19 Aralık 2008 Cuma

çocuk isimleri ve anlamları

KIZ İSİMLERİ VE ANLAMLARI

Afra: Ayın 13. gecesi, beyaz toprak.

Ahsen: Daha güzel, en güzel.

Aişe: Yaşayan, zenginlik ve bolluk gören.

Amine: Gönlü emin, kalbinde korku olmayan Peygamberimiz’in annesinin adı (Emine)

Asude: Rahatlamış, keder ve sıkıntıdan uzak.

Asuman: Gök, sema.

Ayşegül: Gül renkli, canlı ve güzel.

Ayşen: Ay gibi parlak, neşeli, sevimli.

Ayşenur: Nurlu, ışıltılı hayat.

Banu: Kadın, hanımefendi, prenses.

Bedia: Örneksiz yaratan ve örneksiz yaratılmış, güzel, eşsiz.

Bengisu: Ebedilik, ölümsüzlük veren su.

Betül: Bakire, namuslu kadın.

Beyza: Ak, bembeyaz, lekesiz.

Binnur: Nurla özdeşleşmiş.

Büşra: Müjde, sevinçli haber.

Canan: Sevgili, sevilen kadın, yar.

Didem: Gözüm

Dilan: Gönül dostu.

Dilara: Gönül alan, gönül kapan, gönlü dinlendiren.

Dilşad: Gönlü hoş, sevilmiş.

Eda: Naz, cilve.

Emel: Ümit, hülya.

Emine: Güvenilir, inanılır kadın.

Fatma, Fatıma: Sütten kesilmiş.

Feride: Eşşiz, benzeri olmayan, kibirli gururlu.

Feyza: Bolluk, çokluk.

Füsun: Büyü, sihir, şaşırtıcı güzelliğe sahip.

Gülbanu: Gülhanım. Gül gibi güzel kadın.

Gülcan: Gül gibi güzel canlı.

Gülizar: Gül yanaklı.

Gülperi: Gizli gül.

Gülşah: Güllerin şahı.

Günnur: Güneş ışığının aydınlığı.

Handan: Güleryüzlü.

Hatice: Vakitsiz erken doğan kız çocuğu.

Hülya: Hayal, kuruntu, vehim.

Hümeyra: Pembelik.

Jale: Sabah çiceklerin üzerinde görülen su damlacığı, kırağı.


Jülide: Karmakarışık, dağınık.

Kübra: Büyük olan.

Latife: Yumuşak, hoş, mülayim.

Leyla: Çok karanlık gece.

Macide: Şan ve şeref sahibi.

Mehlika: Ay yüzlü güzel.

Mehpare: Ay parçası, çok güzel.

Melda: Genç körpe ve nazik.

Meryem: İbadete düşkün insan.

Mihriban: Şefkatli, merhametli, muhabbetli.

Muazzez: İzzet ve şeref sahibi.

Mukadder: Takdir olunmuş ve kıymeti bilinmiş.

Mukaddes: Kutsal, temiz.

Müberra: Temize çıkmış, arınmış, müstesna.

Mücella: Parlatılmış, parlak.

Müjgan: Kirpikler

Münire: Nurlandıran, ışık veren.

Müzeyyen: Süslenmiş.

Nadide: Görülmemiş, çok değerli.

Nadiye: Seslenen.

Nâlân: İnleyen, feryad eden.

Nazan: Nazlı.

Nazife: Temiz, pak.

Necla: Çocuk, evlat.

Nermin: Yumuşak.

Nigar: Sevgili, resim gibi, put gibi kadın.

Nihal: Sevgili, düzgün fidan.

Nihan: Gizli, saklı, bulunmayan.

Nuran: Nurlu, runa ait.

Nuray: Işık saçan ay.

Nurbanu: Nur yüzlü hanım, gelin, prenses.

Nurcan: Canlı, neşeli, hayat dolu.

Nurefşan: Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan.

Nurgül: Gülün en parlak olanı.

Nuriye: Işıklı.

Nurten: Teni ışık gibi beyaz olan.

Rahime: Hafif sesli, latif konuşan kadın.

Rüveyda: Hoş, ince, nazik.

Saadet: Mutluluk.

Sabâhat: Güzellik, letafet.

Sabiha: Güzel, latif, şirin.

Saime: Oruç tutan kimse, oruçlu.

Saliha: Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi kadın.

Semra: Esmer.

Sena: Övgü ile ilgili, şimşek parıltısı.

Serpil: İyi geliş, büyü, güzellik.

Seval: Severek al, hep sev.

Süeda: Uğurlu insanlar.

Süheyla: Yumuşak iyi huylu kadın.

Süreyya: Ülker yıldızı.

Süveyda: Kalpteki gizli günah.

Şahika: Zirve, doruk.

Şebnem: Çiğ, kırağı.

Şemsinur: Nurun güneşi.

Şermin: Utangaç, mahçup.

Şevval: Arap takviminin 10. ayı.

Şeyda: Aşk çılgını, aşık.

Şule: Ateş alevi.

Şükriye: İyilik bilme.

Tuba: Kökü yukarıda, dalları aşağıda cennet ağacı.

Türkan: Benzerlerinin arasında nitelikleriyle ayrılan.

Vildan: Yeni doğmuş çocuklar, cennet çocukları.

Zehra: Çok beyaz ve parlak yüzlü. Peygamberimiz’in kızı Hz. Fatıma’nın lakabı.

Zerrin: Altından mamul, parlak.

Zeynep, Zeyneb: Değerli taşlar, mücevherler.

Zübeyde: Öz, asıl, cevher.


***

ERKEK İSİMLERİ VE ANLAMLARI

Abdullah: Allah’ın kulu.

Abdurrahim: Rahim’in (Allah’ın sıfatlarındandır) kulu.

Abdurrahman: Rahmanın kulu.

Abdülhamid: Bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu.

Abdülkadir: Her şeye gücü yeten Allah’ın kulu.

Ahmet: En çok övülmüş, methedilmiş, beğenilmiş.

Akif: Bir şeyde sebat eden.

Ali: Yüce, ulu.

Alparslan: Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi.

Alperen: Yiğit, bahadır.

Arif: Meşhur, çok tanınmış, irfan sahibi.

Asım: Günahtan, haramdan çekinen.

Avni: Yardımla ilgili, yardıma ait.

Aytekin: Ay şehzadesi.

Aziz: Muhterem, sayın.

Bahadır: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi.

Bahattin, Bahaddin: Dinin değeri, değerlisi.

Bârân: Yağmur.

Baykal: Yaban kısrağı, deniz, derya.

Behçet: Güleryüzlülük.

Behzat: Doğuştan iyi.

Beşir: Müjdeci.

Bülent: Yüksek, yüce, uzun.

Cafer: Küçük akarsu, çay, sütü bol deve.


Cahit: Çalışan, gayret eden, çabalayan.

Celal: Ululuk.

Celil: Çok büyük ve ulu.

Cemil: Güzel.

Cevdet: İyilik, kusursuzluk.

Cihan: Alem, kainat.

Cüneyt: Küçük asker, askercik.

Emin: Korkusuz kimse, emniyette olan.

Emre: Aşık, müptela.

Erdem: Fazilet, maharet.

Erdinç: Duru, güçlü erkek.

Erdoğan: Yiğit doğan.

Ergun: Sert başlı, oynak ve hızlı giden at.

Ergün: Yumuşak, uysal kimse.

Erhan: İyi adaletli hükümdar.

Ertan: Dericilerin yaprağıyla deri boyadıkları bir nevi ağaç.

Ertuğrul: Dürüst, doğru, yiğit.

Ertunga: Yiğit, hakan.

Esat: Oldukça mutlu, çok hayırlı.

Eyüp, Eyyüp: Sabırlı, günahlarına tevbe eden.

Fahrettin: Dinin övdüğü.

Fahri: Övünmeye mensup.

Faruk: Doğruyu yanlıştan ayıran. Hz. Ömer’in lakabı.

Fatih: Fetheden, İslam’a açan.

Fazıl: Fazilet sahibi.

Ferhat: Sevinç, neşe.

Fethi: Fethe mensup.

Fevzi: Galip gelen.

Fuad: Kalp, yürek, gönül.

Furkan: Hakkı batıldan ayırma.

Gökhan: Uranüs gezegeni.

Gültekin: Genç delikanlı, nazik.

Gürhan: Hanlar hanı.

Gürkan: Genç, taze.

Habib: Sevgili.

Hakkı: Doğrulu ve insaf sahibi.

Halid: Sonsuz, daim.

Halis: Hilesiz, katkısız.

Hamdi: Şükreden, şükredici.

Hamdullah: Allah’ın övgüsü.

Hamza: Heybetli, azametli anlamında, aslan.

Hasan: Güzellik, iyilik sahibi.

Hilmi: Yumuşak huylu, sakin tabiatlı.

İbrahim: İnananların babası.

İhsan: İyilik etem.

İlyas: Yağmurlara hükmeden İsrail peygamberi.

İsa: Dört büyük peygamberden biri.

İsmail: Hz. İbrahim’in oğlu.

Kâmil: Tam, noksansız.

Kâzım: Öfkesini yenen kimse.

Kemal: Olgunluk.

Kerem: Asalet.

Kerim: Kerem sahibi.

Lütfi: Hoşluk, güzellik.

Mahmut: Hamd olunmuş, övülmüye değer.

Mansur: Yardım olunmuş.

Mehmet: Muhammed isminin Türkçede Peygambere saygı dolayısıyla aldığı biçim.

Memduh: Övülmüş.

Metin: Metanetli, sağlam, özü sözü doğru.

Mirkelam: Güzel, nazik konuşan kimse.

Muammer: Yaşayan.

Muaz: Korunan, izzet sahibi.

Muhammed: Tekrar tekrar övülmüş. Peygamberimiz’in isimlerindendir.

Muharrem: Haram kılınmış.

Muhsin: İyilikte bağışta bulunan.

Mustafa: Temizlenmiş, seçilmiş, güzide.

Mükremin: İkram olunmuş.

Naci: Kurtulan, selamete kavuşan.

Nail: Muradına eren.

Naim: Bollukta yaşayan.

Necati: Kurtulmaya mensup.

Necdet: Korkusuz olmak, yiğitlik.

Necip: Soyu sopu temiz.

Necmeddin: Dinin yıldızı.

Nihat: Huy, yaratılış.

Nuri: Nurlu.

Nurullah: Allah’ın nuru.

Oğuz: Mübarek, saf, iyi yaratılışlı.

Orhan: Şehrin yöneticisi, hakimi.

Recai: Allah’a yalvaran.

Recep: Gösterişli, heybetli.

Rıdvan: Rıza, razı olma.

Rıfat: Yükseklik, yücelik.

Rıfkı: Yumuşaklık.

Rıza: Hoşnutluk.

Ruşen: Aydın, parlak.

Rüstem: Yiğit, kahraman.

Sacid: Secde eden.

Said: Mübarek, kutlu, uğurlu.

Sedat: Doğru ve haklı.

Sezâi: Uygun, yaraşan.

Sıtkı: İç yürek temizliği.

Süleyman: Huzur, sükun.

Şükrü: Şükretme.

Tahsin: Güzel bulma, beğenme.

Târık: Sabah yıldızı.

Tuncer: Tunç gibi güçlü kimse.

Turan: Eski İranlılara göre Türk ülkesi.

Turhan: Soylu seçkin kimse.

bayat ekmekleri nasıl degerlendiririz

Bayat ekmek pizzası


Bayat ekmekler dilimlenip küp küp kesilir. Margarin ile yağlanmış ve un serpiştirilmiş fırın tepsisine yayılır. 4 yumurta çırpılır; içine 2 su bardağı süt, 1 paket kabartma tozu, yarım çay bardağı sıvı yağ katılır. Karışım tekrar çırpılıp ekmeklerin üzerine dökülür. Bayat ekmek pizzası bu durumda buzdolabında bir gün bekletilebileceği gibi hemen de pişirilebilir. Fırına verilmeden önce, üzerine dilimlenmiş sucuk, salam veya sosis yerleştirilir. Domates, biber dilimleri de yerleştirilebilir. Bunların üzerine de kaşar rendesi serpiştirilir.

***

Ekmek tatlısı


Malzeme: 2 adet ekmek, 6 adet yumurta, 1 fincan süt, bir tavalık ayçiçeği yağı, 2 kilo şeker.


Yapılışı: Ekmeklerin dış kabukları bıçakla sıyrılır, daha sonra düzgün bir şekilde doğranır, dilimlenir. Yumurtalar bir kaba kırılır, süt ile çırpılır, sıvı yağda sütlü yumurtalı karışıma dilimlenen ekmekler bandırılarak tavada kızartılır. Kızartılan ekmekler bir peçete üzerine çıkarılarak çektiği yağdan arındırılır. 2 kilo şekerden yapılan şerbetle kızaran ekmekler bir tepside altüst yapılarak 15 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra kaymak ile servis edilir.

***

Kalacuş


Bayat ekmek, küpler halinde kesilerek derin bir kaba konulur. Kıyılmış soğan, tavada kızdırılmış margarin ile pembeleşinceye kadar kavrulur. Çalkalanarak ayran kıvamına getirilen yoğurt ve su, yağ ve soğanın bulunduğu tavaya eklenir. Birkaç dakika kaynatıldıktan sonra, oluşan karışım derin kapta bulunan doğranmış bayat ekmeklerin üzerine dökülür. Kabın kapağı kapatılır. Bir süre ateşin üzerinde tutulduktan sonra hemen sofraya getirilir.

***

Ekmek oğması


Bayat ekmeklerin içi -istenirse, kabuğu ile birlikte- ufalanır; bir kapta eritilen tereyağına dökülerek kavrulur. Sonra üzerine bir yumurta kırılıp ekmek ufakları ile alt üst edilir. Ardından 1 bardak süt dökülüp yeniden karıştırılır. Çok hafif ateşte süt çekilinceye kadar bekletilir. Süt çekilince ateşten alınır; üzerine bir bez konularak demlendirilir. Ilıyınca yenilir.

***

Muhammara


Malzeme: 2 adet ekmek, 50 gr ceviz içi, 2 adet iri boy kuru soğan, 2 diş sarımsak, 1 bağ maydanoz, 250 gr beyaz peynir, 50 gr pul biber, 50 gr sıvı yağ, 1 yemek kaşığı tuz, 100 gr domates salçası.


Yapılışı: 2 adet ekmek içi suyla ıslatılır ve suyu sıkılır. Bir karıştırma kabına alınır. 50 gr ceviz içi çekilir. İki adet kuru soğan, sarımsaklar ve maydanoz çok ince şekilde çekilir. İçine rende beyaz peynir, pul biber, tuz, sıvıyağ, salça konulur ve hepsi karıştırılır. Hazırlanan karışım kanepe şeklinde dilimlenmiş ekmekler üzerine sürülerek servis yapılır.

Sofrada hatırla, düşün ve şükret!

AHMED ŞAHİN
Gerçekten de bizim temel kültürümüzün içinde özel ve güzel bir sofra kültürümüz vardır. Bu kültür unutulmamalı, hatta yemek yiyip su içtiğimiz müddetçe bu kültür hayatımızda yaşamalı, yokmuş gibi bir ihmal ve ilgisizliğe de maruz kalmamalıdır... Böyle bir anlayış içinde baktığımızda görüyoruz ki, insanın yiyecek kadar iştiha duyması, bu iştihasını karşılayacak kadar da sofrasında nimet bulması her şeyden önce Allah’ın büyük bir lütuf ve ikramıdır. Çünkü yiyeceği var, ama iştihası yok. İştihası var, fakat bu defa da yiyeceği yok nice kimseler vardır bu âlemde. Öyle ise inanmış insanlar sofraya her oturuşta bu lütfu hatırlamalı, bu nimeti düşünmelidir. Yani yemek boyunca “zikir, fikir ve şükür” içinde olmalıdır. Sofrada böylesine bir zikir, fikir ve şükür içinde olunabilir mi? Alimlerimiz olunabileceğini şöyle anlatıyorlar. Diyorlar ki:
-Yemeğe “Bismillah” diyerek başlamak zikirdir. Bu iştihayı verip, bu yiyeceği nasip eden Yaratan’ı düşünmek ‘fikir’dir. Yemek sonunda “Elhamdülillah” diyerek kalkmak ise şükürdür.

Sofraya böyle zikirle başlayan, fikirle devam eden, şükürle de kalkan kimse, sofra kültürünü yaşayan ve de yaşatan kimsedir.


Böyle kimseler sofrasında bereket, kalbinde de hep mutluluk ve huzur hissederler...

Alimlerimiz sofra kültürümüzü anlatırken bazı sünnet ölçülerine de dikkat çekiyor ve diyorlar ki:

-Sofraya zikirle oturup, fikirle devam ederken şükürle kalkan kimseye layık olan, midesini aşırı yemekle doldurmamak, tıka basa yememek... İhtiyaçtan fazla yemeye alışmak hem sünnete aykırı hem de sıhhate...

Hem tıp hem de dini ilimlerde ihtisas yapmış bir alime sormuşlar:

-Kur’an-ı Kerim’de insan sağlığı ile ilgili bir ayet buldunuz mu? diye. Şöyle cevap vermiş:

-Kur’an-ı Kerim’de insan sağlığı ile ilgili çok ayet vardır. En başta geleni ise şu ayettir:

-Yiyiniz, içiniz ama çok yiyerek israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez!..

Alim şöyle devam etmiş sözlerine:

-Anlaşılıyor ki, helalinden yiyip içmek serbesttir. Ama çok yemek serbest değil, en azından mekruhtur!.. Çünkü çok yemekte israf vardır. Allah ise israf edenleri sevmez!..

Nitekim bu ayeti tefsir eden en eski tıp adamı meşhur İbn-i Sina da şu açıklamayı yapmıştır:

-Yediğinizde israf yapmayın, az yiyin. Yemekten sonra dört-beş saat bekleyin. Üst üste yiyip de mideyi yormayın!.. Şifa hazımdadır.


Aslında yemek konusunda en nihai ölçüyü Efendimiz (sas) Hazretleri vermiştir:

-Midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, kalan üçte birini de rahat nefes almaya ayırın!..

İşte size sünnete uygun şekilde sofraya oturma ve sofradan kalkma kültürümüz...

Yani sofraya iştiha ile oturmalı, yine iştiha varken kalkmalı, midede suya, nefes almaya her zaman yer bırakmalıdır.

Sahabeden Semüre bin Cündeb’in oğlu yemekten sonra kusmuştu. Çok yedikten sonra kusmayı hayra alamet saymayan baba Semüre şöyle dedi:

-Şayet bu kusmadan dolayı ölmüş olsaydın, cenaze namazını kılmakta tereddüt ederdim!..

Demek ki, çok yemekten dolayı ölen insanı, namazı kılınamayacak derecede günahkar kimse gibi görüyordu sahabeler.

Hazreti Ömer Efendimiz (ra)’in ikazı da düşündürücüdür. Şöyle diyordu meşhur sözünde:

-Nefsin arzu ettiği her şeyi yemek israftandır. Allah ise israf edenleri sevmez!..

Şunu da ilave ediyordu sözüne:

-Unutmayınız ki yediğiniz helal ise hesabı, haramsa azabı vardır!.. Demek ki insan, iradesine sahip olmalı, aklına gelen her şeyi alıp yeme alışkanlığı gibi bir irade zaafına düşmemeli, hem sıhhatini, hem parasını, hem de sofra kültürünü korumasını bilmelidir!..


Helal kazanç kolay harcanmaz


Helal kazanç kolayca harcanamaz, birtakım gereksiz şeyler ihtiyaç olarak görülüp de müsrifçe para kullanma sorumsuzluğuna yönelinemez. Bilhassa böyle günlerde. Çünkü helal kazanç çok zor elde ediliyor. Asla kolayca ele geçirilemiyor. Elbette zor elde edilen şeyler zor harcanacak, elden çıkarılırken defalarca düşünülüp tartılarak sarf edilecektir.

Bu sebeple, hayatlarını helal rızıkla tamamlamak hedefinde olanlar, haram lokma yemekten, yılandan, akrepten korkar gibi korkanlar, israftan da korkacaklar, ihtiyaç olmayan gereksiz şeyleri ihtiyaç gibi görerek lüzumsuz şeylere para sarf etmekten çekineceklerdir.

Bu çok makul ve meşru bir titizliktir. Cimrilik sanılmamalıdır.

Hatta, yemeklerde bile şöyle bir düşünüp taşınma gereği duyarak, görenek belasıyla alışılan yemek çeşitlerinden de bir ölçüde kaçınacak, sünnet olan, en az çeşitte karar kılmaya gayret göstereceklerdir.

Yemeklerinde hep bol çeşide alışan, bu yüzden kazancından da hep şikâyette bulunan bir obur adama, Geylani Hazretleri şöyle ikazda bulunmuştur:

Sizi çok yemek öldürdü, bizi de az yemek diriltti!

Evet, israflı sofralarda midesini tıka basa dolduran kimsede manevi konulara karşı bir ölü ilgisizlik ve duyarsızlığı başlar. Onun bütün meselesi bitmek bilmeyen israflı ihtiyaçlarıdır. Bunu da helal kazançla temin edemediğinden felsefe değişir, malum şu tekerleme de gelişir:

Ver Allah’ım ver, kulun haram helal demez yer!

Böyle bir sonuç, sünnetten uzaklaşıp israfa dalmakla, ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç sanıp bol harcamakla meydana gelir. Bilmem yanılıyor muyum? İsterseniz bir de siz deneyin israfsız iktisatlı hayatı...


* Mevlana’dan öğütler


Ekmeğin zevkini, ancak aç kimse bilir; tok olan, o zevki, hiç bilmez! Ekmekçi dükkanındaki ekmeklerden dükkanın ne haberi vardır?

Ekmekçi aç olsaydı, ekmeği hiç satmazdı; seher rüzgârı gülün kıymetini bilseydi, onu saçıp dökmezdi

Hangi odaya ne renk perde alalım?


REYHAN YAZICI (TASARIMCI)
Evlerimizin belki de en önemli detaylarından biri de perde ve tüllerdir. Danteller, tualler, taftalar, kadifeler, ipekler, ketenler, camlarımızı güzel göstermekten öte mahremiyetimizi korumamızı sağlar.
Temiz ve güzel döşenmiş ev kişinin mutluluğunu ve evde zaman geçirme isteğini artırır. Yaptıracağımız tül ve perdeler odamızdaki diğer dekorasyon ile doğru orantılı olmalıdır. Spor mobilya ile gidebilecek modeller daha sade kesimli olmalıdır. Ya da desenli halı ve koltuklar ile uyumlu perdeler ve tüller düz renk ve abartısız olmalıdır. Aksi halde ne mobilya, ne halı ne de perdelerimiz kalitesini gösterir. Ortam boğucu, karışık ve kalitesiz görünür. Klasik döşenmiş mekanın perdeleri spor kesimli kumaş ve modellerden seçilmemelidir. Desen ağırlıklı döşenmiş odada düz renk kumaşlardan yapılmış duvar rengine uygun tonlarda perde seçmeliyiz.

Doğal kumaşlardan yapılmış perde ve tüller her odada rahatlıkla kullanabileceğimiz dokumalardır. Bunlar ipek, ipek vual, pamuk, keten kumaşlardır. Işığa ve toza karşı duyarlıdır, çabuk yıpranır ve erir, fiyatları sentetik kumaşlara göre oldukça yüksektir, makinede yıkama asla yapılamaz, kuru temizlemeye verilmesi doğru olur; ama elde deterjansız yıkanabilir. Buna rağmen her türlü modelde güzel ve doğru etki verir, doğal malzemeden dokunduğu için hava akımlarını doğrudan alır, daha şık ve gösterişli durur, nefes alan kumaşlardır. Fiyatları 35 milyondan başlayıp 150-200 milyona kadar çıkabiliyor. Fiyatları uygun ve kullanımı kolay perde yaptırmak özellikle çalışan hanımlar için önem taşır. İşlenmiş elyaf, viskon, polyester dokumalar hem uygun fiyatta hem de makinelerde yıkanabilen kumaşlardır. Sentetik olduğu için odayı iyi havalandırmazlar, rutubetli odalarda sentetik oranı düşük kumaşları tercih etmeliyiz. Bu tarz dokumalarda model çok önemlidir; pilesi az, düz modeller doğru seçimdir. Sentetik dokumaları 30 dereceden yüksek ısıda ve sık yıkamamalıyız. Fiyatları 8 milyondan başlayıp 70 milyona kadar olabiliyor. Mekanımızdaki pencerenin genel durumu perdelik modelimizi seçmemizde büyük önem taşır; küçük camlarda sade modeller ve kumaşlar tercih edilmelidir. Karanlık odalarda şeffaf açık renk tül ve perdeler seçilmelidir. Büyük pencereli odalarda yere kadar uzanan, uçuşan, iki üç çeşit perde kullanılabilir.

Salonlar için son senelerin trendi mekanizmalı (stor) perdeler doğru bir seçimdir. Değişik kalitedeki mekanizmaların bazıları çabuk bozulabilir, garantili olanları tercih etmeliyiz. Fiyatları 25 milyon ila 70 milyon arasında değişiklik gösteriyor. Bu tür modellerde 4 metrelik camda 4,20 metre kumaş kullanılırken, pileli klasik model perdelerde 1’e 2,5 metreden 10 metre kumaş kullanılır. Dolayısı ile mekanizma fiyatı ile kumaş fiyatı birbirine denk gelir.


BÜYÜK PENCERELER

Büyük pencerelerde yerlere kadar uzanan düz renk tüller, pano ve balon kadife, tafta, sonil kumaştan yapılmış perdeler mekanı daha ayrıcalıklı gösterecektir. Perdelik kumaştan yaptırılabilecek duvar panosu ve küçük süs yastıkları mekandaki dekorasyonu tamamlayacaktır.

Bordo, yeşil, altın sarısı ve tonları, kahverengi, kırmızı, bej tonları salonlar için doğru seçimdir. Kendinden desenli dokumalar klasik bir havayı yansıtırken; sadece tül kullanılmış camlar modern spor ve ferah bir salon etkisini verir.


ÇOCUK ODALARI

Çocuk odalarında perdeler abartıdan uzak olmalıdır. Aydınlık, ferah ama sevimli mekanlar yakalayabilmek için ince dokunuşlu kumaşları tercih etmeliyiz, yarım perde ve tüller ideal seçimlerdir.

Tüller erkek çocukları için çizgi film kahramanlarının olduğu, kızlar için çiçekli desenler tercih edilmelidir. Pile payları 1’e 2 olmalıdır fazla olursa sadeliğini kaybedebilir. Desenli kumaştan yapılacak olan duvar panoları ortamı daha da sevimli gösterecektir. Az metrajlı kumaş kullanılacağı için parça tüllerden alınıp daha da ucuza mal edilebilir.


MUTFAKLAR

Mutfaklar evin en çok hava ve ışık alması gereken yerleridir. Çünkü gün boyu yemek ve ısı dolayısı ile havasız kalıp diğer odalara pis koku yayılmasına neden olur. Mutfaklarda kolay yıkanabilen sentetik dokumalar veya piyasada ahşap, alüminyum mikro jaluzi olarak satılan katlamalı perdelikler tercih etmeliyiz. Kumaş tercih edilecekse kısa düz, açık renk modeller tercih edilmelidir. Jaluzi hem yıkama hem de kullanış açısından daha doğru tercihtir. M2 fiyatı ahşap jaluziler için 70 ila 110 milyon arasında, alüminyum mikro jaluziler için 20 ilâ 25 milyon arasında değişmektedir. Mutfakları modern ve havadar gösteren jaluziler 2-3 dk. banyoda musluğun altında yıkanabilme özelliğine sahiptir.


YATAK ODALARI

Fantezi ve renkli olabilir. Yere kadar uzanan ipek vual veya sentetik ipek, desenli dokuma tüller ideal seçim olacaktır. Kadife, ipek santuk, tafta, saten kumaşlardan yapılmış perdeler yatak odalarındaki gizemi daha da ortaya çıkaracaktır. Perdelik kumaşlardan yapılacak yatak örtüleri odayı daha şık hale getirecektir.


* Tüllerimizi mutlaka colormatik deterjanlar ile yıkamalıyız.

** Kendinden desenli tek renk kumaşlar bu sene çok moda.

* Yıkama yapılan tüllerimizi sıkma ayarında makinede bırakmamalıyız.

** Perdelerde pile payı az verilmeli.

* Pencerelerde mutlaka açık renk güneşlik kullanmalıyız. (Akşamları perde yerine güneşlikleri örtmeliyiz.)

** Perde ve tül ölçüsü alırken, kornişin iki buçuk katı metraj kumaş alınır. (3 metre bir pencereye alınacak tül miktarı 7,5 metredir.)

* İthal üretim dokumalar ile yerli üretim dokumalar arasında kalite olarak fark yok; ama fiyatları çok çok farklı.
Sayı: 161
Bölüm: Dekorasyon

Gebelik süresince 'bebeğiniz ve siz'


Opr. Dr. Seval Taşdemir
1. Hafta
Bebeğiniz...
Gebelik aşağı yukarı 40 hafta sürer. Gebelik takip edilirken gebelik haftasının hesaplanması son adet tarihinin ilk gününe göre yapılır. Gebeliğin yaşını belirleyen, döllenmiş olan yumurta hücresinin gelişimidir. Döllenecek olan yumurta, son adet tarihinin ilk gününde gelişmeye başlar ve çatlama sonrasında yumurta kanallarına atılır ve burada sperm ile döllenir.

Son adet tarihinin ilk gününden itibaren yeni bir yumurta hücresi gelişmeye başlar ve bu yumurtlama zamanında yumurta kesesi çatlayarak yumurta kanallarına atılır. Bu yumurta hücresinin hafta olarak yaşı gebelik haftası olarak kabul edilir.

***

Siz...
İdeal bir gebelik geçirebilmek ve ideal bir ebevyn olabilmek için gebelik zamanlaması ayarlanabilmelidir. Gebeliğin planlandığı zamana göre önceden tedbirler alınmalıdır. Özellikle alkol ve sigara gibi maddelerin kullanımı kesilmeli ve çalışma ortamında maruz kalınan olası zararlı ortamlardan da kendini korumalıdır. Ayrıca aileden gelen hemofili, kistik fibroz, kan uyuşmazlığı gibi durumların gebelik öncesinde bir uzman yardımıyla tespit edilmesi ve bebeği etkileyebilecek olası koşulların ortadan kaldırılmaya çalışılması gerekmektedir.




--------------------------------------------------------------------------------


2. Hafta


Bebeğiniz...
Bu arada döllenmiş yumurtanın yerleşeceği ve gelişerek büyüyeceği tabaka olan rahim içindeki endometrium bölgesi gebeliğe uygun bir şekilde kalınlaşmaya devam etmektedir.

Eğer gebelik gerçekleşmez ve döllenen yumurta rahim içi tabaka tarafından tutulmaz ise adet kanaması ile birlikte atılır.

Sperm yumurtanın içine girdikten sonra, spermin 23’er kromozomluk genetik materyalleri birleşir ve 46 kromozomluk bir hücre oluşur. Eğer yumurtaya girmeyi başaran sperm X kromozomu taşıyorsa oluşacak bebeğin cinsiyeti kız, Y taşıyorsa erkek olur.

Gebe kalmanın en ideal yolu, eşlerin düzenli olarak haftada en az iki kez ilişkiye girmeleridir.

***

Siz...
Kadınlar yumurtlama günlerini sağ ya da sol kasıklarındaki kısa süreli ağrıdan, vücut ısısının yaklaşık 1 derecelik artışından ya da bir doktor yardımı ile tespit etmeleri mümkündür. Gebeliğin gerçekleşmesi için yumurtlamadan sonraki yumurta hücresinin spermle döllenmesi gerekir. Yumurtanın etrafını çok sayıda sperm hücresi sarar; fakat bunlardan yalnızca bir tanesi içine girmeyi başarabilir.




--------------------------------------------------------------------------------


3. Hafta


Bebeğiniz...
Bebeğin rahime tutunmasından sonra gebelik hormonu (beta HCG) salgılanmaya başlanır. Eğer kanda gebelik hormonunun ölçümü yapılacak olursa, gebeliğin varlığı tespit edilebilir.

***

Siz...
Yumurta ve spermin birleşmesi sonucu oluşan hücre bölünerek çoğalmaya başlar ve blastosist aşamasında rahim içi tabakaya (endometrium) yerleşerek burada çoğalmasına devam eder. Bebek adayının rahim içi tabakaya tutunmasına implantasyon (yerleşme) denir. Bu aşamada bazı anne adaylarında lekelenme, tarzında bir kanama görülebilir. Buna implantasyon kanaması denir.




--------------------------------------------------------------------------------


4. Hafta


Bebeğiniz...
Henüz siz gebe kaldığınızı fark etmemenize rağmen rahminizdeki bebeğin temel dokuları olan endoderm (bu dokudan akciğerler ve karaciğer, sindirim sistemi ve pankreas) mezoderm (iskelet, kas sistemi, böbrekler, kan damarları ve kalp), ektoderm (cilt, saç, göz bebekleri ve sinir sistemi) gelişmeye başlamıştır.

***

Siz...
Adet gecikmesinin olduğu hafta içinde adet görecekmiş gibi belirtilerin hissedilmesi (yorgunluk, göğüslerde dolgunluk, ağrı ve ruh hali değişiklikleri gibi) normaldir. Gebelik belirtileri henüz ortaya çıkmamıştır.




--------------------------------------------------------------------------------


5. Hafta


Bebeğiniz...
Bu gebelik haftasında ultrason yapıldığında gebelik kesesi görülebilir. Fakat kese içindeki embryo henüz görüntülenecek kadar büyümemiştir.

Bebeğin bu haftalarda arka kısmı ön kısmına göre daha hızlı gelişim gösterir ve ters bir C şeklini almış durumdadır.

Nöral tüp adı verilen bebeğin baş kısmından en ucuna kadar kıvrımlı bir yapı oluşmaktadır. Bu yapıdan beyin ve omurilik dokusu gelişecektir. Bu arada oluşan balon şeklindeki yapı ise yolk kesesidir. Bu kese erken dönemde bebeğin gelişiminden sorumludur ve plasentanın (bebeğin eşi) gelişmesiyle ortadan kalkar. Daha önceki haftalarda oluşmuş olan kalp damarlara kanı pompalayarak dokuların kanlanmasını sağlamaya başlamıştır.

***

Siz...
Salgılanan hormonlar nedeniyle gebeliğinizin bu döneminden itibaren göğüslerde dolgunluk, hassasiyet gibi belirtiler hissedilmeye başlar. Bunun nedeni süt bezlerinin yavaş yavaş uyarılmaya başlamasıdır. Sık acıkma ve sabah bulantıları artan hormonlar seviyesine bağlı olarak ortaya çıkar. Rahmin büyümeye başlaması ve idrar kesesine baskı yapması nedeniyle sık idrara çıkma ihtiyacı doğabilir.



--------------------------------------------------------------------------------

6. Hafta


Bebeğiniz...
Bebek bu haftada 8-10 mm boyundadır. Her geçen gün bebeğin dokuları hızla gelişir: Göbek kordonu, gözler, göz kapakları, kulaklar, ağız, burun delikleri, parmaklar belirginleşir. Bebeğin kol ve bacak oluşumları belirgin hale gelir.

Gebelik süresince bebek amnios kesesi adı verilen bir sıvı içinde gelişmektedir. Bu içi sıvı dolu kese bebeği darbelere, ısı değişiklikleri gibi zararlı olabilecek etkenlerden korur.

***

Siz...
Gebelik süresince hormonların seviyesinin artmasıyla özellikle sabahları olmak üzere gün içerisinde bulantı şikayetleriniz fazlalaşabilir. Bazı gıdalar aklına geldiğinde bulantı hissedebilir, bazı gıdaları da canınız çok çekebilir. Anne adaylarının bazıları parfüm kokularından, bazı yemeklerin kokularından ve hatta ender durumlarda kendi eşlerinin kokularından bile rahatsız olacak duruma gelebilirler. Tüm bu yaşanan durumları normal ve geçici bir süreçtir.

Bulantı dışında sık idrara çıkma, yorgunluk, uykuya eğilim, başağrıları gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Baş dönmesi de bu dönemin tipik belirtilerindendir.

Gebelik döneminin en başından itibaren meme uçlarında koyulaşma, memelerde büyüme ve ağrı olabilmektedir.

Gebeliğin ilk üç ayını içeren dönemde (birinci trimester) bebeğin organ gelişimi devam ettiği için sadece doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmalısınız.

Gebeliğiniz süresince saçınızı boyamaktan ve manikür yaptırmaktan kaçınmanızda fayda vardır. Alkol, sigara, kahve, bilgisayarın yaydığı ultraviyole ışınlarından ve röntgen filmi çektirmekten uzak durmalısınız.




--------------------------------------------------------------------------------


UYARI!


Bu haftalarda vajinal kanama ve takiben kasıklardaki kramplar düşük habercisi olabilir. Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonlanır. Bu bulguları saptadığınızda derhal doktorunuza başvurmanız gerekir. İstirahat ve doktorunuzun önereceği ilaçlar düşüğü önleyebilir.




--------------------------------------------------------------------------------


7. Hafta


Bebeğiniz...
Bebeğinizin sindirim sistemi ve akciğerleri gelişimine devam etmektedir. Yüzü ve göz bebeğinin renklenmesi ve ağız açıklığı oluşmaya başlamaktadır. Kol ve bacak taslakları bu haftada hızlı bir gelişim göstermektedir. Dizler, dirsekler, el ve ayak parmakları da gelişimine devam etmektedir. Kulaklar ve burun kökü gelişimini sürdürüyor.

***

Siz...
Gebeliğin ilk dönemlerinde bulantı ve kusma nedeniyle kilo kaybediyor olabilirsiniz.

Gebelikle başlamış olan bulantılar 16. haftaya kadar sürebilir. Yükselen Beta HCG hormonuna bağlı oluşan bulantı çoğul gebelikler ile daha fazla olur. Sık sık ve az yemek ile önlenebilen bulantılar, sağlıklı bir gebeliğin göstergesidir.

Yataktan kalkmadan önce kraker tarzı gıdalardan atıştırmak bulantınızı hafifletecektir.

Midenizi aşırı sıvı ile doldurmayın ve sıvıları yemekler arasında alın. Tüm önlemlerinize rağmen şikayetleriniz azalmıyorsa doktorunuza başvurun.




--------------------------------------------------------------------------------


8. Hafta


Bebeğiniz...
Bebeğinizin boyu bu haftada yaklaşık 14-20 mm ve ağırlığı da yaklaşık 3 gr’dır. Bebeğin ilk hareketleri de oluşmaya başladı. Ancak bu hareketleri siz 16. ve 20. haftalar arasında hissedebilirsiniz.

Bebeğin dili, dudakları ve diş taslakları bu haftalarda gelişmeye başlıyor. Akciğerlerin gelişimi bu hafta hızlanmaktadır. Bebeğin gözleri bu hafta da hâlâ başın her iki yanında bulunmaktadır. Barsaklar, pankreas ve bronşlar da yavaş yavaş belirgin hale gelmeye başlamıştır.

Kıkırdak halindeki kemikler gelecek haftalarda sertleşmeye başlayacaktır. El ve ayak parmakları tamamen oluşmuş; fakat henüz birbirlerinden ayrılmamışlardır.

***

Siz...
Bu haftada rahminiz bir portakal büyüklüğündedir ve mesanenin üzerine basınç yapmaktadır. Bu nedenle sık idrara çıkma şikayeti devam etmektedir.

Hormonlardaki değişimden dolayı cilt problemleri yaşamak mümkündür. Ergenlik dönemindeki sivilcelerin tekrarladığı düşünülebilir. Ciltteki bu değişiklikler birinci trimesterden sonra kaybolacaktır. Nadir olarak tüm gebelik boyunca da devam edebilir.




--------------------------------------------------------------------------------


9. Hafta


Bebeğiniz...
Bebeğin boyu 22-30 mm ve ağırlığı yaklaşık 4 gram civarındadır. Dudaklar gelişimine devam ediyor, ağzın açılıp kapanma hareketleri başlıyor. Gözlerdeki gelişim sürmekle birlikte gözlerin üzerinde koruyucu bir tabaka oluşmaktadır.

***

Siz...
Göğüslerdeki hassasiyet artabilir. Hormonlardaki değişiklikler ve rahmin genişlemesinden dolayı mide yanması ve hazımsızlık şikayetleri görülebilir. Midenin aşırı şekilde dolmaması ve asitli yiyeceklerden uzak durulması faydalı olabilir.




--------------------------------------------------------------------------------


10. Hafta


Bebeğiniz...
Bebeğin boyu 31-42 mm ve ağırlığı yaklaşık 5 gramdır. Bu haftadan itibaren bebek daha çok küçük bir insan formunu almaya başlamıştır. Bebeğin beyin gelişimi de devam etmektedir. Bebeğin kalbi de oluşumunu tamamlamıştır. Dış cinsel organlar henüz görülmemekle birlikte erkek bebeklerde testisler testesteron üretmeye başlamıştır. Böbrekler idrar üretmeye başlar ve üretilen bu idrar, amnios kesesi içine boşalarak sıvının kalıcılığını sağlar.

***

Siz...
Bu haftalarda varis, ayaklarda aşırı şişme gibi durumlar ortaya çıkabilir. İki saatte bir ayağa kalkmalı ve en az 10 dakika dolaşmalısınız. Hormonların etkisiyle bazı gebelerde sinirlilik, huzursuzluk, keyifsizlik gibi sıkıntılar gelişebilir. Gebelikte kan miktarı % 40-50 oranında artış gösterir. Kilo artışı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Gebelikte alınacak toplam kilonun en önemli belirleyicisi gebelik öncesi kilodur. Gebelik süresince kesinlikle asla diyet yapılmamalıdır. Normal şartlarda bir anne adayının ortalama 12,5-17,5 kilo alması gerekir.




--------------------------------------------------------------------------------


11. Hafta


Bebeğiniz...
Bu haftada bebek artık embryonik gelişimini tamamlayarak fetus adını alacak büyüklüğe erişmiştir. Kulaklar baştaki yerini almaya başlamıştır. Bu haftada baş, gövdeden daha büyüktür.

***

Siz...
Rahmin genişlemesi ile birlikte vücudun ağırlık merkezi öne doğru kayar. Annenin vücudundaki bu değişim bel ağrısı şikayetlerine yol açar.

11-12. haftalar arasında ikili test denilen bebeğin ultrasonda ense kalınlığı ölçümü ve anne kanından ölçülen değerler ile bebekte oluşabilecek doğuştan kromozamal bozukluklar hakkında risk hesaplamaları yapılır.




--------------------------------------------------------------------------------


12. Hafta


Bebeğiniz...
Bebeğin boyu yaklaşık 61 mm ve ağırlığı yaklaşık 9-13 gramdır. Bebeğin tüm organları oluşumunu tamamlamış ve hacim olarak büyümeye başlamıştır. Bebeğin yüzü çok daha fazla insana benzemektedir. Bebek tarafından henüz kontrol edilemeyen kas hareketleri gelişmektedir. El ve ayaklarda tırnaklar ortaya çıkmıştır. Saç ve tırnaklar uzamaya başlar. Barsaklarda hareket başlamıştır.

***

Siz...
Hamilelik döneminde büyüyen rahim mesaneye baskı yapmaktadır. Bu da baskı hissine ve sık idrara çıkmaya neden olur. Bu haftada rahmin yükselmesi ile sık idrara çıkma ve baskı hissi yok olmaktadır. Fakat gebeliğin son döneminde tekrar görülecektir.

Bu haftalarda artan kan hacminden dolayı baş ağrısı şikayetleri çok sık olmaya başlar. Bu haftaya kadar yaşanan en sık şikayetler bulantılar ve yorgunluk hissi bu haftadan itibaren azalmaya başlar.

Hamilelikte mide bulantısı azaltmak için…


OP. DR. GÜLNİHAL BÜLBÜL
Hamilelerin en büyük sıkıntılarından biri de mide bulantılarıdır. Mide bulantıları gebeliğin 5.-6. haftasında başlıyor ve daha çok sabahları görülüyor. Bu bulantılar ilk 3 ay devam edip daha sonra azalıyor. Bulantıların şiddeti gebeler arasında farklılık gösterebiliyor.
Kusma çok şiddetli ve su kaybı fazla olduğunda yatak istirahatı ve bol sıvı tüketimi önemlidir. Özellikle bulantı ve kusmalarla geçen günlerde beslenememenin bebeğe hiçbir zararı yoktur. Bu dönemde bebek kendi beslenme kesesiyle yeterince beslendiği için anne adayının bu konuda kaygılanmaması gerekir.Her kadının bu dönemde kendi keşfiyle bulacağı, tolere edeceği, mide bulantısını azaltacak yiyecekler mutlaka vardır.

* Mideniz boş kalmasın; çünkü boş mide, bulantı hissini daha da kötüleştiriyor. Günde üç ana öğün yerine az miktarlarda ama sık aralıklarla yiyin.

* Aşırı yemek yemeyin.

* Yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalamayın.

* Sabah bulantıları için yataktan kalkmadan önce bir miktar tuzlu çubuk kraker yiyin. Birkaç dakika sindirilmesini bekledikten sonra yataktan yavaşça doğrulun.

* Sizi rahatsız eden koku ve tatlardan uzak durun. Portakal suyu, süt, kahve ve çay genellikle bulantıyı kötüleştirir.

* Susuz kalmayın, bol miktarda sıvı alın. Bunun için gazsız ve taze hazırlanmış içecekleri tercih edin.

* Sindirilmesi güç olduğundan bulantı meydana getiren yağlı ve kızartılmış besinlerden sakının.

* Bulantınızı artırabilecekleri için ilk üç ayda demir hapları kullanmayın. İlk üç ay için bunları almak zaten şart değil.

* İstirahat edin; stres ve yorgunluk bulantıyı kötüleştiriyor.

Evlerimizdeki sessiz tehlikeler




Evlerimiz küçük çocuklar için tehlikeli olabilecek unsurlarla doludur. Çocuğunuz temizlik maddelerini içebilir, süs bitkilerinin tadına bakabilir. Bu tehlikeleri bilmek tedbir almak için önemlidir.
Banyoda
Islak bez, sıcak su, makas, cam karpuz, lavabo seramiği, elektrikli ısıtıcı, sabun ve deterjan, tıraş bıçağı, elektrikli tıraş makinesi, ampul, çamaşır makinesi, şampuan, saç kurutucu, priz, ayna, şofben.

Oturma odasında
Elektrik anahtarları ve prizler, soba ve ısıtıcılar, avize, cam sepha ve cam eşya, muhtelif seramik eşya, bazı zehirli ev bitkileri (diffenbahia)

Çocuk odasında
Top, paten, patlayıcı oyuncaklar (maytap, çatapat vb.); vurucu oyuncaklar (ucu sivri oklar); küçük parçalı oyuncaklar, yayla kurulan oyuncaklar.

Depo alanları ve iş odasında
Üst üste dengesiz dizilmiş ağır nesneler (odun vb.); balta, keser, burgu, tornavida, testere, çekiç; tüm elektrikli hobi aletleri, av silahları, fişek, barut, kapsül; solvent (tiner, gazyağı vb.) ve boyalar; ısı yayan araçlar, (ütü, soba vb.).

Mutfakta
Kibrit, çakmak, tüpgaz; çatal, bıçak, tirbuşon; ağır metal tencere; tüm elektrikli ev aletleri; cam eşya, tabak-çanak, rende.