerin gelişimi bu hafta hızlanmaktadır. Bebeğin gözleri bu hafta da hâlâ başın her iki yanında bulunmaktadır. Barsaklar, pankreas ve bronşlar da yavaş yavaş belirgin hale gelmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıkırdak halindeki kemikler gelecek haftalarda sertleşmeye başlayacaktır. El ve ayak parmakları tamamen oluşmuş; fakat henüz birbirlerinden ayrılmamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Bu haftada rahminiz bir portakal büyüklüğündedir ve mesanenin üzerine basınç yapmaktadır. Bu nedenle sık idrara çıkma şikayeti devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hormonlardaki değişimden dolayı cilt problemleri yaşamak mümkündür. Ergenlik dönemindeki sivilcelerin tekrarladığı düşünülebilir. Ciltteki bu değişiklikler birinci trimesterden sonra kaybolacaktır. Nadir olarak tüm gebelik boyunca da devam edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bebeğin boyu 22-30 mm ve ağırlığı yaklaşık 4 gram civarındadır. Dudaklar gelişimine devam ediyor, ağzın açılıp kapanma hareketleri başlıyor. Gözlerdeki gelişim sürmekle birlikte gözlerin üzerinde koruyucu bir tabaka oluşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Göğüslerdeki hassasiyet artabilir. Hormonlardaki değişiklikler ve rahmin genişlemesinden dolayı mide yanması ve hazımsızlık şikayetleri görülebilir. Midenin aşırı şekilde dolmaması ve asitli yiyeceklerden uzak durulması faydalı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bebeğin boyu 31-42 mm ve ağırlığı yaklaşık 5 gramdır. Bu haftadan itibaren bebek daha çok küçük bir insan formunu almaya başlamıştır. Bebeğin beyin gelişimi de devam etmektedir. Bebeğin kalbi de oluşumunu tamamlamıştır. Dış cinsel organlar henüz görülmemekle birlikte erkek bebeklerde testisler testesteron üretmeye başlamıştır. Böbrekler idrar üretmeye başlar ve üretilen bu idrar, amnios kesesi içine boşalarak sıvının kalıcılığını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Bu haftalarda varis, ayaklarda aşırı şişme gibi durumlar ortaya çıkabilir. İki saatte bir ayağa kalkmalı ve en az 10 dakika dolaşmalısınız. Hormonların etkisiyle bazı gebelerde sinirlilik, huzursuzluk, keyifsizlik gibi sıkıntılar gelişebilir. Gebelikte kan miktarı % 40-50 oranında artış gösterir. Kilo artışı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Gebelikte alınacak toplam kilonun en önemli belirleyicisi gebelik öncesi kilodur. Gebelik süresince kesinlikle asla diyet yapılmamalıdır. Normal şartlarda bir anne adayının ortalama 12,5-17,5 kilo alması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bu haftada bebek artık embryonik gelişimini tamamlayarak fetus adını alacak büyüklüğe erişmiştir. Kulaklar baştaki yerini almaya başlamıştır. Bu haftada baş, gövdeden daha büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Rahmin genişlemesi ile birlikte vücudun ağırlık merkezi öne doğru kayar. Annenin vücudundaki bu değişim bel ağrısı şikayetlerine yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11-12. haftalar arasında ikili test denilen bebeğin ultrasonda ense kalınlığı ölçümü ve anne kanından ölçülen değerler ile bebekte oluşabilecek doğuştan kromozamal bozukluklar hakkında risk hesaplamaları yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Hafta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz...&lt;br /&gt;Bebeğin boyu yaklaşık 61 mm ve ağırlığı yaklaşık 9-13 gramdır. Bebeğin tüm organları oluşumunu tamamlamış ve hacim olarak büyümeye başlamıştır. Bebeğin yüzü çok daha fazla insana benzemektedir. Bebek tarafından henüz kontrol edilemeyen kas hareketleri gelişmektedir. El ve ayaklarda tırnaklar ortaya çıkmıştır. Saç ve tırnaklar uzamaya başlar. Barsaklarda hareket başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz...&lt;br /&gt;Hamilelik döneminde büyüyen rahim mesaneye baskı yapmaktadır. Bu da baskı hissine ve sık idrara çıkmaya neden olur. Bu haftada rahmin yükselmesi ile sık idrara çıkma ve baskı hissi yok olmaktadır. Fakat gebeliğin son döneminde tekrar görülecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftalarda artan kan hacminden dolayı baş ağrısı şikayetleri çok sık olmaya başlar. Bu haftaya kadar yaşanan en sık şikayetler bulantılar ve yorgunluk hissi bu haftadan itibaren azalmaya başlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-100872647817435794?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/100872647817435794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=100872647817435794' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/100872647817435794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/100872647817435794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/gebelik-sresince-bebeiniz-ve-siz.html' title='Gebelik süresince &apos;bebeğiniz ve siz&apos;'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1177524719413524069</id><published>2008-12-19T08:47:00.001-08:00</published><updated>2008-12-19T08:48:17.134-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gebelik ve dogum'/><title type='text'>Hamilelikte mide bulantısı azaltmak için…</title><content type='html'>&lt;a href="http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/07/20/hamilelik.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 148px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/07/20/hamilelik.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;OP. DR. GÜLNİHAL BÜLBÜL&lt;br /&gt;Hamilelerin en büyük sıkıntılarından biri de mide bulantılarıdır. Mide bulantıları gebeliğin 5.-6. haftasında başlıyor ve daha çok sabahları görülüyor. Bu bulantılar ilk 3 ay devam edip daha sonra azalıyor. Bulantıların şiddeti gebeler arasında farklılık gösterebiliyor.&lt;br /&gt;Kusma çok şiddetli ve su kaybı fazla olduğunda yatak istirahatı ve bol sıvı tüketimi önemlidir. Özellikle bulantı ve kusmalarla geçen günlerde beslenememenin bebeğe hiçbir zararı yoktur. Bu dönemde bebek kendi beslenme kesesiyle yeterince beslendiği için anne adayının bu konuda kaygılanmaması gerekir.Her kadının bu dönemde kendi keşfiyle bulacağı, tolere edeceği, mide bulantısını azaltacak yiyecekler mutlaka vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Mideniz boş kalmasın; çünkü boş mide, bulantı hissini daha da kötüleştiriyor. Günde üç ana öğün yerine az miktarlarda ama sık aralıklarla yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aşırı yemek yemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sabah bulantıları için yataktan kalkmadan önce bir miktar tuzlu çubuk kraker yiyin. Birkaç dakika sindirilmesini bekledikten sonra yataktan yavaşça doğrulun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sizi rahatsız eden koku ve tatlardan uzak durun. Portakal suyu, süt, kahve ve çay genellikle bulantıyı kötüleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Susuz kalmayın, bol miktarda sıvı alın. Bunun için gazsız ve taze hazırlanmış içecekleri tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sindirilmesi güç olduğundan bulantı meydana getiren yağlı ve kızartılmış besinlerden sakının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bulantınızı artırabilecekleri için ilk üç ayda demir hapları kullanmayın. İlk üç ay için bunları almak zaten şart değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İstirahat edin; stres ve yorgunluk bulantıyı kötüleştiriyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1177524719413524069?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1177524719413524069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1177524719413524069' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1177524719413524069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1177524719413524069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/hamilelikte-mide-bulants-azaltmak-iin.html' title='Hamilelikte mide bulantısı azaltmak için…'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-1275898587636289835</id><published>2008-12-19T08:45:00.001-08:00</published><updated>2008-12-19T08:46:41.191-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk egitimi'/><title type='text'>Evlerimizdeki sessiz tehlikeler</title><content type='html'>&lt;a href="http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/08/10/kisa-kisa.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 148px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/08/10/kisa-kisa.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlerimiz küçük çocuklar için tehlikeli olabilecek unsurlarla doludur. Çocuğunuz temizlik maddelerini içebilir, süs bitkilerinin tadına bakabilir. Bu tehlikeleri bilmek tedbir almak için önemlidir.&lt;br /&gt;Banyoda&lt;br /&gt;Islak bez, sıcak su, makas, cam karpuz, lavabo seramiği, elektrikli ısıtıcı, sabun ve deterjan, tıraş bıçağı, elektrikli tıraş makinesi, ampul, çamaşır makinesi, şampuan, saç kurutucu, priz, ayna, şofben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturma odasında&lt;br /&gt;Elektrik anahtarları ve prizler, soba ve ısıtıcılar, avize, cam sepha ve cam eşya, muhtelif seramik eşya, bazı zehirli ev bitkileri (diffenbahia)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk odasında&lt;br /&gt;Top, paten, patlayıcı oyuncaklar (maytap, çatapat vb.); vurucu oyuncaklar (ucu sivri oklar); küçük parçalı oyuncaklar, yayla kurulan oyuncaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depo alanları ve iş odasında&lt;br /&gt;Üst üste dengesiz dizilmiş ağır nesneler (odun vb.); balta, keser, burgu, tornavida, testere, çekiç; tüm elektrikli hobi aletleri, av silahları, fişek, barut, kapsül; solvent (tiner, gazyağı vb.) ve boyalar; ısı yayan araçlar, (ütü, soba vb.).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfakta&lt;br /&gt;Kibrit, çakmak, tüpgaz; çatal, bıçak, tirbuşon; ağır metal tencere; tüm elektrikli ev aletleri; cam eşya, tabak-çanak, rende. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-1275898587636289835?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/1275898587636289835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=1275898587636289835' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1275898587636289835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/1275898587636289835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/evlerimizdeki-sessiz-tehlikeler.html' title='Evlerimizdeki sessiz tehlikeler'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-2572024297538611626</id><published>2008-12-19T08:43:00.001-08:00</published><updated>2008-12-19T08:43:52.884-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dini bilgiler'/><title type='text'>İslam’da bekâr kalmak var mı?</title><content type='html'>İslam’da bekâr kalmak var mı?  &lt;br /&gt;Güzel dinimiz İslam’da bekârlığa yer yoktur. Eğer bir insan sosyal ve ekonomik şartlarını yerine getirmişse, dinen kabul edilecek sağlık vb. gibi meşru bir mazereti de yoksa evlenmemezlik yapamaz. Kişi eğer fakirse, onun evlenmesine yardım etmek de zengin olan Müslümanların üzerine görevdir. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.” (Nur Suresi: 32) &lt;br /&gt;Bir kimse, mihir ödeme gücüne, ailesini geçindirecek kadar nafaka temin imkanına sahipse ve “zinaya düşme ve haram işleme tehlikesi karşısında bulunuyor da oruç da tutamıyorsa” dinen evlenmesi farzdır. Çünkü insanın iffetini koruması ve nefsini haramdan sakınması gereklidir. Yani harama düşmemek için evlenmek esastır ve haramla yüz yüze gelen birinin başvuracağı tek çare evlenmek olmalıdır. Gayr-ı tabii yollarla evlilik müessesesiyle savaş, yaratılış hadisesi ile savaştır ve böyle bir savaşa kalkışanın yenik düşmesi de kaçınılmazdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-2572024297538611626?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/2572024297538611626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=2572024297538611626' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2572024297538611626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/2572024297538611626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/islamda-bekr-kalmak-var-m.html' title='İslam’da bekâr kalmak var mı?'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-4061268916247187635</id><published>2008-12-19T08:41:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T08:42:50.558-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kıssadan hisseler'/><title type='text'>Bir küp altın; iki güzel insan</title><content type='html'>&lt;a href="http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/08/24/kissa.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 148px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://ailem.zaman.com.tr/images/2007/08/24/kissa.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir küp altın; iki güzel insan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALİ DEMİREL&lt;br /&gt;Geçmiş zamanın birinde bir adam, bir çiftlik evi yapmaya karar verdi. Bunun için güzel bir yer aradı ve aradığı yeri sonunda buldu. Araziyi sahibinden satın aldı. Hemen işe koyuldu. Önce kendine güzel bir ev, daha sonra hayvanları için bir barınak yaptı. Geri kalan arazi üzerine ise meyve ağaçları dikmeye başladı.&lt;br /&gt;Bir gün arazide çalışırken kazmasının ucuna sert bir cisim takıldı. İçinden, “sert bir kaya parçası olmalı” diye düşündü. Ancak biraz daha kazdığında bir de ne görsün! Bir küp altın. Küpü bulunduğu yerden dikkatlice çıkardı. İçinden şunu geçirdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ben bu araziyi satın aldım; ama içindekileri satın almadım. Bu altınlar arazinin benden önceki sahibinin olmalı. En iyisi ben bu küpü ona teslim edeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam hemen araziyi aldığı adamın yanına gittti ve durumu anlattı. Bu altın küpünü adama teslim etti. Adamı dikkatlice dinleyen arazinin eski sahibi şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kardeşim, ben bu araziyi sana içindekileriyle beraber sattım. Bu altın küpü benim değil, senin. Çünkü arazi şu anda sana ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı taraftaki adam ise altınları kendisinin alamayacağını söylüyordu. Aralarındaki bu anlaşmazlık uzayınca hakime gitmeye karar verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkemeye vardıklarında durumu hakime arz ettiler. Hakim öncelikle toplumda böylesi insanların yaşadığı için Rabbine şükretti ve ardından her iki adama da bekâr çocuklarının olup olmadığını sordu. Adamlar şaşırmıştı. Konunun bekâr çocuklarla ne ilgisi olabilirdi ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araziyi satın alan adam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Benim bir oğlum var, dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer adam ise,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Benim de bir kızım var hakim bey dedi. Bunun üzerine hakim sözlerine şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Efendiler! Sizin hakkınızda verdiğim hüküm şu: Çocuklarınızı birbiriyle evlendirin. Bu altınların bir kısmını da onlara düğün masrafları ve düğün hediyesi olarak harcayın. Bir kısmını kendi ihtiyaçlarınız için, geri kalan kısmını da Allah yolunda hizmette kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki taraf da haklarında böyle bir kararın verileceğini akıllarının ucundan geçirmiyorlardı. Ancak bu karardan iki taraf da oldukça memnun kaldı. Çünkü bu sayede hem aralarındaki ihtilaf çözülmüş hem de akraba olmuşlardı. (Buhari, 3285; Müslim, 1721)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-4061268916247187635?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/4061268916247187635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=4061268916247187635' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4061268916247187635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/4061268916247187635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/bir-kp-altn-iki-gzel-insan.html' title='Bir küp altın; iki güzel insan'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-8514211014492265044</id><published>2008-12-19T06:55:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T06:56:32.008-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gebelik ve dogum'/><title type='text'>Gebelikte Seyahat</title><content type='html'>Gebelik her kadın için doğal bir süreçtir. Her kişinin olduğu gibi gebenin de seyahat özgürlüğü vardır. Gebelikte önceden tespit edilmiş bir problem yoksa seyahat engeli yoktur. Gebe kadın için en ideal seyahat zamanı 18-24. haftalar arasıdır, çünkü bu dönemde spontan düşük veya erken doğum riski en azdır. Son üç ayda evden uzaklaşmak, oluşabilecek hipertansiyon, flebit, erken doğum riski olasılığında doktora ulaşmak zor olabileceğinden çok doğru değildir. Uluslararası yolculuklarda risk faktörleri; gebeliğin kendisine ait, genel risk faktörleri ve gidilen bölgedeki potansiyel riskler olmak üzere 3 gruba ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebeliğe ait risk faktörleri:&lt;br /&gt;1. Düşük hikayesi&lt;br /&gt;2. Rahim ağzı yetmezliği&lt;br /&gt;3. Geçirilmiş dış gebelik veya erken doğum hikayesi&lt;br /&gt;4. Plasental anomaliler, vajinal kanama, çoğul gebelik&lt;br /&gt;5. 35 yaşından yaşlı veya 15 yaşından küçük anne adayları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel risk faktörleri:&lt;br /&gt;1. Tromboemboli hikayesi&lt;br /&gt;2. Pulmoner hipertansiyon, ciddi astım&lt;br /&gt;3. Kalp kapak hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, böbrek yetmezliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potansiyel riskli bölgelere yolculuk:&lt;br /&gt;1. Yüksek irtifalar (2500 metrenin üstüne çıkmak tehlikelidir.)&lt;br /&gt;2. Gıdalardaki bozukluklar&lt;br /&gt;3. Böcek ısırıkları&lt;br /&gt;4. Seyahat edilen bölge için canlı aşı yapılma zorunlulukları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yola çıkmadan önce adet rötarı söz konusu ise ilk olarak dış gebelik olmadığı teyit edilmelidir. Eğer sağlık sigortası varsa gidilen bölge için ekstradan teminat alınıp alınmaması gerekliliği öğrenilmelidir. Gidilecek bölgedeki tıbbi olanaklar ve hastane şartları araştırılmalıdır. Eğer yolculuk uzun sürecekse bu esnada gidilemeyecek tıbbi kontroller ve yaptırılmayacak testlerin riskleri gözden kaçırılmamalıdır. Gebe olmayan kişileri bile etkileyen rutin yolculuk sıkıntıları olan hazımsızlık, halsizlik, mide yanmaları, uyku düzensizlikleri, vaginal akıntı, bacak krampları, sık idrara çıkma ve hemoroid problemleri görülebilir. Yolculuk boyunca gaz üreten yiyecek ve içeceklerden uzak durmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçakla Yolculukta Dikkat Edilmesi Gerekenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle uçak yolculuklarında kabin içi basınçları kontrollu olduğundan 36.haftaya kadar uçakla yolculuk yapmakta sakınca yoktur. Uluslararası uçuşlarda uçak firmalarının kurallarına göre değişmekle birlikte 32-35. haftalar arası seyahat edilebilir. Eğer kabin basıncı düşerse bebeğin kanının oksijenlenmesi etkilenebilir. Annenin ciddi kansızlığında yolculuk tehlikeli olabilir. Bir gebenin uçakta aldığı riskler gebe olmayan kişiyle aynıdır. Buradaki en önemli sorun hareketsizliğe bağlı bacaklarda oluşan kan dolaşım bozukluklarıdır. Bunun için periyodik olarak hareket etmek gerekir. Uçak içinde her yarım saatte bir ayağa kalkarak bir süre hareket edilmelidir. Uçuş esnasında bol sıvı alarak kan yoğunluğunun artıp damar tıkanıklığı yapma riski azaltılmalıdır. Mutlaka yolculuk süresince emniyet kemerine bağlı kalmalıdır. Gebe iken havaalanı güvenlik kapılarından mümkünse geçmemek daha doğrudur, çünkü doğacak bebeklerde çeşitli kan hastalıkları olasılığını arttırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabayla Yolculukta Dikkat Edilmesi Gerekenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araba kullanırken gebenin emniyet kemerine bağlı kalması bebek üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye sahip değildir. Herhangi bir kaza esnasında bebeğin ölümüne sebep olabilecek bir yaralanma, zaten anne hayatını da tehdit edecektir. Otomobil kullanırken 3 noktadan bağlı emniyet kemerlerinin kullanılması gereklidir. Bu kemerin alt kısmının gebenin karnının alt kısmından geçmesi ve mümkün olduğu kadar rahat olması önemlidir. Kemerin üst tarafı ise memelerin arasından geçecek şekilde olmalıdır. Aynı zamanda araçlardaki havayastıkları devre dışına çıkarılmamalıdır.&lt;br /&gt;Genel yolculuk esnasında belki de en önemli risk geçirilecek bir infeksiyon ve oluşabilecek bir komplikasyon ile baş etme zorluğudur. Vajinal kanama, ciddi baş ağrısı, karın ağrısı, karında kasılma, su kesesinin açılması, görme problemleri hemen bir doktora başvurmayı gerektirir. Temiz olmayan su ve gıdaların tüketiminden, barsak infeksiyonlarından özellikle kaçınılmaldır. Bu sebeple nereye ve nasıl yolculuk yapılırsa yapılsın, mutlaka öncesinde gebeliği takip eden doktorun fikrini ve önerilerini almak doğru olacaktır. Bu ideal şartlarda bir gebe istediği gibi keyifle yolculuk yapabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Nuri Ceydeli&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4531848609193024599-8514211014492265044?l=gonulkahvesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/feeds/8514211014492265044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4531848609193024599&amp;postID=8514211014492265044' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8514211014492265044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4531848609193024599/posts/default/8514211014492265044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gonulkahvesi.blogspot.com/2008/12/gebelikte-seyahat.html' title='Gebelikte Seyahat'/><author><name>gönül kahvesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16241922147144576496</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='26' src='http://2.bp.blogspot.com/_moKdIo9OoVQ/SVMhmVLHznI/AAAAAAAAAAw/A56QbIeGowA/S220/kahve3.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4531848609193024599.post-3872427341588507710</id><published>2008-12-19T06:52:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T06:54:47.079-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pastalar'/><title type='text'>dogum günü pastaları</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.dogumgunupastasi.com/ftp/resimler/doğum%20günü%20pastası%2048.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 305px; CURSOR: hand; HEIGHT: 338px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.dogumgunupastasi.com/ftp/resimler/doğum%20günü%20pastası%2048.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.dogumgunupastasi.com/ftp/resimler/doğum%20günü%20pastası%2042%20.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 350px; CURSOR: hand; HEIGHT: 424px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.dogumgunupastasi.com/ftp/resimler/doğum%20günü%20pastası%2042%20.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.dogumgunupastasi.com/ftp/resimler/doğum%20günü%20pastası%20156.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 446px; CURSOR: hand; HEIGHT: 523px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.dogumgunupastasi.com/ftp/resimler/doğum%20günü%20pastası%20156.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.dogumgunupastasi.com/ftp/resimler/doğum%20günü%20pastası%20154.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www
