1 Ocak 2009 Perşembe

BAŞARIYA GİDEN YOL

Başarıya Giden Yol:
Başarıya ulaşabilmek için kendinizi aşmayı , kendinizi değiştirmeyi ve tekdüzelikten kurtulmayı istemelisiniz. Bunun sonucunda elde edeceğiniz başarının, size ne gibi maddi ve manevi katkılar yapabileceğini yazarak görmeniz gerekebilir. Bu hem o hedefe yönelik isteğinizi, hem de performansınızı olumlu yönde etkileyecektir.Bazı işleri yaparken, özellikle de normal günlük hayatın dışında bir aktivite gerçekleştirmemiz gerekiyorsa, bir miktar kaygı ve gerilim hissedebiliriz. Bir eyleme motivasyon için çok fazla olmamak kaydı ile kaygı gerekli bir durumdur.Karşılaştığımız bazı vücutsal ve duygusal sorunlar, belirtiler bir buzdağının suyun yüzünde kalan, gözle görülebilir belirtileridir. Oysa ki, o küçük gibi görünen sorun günlük yaklaşımlarla ne kadar giderilmeye çalışılırsa çalışılsın, derindeki asıl büyük sorunlar kitlesi etkisini hissettirmeye devam edecektir. Bu nedenle bugün yaşadığınız sorunların kökleri geçmişte yaşayıp ,unutmaya çalıştığınız, yüzleşmeyip üzerini örttüğünüz olaylarla ilgilidir. O yüzden eğer tek başınıza sizi derinden etkileyen bu sorunlarla yüzleşemiyorsanız, psikiyatrik yardım almalısınız. Bunlarla yüzleşmek ve çözüme yönelmek cesaret ister. Ancak düşünülmesi gereken şey bu sorunla yaşamak sizde ne kadar kapasite kaybına yol açmaktadır. Şu anki durumunuz sizi ne ölçüde mutlu ediyor.Altta yatan sorunları çözerek kendinizi değiştirmeye zorlarsanız kapasitenizin daha fazlasını kullanarak neler elde edebilirsiniz.Küçük sorunlar sizi yıldırmamalıdır. Bir tanrı olmadığınıza göre, sizin de yanlış yapmaya hakkınız var. Hedefleriniz ve planlarınız da zaman zaman duruma göre değişiklikler yaparak, esnek hareket etmeye gayret etmelisiniz. Bazen çevreden farklı tepkiler aldığınızda ve en ufak aksaklıkta , eğer bakış açınızı değiştirmezseniz moral bozukluğusıkıntı ve ümitsizlik içine girebilirsiniz. Hedefleriniz ne kadar gerçekçidir, ne kadar size uygundur bunu da düşünmelisiniz. Hiç üzülmeden, bir şeylerden fedakarlık etmeden ve yorulmadan hedeflerinize ulaşmak gerçek ötesi bir beklentidir. Gerek akademik ,gerekse mesleki, sosyal başarı zaman içinde kazanılır. Psikiyatrik tedaviler de böyledir. Tedavi süreci ilerleyince. tedavide ne kadar yol alabildiğinizi görebilirsiniz. Bunların hepsi maraton koşmak gibidir. Hayatın her aşaması ve anını yüz metre koşusu temposu ile koşamazsınız. Hayatın tüm bu alanları belirli bir tempo ile koşulur. Koşarken ne kadar koştuğunuzu anlayamazsınız, maratonda rakibiniz kendinizdir. Önemli olan başkalarını geçmek değil, kendinizin en iyi derecesini yaparak, maratonu tamamlayabilmektir.Temponuzda ve konsantrasyonunuzda azalmaların olması , vücudunuzun artık yorulduğu ve bakım gerektirdiği şeklinde bir ikazıdır size. Bu sese direnerek, vücudunuzu zorlarsanız, sizi ummadık bir yerde yolda bırakabilir.Adımlarınızı uygun hızda atmalısınız. Normalde 10-15 adımda ulaşabileceğiniz bir hedefe sıçrayarak 3 harekette ulaşabilirsiniz, ancak bu hareket tarzına alışık değilseniz risklidir ve sakatlanma olasılığı vardır. Burada olduğu gibi bir çırpıda yeni bir başarıya ulaşmak her zaman mümkün olmaz, hedeflerinizi yavaş yavaş büyüterek gerçekleştirmeye çalışın. Bu şekilde bir anda hedefinize ulaşamadığınızda da yıkılmamış olursunuz.Umutsuzluğa ve sıkıntıya düştüğünüzde daha önceleri karşılaştığınız ve içine düştüğünüz daha zor durumları düşünün. Sürekli olarak “ şu anki yaşadıklarınızdan çok daha zor olayları aştığınızı, artık o günlere göre daha kuvvetli, tecrübeli ve daha uygun koşullar içinde olduğunuzu, bu günleri aşmanın sizin için o günlere göre çok daha kolay ” olduğunu düşünün.Kendinizi bıkkın hissettiğinizde amaçlarınızı daha çok aklınıza getirmeye ve o konuda çalışın

DÜNYANIN HALİ

dünyanın Hali

Cerir'in rivayet ettiğine göre Leys der ki:
" Adamın bir Hz. İsa'ya arkadaş olur, ona "Senin yanında sana yoldaş olabilirmiyim" diye teklif eder. Teklifinin kabul edilmesi üzerine yola koyulurlar, bir nehrin kenarına varınca yemek molası için otururlar, yanlarında üç çörek vardır. İkisini yerler, birisi kalır, bu arada Hz. İsa nehre varıp su içmek üzere kalkar, su içip dönünce üçüncü çöreği bulamaz. Adama "Çöreği kim aldı" diye sorar, adam bilmiyorum diye cevap veri r.
Yemekten sonra arkadaşı ile birlikte yola koyulur. Yolda iki yavrulu bir geyik görürler. Hz. İsa yavrulardan birini çağırır, yavru Hz.İsa'nın daveti üzerine yanına gelince onu keser, etinin bir kısmını kızartarak yerler.
Yemekten sonra Hz. İsâ geyik yavrusunun kalıntılarına " Allah'ın izni ile canlanıp kalk" der, yavru da derhal canlanıp kalkarak oradan uzaklaşıverir.
Bu olay üzerine Hz. İsâ yoldaşına "Sana az önceki mucizeyi gösteren Allah için soruyorum, çöreği kim aldı?" der. Adam yine "Bilmiyorum" diye cevap verir.
Bir müddet sonra bir nehrin yanına varırlar, Hz. İsâ adamın elinden tutarak su üstünde yürürler, karşıya geçerler. Nehri aşınca Hz. İsâ "Az önceki mucizeyi sana gösteren Allah hakkı için sana soruyorum, üçüncü çöreği kim aldı?" diye sorar, adam yine "bilmiyorum" diye cevap verir.
Bir müddet sonra bir çöle varırlar ve otururlar. Hz. İsâ bir yere kum ve yoprak yığar, meydana gelen yığına Allah'ın izni ile "altın ol" der,yığın da altın olur. Hz. İsâ yığını üçe bölerek adama " üçte biri benim, üçte biri senin, öbür üçte biri de çöreği alanın " deyince adam "çöreği alan bendim" diye gerçeği itiraf eder.
Bunun üzerine Hz. İsâ "Altının hepsi senin olsun" diyerek ondan ayrılır.
Adam altının başında dururken çölde yanına iki yolcu gelir. Gelenler kendisini öldürüp altını almak isterler, adam "Onu aramızda üçe bölüşürüz, şimdi önce biriniz şehre varıp yiyecek bir şey alsın" diye teklif eder. Adamın teklifi kabul edilerek gelenlerden biri şehre gönderilir.
Şehre giden adam yolda giderken "Niye altını onlar ile bölüşeyim, alacağım yiyeceğe zehir katar, onları öldürürüm, böylece altının hepsi bana kalır" diye düşünür ve dediği gibi yapmak üzere şehirden aldığı yiyeceğe zehir katarak döner.
Altının Yanında kalanlar da "Niye ona altının üçte birini verelim, dönünce onu öldürür ve altını ikimiz paylaşırız" diye konuşurlar. Adam dönünce onu öldürürler, fakat yiyeceği yeyince de kendileri ölür, böylece altın çöl ortasında ve her üçünün ölüsünün yanıbaşında sahipsiz kalır.
Daha sonra Hz. İsâ'nın yolu olay yerine yeniden uğrar, durumu görünce yanındakilere "İşte dünya budur,ondan sakının" der.

ARTAN PİLAV

Artan Pilav

Yahya baba , II. Bâyezîd Hân zamanında , Edirne Bâyezid Külliyesi'nin aşçılarından biridir.. Arkadaşları hoşaf, kebap sebze, bakliyat pişirir. Ama onun ihtisası pilavdır. Mübârek işe giriştimi, ibadet ettiğini sanırsınız. Pirinçleri salavat getire getire ayıklar, yağını tekbirlerle eritir. Tuzunu Besmele ile , suyunu Fatihalarla salar. Zaman zaman gözünü yumar, enbiyayı, evliyayı aracı yapar, Allah'tan bereket arzular. Onun pilavı herkese yeter, hatta artar. Ancak o tek p irinç tanesine bile kıyamaz; artanı Tuna nehrine atar. Balıklar onun geleceği saati bilir, köprü başında toplanırlar. Kilerci, bakar pilav artıyor; pirinci aşçıya az vermeye başlar. Ama Yahya Baba bir kere bile "Bu prinç yetermi?" demez. Kilerci şaşkındır. Her gün pirinç miktarını biraz daha kısar ama pilav azalmaz, aksine çoğalır. Yine herkes doyar, Tuna'nın balıkları bile nasibini alırlar. Kilerci, bunu izah edecek tek kelime bilir: "Bu bir keramet!" Çok dener ve emin olunca Pâdişaha çıkar. "Bu Yahya Baba boş değil sultanım der, halbuki biz ona amele muamelesi yapıyoruz." Bâyeziîd-i Velî gönül ehlidir ve aşçı ile tanışmak ister. Kilerci ile bir plan yaparlar. O gün Yahya Baba'ya çok az, hatta gülünç denilecek kadar az pirinç verilir. O her zamanki gibi okur, âlemlerin Rabbi'nden Halil İbrahim bereketi diler. Pilavı çok lezzetli olur, üstelik kazanlara sığmaz. Yahya Baba artanları yine yüklenir, Tuna'nın yolunu tutar. Tam kepçeyi daldırıp balıklara atarken Padişah ortaya çıkar. "Ne oluyor bre der. Yoksa devlet malını israfmı edersin?" Yahya Baba tutulur kalır. Ancak balıklar kafalarını sudan çıkarıp; "Ayıp olmuyormu sultanım derler. Koca devletin artığını bize çok mu görüyorsun?" Yahya Baba öylesine mahçup olur ki, anlatılamaz. Utancından secdeye kapanır, Allah'a sığınır. Bâyezîd-i Velî onun kalkmasını bekler, ama geçmiş ola.... Mübarek çoktan rûhunu teslim edip kavuşmuştur rahmet-i Rahmana

KIŞ AYLARI İÇİN SAÇ BAKIM ÖNERİLERİ..

Kış ayları sadece cildin değil, saçların da zor dönemi. Soğuk, nem oranlarındaki
farklılıklar, merkezi ısıtma sistemlerinin olumsuz etkisi, hava kirliliği gibi faktörler biraraya gelince saçı gözle görünür şekilde yoruyor ve yıpratıyor. Ayrıca şapka, bere gibi aksesuvarlar saçları matlaştırıyor. Sağlıklı görünmesini zorlaştırıyor.

Bir başka etken de kadınların kışın saçlarıyla daha çok uğraşması. Araştırmalara göre yaz aylarında kadınların yüzde 47’si saçlarını yaptırırken, kışın bu oran yüzde 86’lara çıkıyor. Uzmanlar saçların kış koşullarında yaşadığı sorunları 3 sendromla tanımlıyor: Sahara, Depresif ve Şapka Sendromu. Sizinki hangisi?


Siz üşürken saçlarınız çöl iklimiyle kuruyorsa
Sahara Saç Sendromu’ndadır

Saçlarınız kışın kuruyorsa:
Evinizin nem oranını ayarlayın. Radyatörün üstüne, kap içinde bir miktar su koyarak bile nem seviyesini artırabilirsiniz.
Ekstra besleyici, vitaminli, nemi koruyan şampuanlar ve saç kremi kullanın.
Haftada en az bir kere besleyici bakım kompleksi kullanın. Bu, saçın derinlerine nüfuz ederek kaybedilen nemin yeniden kazanılmasını, saç yüzeyinin yumuşamasını sağlar. Saçlardaki sürtünmeyi azaltır.
Silikon içeren parlaklık artırıcı şekillendiriciler kullanın. Silikon saç üzerinde koruyucu bir tabaka yaratır. Nemin yıkamalar arasında saçta tutulmasını sağlar.
Sıcaklık veren şekillendirici aletler kullanmadan önce her zaman şekillendirici bir ürün kullanın. Böylece aletin verdiği sıcaklıktan saçınız daha az etkilenir. Kırılmayı azaltabilirsiniz.

Saçınız sönükse
Depresif Saç Sendromu’ndadır

Kış saçınızın da neşesini kaçırıyorsa:
Saç kurutma makinesini düşük devirlerde kullanarak veya elektrikli bigudi ve düzleştirici aletlerin kullanımını azaltarak saçınızın kurumasını ve güçsüzleşmesini bir ölçüde önleyebilirsiniz.
Saçınızı, ısı veren aletlerle şekillendirirken, şekillendirici ürünler uygularsanız zarar görme riski azalır.
Yetersiz beslenme de saçların sönük ve mat görünmesine neden olur. B ve C vitaminleri, Omega 3 yağları, selenyum ve çinko bakımından zengin yiyecekleri tüketmeniz saçınızın da beslenmesini sağlar.

Şapka taktığınızda ışıltısı kayboluyorsa
Şapka Sendromu’ndadır
Soğuktan korunmak için taktığınız şapka ve bereler, saçınızın gücünden ve ışıltısından çalabilir. Baş etmek için:
Şapka takmadan önce saçınızın kuruduğundan emin olun. Saçlarınız ıslak veya nemliyken şapka takmayın.
Saçlarınızı ezmeyecek yuvarlak ve rahat şapkaları tercih edin.
Saçlarınız orta uzunlukta ya da daha uzunluktaysa şapka takmadan önce gevşek bir at kuyruğu yapın. Böylece saç uçlarınızın şapkayla temasını azaltırsınız.
Şapka takmadan önce ipek bir eşarpla saçınızı sarıp sonra şapkayı takabilirsiniz. Bu saçınızı şapkanın dokusundan koruyacaktır.
Yün saç derisini tahriş edebilir. Yünlü şapkalar kullanmaktan kaçının.
Şapkanızın başınızı sıkmadığından emin olun. Sıkı bir şapka, saç derinizdeki kan dolaşımını engeller.
Yünlü şapka kullanıyorsanız düzenli olarak kuru temizleme yaptırın.

3 soruna, 3 öneri
Hekimlere gelen saç dökülmesi şikayetleri, çoğunlukla mevsimsel ve strese bağlı dökülmeler oluyor. Yaz günlerinin ardından, deniz, havuz ve bol güneşle mücadeleden yorulmuş, yıpranmış, dökülmeye eğilimli, matlaşmış, kırılgan ve hassas saçlarla ve sorunlarıyla başbaşa kalıyoruz. Dermatoloji uzmanı Melissa Eczacıbaşı’nın, saçlarda sık görülen sorunlara yönelik çözüm önerileri şöyle:

Yağlı saç: Aslında yağlı olan kısım saç derisi. Bu saçı da yağlandırıyor. Hacimsiz, yapışkan, düz, kolay şekil almayan ve şampuanladıktan sonra çabuk yağlanan saçlar. Baş etmek için, kullanılacak şampuanı çok dikkatli seçin. Yağı arıtmada etkili madde içermemeli. Saçlarınızı çok sık yıkamayın (günde en fazla bir kez). Saçları parmak ucuyla değil, avuç içiyle yıkayın. Çünkü parmak ucuyla masaj daha çok yağ üretilmesini tetikler. Saç kremi kullanılacaksa sadece saç uçlarına sürün. Yağlı saçların çok sık taranması doğru değil. Sık tarama bezleri harekete geçirerek yağlanmayı artırır. Mümkün olduğunca az toplayın. Kolay şekil alabilir şekilde kestirin.

Kepekli saçlar: Başetmek için kepeğe karşı etkili şampuanları kullanın. Saçı sık yıkayın ancak iyi durulayın.

Yıpranmış saçlar: Saçın gücünü, parlaklığını sağlayan protein yapı taşlarının eksik olması, saçların yıpranmış görünmesine neden oluyor. Yıpranmış saçlar, mattır. Daha az su çeker. Yüzeyi pütürlüdür. Yıpranma sonucunda saç incelir. Zor şekil alır. Elastikiyetini kaybeder. İklim kadar, kalitesiz saç boyası, röfle işlemleri, sık çekilen fön, sağlıksız fırçalar, hormonal dengesizlik, yanlış beslenme, stres de saçları yıpratan faktörler. Başetmek için, saçın tipine uygun ürünleri tercih edin. Matlaşan saçlar için mutlaka iyi bakım şart. Özellikle yaz aylarından yıpranmış çıkan saçlara, şampuandan önce besleyici bir ürün sürün. Sonra saç tipine uygun besleyici bir şampuanla devam edin.

Kepek yapan mantar
Her yüz kişiden 50’si kepek sorunundan şikayetçi. Kepek, üç etkenin birleşmesiyle ortaya çıkıyor: Saç derisindeki sebum (yağ), malassezia globosa adlı mantar ve tahriş. Malassezia globosa, saç derisindeki sebumdan beslenir. Atıklarıyla saç derisinin tahrişine yol açarak kepeğin belirtisi olan pullanmaya yol açar. Saçlar her gün yıkansa bile saç derisinde bu mantarın beslenebileceği kadar sebum kalır. Çünkü günde 1-2 gram (yılda 0,7 litreye yakın) sebum salgılarız.

Kepekle başetmede geçmişte akıl ve mantığı zorlayan yöntemler denenmiş. Sarmısak, kedi sidiği sürmek gibi... Ancak artık çok daha etkili şampuanlar var. Üstelik kolayca uygulanıyor. Kepekle mücadele eden maddeler ya mantarın kendisini yok eder ya cilt hücrelerinin daha kolay dökülmesine yardımcı olur. Bir kısmı da saç derisindeki sebum miktarını azaltır.

Kepek yapan mantarın gen haritası çıkarıldı
P&G Beauty’nin araştırmacıları ile birlikte çalıştıkları akademik uzmanlar, kepek ve diğer cilt rahatsızlıklarına yol açan mantar malassezia globosa’nın gen haritasını çıkardı. Beş yıllık araştırmanın sonucunda çıkarılan gen haritası, geleceğe yönelik tedavilerin yeniden şekillendirilmesinde rol oynayacak.

Gen haritasının çıkarılması, organizmanın nasıl çalıştığının en ayrıntılı biçimde ortaya dökülmesi anlamına geliyor.
P&G Beauty araştırmacısı Thomas Dawson, "Malassezia’nın tam gen haritasının çıkarılması, araştırmacılara mantarlarla insanların etkileşimini daha iyi anlamaları için olağanüstü fırsatlar doğuracak. Bunun yanı sıra kepeğe özel bilgilerin derlenmesini de kolaylaştıracaktır" diyor. Araştırmacılar söz konusu mantarın gen haritasını çıkarmak için yaklaşık 10 milyon insanın saç derisinde bulunabilecek miktara denk gelen 10 litre mantar yetiştirdiler. Malassezia’nın DNA’sını tamamen çözüp, ardından karmaşık bir yapboz gibi tekrar birleştirdiler.

KIŞIN CİLT BAKIMI NASIL OLMALI?

Soğuk kış ayları boyunca cilt bir çok olumsuz etkene maruz kalır.Bunlar cildin yıpranmasına,yaşlanmasına sebeb olur.
Cilt sağlığı kış aylarında daha bir önem kazanmalı,cildimiz için biraz daha fazla zaman ayırmalıyız.Neler yapmamız lazım?

Öncelikle ,kış aylarında cilt bakımı nasıl olmalı,
Kış aylarında cildinize daha fazla özen göstermeniz gerekir.kışın sert rüzgarları cildi tahriş etme ve kurutmasına sebep olurcildinizi haftada bir uygulayacağınız besleyici killi maskelerle koruyun.
Besleyici maske

Kil zengin içeriği ile cildi besliyor. Kil maskesi için 1 avuç kili 2 çorba kaşığı ılık su ve birkaç damla zeytinyağı ile sulandırıp, göz çevresi hariç tüm yüzünüze ve boynunuza sürün. Eğer cildiniz yağlı ise karışıma birkaç damla limon suyu ilave edin. Eğer kuru ise bir tatlı kaşığı bal ekleyip karıştırın. 5 dakika bekleyip ılık su ile durulayın.
nemlendirici krem kullanırken

Cildin suyla yıkanması sırasında bu yağsı madde ciltten yıkanarak uzaklaştırıldığı için cildinin nemini korumak güçleşir. Bu nedenle banyodan sonra cilt nemlendirici krem ve losyonların kullanılmasına ağırlık verilmelidir. Nemlendirici losyonlardan maksimum verim alabilmek için, bu ürünler banyodan hemen sonra henüz cilt ıslak iken ve kurulanmadan önceki ilk 3 dakika içinde uygulanmalıdır.

Bu sayede cilt üzerinde bulunan su damlacıkları krem tarafından tutulacaktır

sivilcelerden kurtulmak için maske tarifleri:

Ciltte sivilce oluşumunda kozmetik ürünlerin kullanımına dikkat edilmesi gerekir. Kullanılan ürünler sivilceyi besleyici özellikte olmamalıdırlar.

Sivilceleri sıkmak riskli bir uğraştır, iz kalabilir, iltihaplanma yayılarak artabilir.
Yine de sıkılmadan durulacak gibi değilse bunu çok dikkatli yapmakta fayda var.

* İlk önce deri buhara tutulmalıdır. Uygun bir kabın içine kaynar su dökün ve üzerine kuru ot ekleyin (papatya, aynı safa, nane veya civanperçemi bitkilerinden birini seçin), yüzünüzü kabın üzerine yaklaştırın ve kafanızın üzerine havlu kapatın. 7-10 dakika böylece bekleyin. Unutmadan, bu işlem öncesi el ve tırnaklar iyice temizlenmelidir, varsa alkolle durulanmalıdır. Bunları yapmazsanız sıktığınız sivilcenin yerinde çıban oluşabilir. Kaş yaparken göz çıkarmamak lazım.
* Deriyi buhara tutma işlemi tamamlandıktan sonra sivilceyi çok dikkatli bir şekilde sıkın.
Sivilceyi sıktığınız kısmı alkolle silin. Bir süre sonra gözenek sıkılaştırıcı maskeyi kullanabilirsiniz:

Cilt Maskesi tarifi (netten alıntı)

yumurta akı, 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz; hepsini çırpın, yüzünüze maske olarak uygulayıp 25 dakika bekletin, sonra yıkayın.
Veya bir başka maske tarifi: 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı maya, limon suyu, 1 tatlı kaşığı ılık su; hepsini karıştırın, yüzünüze sürün, 20-25 dakika bekletip yıkayın.

* Yağlı ciltler alkol içeren losyonla veya karışımla günde birkaç kez silinmelidir. Bunu özellikle dışarıdan eve geldiğiniz zaman yapmaya gayret gösterin.
* Haftada bir kez “tuzla tedavi” yapmayı deneyin. Banyodan sonra, pamuğu tuza batırın sonra yüzünüzü dairesel hareketlerle silin. Yüzünüzü yıkayın.

Sivilce tedavisi komplike bir şekilde gerçekleştirilmelidir, haricen kullanılan ürünler olduğu gibi, bazı ürünleri de dahilen kullanmalısınız. Sivilceden kurtulmak için öneriler:- Beyaz lilyumun taze çiçeklerini şişeye koyun, üzerine alkol eleyin, her akşam bu karışımla yüzünüzü silin.- Aloe yapraklarının suyunu kullanabilirsiniz. Aloe yapraklarını toplayın, yıkayıp 10 gün serin bir yerde saklayın. Sonra suyunu sıkın. Bu suyla yüzünüzü silin.- Huş ağacı tomurcuğundan yapılan kompres sivilcelerden kurtulmaya yardımcı olur. 1 yemek kaşığı huş ağacı tomurcuğunun üzerine bir su bardağı sıcak su ekleyip 10-20 dakika kaynatın. Soğuttuktan sonra yüzünüze uygulayın. Tomurcukları çay gibi demleyerek içebilirsiniz de. Huş ağacı yaprakları da kullanılabilir. Yıl boyunca çayını için ve sağlıklı olun. Bu çayla ayrıca saçlar da durulanabilir.- Sinirliotun taze sıkılmış suyuyla yüzünüzü silin, maske olarak kullanın.- 2 çorba kaşığı yabani çuha çiçeği köklerine 1 bardak kaynar su ekleyin. 1 saat bekleyin. Süzüp cildinizi bu çayla silin.-

CİLT TİPİNİZE GÖRE KORUNUN

Bazı insanlar kısa bir süre güneşlendikten sonra bronz bir tene kavuşurken, bazıları da birkaç dakika güneşin altında kaldıktan sonra kıpkırmızı bir tene sahip olurlar.

Bu nedenle güneşin cildiniz üzerindeki etkisini tespit edip buna göre bir korunma yöntemi seçmenizde yarar var.

1- Aşırı hassas ciltler
Beyaz bir ten, beyaz-sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar genelde bronzlaşamaz, güneşte kızarırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 5-10 dakikadan fazla kalmamalılar.

Güneşlenirken yüzlerine koruma faktörü 35, vücutlarına da koruma faktörü 30 olan ürünleri sürmeli, güneşin en yoğun olduğu saatlerde (11.00 - 16.00) asla şapkasız ve güneş gözlüksüz dışarı çıkmamalılar.

2- Hassas ciltler
Açık renk ten, sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar, çabuk yanmalarına karşın çok zor bronzlaşırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 10 - 20 dakikadan fazla kalmamalılar. Güneşlenirken yüzlerine ve vücutlarına koruma faktörü 20 - 30 olan ürünleri sürmeli, mutlaka suya dayanıklı ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 15 olan ürünleri kullanabilirler. Saat 11.00 - 15.00 arasında güneşe çıkmaktan kaçınmalılar.

3- Az hassas ciltler
Açık, pembemsi cilt, mavi veya yeşil gözler. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı başaramazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 15 - 25 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 10 olan ürünleri tercih etmeli ve saat 11.00 - 15.00 arasında gölgede veya şemsiye altında oturmalılar. Bronzlaşanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8 olan ürünleri de tercih edebilirler.

4- Normal ciltler
Buğday tenli, koyu sarı veya kumral saçlar, mavi, yeşil veya kahverengi gözler. Genelde çabuk bronzlaşır ve güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 20 - 30 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8, su sporları yaparken koruma faktörü 10 ve suya dayanıklı olan ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 6 olan ürünleri kullanabilirler.

5- Sorunsuz ciltler
Esmer ten, koyu kumral veya esmer saçlar, kahverengi gözler. Çabuk bronzlaşır ve güneş yanığı nedir bilmezler. Ama yine de güneşe ilk çıktıklarında 30 - 40 dakikadan fazla kalmamalılar. Sorunsuz bir cilde sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 6 olan ürünleri tercih edebilirler.

6- Alerjik ciltler
Cildin güneşe karşı alerjik olmasının nedeni; UVA ışınları ve serbest radikallerdir. Bu nedenle uzmanlar, güneşe karşı alerjik bir cilde sahip olanların, tatile çıkmadan üç hafta önce, haftada 2 - 3 kez solaryuma girmelerinde fayda olduğunu söylüyorlar.

Alerjik olan ciltler, güneşlenirken koruma faktörü 20 - 25 olan ürünleri tercih etmeliler. Özellikle omuz, burun ve ayak tabanlarına bol miktarda koruyucu krem sürmeli ve her saat başı bunu tekrarlamalılar.