KİŞİSEL BAKIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KİŞİSEL BAKIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2009 Perşembe

KIŞ AYLARI İÇİN SAÇ BAKIM ÖNERİLERİ..

Kış ayları sadece cildin değil, saçların da zor dönemi. Soğuk, nem oranlarındaki
farklılıklar, merkezi ısıtma sistemlerinin olumsuz etkisi, hava kirliliği gibi faktörler biraraya gelince saçı gözle görünür şekilde yoruyor ve yıpratıyor. Ayrıca şapka, bere gibi aksesuvarlar saçları matlaştırıyor. Sağlıklı görünmesini zorlaştırıyor.

Bir başka etken de kadınların kışın saçlarıyla daha çok uğraşması. Araştırmalara göre yaz aylarında kadınların yüzde 47’si saçlarını yaptırırken, kışın bu oran yüzde 86’lara çıkıyor. Uzmanlar saçların kış koşullarında yaşadığı sorunları 3 sendromla tanımlıyor: Sahara, Depresif ve Şapka Sendromu. Sizinki hangisi?


Siz üşürken saçlarınız çöl iklimiyle kuruyorsa
Sahara Saç Sendromu’ndadır

Saçlarınız kışın kuruyorsa:
Evinizin nem oranını ayarlayın. Radyatörün üstüne, kap içinde bir miktar su koyarak bile nem seviyesini artırabilirsiniz.
Ekstra besleyici, vitaminli, nemi koruyan şampuanlar ve saç kremi kullanın.
Haftada en az bir kere besleyici bakım kompleksi kullanın. Bu, saçın derinlerine nüfuz ederek kaybedilen nemin yeniden kazanılmasını, saç yüzeyinin yumuşamasını sağlar. Saçlardaki sürtünmeyi azaltır.
Silikon içeren parlaklık artırıcı şekillendiriciler kullanın. Silikon saç üzerinde koruyucu bir tabaka yaratır. Nemin yıkamalar arasında saçta tutulmasını sağlar.
Sıcaklık veren şekillendirici aletler kullanmadan önce her zaman şekillendirici bir ürün kullanın. Böylece aletin verdiği sıcaklıktan saçınız daha az etkilenir. Kırılmayı azaltabilirsiniz.

Saçınız sönükse
Depresif Saç Sendromu’ndadır

Kış saçınızın da neşesini kaçırıyorsa:
Saç kurutma makinesini düşük devirlerde kullanarak veya elektrikli bigudi ve düzleştirici aletlerin kullanımını azaltarak saçınızın kurumasını ve güçsüzleşmesini bir ölçüde önleyebilirsiniz.
Saçınızı, ısı veren aletlerle şekillendirirken, şekillendirici ürünler uygularsanız zarar görme riski azalır.
Yetersiz beslenme de saçların sönük ve mat görünmesine neden olur. B ve C vitaminleri, Omega 3 yağları, selenyum ve çinko bakımından zengin yiyecekleri tüketmeniz saçınızın da beslenmesini sağlar.

Şapka taktığınızda ışıltısı kayboluyorsa
Şapka Sendromu’ndadır
Soğuktan korunmak için taktığınız şapka ve bereler, saçınızın gücünden ve ışıltısından çalabilir. Baş etmek için:
Şapka takmadan önce saçınızın kuruduğundan emin olun. Saçlarınız ıslak veya nemliyken şapka takmayın.
Saçlarınızı ezmeyecek yuvarlak ve rahat şapkaları tercih edin.
Saçlarınız orta uzunlukta ya da daha uzunluktaysa şapka takmadan önce gevşek bir at kuyruğu yapın. Böylece saç uçlarınızın şapkayla temasını azaltırsınız.
Şapka takmadan önce ipek bir eşarpla saçınızı sarıp sonra şapkayı takabilirsiniz. Bu saçınızı şapkanın dokusundan koruyacaktır.
Yün saç derisini tahriş edebilir. Yünlü şapkalar kullanmaktan kaçının.
Şapkanızın başınızı sıkmadığından emin olun. Sıkı bir şapka, saç derinizdeki kan dolaşımını engeller.
Yünlü şapka kullanıyorsanız düzenli olarak kuru temizleme yaptırın.

3 soruna, 3 öneri
Hekimlere gelen saç dökülmesi şikayetleri, çoğunlukla mevsimsel ve strese bağlı dökülmeler oluyor. Yaz günlerinin ardından, deniz, havuz ve bol güneşle mücadeleden yorulmuş, yıpranmış, dökülmeye eğilimli, matlaşmış, kırılgan ve hassas saçlarla ve sorunlarıyla başbaşa kalıyoruz. Dermatoloji uzmanı Melissa Eczacıbaşı’nın, saçlarda sık görülen sorunlara yönelik çözüm önerileri şöyle:

Yağlı saç: Aslında yağlı olan kısım saç derisi. Bu saçı da yağlandırıyor. Hacimsiz, yapışkan, düz, kolay şekil almayan ve şampuanladıktan sonra çabuk yağlanan saçlar. Baş etmek için, kullanılacak şampuanı çok dikkatli seçin. Yağı arıtmada etkili madde içermemeli. Saçlarınızı çok sık yıkamayın (günde en fazla bir kez). Saçları parmak ucuyla değil, avuç içiyle yıkayın. Çünkü parmak ucuyla masaj daha çok yağ üretilmesini tetikler. Saç kremi kullanılacaksa sadece saç uçlarına sürün. Yağlı saçların çok sık taranması doğru değil. Sık tarama bezleri harekete geçirerek yağlanmayı artırır. Mümkün olduğunca az toplayın. Kolay şekil alabilir şekilde kestirin.

Kepekli saçlar: Başetmek için kepeğe karşı etkili şampuanları kullanın. Saçı sık yıkayın ancak iyi durulayın.

Yıpranmış saçlar: Saçın gücünü, parlaklığını sağlayan protein yapı taşlarının eksik olması, saçların yıpranmış görünmesine neden oluyor. Yıpranmış saçlar, mattır. Daha az su çeker. Yüzeyi pütürlüdür. Yıpranma sonucunda saç incelir. Zor şekil alır. Elastikiyetini kaybeder. İklim kadar, kalitesiz saç boyası, röfle işlemleri, sık çekilen fön, sağlıksız fırçalar, hormonal dengesizlik, yanlış beslenme, stres de saçları yıpratan faktörler. Başetmek için, saçın tipine uygun ürünleri tercih edin. Matlaşan saçlar için mutlaka iyi bakım şart. Özellikle yaz aylarından yıpranmış çıkan saçlara, şampuandan önce besleyici bir ürün sürün. Sonra saç tipine uygun besleyici bir şampuanla devam edin.

Kepek yapan mantar
Her yüz kişiden 50’si kepek sorunundan şikayetçi. Kepek, üç etkenin birleşmesiyle ortaya çıkıyor: Saç derisindeki sebum (yağ), malassezia globosa adlı mantar ve tahriş. Malassezia globosa, saç derisindeki sebumdan beslenir. Atıklarıyla saç derisinin tahrişine yol açarak kepeğin belirtisi olan pullanmaya yol açar. Saçlar her gün yıkansa bile saç derisinde bu mantarın beslenebileceği kadar sebum kalır. Çünkü günde 1-2 gram (yılda 0,7 litreye yakın) sebum salgılarız.

Kepekle başetmede geçmişte akıl ve mantığı zorlayan yöntemler denenmiş. Sarmısak, kedi sidiği sürmek gibi... Ancak artık çok daha etkili şampuanlar var. Üstelik kolayca uygulanıyor. Kepekle mücadele eden maddeler ya mantarın kendisini yok eder ya cilt hücrelerinin daha kolay dökülmesine yardımcı olur. Bir kısmı da saç derisindeki sebum miktarını azaltır.

Kepek yapan mantarın gen haritası çıkarıldı
P&G Beauty’nin araştırmacıları ile birlikte çalıştıkları akademik uzmanlar, kepek ve diğer cilt rahatsızlıklarına yol açan mantar malassezia globosa’nın gen haritasını çıkardı. Beş yıllık araştırmanın sonucunda çıkarılan gen haritası, geleceğe yönelik tedavilerin yeniden şekillendirilmesinde rol oynayacak.

Gen haritasının çıkarılması, organizmanın nasıl çalıştığının en ayrıntılı biçimde ortaya dökülmesi anlamına geliyor.
P&G Beauty araştırmacısı Thomas Dawson, "Malassezia’nın tam gen haritasının çıkarılması, araştırmacılara mantarlarla insanların etkileşimini daha iyi anlamaları için olağanüstü fırsatlar doğuracak. Bunun yanı sıra kepeğe özel bilgilerin derlenmesini de kolaylaştıracaktır" diyor. Araştırmacılar söz konusu mantarın gen haritasını çıkarmak için yaklaşık 10 milyon insanın saç derisinde bulunabilecek miktara denk gelen 10 litre mantar yetiştirdiler. Malassezia’nın DNA’sını tamamen çözüp, ardından karmaşık bir yapboz gibi tekrar birleştirdiler.

28 Aralık 2008 Pazar

AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEMENİN 11 YOLU



Ağız kokusu toplumda çok büyük bir sorundur. Tahmin edilenden daha yaygındır ve sosyal ortamlarda sizi ve diğer insanları çok rahatsız eder. Bazı önlemlerle kötü ağız kokunuzu önleyebilirsiniz.

Dilinizin pis bir halıya dönmesine izin vermeyin

Ağız bakımı doğru ve tam yapılmadığı sürece kötü ağız kokusu kaçınılmazdır. Ağız kokusunun nedeni genellikle ağız içindeki çürümüş yemek parçaları ve mikroplar (bakteriler)’dır. Bu nedenle dişlerin fırçalanması sırasında nazikçe dilimizi de fırçalamalıyız. Yemek parçaları ve bakteriler dişlerimiz ve diş etlerimizden çok dilimizin üzerindeki tat tomurcuklarının etrafında bulunur. Bu tomurcuklar sayesinde dilimiz gerçekte tam bir kalın tüylü halı gibidir. İşte bu tüylerin arası tıpkı halının ilmiklerinin arası gibi yemek parçacıklarının ve bakterilerin yerleşmesi için çok uygundur. Bu nedenle ağız sağlığı mutlaka dil temizliğini de içermelidir. Bu temizlik için özel aparatlar gerekmez. Diş fırçanızın kendisi, bir kaşığın kenarı bu iş için yeterlidir. Ağız sıvıları ile yapılan gargara geçici bir önlemdir ve aslında kötü bir alışkanlıktır. Sorunu çözmez sadece ağzınızın bir süre iyi kokmasına yardımcı olur; kullanılmamalıdır.

Sakız çiğneyin

Tükrük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antiboyitikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pekçok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükrük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükrük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.

Tarçın kullanın

İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.

Daha fazla su için

Özellikle yaşla artan vücut kuruması pekçok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükrük salgısını artırarak da yardımcı olur.

Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun

Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz.

Asla burnunuz tıkalı uyumayın

Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağızı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükrük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.

Basit şeker tüketiminizi azaltın

Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.

Lokmaları iyi çiğneyin

Bu sayede yiyeceklerle tükrük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.

Diş ipi kullanın

Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerledeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.

Sigara içmeyin

Sigara onlarca nedenle kötü ağız kokusuna neden olur. Saymaya gerek yoktur, içmeyiniz.

Bayanlara bir ipucu

Diyet mevsiminin başladığı bu günlerde eğer düşük karbonhidratlı diyet yapıyorsanız bir başka kötü nefes sorunu ile karşılaşabilirsiniz. Düşük karbonhidratlı diyetlerde vücut enerji kaynağı olarak keton cismi denen maddeleri üretir ve kullanır. Ancak bunlardan bir tanesi nefes ile dışarı atılır ve bu madde nefeste kötü kokuya neden olabilir. Hatta siz bu kokuyu ojeleri çıkarmak için kullandığınız asetona benzetebilirsiniz. Böyle bir sorununuz varsa bir parça ekmek size yardımcı olabilir.
ALINTI

AYAK BAKIMI



Ayaklarınızın güzel görünmesi için bazı temel noktalara dikkat etmelisiniz. Ayak bakımının birinci ve en temel şartı ise pedikür yapmak. Pedikür, hem ölü hücre tabakasının atılımını sağlar hem de daha bakımlı ayaklara kavuşmanızı. Pedikür ile ayaklarda oluşan nasır, çatlak, tırnak batması gibi sorunlardan kısa sürede kurtulabilirsiniz. Pedikürü bir salonda yaptırabileceğiniz gibi kendiniz de yapabilirsiniz. Ama doğru sırayı izlemek şart.
PEDİKÜR

İlk olarak ayaklarınızı sabunlu ılık suda yarım saat kadar bekletin. Nemini aldıktan sonra, ayak törpüsüyle ölü derilerinizi alın. Bu işlemi birkaç kez tekrarlayın. Daha sonra tırnak etlerinizi törpünün ucuyla geriye itin. Bir pens ya da tırnak makası yardımıyla etlerinizi dikkatlice kesedebilirsiniz. Tırnaklarınızı törpüyle şekillendirdikten sonra, parlak ve pembe bir görünüm alması için tırnak yüzeyi için özel olarak geliştirilmiş törpüyle törpüleyin. Daha sonra, ayaklarınızın üst derisinin de pürüzsüz olması amacıyla ayaklar için özel olarak formüle edilmiş peeling kremi sürün. İyice ovaladıktan sonra yıkayın. Tırnak güçlenedirici bir jel ya da cilanın ardından ojenizi sürerek pedikürünüzü tamamlayın.

CANLANDIRICI VE BESLEYİCİ ÖNERİLER

Kuruyan, çatlayan ve şişen ayaklarınız için arada bir özel bakımlar yapmak da yerinde olur. İşte size birkaç öneri: Ayaklarınızın sürekli şişmesinden rahatsız oluyorsanız, bitki banyolarından yararlanabilirsiniz. Bunun için, bir litre suda iki avuç papatya ve bir adet limon kabuğunu kaynatıp soğumaya bırakın. Ayaklarınızı bu suyun içinde yarım saat kadar bekletin. Şişlerin indiğini, ayak derinizin canlandığını göreceksiniz. Kuruyan, pul pul ayrılan tırnaklarınız içinse, gliserinden faydalanabilirsiniz. Birkaç damla saf gliserinle eşit miktardaki limon suyunu karıştırın. Bu karışımı her gün tırnaklarınıza sürün. Canlı, parlak ve sağlıklı tırnaklar için bundan daha iyi bir yol olamaz.

Soğuk parafin: İşte sağlıklı ve pürüzsüz ayaklara kavuşmanın başka bir yolu! Yumuşak ve bakımlı ayaklar için uygulanan özel yöntemin adı, soğuk parafin. Öncelikle ayaklara peeling uygulanarak ölü hücre tabakası atılımı sağlanıyor. Daha sonra parafin sürülerek ayak paketleniyor ve 20 dakika bekletiliyor. Açıldıktan sonra krem sürülüyor. Sonrasında pamuk gibi ayaklara sahip oluyorsunuz.

Çatlak: Daha çok kuru ciltlerin problemi olan çatlaklar, topuk ve ayak tabanında görülür. Ayakları yıkadıktan sonra kurulamamak, yalınayak gezmek, küçük terlik giymek gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.

Her banyodan sonra ponzo taşıyla yumuşak hareketlerle ölü deriyi temizleyin. Çatlak bölgeleri, içeriğinde E vitamini ve jojoba yağı bulunan ayak kremleriyle gün boyu sık sık kremleyin. Çatlaklarınız kaybolana dek, sürekli çorap ve kapalı ayakkabı giyin.

Nasır: Bütün kış ayaklarımız botların, çizmelerin içinde kaldı. Üstelik küçük ve yanlış ayakkabı seçiminden dolayı ayakların bazı yerlerinde sertleşmeler oluşur. Açık ayakkabı ve terlikleri nasırlı ayaklarla giymek de hoş olmaz. Nasır size çok ağrı vermiyorsa pedikür yaptırarak bu sorundan kurtulmanız mümkün. Ancak problem yaratıyorsa siz en iyisi özel nasır bakımları yaptırın. Yazı rahat karşılayın.

Oluşmasını önlemek için: Her banyodan sonra bolca krem sürün. Yumuşak derili ve geniş tabanlı ayakkabılar seçin. Eczanelerde satılan, küçük flaster ve solüsyonlardan yararlanın.

22 Aralık 2008 Pazartesi

BAKIMLI SAÇLAR İÇİN PÜF NOKTALARI

Saç bakımı günümüzde başlı başına bir uzmanlık alanı ve iş alanı haline gelmiş olsa da kendi çabanızla yapabileceğiniz bazı şeyler var. İşte bunlardan bazıları...
Kuru saçlar
Kuru saçların neme ihtiyacı vardır, bu nedenle etkili bir saç kremi her şampuanın kesinlikle olmazsa olmazı. Saçınızın kökleri dışında her yanına boydan boya uygulayın. Yaklaşık üç dakika bekleyin, ardından kayganlığı gidinceye dek durulayın.
Saç maskeleri ışıltıyı artırmak için muhteşem bir çözüm, ancak saçta beş dakikadan uzun süre bekletildiği takdirde işe yarar.
Kimyasal maddeler ve saç kurutma makinesiyle aşırı derecede kurutma en aza indirilmeli. Öte yandan gölge ve renk, gereğince yapılırsa ışıltıyı ve saçın kalitesini artırabilir. Kullanılan ürünlerdeki peroksit düzeyinin de az olmasına dikkat edilmeli.
Boyamadan sonra saç renginin korunması için, daima boyalı saçlar için geliştirilen ürünler kullanılmalı. Bu ürünler alkol içermez ve pH dengesini korur, böylece saçın fazla kurumasının önüne geçilir.
İnce ve cansız saçlar
Saç serumları kırılan uçları düzleştirmede son derece işe yarar. Parmaklarınızın arasına bir damla alarak yıpranmış saç uçlarına uygulayın.
Hacimsiz saçlar çoğu zaman fazla ürünün, özellikle de saç kremlerinin kullanması sonucu ortaya çıkar. Daha hafif bir ürüne geçin ya da birkaç gün boyunca hiç kullanmayın.
Saçlara hacim ve hareket kazandırmak amacıyla, saç diplerine (geri kalan yerlere değil) köpük sıkın. Saç kurutma makinesiyle şöyle bir kurutun.
Yağlı saçlar
Saç derisinde biriken sebum adlı yağ hücrelerinin fazlalığı düzensiz şampuanlama, terleme ya da hormonal dengesizlikten kaynaklanıyor olabilir. Saç derisindeki bezlerden gelen salgılar saç tellerinin üzerini kaplar, toz ve kirler saçta toplanır, böylece saçınız yağlı, cansız ve donuk bir görünüme bürünür. Çaresi: saçınızı her gün arındırıcı bir şampuanla yıkayın. Krem içermeyen şampuanlardan kullanın.
Dalgalı saç
Saç türleri arasında en yaygın olanı budur. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60 ı değişen oranlarda dalgalı saça sahiptir. Dalgalı saç genellikle kuru olur, bu nedenle nemlendirici içeren şampuan ve kremlere gerek vardır.
Islak saça uygulanan serumlar saç tellerini yumuşatır.
Serum ve köpükler saçtaki kıvrımları vurgular.
Saçın ıslakken düz taranması, jöle sürülmesi ve kendi kendine kurumaya bırakılması da izlenebilecek başka bir yöntemdir.
Saçla ilgili önemli ipuçları
Saçınızın sağlığını yitirecek kadar kötüleşmesine izin vermeyin. Güneşten kaçının, özellikle de saçınız boyalıysa...
Her zaman nazik şampuanlar ya da kremler kullanın. Saç tipinize ya da saçınızın durumuna uygun ürünler seçin.
Saçınızı sert havlularla kurulamak dalgaları kıvırcık hale getirebilir.
Saç tipinizden emin değilseniz kuaförünüze ya da uzman tehşhisine başvurun.
Saç kesiminin önemi
İnce telli ve düz saçlar cesaret ister
Saçınızı omuzlarınızdan aşağıya uzatmayın; zekice kesilmiş katlar saçınızı daha kalın göstererek hareket kazandırır. Yüz şeklinize uygun bir perçem de iyi fikirdir.
Kalın ve sert saçlar
En kolay saç tiipi, ama sürekli bakım ve kontrol gerektirir. Fazla kısa kesmeyin, yoksa çim adama benzersiniz.
Dalgalı saçlar
İnceden kalına doğru uzanır, bu yüzden kesim ve uzunluk tamamen yüz şekline bağlıdır. Ne kadar uzatırsanız, dalgaları o kadar azalır.
Kıvırcık saçlar
Bu saçların yapısı büyük çeşitlilik gösterir, ancak önünüzdeki seçenekler sınırlıdır. Doğal haliyle bırakın, iyi bakın ve örme, topuz gibi stil tekniklerini öğrenin ya da düz hale getirin. Bu sonuncusu kimyasal işlem gerektirdiğinden, saçınızı sağlıklı tutmak için sürekli bakım uygulamanız gerekecek. Düzleştirme işlemini profesyonellere bırakmanız en iyisi.

19 Aralık 2008 Cuma

SAÇ DÖKÜLMESİ

Saç dökülmesi belli bir oranda tıbbi açıdan normaldir. Her gün yaklaşık 50 ile 100 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Saçların bunun üzerinde dökülmesi normal değildir. Dökülen saç tellerinizin sayısını bilemezsiniz elbet fakat tarakta, lavaboda biriken, kıyafetlerinizin üzerinde görülen saç tellerinden saçlarınızın normalin üzerinde döküldüğünü anlayabilirsiniz.


Tıbbi adı alopesi olan saç dökülmesi bir kaç şekilde görülür. Bunların en yaygın görüleni erkek tip saç dökülmesidir (androgenetik allopesi). Erkek tipi saç dökülmesinde saçlar şakaklardan ve kafanın tepesinden incelmeye başlar. Erkeklerde görülen bu tip dökülme yaş ilerledikçe artar ve tepedeki saçlar tamamen dökülür.

Sonunda saçlar sadece yanlarda ve arkada kalır. Erkeklerde 20li yaşlarda başlayan bu dökülme giderek artar. Erkek tipi saç dökülmesi genetiktir. Babadan veya anneden genetik olarak geçer. Normal dökülmenin dışında bir durumdur ve genetik olduğundan önlenmesi neredeyse mümkün değildir. Bunun haricinde erkel tipi saç dökülmesini tetikleyen başka sebeplerde vardır. Bunların başında yaşlılık ve erkeklik hormonu gelir.

BAL İLE EVDE YAPILABİLECEK SAÇ BAKIM KREMİ : 1/2 fincan balı 1/4 fincan saf zeytinyağı ile karıştırın. Saçlarınız normal kuruluktaysa yalnızca 1 yemek kaşığı yağ katın. Karışımı saçlarınıza sürdükten sonra başınıza bir bone takıp yarım saat bekleyin. Saçlarınız şampuanla yıkadıktan sonra durulayın. Kuru saçlarınızın canlanıp parladığını göreceksiniz.
YASAL UYARI : BU BLOG İÇİNDE YER ALAN YAZILAR SADECE TAVSİYE VE BİLGİ AMAÇLIDIR. KESİNLİK TEDAVİ AMAÇLI DEĞİLDİR. UYGULAMALARIN SORUMLULUĞU BLOG SAHİBİNE AİT DEĞİLDİR. SAĞLIK SORUNLARINIZ VE TEDAVİSİ İÇİN MUTLAKA İLGİLİ UZMANA BAŞVURUNUZ.